BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 01 Kasım, 2006 - TSİ 10:15
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
01 Kasım 2006 Basın Özeti
Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'ye ilişkin ilerleme raporunu yayımlamasına bir hafta kala, dönem başkanı Finlandiya'nın, Kıbrıs konusunda tarafları hafta sonu bir araya getirme girişimi İngiltere basınının iç sayfalarında duyurduğu haberlerden.

İngiltere gazeteleri

Guardian, Finlandiya'nın olağanüstü toplantı girişiminin Avrupa Birliği Türkiye ilişkilerinde bozulmayı önleme amacı taşıdığını aktarırken; beklentilerin pek de iyimser olmadığını yazıyor:

''Brüksel'deki diplomatlar bu hafta sonu bir anlaşmadan umutlu değil. Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılmaması; komisyon raporunun kasvetli bir içerik taşımasına yol açacak; bu gelişme de, aralıkta Avrupa Birliği liderlerinin yapacağı zirvede bir kriz yaşanacağının garantisi olacak.''

Financial Times ise, başyazısında Türkiye'nin Avrupa Birliği yolculuğunda bir çarpışma güzergâhında olduğunu belirterek, tarafları şöyle eleştiriyor:

''Türkiye ile Avrupa Birliği, müzakerelerin sona ermesine neden olabilecek bir tren kazası konusunda uyurgezer bir görüntünün bütün alametlerini sergiliyorlar.''

''Bu gelişme, birliğin yeni üyelere kapalı olmasını isteyen bazı üyeler tarafından memnuniyetle karşılanabilir, ama Avrupa Birliği açısından stratejik bir başarısızlık, Türkiye içinse tam gelişmiş, modern bir ulus olma heveslerine darbe olacaktır.''

Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'ye ilişkin ilerleme raporunun taslağında; en geç aralık ayına kadar Ankara Brüksel hattında bir çarpışmanın meydana gelebileceği değerlendirmesine yer verildiğini aktaran Financial Times, ilişkilerde siyasi kadercilik ve diplomatik ihmal karışımı bir havanın hâkim olduğu görüşünde.

Gazete, Ankara ve Brüksel'in karşılıklı olarak birbirlerini suçladıklarını aktarıp şöyle devam ediyor:

''Şimdi her iki tarafın bir an için durup tehlikeye attıkları şeyin ne olduğunu tartmaları gerek. Türkiye'yi kucaklamak Avrupa Birliği'nin 'yumuşak gücünün cazibesinin'' en zorlu sınavı olacaktı.''

''Batı ile İslam dünyası arasında çatışmaların kronik hale dönüştüğü bir dönemde, Türkiye projesinin hedefi İslam'la demokrasi arasındaki evliliğin yeşerebileceğini göstermektir.''

''Hıristiyan demokratların Avrupa'da geçirdikleri sürece benzer bir şekilde, Müslüman demokratların ortaya çıkması; pek de küçümsenecek bir ödül değildir.

''Türkiye açısından ise, Avrupa projesi yalnızca reformun bir motoru olmakla kalmayıp, siyasi birlikteliğin tutkalı demektir'' görüşünü dile getiren Financial Times, şu değerlendirmeyi yapıyor:

''Avrupa Birliği üyeliği, Türkiye halkının; cumhuriyetin laik mirasının koruyucusu Atatürk'ün ordusu ve Avrupa'yı, yalnızca Türkiye'nin hedefi olarak değil, aynı zamanda generallere karşı bir kalkan olarak da gören Erdoğan'ın yeni İslamcı hükümetinin ortak arzusudur.''

''Şimdi bunların hepsi, Türkiye'nin doğu ve güney sınırlarında istikrarsızlık tehdidinin yaşandığı bir dönemde risk altında.''

Türkiye'nin reformların daha fazlasını yapabileceğini ve yapması gerektiğini vurgulayan Financial Times, 301. madde gibi bir düzenlemenin Avrupa Birliği'ne üyelik isteyen bir ülkenin ceza yasasında yeri olmadığını savunuyor.

Kıbrıs konusunda da adil bir uzlaşmaya varılması için Avrupa Birliği dönem başkanı Finlandiya'nın desteğe ihtiyacı olduğunu kaydeden Financial Times, başyazısını şöyle noktalıyor:

''Her şeyden önce de Türkiye sonunda birliğe katılsa da katılmasa da tam üyelik vaadini içeren müzakere sürecinin dürüstlüğü korunmalıdır. Bunun daha gerisinde bir gelişme, kapıyı Türkiye'nin yüzüne çarpmak demektir.''

'Bağdat içten ve dıştan kuşatılmış'

Bu sabah ''Bağdat kuşatma altında'' manşetiyle çıkan Independent, Irak'taki karamsar tabloyu ortaya koyuyor.

Irak konusundaki uzman gazetecilerden Patrick Cocburn, Irak'ın parçalanma tehlikesinin giderek güçlendiğini yazıyor:

''Sünni direnişçiler Bağdat'ı Irak'ın diğer bölgelerine bağlayan yolları kesti. Ülke parçalara ayrılmış durumda.''

''Milisler, kentin kuzeyi ve güneyindeki köyleri ve kasabaları ele geçirmek için kanlı bir mücadeleye girişmiş durumda. Irak'ı güçsüz polis ve ordu değil, Şii ve Sünni milisler kontrol ediyor. Amerikalı ve İngiliz siyasi liderler, Irak'taki krizdeki sorumluluklarını tartışırken, ülke parçalanmaya doğru ilerliyor.''

Patrick Cockburn'un haberinde sözünü ettiği siyasilerin sorumluluğu tartışması dün İngiltere parlamentosunda yaşandı.

Muhalefet, Irak savaşı öncesi ve sonrasına ilişkin bir soruşturma talebinde bulunmuştu. Ancak bu talep iktidardaki İşçi Partililerin oylarıyla reddedildi.

Guardian yazarı Simon Jenkins, oylamanın parlamentonun demokratik işleyişini teslimiyetine işaret ettiğinin altını çiziyor.

''İngiltere Parlamentosu tanrının diktatörlüğe bir lütfu. Mutlak iktidara sahip olsaydım ben de bir tane isterdim'' diyen Jenkins'in yazısını su satırlarla noktalıyor:

''Parlamento Irak meselesini, hükümetin yaklaşımına benzer bir şekilde, İngilizlerden önce Washington'un çözmesi gereken Amerikalıların bir sorunu olarak görüyor.''

''Blair, Bush'un açıkta kalan diplomatik kanadını kapatmak için bir ordu sağladı. Eğer Amerikan Kongresi'ndeki soruşturma Bush'u kurtarırsa, parlamento benzer bir durumun İngiltere'de de yaşanacağını umuyor. Anlaşılan stratejileri bu. Ama bence bu çok küçük düşürücü bir durum.

Şam'a gizli İngiliz ziyaretçi

Financial Times'ın haberine göre, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Suriye'ye dönük gizli bir diplomatik girişim başlattı. Ayrıntılar şöyle:

''Washington tarafından pek de iyi karşılanmayabilecek bu girişim kapsamında Blair, bu hafta en üst düzey dış politika danışmanlarından Sir Nigel Sheinwald'ı Şam'a gönderdi.''

''Başbakanlık ve Suriye hükümeti, Sheinwald'ın Suriye lideri Beşşar Esad'la pazartesi günü bir araya geldiğini doğruluyor. İngiliz yetkililer, ziyaretin Suriye'ye karşı stratejilerinde bir değişime işaret etmediğinde ısrarlı.''

''Blair, 'back channel' olarak adlandırılan bu tür gayrı resmi temasları Suriye rejiminin İsrail’le Orta Doğu barış görüşmelerinde yapıcı bir rol oynama arayışlarında ciddi olup olmadığını anlamak için kullanmak istiyor.

Londra Olimpiyatları'na darbe

Daily Telegraph, manşetinden duyurduğu haberinde 2012 yılında Londra'da düzenlenecek olimpiyatlara dev bir darbe vurulduğunu savunuyor:

''Dev inşa projelerinin eşgüdümünden sorumlu Amerikalı danışman Jack Lemley, iki hafta önce görevinden istifa etmişti.''

''Lemley Amerikan basınına yaptığı açıklamalarda, Londra'daki projelerin zamanında bitirilememesinin muhtemel görüyor ve maliyetin de siyasi müdahaleler nedeniyle kontrol dışına çıkmakta olduğunu söylüyor.''

''Parlamento bünyesinde oluşturulan partiler üstü olimpiyat komitesinin başkanı İşçi Partili Derek Wyatt'a göre Lemley'in açıklamaları yüzeysel ama maliyetin tahminlerin üzerine çıkması muhtemel.''

'''Atina, Sidney, Atlanta ve Barselona’ya bakın' diyor İşçi Partili milletvekili ve ''oralarda da maliyetin öngörülenin iki katına çıktığını göreceksiniz'' diye de devam ediyor.''

İlgili haberler
31 Ekim 2006 Basın Özeti
31 Ekim, 2006 | Basın Özeti
30 Ekim 2006 Basın Özeti
30 Ekim, 2006 | Basın Özeti
29 Ekim 2006 Basın Özeti
29 Ekim, 2006 | Basın Özeti
27 Ekim 2006 Basın Özeti
27 Ekim, 2006 | Basın Özeti
26 Ekim 2006 Basın Özeti
26 Ekim, 2006 | Basın Özeti
25 Ekim 2006 Basın Özeti
25 Ekim, 2006 | Basın Özeti
24 Ekim 2006 Basın Özeti
24 Ekim, 2006 | Basın Özeti
23 Ekim 2006 Basın Özeti
23 Ekim, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik