|
22 Aralık 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bugün hemen hemen tüm gazetelerin manşetinde aynı konu yer alıyor...
Eski İçişleri Bakanı David Blunkett'ın eski sevgilisinin çocuk bakıcısının vize işlemlerini hızlandırmak için görevini kötüye kullanıp kullanmadığıyla ilgili yapılan soruşturma. Blunkett, bu skandalın patlak vermesinin ardından görevinden istifa etmişti. Şimdi, bu olayla ilgili olarak Sir Alan Budd'ın yaptığı soruşturma tamamlandı. Ancak birçok gazeteye göre hala aydınlığa kavuşmamış noktalar var. Independent gazetesi şöyle yazıyor: "Sir Alan, şu itirafta bulunmak zorunda kaldı: 'Blunkett'ın konuyla ilgili olarak bir yönlendirmede bulunup bulunmadığına, bulunduysa da bunun ne gibi bir yönledirme olduğuna dair bir sonuca ulaşamadım' dedi. Sir Alan; Blunkett'ın, çocuk bakıcısının vize alması olayını gayet masumca kullanarak Göçmen Bürosunun vize işlemleri konusunda sergilediği zayıf performansa dikkat çekmek istemiş ve bazı yetkililer tarafından yanlış anlaşılmış olabileceği tahmininde de bulundu. Yani, ne olduğu konusunda kafamız hala karışık." Guardian gazetesiyse, Blunkett'ın görevini kötüye kullanan ilk bakan olmadığını ama yine de istifa kararının yerinde olduğunu yazmış. Şöyle diyor gazete: "Bu bir bakan tarafından yapılan en utanç verici suistimal değildi. Blunkett da, modern zamanlarda böyle bir olaya karışmış ilk içişleri bakanı olmayabilir. Ancak bu yine de görevi kötüye kullanma anlamına geliyor ve Blunkett'ın iddialarıyla Sir Alan'ın bulguları arasındaki eksiklik, içişleri bakanının şu anki siyasi kariyerine geçen hafta son vermesi kararını haklı kılmak için yeterli." Financial Times gazetesi de, bu soruşturmanın ardından asıl sorunun Blunkett'ı nasıl bir geleceğin beklediği olduğunu yazmış ve Başbakan Blair'in, gelecek seçimleri kazanması halinde, Blunkett'ın kabineye geri dönmesine çalışacağını belirtmiş. 'Yaralılar tepsilerde taşındı' Irak'ın Musul kentindeki Amerikan üssünde bulunan yemekhane çadırında gerçekleşen ve en az 24 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırı anına dakika dakika tanıklık eden muhabir Jeremy Redmon'ın The Daily Telegraph'te yayımlanan haberinde şu ifadeler yer alıyor: "Patlamanın etkisiyle, askerlerin ayakları yerden kesildi ve koltuklarından fırladılar. Bir havan topu çadırın üstünü yardı ve yemeklerin içi şarapnel parçalarıyla doldu. Çığlıklar ve yoğun dumana rağmen, askerler yemek tepsilerini ters çevirdiler ve yaralıları onların üzerlerine yerleştirerek dışarı taşıdılar. 'Doktor, doktor' diye bağırıyordu askerler. Sonra doktorlar içeri hücum etti ve kalan yaralıları sedyeler üzerinde dışarı çıkardılar. Dışarıdaysa, askerler bomba sığınaklarını tıka basa dolduruyorlardı. Bazılarıysa, patlamanın yarattığı şokla çadırın etrafında yalpalanıyordu. Bir kadın asker, kendisine sarılan arkadaşına 'Duyamıyorum, duyamıyorum' diye bağırıyordu." 'Türkiye'nin Şansı' Financial Times gazetesinde bugün Türkiye'yle ilgili bir yoruma yer verilmiş. 'Türkiye'nin şansı' başlıklı yorum yazısında, Avrupa Birliği ve IMF'nin dayattığı reformlar sayesinde Türkiye'nin adım adım normalleşen bir ekonomiye sahip olma yolunda ilerlediği belirtiliyor. Şöyle diyor Financial Times: "Faiz oranlarında bu hafta gerçekleşen düşüş ve mali politikaları yenileme konusunda atılan adımlar, Türkiye'nin uzun yolculuğunda önemli bir aşamaya işaret ediyor. Bir diğer adım da 1 Ocak'ta 1 milyon Türk lirasının bir yeni liraya dönüşmesiyle atılacak. Yetkililer, bunun enflasyon beklentilerinde önemli bir düşüş sağlamasını umuyor. Bu ay başlarında üzerinde anlaşılan yeni IMF programı gidilmesi gereken yolu belirliyor. Program umut vaad ediyor. Ancak yapılması gereken çok şey var. Uzun vadede, reel faiz oranlarında önemli düşüşlerin kaydedilmesi ve daha verimli bir kaynak tahsisi, daha hızlı bir büyümeyi de beraberinde getirecek ve Türkiye'nin, İrlanda'nın yaptığı gibi, borç yükünden kurtulmasına yardımcı olacaktır. Bunun olası sonucu da, Avrupa Birliği tarafından bir yük değil bir ödül olarak görülen dinamik bir Türkiye olacaktır. Bu kolay olmayacak. Ancak Türkiye'nin kaderi kendi ellerinde." 20 milyon sterlinlik soygun Dün, Kuzey İrlanda tarihinin en büyük banka soygununa tanık oldu. Belfast kentinde bir grup soyguncu, Northern Bank'in merkez şubesinde bulunan 20 milyon sterlinden fazla bir tutarı, yani neredeyse 40 milyon doları çalarak kayıplara karıştı. Soyguncuların, banka yöneticilerinin ailelerini rehin aldıkları ve soygun tamamlandıktan sonra rehineleri serbest bıraktıkları belirtiliyor. Bugün tüm İngiliz gazetelerinin sayfalarına yansıyan bu haberle ilgili, Independent gazetesi şöyle yazıyor: "Her koşulda, bu tanık olunan en cüretkar soygundu. Dikkatlice planlanmış, hayret verici şekilde gerşekleştirilmiş. Bu, neredeyse 30 milyon sterline yakın bir tutarla Birleşik Krallığın en büyük soygunu. Belki de binlerce kişi soygunu gerçekleşirken görmüş dahi olabilir. Noel için alışverişlerini yapmak için Belfast kent merkezine akın edenler, Northern Bank'ten milyonlarca sterklin tutarındaki nakit paranın kasalrdan bir kamyona yüklendiğini görmüş olabilir. Banka, Noel öncesinde Kuzey İrlanda'daki 95 şubesine ve yüzlerce ATM'ye gönderilmek üzere hazır tutulan banknotlarla tıka basa doluydu. Bu karmaşık şekilde planlanmış operasyonu 12'den fazla kişinin yürüttüğü sanılıyor. Şüpheliler arasında İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu IRA ve İrlanda Ulusal Kurtuluş Ordusu var. İrlanda Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun son aylarda daha küçük bazı soygun olaylarına karıştığı ve bu soygunlar sırasında banka çalışanlarının ailelerinin rehin alındığı iddia ediliyor. IRA'nın bu soygunda yer aldığı yönünde ortaya çıkacak herhangi bir güçlü kanıt, Kuzey İrlanda'da Sinn Fein ve Demokratik Birlik Partisi arasında uzlaşmayı sağlamaya yönelik siyasi görüşmeleri sekteye uğratacaktır." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||