|
4 Mart 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinden Financial Times, Amerikan Savunma Bakanlığı'na ekstra savaş bütçesi verileceğini yazıyor.
Gazeteye göre, Amerikan Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçi üyeleri Afganistan ve Irak'ta için Savunma Bakanlığı'na, Başkan Bush'un talep ettiğinden iki milyar dolar daha fazla kaynak sağlanması için harekete geçiyor. Gazete, Cumhuriyetçi siyasetçilerin bunun karşılığında, Afganistan'da yeniden imar çalışmalarında kesinti yapılmasının talep ettiğini belirtiyor. Başkan Bush'un Amerikan Kongresi'nden Afganistan ve Irak savaşları için yaklaşık 82 milyar dolar ek bütçe talebinde bulunduğunu yazan gazete, bu talep onaylanırsa Beyaz Saray'ın iki savaş için yaptığı harcamanın 300 milyar doları bulacağını kaydediyor. Guardian ise Nikaragualı bir akademisyene eski Sandinista gerillalarıyla ilişkisi yüzünden Amerika'ya giriş vizesi verilmediğini bildiriyor. Gazete, yakın dönem Latin Amerika tarihinin en tanınmış isimlerinden biri olan Dora Maria Tellez'in, Amerika Birleşik Devletleri'nin en seçkin üniversitelerinden biri olan Harvard'da kendisine verilen profesörlük görevine başlamak üzere Amerika'ya giriş başvurusu yaptığını ancak başvurunun geri çevrildiğini kaydediyor. 1979 yılında zamanın Nikaragua diktatörü Somoza'yı deviren Sandinista hareketinin üyesi olan Tellez'e 'teröre bulaştığı' gerekçesiyle vize verilmediğini belirten gazete, kararın akademisyen ve yazarların tepkisini çektiğini bildiriyor. Tellez'in geçmişte Amerika'ya bir çok kez giriş-çıkış yaptığını belirten Guardian, son başvurunun geri çevrilmesinin, adı Nikaragua'da Sandinista yönetimine karşı yürütülen 'kirli savaşla' birlikte anılan bir kişi olan, John Negroponte'nin Başkan Bush tarafından Amerika'nın istihbarat üst sorumlusu atandığı bir sıraya rastladığına dikkat çekiyor. Karaya vuran atıklar İngiliz gazetelerinden Times, Güney Asya'daki tsunami yüzünden, Somali'nin denize gömdüğü gizli zehirli atıklarının karaya vurduğunu bildiriyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın açıklamasından yola çıkan habere göre, Aralık ayındaki tsunaminin etkisiyle Somali'nin kuzey sahillerine vuran dev dalgalar, 1990'ların başında yasadışı şekilde denize atılan tonlarca nükleer ve zehirli atığı da etkilemiş. Yaklaşık 300 kişiyi öldürüp, binlerce evi yerle bir eden dalgaların Somali açıklarına bırakılan atık madde varillerinden bazılarını parçaladığını kaydeden gazete, çeşitli tıbbi ve kimyasal atık maddelerin önce denize dökülüp, sonra da karaya vurduğunu bildiriyor. Times, radyoaktif uranyumdan, kurşun ve civaya, sanayiden hastanelere geniş bir yelpazere atık malzemenin, Avrupalı şirketler tarafından, özellikle 1990'lı yılların başında Somali'deki iç savaştan da yararlanarak, bu ülkenin açıklarında denize bırakıldığını kaydediyor. Gazete, bu şirketlerin Avrupa'da, tonu bin dolara işlemden geçirilen atık malzeme için, zamanın Somali liderine ton başına sekiz dolar ödeme yapıldığı iddialarını da aktarıyor. Gazeteye göre, Birleşmiş Milletler atık madde varillerinin dalgalardan gördüğü zararın sadece Somali değil tüm Doğu Afrika için ciddi bir çevre tehdidi olduğunu söylüyor. Romanya'nın AB üyeliği gecikiyor mu? Kıta Avrupası gazetelerinde öne çıkan konulardan biri Avrupa Birliği'ne ilişkin tartışmalar. Fransız gazetesi Le Monde Avrupa Parlamentosu'nda Romanya'nın birlik üyeliğini erteleme eğiliminin belirdiğini yazıyor. Gazeteye göre, bunun gerekçesi, Bükreş'in demokratik şeffaflık ve yolsuzlukla mücadelede birliğin kurallarına uymayı becerememesi. Gazete, Romanya cumhurbaşkanının Washington-Londra-Bükreş eksenine öncelik verme arzusunun, Romanya'nın Avrupa Birliği üyeliğinin geleneksel destekçileri olan Fransa ve Almanya'nın gönlünü almada akıllıca bir yol olmadığını belirtiyor. Gazeteye verdiği mülakatta Romen lider 'eksen sözcüğü en uygun ifade midir bilmiyorum, ama amacımız Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere ile ortaklığımızı güçlendirmektir' diyor. Romanya cumhurbaşkanı ülkesinin Amerika'ya topraklarında askeri üs verme arzusunu da dile getiriyor. Macar gazetesi Nepszabadsag Avrupa Birliği'nin Doğu Avrupalı üyelerinde yaşanan bir dizi siyasi krizin ortak bir yönü olduğu kanısında. Gazeteye göre, serbest piyasa demokrasilerinin yerleşmesinden on beş yıl sonra, Orta ve Doğu Avruya'nın siyasi seçkinleri kriz içinde. Gazetenin bu saptamaya ilişkin sunduğu örnekler, Polonya'da sol kanat iktidarın devrilişi, Çek Cumhuriyeti başbakanının karıştığı konut skandalı, Slovakya'da koalisyonun dağılması, Macaristan'da başbakanın değişmesi ve Estonya'da hükümet içi sürtüşmeler. Gazeteye göre tüm bu manzaranın nedeni, gerek sol gerekse sağ kanat hükümetlerin hayata geçirdiği reformların toplumun alt katmanlarına sefalet ve düş kırıklığından başka bir şey vermemiş olması. Gazete, kaçırılan fırsatlar yüzünden, eski sistemden kalan iyi şeylerin bile tehdit altında olduğunu yazıyor. İşsizlik mektupları Alman gazeteleri, Başbakan Gerhard Schröder ile muhalefetin, işsizlikle mücadele konusunda birbirlerine gönderdikleri açık mektupları değerlendiriyor. Süddeutsche Zeitung yazışmanın bir komedi olduğu kanısında. Politika hayatında ciddi girişimlerin genelde kapalı kapılar ardında hazırlandığını yazan gazete, 'amaç, bilindik görüşleri tekrarlayıp, bu vesileyle medyanın dikkatlerini toplamaktan ibaret olduğu zaman' politikacıların açık mektuplar yazmaya başladıkları yorumunu yapıyor. Gazete, karşılıklı mektuplarda dile getirilen işbirliği vaadlerinin de samimi olmadığını yazıyor. Diğer bir Alman gazetesi Frankfurter Allgemeine olup bitenin 'nereden bakılırsa bakılsın taktik manevralardan ibaret olduğu' kanısında. Gazete, 'taraflar bu oyuna bir an önce son vermeli, çünkü bu mektuplar içi boş umutlar yaratmaktan başka işe yaramıyor' diyor. Frankfurter Rundschau da 'şimdiden üç mektup yazıldı; korkarız arkası da gelecek' diyor. Gazeteye göre, 'mektuplar yazmakla ne partiler-üstü ittifak sağlanır ne de işsizliğe karşı ciddi girişim başlatılır'. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||