|
08 Aralık 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinden Financial Times Türkiye konulu iki habere yer veriyor.
Ankara mahreçli birinci haberde, 'Türkiye Avrupa Birliği zirvesi öncesinde koşullarını ortaya koydu' deniyor. Gazete, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın tarihi zirve öncesinde meydan okur bir havada yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yeni koşullar getirmesinin 'kabul edilemez' olduğunu söylediğini bildiriyor. Gazete, Türkiye'nin üyelik görüşmelerini 2015'ten önce bitirmesinin beklenmediğini de kaydediyor. Financial Times'ın Türkiye konulu ikinci haberinde ise, Almanya muhalefetinin, üyelik görüşmeleri başarısız olursa daha gevşek bir ortaklığın gündeme geleceğinin, zirvede Türkiye'nin önüne açık biçimde konacağından emin olduğu bildiriliyor. Gazete, Alman Hristiyan demokratlarının, üyelik görüşmelerinin başlamasının kaçınılmaz olduğunu kabul ettiğini ancak muhtemel alternatif seçenek koşulunu kısmi bir zafer olarak gördüklerini belirtiyor. İngiliz gazetelerinden Daily Telegraph, Amerikan gizli istihbarat örgütü CIA'nın Bağdat'taki yetkilisinin Washington'a gönderdiği raporda, Irak'ta durumun kötüye gideceği ve kısa dönem içinde iyileşme görülmeyeceği değerlendirmesi yaptığını bildiriyor. Bağdat'taki CIA biriminin Vietnam savaşından bu yana Amerika dışındaki en büyük istihbarat operasyonu olduğunu belirten gazete, CIA'nın değerlendirmesinin Başkan Bush ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in iyimser açıklamalarıyla çelişir nitelikte olduğunu yazıyor. Independent ise Napoli'deki mafya operasyonuna iki tam sayfa ayırıyor. Gazete, 23 kişinin ölümüyle sonuçlanan mafya içi çatışmalar ardından İtalyan polisinin bin beş yüz kişilik bir ekiple operasyon yaptığını aktarıyor. Gazeteye göre, Napoli'deki çatışmalarda mafya üyeleri filmlerdeki kadar acımasız cinayetlerini, mümkün olduğunca herkesin gözü önünde işledi. Gazete, Sicilya mafyasının merkezi olan Palermo'nun on yıldır sakin olduğunu ancak Napoli'de mafya içi bölünmeler nedeniyle durumun daha kaotik olduğunu yazıyor. Times manşet haberinde, Kuzey İrlanda barış sürecinde yaşanan son bunalımı aktarıyor. 'Kuzey İrlanda barış anlaşması tek bir fotoğraf yüzünden çöktü' başlığını atan gazete, IRA'nın tüm silahlarını kullanılmaz hale getirmeyi sonunda kabul ettiğini ancak Protestan birlikçi kesimin imhanın fotoğrafla belgelenmesi talebini kabul etmediğini bildiriyor. IRA'nın bu talebi bir küçük düşürme girişimi olarak gördüğünü belirten gazete, buna rağmen İngiltere ve İrlanda başbakanlarının çözüm umutlarını yitirmediğini kaydediyor. İngiliz gazetelerinden Guardian da, Fransa'da imamlara Fransız hayat tarzı dersleri verileceğini bildiriyor. Habere göre, Fransa'da imamlar Fransa hukuku, tarihi, kültürü ve yaşam tarzı hakkında üniversite eğitimi alacak. Gazete, Fransa içişleri bakanının girişimin amacını, insan hakları ve cumhuriyet ilkelerine saygılı, ılımlı bir 'Fransız islamı' yaratma olarak açıkladığını yazıyor. Gazete bakanlık sözcüsünün de, 'bu kurslar zorunlu olmayacak ancak imamlara bunlara katılmaları yolunda ısrarla tavsiyede bulunulacak' dediğini aktarıyor. Fransız gazetesi Liberation ise, önümüzdeki yıl Fransa'da din ve devlet işlerini ayıran yasanın yüzüncü yıldönümü olacağını hatırlatarak, bu yasanın 'dokunulamaz bir mozole' olarak görüldüğü yorumunu yapıyor. Gazete, 'tüm erdemlerine karşın bu yasa, her bir köyde kilise olduğu, islamın ise ortalıkta olmadığı bir döneme ait' diyor. İslamın ülkenin ikinci büyük dini olduğunu belirten gazete, 'dini vecibelerini yerine getirecek yeri olmayan müslümanları kendi başlarına veya finansmanlarını dış dünyanın eline bırakmak doğru mu' diye soruyor. Liberation, bunun Fransa islamının temel konusu olduğunu ve devletin bu konuda rol oynaması gerektiğini yazıyor. Danimarka gazetesi Information da bu ülkedeki yirmi müslümanın açtığı islama hakaret davasını değerlendiriyor. Gazeteye göre, ülkenin kamu yayın kurumu, Danmarks Radio aleyhine, öldürülen Hollandalı yönetmenin islamda kadının yerine ilişkin tartışmalı filmini gösterdiği için açılan dava 'kötü bir örnek'. Gazete Danmarks Radio aleyhine dine hakaretten açılan son davanın 35 yıl önce olduğunu ve kamu yayın kurumunun o davayı kazandığını hatırlatıyor. Bu davanın da aynı şekilde sonuçlanması gerektiğini yazan gazete, yayın kurumunun demokrasinin gereği olarak işlevini yerine getirmekte olduğunu ileri sürüyor. Alman gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Başbakan Gerhard Schröder'in Çin gezisi sırasında, iki ülke arasında ticareti artırma çabalarını eleştiriyor. Çin'in gerek ekonomik performansının gerekse ihracat ve ithalatındaki artışın 'etkileyici' olduğunu kabul eden gazete, 'diğer taraftan önde gelen Avrupalı politikacıların Fransız, Alman veya İtalyan mallarını Pekin'e satabilmek için birbiriyle yarışması, biraz komik hatta vakardan yoksun bir tavır' diyor. Gazete, Çin'e yönelik Avrupa Birliği silah ambargosunun kaldırılması çağrılarına da karşı çıkıyor. Berliner Zeitung ise başbakanlarını, Çin'de insan haklarının durumu ve şu anki sınırları dışındaki topraklar üzerinde hak iddiaları konusunda, sesini yükseltmediği için eleştiriyor. Gazete, 'Schröder gibi Almanya'nın uluslararası arenada daha büyük rol oynamasını isteyenler, bu ortaklığın sınırlarına da işaret edebilmeli' diyor. Gazete Başbakan Schöder'in tutumunu, Almanya dışişleri bakanının tutumuyla karşılaştırıyor ve bakan Joschka Fischer'ın geçtiğimiz yaz yaptığı Çin gezisinde insan hakları, Tibet, Hong Kong ve Tayvan konularını gündeme getirdiğini hatırlatıyor. Fransız gazetesi Le Monde, Gürcistan Dışişleri Bakanı Salome Zorabiçvili ile Ukrayna ve Rusya'nın krizdeki rolü üzerine bir mülakat yapıyor. Gazeteye göre, Gürcü bakan, 'asıl sorun Rusya'nın dersini alıp, zamanı geriye çeviremeyeceğini anlayıp, anlamadığı' diyor. Gazete, Gürcü yetkilinin 'kayıtsızlıkla, müdahele korkusu arasında gidip geldiğini' ileri sürdüğü Avrupalıların tavrından da hayal kırıklığına uğradığını belirtiyor. Çek gazetesi Pravo ise, Ukrayna ve yakınlarda seçimlere sahne olan diğer bazı ülkelerdeki gelişmelerin, hukuk ve demokrasi mücadelesi ile ilgisi olmayıp, olup bitenin Amerika'nın nüfuz alanını genişletmeye yönelik jeopolitik bir mücadele olduğu yorumunu yapıyor. Gazeteye göre, Amerikan desteğiyle işbaşına getirilen kişi ve yönetimlerin, en az eskileri kadar otoriter ve yolsuzluğa bulaşmış olması bu çerçevede sorun teşkil etmiyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||