|
29 Kasım 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz basınında bu sabah manşetlerde ağırlıklı olarak, İçişleri Bakanı David Blunkett'ın, eski sevgilisi olduğu iddia edilen kişinin yanında çalışan Filipinli dadıya oturma izni almasında yardımcı olduğu" iddiaları öne çıkmış.
Bakanın, hakkındaki iddiaların araştırılması için bağımsız soruşturma talebinde bulunduğunu hatırlatan Guardian gazetesi'nin yorumu şöyle : "Blunkett, ismini aklamak için mücadele ediyor." Yine Guardian gazetesi yazarlarından Rebecca Atkinson ise Blunkett'dan yola çıkarak, İngiliz halkına bir eleştiri getirmiş: "Ahlaki değerleri, oturma iznini boşverin, Biz asıl, Blunkett'ın cinsel hayatı ile ilgileniyoruz." Sarkozy'nin iktidarı İngiliz gazetelerinde öne çıkan bir diğer konuysa, Fransa Maliye Bakanı Nicolas Sarkozy'nin, iktidardaki merkez sağ çizgideki Halk Hareketi Birliği Partisi UMP'nin liderliğine gelmesi. Financial Times, diğer gazetelerden farklı olarak, Sarkozy'nin Türkiye'ye ilişkin görüşlerine yer vermiş. Gazete, Sarkozy'nin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uzun vadede alınmasını savunan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a tezat biçimde, Fransız ve Alman gazetelerinde ise, Chirac ile Sarkozy arasındaki iktidar mücadelesi öne çıkıyor. Fransız Le Monde gazetesinin haftasonu ekinde şu ifadeler başlığa taşınmış: "Chirac, Sarkozy'nin UMP liderliğini yakından takip edecek" Alman Die Welt ise "Sarkozy'nin zaferi, Fransa'daki siyasi iklim üzerinde kalıcı bir etki bırakacak" diyor: "UMP'nin başına büyük oy desteğiyle geçen Sarkozy'nin, bu fırsatı, 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimleri için kullanacağına şüphe yok." Türkiye'nin AB üyeliği Öte yandan Financial Times'ın yorum sayfalarında, Türkiye, yine, göze çarpıyor. Avrupa Birliği anayasası'nın mimarı olan Valerie Giscard D'estaing'in kısa süre önce "Türkiye, Avrupa Birliği'ne ait olamaz" demesi üzerine gelen iki mektuba yer verilmiş. Mektuplardan biri, Avrupa Parlamentosu İşçi Partili milletvekillerinden Mary Honeyball'a ait. Milletvekili, "Ankara, insan haklarını geliştirmeye söz verdi" diyor ve ekliyor: "Türkiye'nin Avrupa Birliği kriterlerini karşılamak için gösterdiği çaba, şüphe götürmez. Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye ile ilişkilerden sorumlu komitenin üyesi olarak, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasıyla kazanacaklarımızın farkındayım. " BM teröre karşı sertleşiyor Financial Times'tan Daily Telegraph'a geçelim. Gazete, perşembe günü yayınlanacak bir Birleşmiş Milletler raporu'nun bazı bölümlerini inceleme imkanı bulduklarını belirterek, haberi, "Birleşmiş Milletler, teröre karşı sertleşeceği uyarısında bulundu" başlığıyla veriyor: "Rapor, Birleşmiş Milletler'de reformlar yapmak için oluşturulan bir kurul tarafından hazırlandı. " "Raporda, Birleşmiş Milletler'in 'savunulabilir gerekçeleri olsa dahi, terörün kabul edilemez bir yöntem olduğu' yönünde, açık bir mesaj vermesi gerektiği vurgulanıyor. " "Bu, Filistinliler, Iraklı direnişçiler, Keşmir'de asiler, El Kaide militanları ve diğer gruplar için bir darbe. Üstelik hazırlayanlar arasında Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa'nın olması da, raporun önemini artırıyor." Daily Telegraph'ın belirttiğine göre, terörün nasıl tanımlanacağı konusu, Birleşmiş Milletler'in yetmişli yıllardan bu yana en önemli sorunlarından biri. Blix'in BM'ye ilişkin görüşleri Guardian ise yine aynı konuyu ele almış, ancak, eski Birleşmiş Milletler silah denetim heyetinin şefi Hans Blix'in Cambridge Üniversitesi'ndeki konuşmasından alıntılar yaparak...Haberin başlığı şöyle: "Irak savaşı Birleşmiş Milletler'i yaraladı, ancak bu yara, ölümcül olmayacak" Gazete, Blix'in, kurumun faaliyetlerine ilişkin şu sözlerine dikkat çekiyor: "Yakında, Birleşmiş Milletler'in faaliyetlerine ilişkin bir rapor yayınlanacak. Güvenlik Konseyi'nin daha fazla meşruiyet kazanması için, dünya nüfusu'nun daha büyük bir bölümünü temsil etmesi gerekiyor." "Bu çerçevede, tüm kıtalardan en kalabalık ülkelere, Güvenlik Konseyi'nde temsil hakkı sağlanmalı." "Birleşmiş Milletler'in bütçesine, daha çok katkı yapan ülkelerin, daha fazla temsil edilmesi, bana göre sakıncalı. Birleşmiş Milletler'de temsil hakkı satılık olmamalı." Kontrol noktasında bir kemancı Guardian gazetesi, bir diğer önemli konuyu, şiddet olaylarının en çok yaşandığı bölgelerden Orta Doğu'yu da dış haber sayfalarına taşımış. Gazetede, "İsrail askerlerinin, kontrol noktasında bir kemancıyı müzik yapmaya zorlaması, İsrail'i şoke etti" başlıklı haber, dikkat çekici: "Geçen hafta içinde İsrail ordusu'na ilişkin pek çok haber çıktı. Ancak hiçbiri, halkı, İsrailli askerlerinin, Filistinli bir müzisyeni keman çalmaya zorlaması kadar sarsmadı. Bu olay, İsraillilerin, kendilerini ve Filistinliler ile yaşadıkları anlaşmazlığı algılayışlarını derinden etkiledi. " "Vissam Tayem, Nablus'taki müzik dersine giderken İsrailli bir yetkili kendisinden hüzünlü bir şarkı çalmasını istedi. Askerler de kendisi ile dalga geçtiler. Neden sonra, kendisine sınırdan geçebileceği söylendi." Guardian'da, 30 yaşında olduğu için sınırdan geçme izni alması pek kolay olmayan Tayem ile askerleri gösteren bir de fotoğraf var. Kontrol noktasında sıraya girmiş insanların en başında duran Tayem keman çalarken, İsrailli görevli de kağıtlarını inceliyor. Kök hücreye İsviçre'den onay Pek çok gazetede göze çarpan bir konu da İsviçreli seçmenlerin, insan embriyolarının, kök hücre araştırmalarında kullanılmasına onay vermeleri. İsviçre'nin Le Temps gazetesi, halk oylamasının sonuçlarını olumlu karşılıyor. Gazete, halk oylamasında, "ahlaki cahillik içinde" diye tanımladığı bir çoğunluğun kazanmasından korkma gerekçelerine olduğuna dikkat çekiyor. Aşırı muhafazakâr çevrelerin kendi açılarından, haklı gerekçeleri vardı. Ancak yasanın ihlalini engelleyen bazı maddelerin bulunması şüpheleri giderdi. Yine İsviçre'de yayınlanan Tribune de Geneve de sonucu olumlu karşılayan gazetelerden. İsviçre halkı, böylece siyasetçilerin tahmin ettiğinden daha açık görüşlü olduğunu göstermiş oldu. Guardian gazetesi ise, oylamanın dünya tarihi açısından bir ilk olduğunu söylüyor ve ekliyor: İsviçre halkının, kök hücre araştırmalarını desteklemesi, bu konuda görüş ayrılıkları olan Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri'nin arasını açabilir. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||