BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 23 Şubat, 2007 - TSİ 07:46
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
23 Şubat 2007 Basın Özeti
Hafta içinde Guardian gazetesi'nin duyurduğu anket seçmenlerin "Şimdi genel seçim düzenlenmiş olsa, Muhafazakarlar, İşçi Partisi'ni ezici çoğunlukla geçerek galip gelecekti." görüşünü ortaya koymuştu.

İngiltere gazeteleri

Aynı ankete göre Başbakan Blair'in ardından genel seçimlere dek görevi devralması beklenen Maliye Bakanı Gordon Brown, Muhafazakar Parti lideri David Cameron karşısında kamuoyunu ikna etmekte etkili olabilmiş değil.

İşte muhafazakar kesimin temsilcisi görülen Daily Telegraph gazetesi de haftanın son gününde You Gov şirketiyle ortaklaşa yaptığı yeni bir kamuoyu araştırmasını ilk sayfadan duyuruyor:

Gordon Brown Muhafazakar Parti lideri David Cameron karşısında iyi bir başbakan modeli çizemiyor.

Brown'ın ekonomi politikaları açısından da şöhreti azalmaya başladı. Muhafazakarların İşçi Partisi'ne göre şimdi ekonomiyi daha iyi yönetecekleri görüşü hakim.

Ankete katılanlardan Muhafazakar Parti'yle İşçi Partisi arasında seçim yapmaları istendiğinde aradaki fark 5 puan. Ancak Brown ile Cameron karşılaştırıldığında bu fark 9 puana çıkıyor.

Çekilme takvimi

İngitere gazetelerinde kuşkusuz hafta başından bu yana en fazla tartışılan bir diğer konu, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Irak'ın güneyindeki Basra kentinde bulunan İngiliz askerlerin çekilme takvimini açıklamış olması.

Blair Çarşamba günü 1500 askerin Nisan ayına dek ülkeye dönmüş olacağını, 5500 askerin de 2008'e dek Irak'ta kalacağını açıklamıştı.

Ancak Independent gazetesinin deneyimli muhabirlerinden Patrick Cockburn, Basra'daki İngiliz askerlerin Blair'in söylediği gibi güvenliği Irak güçlerine devredecek aşamadan çok uzakta olduklarını vurguluyor.

Irak uzmanlarına göre Blair'in bu hafta yaptığı "İngiliz birliklerinin kısmen Irak'ın güneyinden çekilecekleri" yolundaki açıklama, yerel düzeyde güvenliğin ilerlemiş olmasından değil, siyasi ve askeri yenilgiden kaynaklanıyor.

Washington merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün seçkin araştırmacılarından Anthony Cordesman, "İngiltere'nin Irak bozgunu" başlıklı yorumunda, İngiliz güçlerinin Basra'daki kontrolü 2005'in ikinci yarısından itibaren kaybetmeye başladıklarını söylüyor.

Cordesman'a göre belki İngiliz birlikleri, 2004'te, Basra ve Maysan eyaletlerinde bazı taktik başarılar sağladılar ama bölgeden çekildikten sonra, İslamcı militanların siyasi ve yerel nüfuz elde etmelerini de engelleyemediler.

Bunun sonucunda, Irak'ın güneyi, uzun dönemdir Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi, yani Sadr yanlısı militanların kontrolünde.

Daily Telegraph manşetten yer verdiği haberde, İngiltere'de Irak'ın işgaline ilişkin bir soruşturma açılacağını, ancak bunun için Başbakan Tony Blair'in görevden ayrılmasının bekleneceğini yazıyor.

Hükümet Irak'ın işgali sırasında alınan kararlara ilişkin bir soruşturma başlatma kararı aldı.

Ancak bazı bakanların açıklamasına göre bunun için Tony Blair'in bu yaz Başbakanlık görevinden ayrılması beklenecek.

Bazı yorumcuların, "İngiltere'nin dış politikada yaptığı en ciddi hatalardan biri olarak görülen Süveyş krizinden bu yana en büyük yanlışı" olarak nitelediği Irak'ın işgaline ilişkin soruşturma başlatılması yolunda baskılar giderek artıyor.

Blair'in Irak'ın işgali ve öncesinde aldığı kararlar Lordlar Kamarası'nda gündeme geldi. Muhafazakar Parti dönemlerinde dışişleri bakanlığı yapmış olan Lord Hurd ve Lord Howe, savaşın İngiltere'nin uluslararası duruşuna zarar verdiğini söyledi.

İşçi Partisi'nin Avam Kamarası Grup Başkanı Jack Straw ise uygun bir zamanda soruşturma açılması sözü verdi.

Guardian gazetesi ise" Straw soruşturma sözü verdi ama Blair hala Irak savaşının gururu içinde" diye yazıyor.

Guardian'a göre, BBC radyosunda yayınlanan prestijli sabah programı Today'e katılan Blair, hükümetinin sınırları ötesinde bir savaşa dahil olmasından dolayı gurur duyması gerektiğini, çünkü bunun sonucunda diktatörlerin yönetimine son verildiği ve dünyanın daha iyi bir yer olduğunu söyledi.

Blair, Irak'taki durumun korkunç olduğunu kabul ederken, İngiltere'nin eski Bağdat özel temsilcisi Jeremy Greenstock'un "koalisyonun Irak'ın yeniden inşasını doğru dürüst planlamadığı" yolundaki sözlerini ise reddetti.

‘İran’a yaklaşım hatalı’

Guardian ayrıca Tony Blair'in mülakatı sırasında "Birleşmiş Milletler'in Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya almakta başarısız olduğu açıklamasını yaptığı gün, İngiltere'nin İran'a yönelik bir askeri harekat taahhüdü altına sokmayacağını da en açık şekilde ifade ettiğini belirtiyor.

Financial Times gazetesinin yorum sayfalarında ise Amerika Birleşik Devletleri'nin Tahran'a yaklaşımı eleştiriliyor.

Financial Times, Amerika'nın önce haklarından vazgeç ondan sonra tartışalım politikası işe yaramaz" görüşünü yansıtıyor.

Amerika, Tahran'a yönelik yaptırımlar konusunda bastırıyor ve müzakereler için uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin askıya alınmasını şart koşuyor. Bu tarz bir yaklaşımın bir kaç sorunlu noktası var.

Öncelikle İran’ı uluslararası toplumdan dışlamak için Güvenlik Konseyi'nde ve Amerika'yla Avrupalı müttefikleri arasında uzlaşma gerekiyor. Şu aşamada bu mümkün görünmüyor.

Amerika ve İran, 1979 devriminden bu yana iletişim kurmuyorlar. Ama şu anda önemli olan, başarı şansı olan bir siyaset geliştirmektir. Bunun ilk adımı da işe yaramayan politikalardan derhal kurtulmaktan geçiyor.

Financial Times, bu politikaları "askeri harekat" ve "yaptırım tehdidi" diye tanımlıyor.

Bush yönetimi'nin Tahran'ı önce haklarından vazgeçmeye sonra görüşme masasına oturmaya çağırması, ne İran'ı ne de Amerika'nın müttefiklerini harekete geçirir. Amerika Birleşik Devletleri eğer daha büyük bir tehdit olan Sovyetler Birliği'yle yapabildiyse, muhakkak İran'la da iletişim kurabilir.

İsraillilerin AB hayali

Independent gazetesi, Alman Konrad Adenauer Vakfı'nın Kudüs bürosunun yaptığı bir kamoyu araştırmasını sayfalarına taşımış. Buna göre her dört İsrailliden üçü Avrupa Birliği'nin parçası olmak istiyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 10'undan fazlası, Avrupa Birliği ülkelerinden herhangi biri kendilerine vatandaşlık verdiği takdirde, İsrail'i terkedebileceklerini söylüyor.

İsraillilerin ilk tercihi Almanya, ikinciyse İngiltere. Bu anket, bir anlamda İkinci Dünya Savaşı ve Yahudi Soykırımı döneminin etkisinden sıyrıldıklarının göstergesi.

Araştırmanın bir diğer bulgusu ise Avrupa Birliği dönem Başkanı Almanya'nın başbakanı Angela Merkel'in İsraillilerin Almanya'ya ve Avrupa'ya ısınmalarında önemli rol oynadığı yönünde.

Zira ankete katılanların yüzde 60'ı Merkel'in Almanya'nın ilk kadın başbakanı olarak göreve gelmesinin, ülkenin dünya genelindeki imajını olumlu etkilediği görüşünü dile getirmiş.

İlgili haberler
19 Şubat 2007 Basın Özeti
19 Şubat, 2007 | Basın Özeti
18 Şubat 2007 Basın Özeti
18 Şubat, 2007 | Basın Özeti
16 Şubat 2007 Basın Özeti
16 Şubat, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik