|
12 Mayıs 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin tümünde Birmanya'yla ilgili haberler yer alıyor.
Birmanya'da kasırga felaketinin ardından, askeri cunta yardıma kapılarını araladı. Arama-kurtarma faaliyetlerine ise hâlâ izin verilmiyor. Guardian gazetesinin haberinde şu satırlar yer alıyor. "İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, mağdur durumdaki milyonlarca kişiye götürülecek uluslararası yardıma kapılarını sonuna dek açmadığı için ülkedeki askeri rejimi eleştirdi. Miliband, cuntanın tutumunu yakın gelecekte değiştirmemesi halinde, ölü sayısının çok daha fazla artabileceği tahmininde bulundu. Yardım kuruluşları da salgın hastalıklara karşı yardımların bölgeye acilen ulaşmaması halinde tasavvur edilemeyecek bir trajedi yaşanacağı uyarısı yaptı." Financial Times'ın haberinde de askeri yönetimin tutumuna eleştiriler yöneltilirken, Times cuntanın tutumunu daha da sertleştirebileceği yönünde bir takım söylentiler olduğuna işaret ediyor. "Birmanya rejiminin kapılarını tamamen kapatabileceği şeklinde söylentiler yayılmaya başladı. Birleşmiş Milletler çalışanları, eğer böyle bir şey söz konusu olursa, bunun binlerce kişinin ölümüne yol açacağını söylüyor." Birmanyalı gazeteci Aung Zaw'ın Guardian gazetesinde yayımlanan makalesinde de, eleştirilerin odağında askeri cunta var. "Batıl inançları çok kuvvetli olan Birmanyalılar, kasırganın ülkede yapılacak referandumu engellemek ve askeri rejimin istikrarını bozmak için ilahi bir müdahale olduğuna inanıyor. Ancak generaller bundan paçayı kurtarmışlar gibi. İlahi bir müdahale ya da değil, kasırga yine de ülkenin siyasi dinamiklerini değiştirdi ve rejimin anayasal sürecine darbe indirdi. Askeri rejimin gerçek renklerini dünyaya gösterdi. Birmanyalılar oy pusulaları değil, gıda, sığınacak yer ve özgürlüklerini istiyorlar." Hayalet şehir Independent muhabirlerinden Patrick Cockburn, Musul'da El Kaide'ye karşı Cumartesi günü başlatılan operasyon sürerken, kentin bir hayalet şehre döndüğünü yazıyor. Cockburn'e göre, bu günler Başbakan Nuri el-Maliki için oldukça kritik. "El-Maliki 25 Mart'tan bu yana Bağdat ve Basra'da askeri operasyonlar başlattı. Amerikalılar ve Kürtler, kendisini destekliyor. Cumartesi günü Bağdat'ın Sadr semtinde Mehdi Ordusu ile ateşkes anlaşmasına varılması hükümetin elini rahatlattı. Ancak Musul söz konusu olduğunda, hükümet karşıtlarının bir gün daha çarpışmak için nereye kadar geri çekildikleri bilinmiyor." Ateşkes önerisi Gazze Şeridi'ni felç eden ekonomik krizin aşılması için Hamas'ın ateşkes önerisini kabul etmesinin ardından, bugün gözler İsrail'de olacak. Mısırlı arabulucu Ömer Süleyman, bugün İsrailli yetkililere ateşkes için Hamas'ın taleplerini iletecek. Guardian gazetesinin konuyla ilgili haberinde Hamas'ın üst düzey isimlerinden Mahmud Zahar'ın açıklamalarına yer veriliyor. "Mahmud Zahar, ateşkes önerisini ekonomik krizi sona erdirmek için kabul ettiklerini belirtti. Zahar, Gazze ve Mısır arasındaki Refah geçiş kapısının Hamas'ın rakibi El Fetih'in temsilcilerinin de müdahil olmasıyla açılmasına da razı olduklarını ifade etti. Mahmud Zahar, İslami Cihad da dahil Gazze'deki tüm silahlı grupların ateşkes planını desteklediğine inandığını söyledi. Ateşkesin altı ay sürmesi ve sadece Gazze'yi kapsaması öngörülüyor." Kaygılı dönem Financial Times, Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu IMF'yle son stand-by anlaşmasının tamamlanmasının ardından kaygılı bir dönemin başladığını yazıyor. "Türkiye ile IMF arasındaki 10 milyar dolarlık anlaşma, haftasonunda tamamlandı. Böylece, ülke tam da ekonomi sıkıntılara doğru gidiyor gibi görünürken, ekonomik ve yapısal reform programı üzerindeki çapa kalkmış oldu. Anlaşmanın yerine hemen bir yenisinin geçmiyor olması, hem reform programı hem de Avrupa Birliği hedefinde sendelemeler olduğunu düşünen uzmanları kaygılandırıyor." Financial Times, başyazılarından birinde de Türkiye'ye yer veriyor. Gazete, Avrupa Kalkınma Bankası'nın Ankara'nın Avrupa Birliği'ne entegrasyonunda olumlu bir rol üstlenebileceğini yazıyor. "Batı, Türkiye'yle ilişkilerini başlıca öncelikleri arasında tutmalı. Türkiye'de modern bir İslam demokrasisinin kalkınmasını hem ülkenin kendisi, hem Avrupa ve hem de Orta Doğu için teşvik etmeli. Avrupa Kalkınma Bankası Batı ile Türkiye'nin ilişkilerinde belirleyici bir rol oynayamaz. Ama Avrupa Birliği'nin genişlemeden çektiği sıkıntıları düşününce, bir şekilde katkısı olabilir. Özellikle küçük ölçekli işletmeleri teşvik edebilir. Avrupa Kalkınma Bankası Türkiye'ye birkaç yıllığına yardım edebilecek durumdaysa, etmelidir." İstifa çağrısı Daily Telegraph gazetesinin manşetinde, Başbakan Gordon Brown'a artan muhalefet yer alıyor. Haberde, eski başbakan Tony Blair'in danışmanlarından Lord Levy'nin gazeteye yaptığı açıklamalar aktarılıyor. Levy, İşçi Partisi'ne desteğin büyük oranda düştüğünü gösteren kamuoyu yoklamaları karşısında, Brown'ın istifa seçeneğini değerlendirmesi çağrısı yapıyor. Gazetenin iç sayfalarında da eski başbakan yardımcısı John Prescott'un anılarını yazdığı kitaptaki satırlarına yer veriyor. Prescott, Tony Blair ve Gordon Brown'ın sürekli tartışmalarından gına getirdiğini ve Blair'e, "Neden Brown'u kovmuyorsun?" dediğini yazıyor ve "Kendi tuzaklarına düşmüşlerdi. Tony biliyordu ki, Gordon'ı kovmak İşçi Partisi'ni ikiye bölerdi." diyor. Tartışmalı yasa Guardian'ın manşetine yerleşen habere göre milletvekilleri yeni embriyoloji yasasına destek verecek gibi görünüyor. "Guardian'ın milletvekilleri nezdinde yürüttüğü ankete göre, milletvekilleri kürtajın daha sıkı kurallara bağlanması yönündeki talepleri reddedecek, ancak insan embriyoları üzerindeki araştırmaların sınırlarını genişletecek yasa tasarısını destekleyecekler. Görüşülen 109 milletvekilinin yarısından fazlası, halen 24 hafta olan yasal kürtaj süresinin düşürülmesine karşı çıkacak." Şampiyon Ferguson Manchester United'ın dün Wigan'ı 2-0 yenerek Premier Lig'in şampiyonu olması spor sayfalarının yanısıra, Independent'ın başyazılarından birinde de yer bulan bir konu. "Manchester United'a 10. kez şampiyonluğu kazandıran menejeri Alex Ferguson, dün İngiliz futbol tarihine adını en büyük klüp patronu olarak kazıdı. Manchester United'ın dünya çapında bir marka olmasının getirdiği büyük ticari gücüne karşın, futbol sahasında başarı kazanmakla yükümlü kişilerin bu denli baskı altında çalışmak zorunda oldukları böylesi bir dönemde 10. kez şampiyon olmak yine de hayret verici bir başarı." | İlgili haberler 8 Mayıs 2008 Basın Özeti08 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 7 Mayıs 2008 Basın Özeti07 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 6 Mayıs 2008 Basın Özeti06 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 5 Mayıs 2008 Basın Özeti05 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 4 Mayıs 2008 Basın Özeti04 Mayıs, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||