BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Aralık, 2004 - TSİ 09:45
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
21 Aralık 2004 Basın Özeti
Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye müzakere tarihi vermesinin ardından, Türkiye'nin üyeliğine kuşkuyla yaklaşan Fransa'da tartışmalar sürüyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Tartışmanın iki cephesi var. Türkiye'nin birliğe girmesini destekleyen cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Türkiye karşıtı görüşlere sahip, iktidar partisinin genel başkanı Nicolas Sarkozy.

Fransız Le Nouvel Observateur gazetesinde yer alan bir yorumda, Chirac ile Sarkozy arasındaki Ankara çatışmasına yer verilmiş bugün.

Sarkozy'nin, Cumhurbaşkanı Chirac'ın 'Türkiye'ye tarih verilmesi, ancak son sözü Fransız halkının bir referandumda söylemesi' yönündeki görüşüne daha yakın durabileceği, ancak bunu yapmamayı tercih ettiği belirtiliyor.

Şöyle deniyor yazıda:

"Chirac Brüksel zirvesinde görüşmelerde bulunurken, Sarkozy Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu ve imtiyazlı ortaklık seçeneğini tercih ettiğini ilan etmekten kaçınmadı. Bu, Gaullist aile içinde daha önce benzeri görülmemiş bir duruma ışık tutuyor: Cumhurbaşkanı'nın kendi partisi içinde azınlığa düştüğü ve kamuoyu önünde partinin lideriyle çatıştığı bir duruma."

Fransız L'Express gazetesinde yer alan bir yorumda ise, kendi partisi ve kamuoyu Ankara'ya karşı bir tutum geliştirirken, Cumhurbaşkanı Chirac'ın Ankara'nın Avrupa Birliği'ne girmesi talebine karşı sürdürdüğü "Evet, eğer..." yaklaşımı sorgulanıyor.

"Chirac; partisine, parlamenter çoğunluğa ve kamuoyuna karşı gelerek cesur bir devlet adamı olduğunu mu ispatlamaya çalışıyor? Bu şahane çözüme, Türkiye'nin ya da Almanya'nın tam üyelik haricinde herhangi bir seçeneği reddetmeleri nedeniyle mi itildi?" diye soruyor L'Express.

Gazete, Chirac'ın sözlerindeki 'evet'in duyulduğuna, ancak 'eğer' kısmının gözardı edildiğine de işaret ediyor ve bu 'eğer'in içinde, Türkiye'nin müzakereler sırasında yerine getirmesi gereken 30 bin sayfalık koşullar olduğunu belirtiyor.

Yazı, 'Jacques Chirac'ın Türkiye sorununa Bizans dilinde çözüm aramaya çalıştığı' yorumuyla noktalanıyor.

'Yukos, Rusya'nın Dallas'ı'

Ülkedeki petrol devi Yukos'un ana üretim kolunun önceki gün açık artırmayla satılması Avrupa basınında geniş yer buluyor.

Fransız Le Monde gazetesi bu 'esrarengiz' olarak nitelenen satışla ilgili şu yorumda bulunmuş:

"Yukos hikayesi bir farsa dönüşüyor. Rusya Federasyonu Başkanı Putin'in en azından ekonomiyi yoluna soktuğunu düşünerek, insan hakları ihlallerine ve Çeçenistan'daki suistimallere göz yuman batılı işadamları ve bazı siyasetçiler bu düşüncelerini bir kez daha gözden geçirmeli. Yeni Çar, ekonomik alanda da aynı otokratik ve anti-demokratik yöntemleri kullanıyor. Mülkiyet haklarına da, insan haklarına duyduğu kadar az saygı duyuyor."

Danimarka'da yayımlanan Information gazetesi ise konuyu, 'Rusya'nın Dallas'ı' olarak nitelendirmiş.

Gazeteye göre, Yukos'un kurucusu Mikhail Khodorkovsky'ye karşı yürütülen kampanya, Khodorkovsky'nin şirketi Amerikalılara satmak istemesi üzerine başlamış.

Bunun için de, Rusya'nın Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'yle ilişkilerinde petrolü en önemli jeopolitik silahı olarak gören Kremlin harekete geçmiş.

Gazete şöyle devam ediyor:

"Petrol herşeyden, Rusya'nın donuklaşmış yatırım iklimini geliştirmekten bile daha önemli. Yukos'un bazı bölümlerinin, sadece kağıt üzerinde görünen ve belki de devlet yönetimideki Gasprom'un bir paravanı olan, muhtemelen Kremlin tarafından kontrol edilen, adı sanı duyulmamış bir şirket tarafından alınması da bu iklime katkıda bulunmadı."

Gazete, Yukos etrafında dönen olayları Dallas dizisine benzetiyor, ancak, "Buradaki durum biraz daha karışık" diyerek ekliyor:

"Hapiste tutuklu bulunan milyoner bir kahraman mı, yoksa bir dolandırıcı mı? Putin 'kötü adam' mı? Yoksa sadece Rusya'nın Amerika'ya ve habis yöneticilere karşı verdiği bir savaş için mi mücadele ediyor? Bunların yanıtlarını belki de Rusya'nın Dallas'ının gelecek bölümlerinde öğreneceğiz."

'Ukrayna sorunu 2005'e de sarkacak'

Ukrayna'da yaklaşan seçimler öncesinde cumhurbaşkanlığı adayları kozlarını bir televizyon tartışmasında paylaştı.

Başbakan Viktor Yanukoviç ve muhalefet lideri Viktor Yuşçenko naklen yayımlanan tartışmada, seçimlere hile karıştırıldığı yönünde birbirlerine suçlamalar yönelttiler bir kez daha.

Financial Times gazetesinde yer alan haberde, tartışmanın ciddiyet sınırları dahilinde yapıldığı ancak Avrupa'nın bu yıl yaşadığı en önemli siyasi krizin gerginliğini de ortaya koyduğu belirtiliyor.

Haberde, pazar günü yapılacak seçimlerden sonra Ukrayna'yı nasıl bir tablonun beklediğine de değinilmiş.

"26 Aralık'ta ne olursa olsun, ülkenin 1991 yılında Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını kazanmasından bu yana yaşadığı en büyük siyasi kriz 2005 yılına da taşınacak. Eğer Yuşçenko seçimleri kazanırsa, karşısında gerçek bir demokrasi oluşturmak, serbest piyasa ekonomisi geliştirmek ve bölünmüş bir ülkeyi yeniden biraraya getirmek gibi çok önemli sorunlar bulacak. Rusya ve Batılı ülkeler yeni bir Ukrayna'yla nasıl ilgileneceklerine karar vermek zorunda. Eğer seçimleri Yanukoviç kazanırsa ya da Yuşçenko liderliği sorunlar altında ezilirse, o zaman bölgede Rus stili uzaktan kumanda edilen bir demokrasi hüküm sürebilir."

'İfade özgürlüğüne darbe'

Birmingham'da sahnelenen bir tiyatro oyunu, İngiltere'de yaşayan Sihlerin protestoları ve tehditleri nedeniyle sahneden çekildi.

Bir Sih tapınağında cinsel taciz ve cinayeti konu alan oyunun dinleriyle dalga geçtiğini düşünen yaklaşık 400 Sih, Cumartesi gecesi tiyatro salonunun önünde protesto gösterileri düzenlemiş ve polisle çatışmışlardı.

Oyunun sahnelendiği tiyatro salonunun yetkilileri, seyircilerin güvenliğini garanti edemeyecekleri için oyunu iptal etmekten başka seçenekleri olmadığını söylediler.

Oyunun yazarıysa, güvenliği için evine kapandı.

Daily Telegraph'in yorumu şöyle:

"Tırmanan şiddetten korkularak oyunun sahneden çekilmesi, ifade özgürlüğüne vurulmuş kuvvetli bir darbedir. Dinlerine hakaret edilen kişilerin kızgın olmaları anlaşılabilir. Ancak kızgınlıkları yasalar çerçevesinde kaldığı müddetçe... Müslümanların, Hollandalı yönetmen Theo Van Gogh'un çektiği küçük düşürücü film nedeniyle gücenmiş olmaları anlaşılabilr. Ancak bu hissin bir cinayete dönüşmesi iğrenç ve affedilemezdir. Saldırgan ve küçük düşürücü sanat ya da sözlere verilecek tepki şiddet olmamalıdır. Eğer oyuna öfkelendiyseniz vermeniz gereken tepki çok basit: yasal yollarla protesto edin ya da oyuna bilet almayın."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik