BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 02 Kasım, 2006 - TSİ 07:59
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
02 Kasım 2006 Basın Özeti
Daily Telegraph, yazar George Orwell'in 1984 adlı romanındaki 'gözetleme'' vurgusuna gönderme yaparak İngiltere'nin ''büyük biraderin izlediği gözetleme toplumuna dönüşmekte'' olduğu uyarısında bulunuyor.

İngiltere gazeteleri

Independent gazetesi de, iç sayfalarından duyurduğu haberde, İngiltere'de hem devletin hem de özel şirketlerin, insanların özel yaşamından tüketim alışkanlıklarına kadar çok geniş yelpazede bilgi toplamakta olduğunu aktarıyor.

Independent'a göre, bilgi toplama yöntemleri özetle şöyle:

''Binaları, mağazaları gözetlemek amacıyla kameralar yaygın olarak kullanılıyor. Araç plakalarını ve insanların yüzlerini tanıyan otomatik sistemler geliştiriliyor. Bilgisayar yazılımlarıyla insanların alışveriş alışkanlıkları analiz edilerek, şirketlere satılıyor.''

''Şartlı tahliye kapsamında serbest bırakılanlar elektronik cihazlarla izlenebiliyor. Polis gözaltına alınanlardan DNA örnekleri toplayıp depoluyor. Telefon konuşmaları ve internet kullanımı; İngiliz ve Amerikan istihbarat servisleri tarafından anahtar sözcük taramasıyla izleniyor.''

Independent, hükümetin biyometrik yöntemlerle yani, parmak iziyle retina taramaları sonucu elde edilen kişisel bilgileri içeren kimlik kartları hazırlamayı planladığını anımsatıyor.

Hükümet bünyesindeki enformasyon komisyonunun bir grup akademisyene hazırlattığı rapordan bir kaç dikkat çekici istatistikler ise şöyle:

''İngiltere'de dört milyondan fazla kapalı devre televizyon sistemi var. Yani 14 kişi başına bir kamera düşüyor. 26 milyondan fazla bireyin kişisel bilgilerini, tüketim alışkanlıklarını analizini yapan bilgi paylaşımı konsorsiyumuna üye 216 şirket var.''

''Parmak izlerinin toplandığı veri tabanında 6 milyon kişinin bilgileri bulunuyor. İngiltere'de bir kişi, günde 300 kamerada görünebilir.''

'Blair'in tuhaf zamanlaması'

İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Şam'a Suriye lideri Beşar Esad'la görüşmek üzere bir temsilci göndermesi bu sabah gazetelerde geniş şekilde işleniyor.

Guardian; İsrail ve Washington'un Londra'nın barış girişimine soğuk baktıklarını vurgularken, Simon Tisdall da yazısını bu konuya ayırmış.

Guardian yazarı, Blair'in tuhaf bir dönemde Şam'ın kapısını çaldığını savunarak, geçen yıl Lübnan'dan askerlerini çekmek zorunda kalan Beşar Esad yönetiminin; Irak'taki gelişmeler ve Hizbullah'ın Lübnan savaşında İsrail'a karşı zafer ilanı ardından hem siyasi hem de taktik seçenekler açısından daha güçlü olduğunu kaydediyor.

Blair'in temsilcisinin Şam'a gittiğinde ''bırakın politika dayatmayı'' gündem belirleme konumunda bile olmadığını vurgulayan Tisdall özetle şunları savunuyor:

''İlişkilerin geliştirilmesi İran'ın tecrit edilmesine, Hamas için de görüşlerini yumuşatması baskısına yardımcı olabilir. Ama Washington'daki sertlik yanlıları Suriye'nin yakınlaşmasına karşı çıkacaklardır.''

''Cumhuriyetçilerin Dick Cheney kanadı ve yeni muhafazakarlar, bu durumu Bush'un demokrasiyi yayma stratejisinin ''özgürlük doktrini''ne ihanet olarak yansıtacaklardır.''

''Blair açısından Suriye girişiminin zamanlaması ise, daha çok yaklaşan görevden ayrılış süreci ve bu kadar savaştıktan sonra barışçı bir miras bırakma umuduyla ilintili. Aceleciliğini paylaşan pek az kişi var. Her zaman olduğu gibi Orta Doğu'nun esas aktörleri daha uzun bir oyun oynuyor.''

'Çin Afrika'yı ağırlıyor'

Times gazetesi, Çin'in bu haftasonu Pekin'de ev sahipliği yapacağı Afrika zirvesini irdelediği yorum yazısında; ''Batı'nın Çin'in açıksözlü yaklaşımından alacağı dersler var'' diyor.

Yazıyı kaleme alan diplomasi editörü Richard Beeston, ''çatışmalar, yoksulluk ve hastalıklarla boğuşan Afrika kıtasının Çinlilerin gelişine, yarım yüzyıl önce sömürgeci Avrupalıların gidişindekine benzer bir umutla bakmasına şaşırmamak gerek'' görüşünde.

Pekin yönetimin Afrika'da yollar inşa ettiğini, kullanılmayan madenleri işler hale getirdiğini; pas tutan altyapı tesisler ve ekonomik çöküşlerin sembolü olan kıtada şimdi dev projelerin yaşama geçirildiğini vurgulayan Beeston, Afrikalı bir diplomatın ''Çin, yoksulluğun tarihe gömülmesi konusunda G-8'den daha fazla iş yapıyor'' görüşünü aktarıyor.

''Angola 2.5 milyar dolar borç istediğinde Uluslararası Para Fonu'nun sert koşullarıyla karşılaşınca Çin devreye girdi, soru sormadan parayı sağladı.''

''Karşılığında da Afrika'nın zengin enerji ve maden kaynaklarından büyük pay kaptı'' diyen Richard Beeston; ancak Çin'in; ülkelerindeki uygulamaları nedeniyle Batı'nın ve insan hakları gruplarının hedefinde olan Sudan ve Zimbabve yönetimleriyle işbirliğinin kaygı yarattığını aktarıyor.''

Times yazarı, ''Ama sonunda Çin ve Batı, uyguladıkları politikayı harmanlayıp bir strateji geliştirebilirler'' diyor ve şöyle devam ediyor:

''Batı'nın Afrika'nın kalkınması konusunda kendisinin dayatmacı, bürokratik yardım programlarıyla milyarlarca doları israf ettiği uygulamalarına karşılık Çin'in dobra dobra yaklaşımından öğreneceği şeyler var.''

''Çin, uzun dönemli yatırımlarının, yolsuzluğa bulaşmış diktatörlerdense;; daha dürüst, istikrarlı ve demokratik yönetimleri destekleyerek güvence altına alınacağını öğrenebilir.''

''Çin ve Batı'nın Afrika'ya yönelik yaklaşımları, Pekin'in nüfuzunun her geçen gün artmakta olduğu dünyanın geri kalanında önemli etkiler yapacaktır.''

Scorsese Rolling Stones'un belgeselini çekiyor

Guardian'ın haberine göre, dünyaca ünlü yönetmen Martin Scorsese, yine dünyaca ünlü rock grubu Rolling Stones hakkında bir belgesel çekiyor:

''Önemli filmlere ve son olarak da Bob Dylan belgeseline imza atmış olan yönetmen Martin Scorsese, Rolling Stones hakkında bir belgesel film çekimine başladı. Filmin gelecek yıl gösterime girmesi planlanıyor.''

''Dünya turunun New York ayağında Rolling Stones'un pazar günü ve önceki akşam verdiği konserler Scorsese'nin ekibi tarafından kaydedildi. Rolling Stones'un konser verdiği en küçük salonlardan biri olan, 2 bin 800 kişilik Beacon Theatre'daki konser çekimlerinin belgeselin ana unsurlarını oluşturması bekleniyor.''

''Konsere giden Rolling Stones hayranlarından bazıları ise kameraların yerleştirilme düzeni nedeniyle konseri yeterince izleyemediklerinden yakınıyor.

''Ortaya nasıl bir eser çıkacağını muhtemelen 64 yaşındaki yönetmenden başka kimse bilmiyor. Projeyle ilgili hiçkimse şu ana kadar herhangi bir açıklama yapmış değil.''

İlgili haberler
31 Ekim 2006 Basın Özeti
31 Ekim, 2006 | Basın Özeti
30 Ekim 2006 Basın Özeti
30 Ekim, 2006 | Basın Özeti
29 Ekim 2006 Basın Özeti
29 Ekim, 2006 | Basın Özeti
27 Ekim 2006 Basın Özeti
27 Ekim, 2006 | Basın Özeti
26 Ekim 2006 Basın Özeti
26 Ekim, 2006 | Basın Özeti
25 Ekim 2006 Basın Özeti
25 Ekim, 2006 | Basın Özeti
24 Ekim 2006 Basın Özeti
24 Ekim, 2006 | Basın Özeti
23 Ekim 2006 Basın Özeti
23 Ekim, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik