|
8 Kasım 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde Londra'nın batısındaki Reading yakınlarında önceki akşam meydana gelen ve yedi kişinin ölümü, onlarca kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan tren kazası var.
Kaza, trenin hemzemin geçitte bir otomobile çarpması sonucu meydana gelmişti. Gazeteler, kazayla ilgili olarak "İntihar" olasılığını manşetlerine taşımışlar. Daily Telegraph'a göre, kazadan çok kısa bir süre önce o an mesaide olmayan bir polis memuru, saatte 100 mil hızla yaklaşmakta olan yolcu treninin geçiş noktasında, rayların üzerinde duran otomobili farketmiş. Polis memuru durumu telefonla bildirmeye çalışmış, ancak başarılı olamamış. Independent da yine aynı polis memuruna dayaranak, hemzemin geçitte duran otomobilin 30'lu yaşlardaki sürücüsünün kazadan önce "Ölmek istiyorum" diye bağırdını yazıyor. Times gazetesi ise benzer faciaların yaşanmaması için İngiltere'de sayıları sekiz bine varan tüm hemzemin geçitlerin güvenliğinin gözden geçirileceğini belirtiyor. Felluce saldırısı gerekli mi? Gazeteler, Irak Başbakanı İyad Allavi'nin ülkede 60 gün süreyle olağanüstü hal ilan etmesinin Felluce harekatının habercisi olduğunu belirtiyorlar. Guardian, olağanüstü hal ilanı ardından Amerikalıların ilk iş olarak Felluce'deki ablukayı daha da sağlamlaştırdığını yazıyor. Independent, başyazısında Felluce operasyonunun tüm Irak halkını Amerika'ya iyice yabancılaştıracağını yazıyor: "Amerikan birliklerinin Felluce'de başarıya ulaşmak için yeterli güce sahip olduğundan kimse şüphe duymuyor. Fakat asıl sorun bu operasyonun gerçekten gerekli olup olmadığı. "Kenti hedef alan kanlı bir saldırı, Amerika'ya Irak'ta verilen göreceli desteği de ortadan kaldıracak. "Bu operasyon Iraklılara şöyle bir mesaj gönderecek: Irak'a verdiği zarar Amerika'nın umrunda değildir. Amerika, amacına ulaşmak için ne gerekiyorsa yapar. Amerika, Irak'taki taktiğini derhal değiştirmeli, daha insani bir yaklaşım benimsemelidir. Aksi taktirde, Irak ve işgalcileri uçuruma yuvarlanacak." Daily Telegraph da Felluce'yle ilgili haberinde, bir Amerikalı komutanın operasyon sırasında direnişçiler ya da direnişçilere ait cephaneliklerin yeri hakkında bilgi veren Iraklılara anında beşer bin dolarlık ödeme yapılacağını söylediğini aktarıyor. Financial Times ise Irak'ta ilan edilen olağanüstü halin üç ay sonra yapılması planlanan seçimlere gölge düşürebileceğine dikkat çekiyor. Gazete başyazısında şöyle diyor: "Allavi'nin derhal yapması gereken iki şey var. Birincisi, olağanüstü halin Arap hükümetlerin sık sık yaptığı gibi seçimleri engellemek için değil, seçimlerin önünü açmak için ilan edildiğine halkı inandırmak. İkincisi Sünni nüfusun seçimlere katılımını artırmak için çaba harcamak." 'ABD'ye yabancılaştık' İngiliz gazetelerinde George Bush'un zaferiyle sonuçlanan Amerikan başkanlık seçimlerine ilişkin ilginç değerlendirmeler var. Guardian yazarı Jonathan Steele, bu sonuçtan sonra Avrupalıların artık Amerika'yla yollarını ayırması gerektiğini savunuyor. Yazar, şöyle diyor: "Bush'a seçimde verilen destek Amerikalılarla aramızdaki kültürel farkların ne kadar derin olduğunu gösteriyor. "Amerikalılarla, kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü gibi kurumsal değerleri paylaşıyoruz. Aynı sosyal ve ahlaki değerleri değil. Emperyalist müdahalecilik, kendi ülkesi dışındaki herşeye kayıtsızlık ve entelektüel soyutlanmışlık Avrupa'ya yabancı. "Amerika'da silahı olanların sayısı, pasaportu olanların sayısından fazla. Kerry'ye verilen yüzde 48'lik oy Amerika'daki kutuplaşma olarak gösteriliyor. Bu doğru değil. Zira Kerry'ye oy verenler de Bush'a oy verenler kadar muhafazakardı. "NATO lağvedilsin" Jonathan Steele, Guardian'daki yazısında daha sonra "Avrupa için tehdit haline gelen NATO lağvedilmelidir" diyor. Yazar, bu tezini şöyle savunuyor: "Amerika ile ortaklığımızın en önemli sembolü NATO bir gönülsüzlük ittifakına dönüştü. Irak örneğinden sonra ittifakın ortak kararlar alması zorlaştı. Yarın İran ve Suriye gündeme gelirse ne olacak? "NATO varlığını korudukça Avrupa kendi güvenlik kurumlarını oluşturamayacak. Amerika, Avrupa'ya yaklaşımını hep kendi çıkarlarını temel alarak belirledi. Avrupa da artık aynısını yapmalı. "NATO'nun dağılması Amerika'yla düşman olmamızı gerektirmiyor. Amerika'yla dost olabiliriz ama müttefik kalamayız." Financial Times yazarlarından Wolfgang Munchau da Jonathan Steele'le aynı görüşte. Yazar şöyle diyor: "Avrupalıların kendilerini gerçekten Avrupalı hissetmelerini sağlayacak tek bir lider var. Bu ne Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, ne de Almanya Başbakanı Schröder... "Bunu ancak Bush yapabilir. Bush Avrupa'yı böldü. Şimdi yeniden seçilmesi, Avrupa'nın ortak dış politika ve güvenlik stratejisi oluşturmasına katkı yapabilir. Bush'un yeniden seçilmesi Avrupa için bir fırsattır." Orta Doğu canlandırılacak Daily Telegraph'a göre, İngiltere Başbakanı Tony Blair bu hafta Washington'da Bush'la görüşecek ve iki lider Orta Doğu barış süreci için yeni bir girişim başlatacaklarını açıklayacak. Guardian ise Blair'in yol haritası olarak bilinen barış planının canlandırılması konusunda Bush'u ikna ettiğini belirtiyor. Gazete, aynı haberde Filistinli liderlerin bugün Paris'e giderek ölüm döşeğindeki Arafat'ı ziyaret edeceklerini kaydediyor. Guardian, "Filistinli liderler, Arafat'ın cenazesiyle dönebilir. Ya da 40 yıl mücadele verdiği topraklarda ölebilmesi için ona eşlik edebilirler" diyor. Buttiglione'den yeni hareket Independent gazetesinde, eşcinselliğin günah, kadınların görevinin de annelik olduğunu söylediği için Avrupa Parlamentosu'yla Avrupa Komisyonu arasında krize yol açan İtalyan Rocco Buttiglione ile yapılan özel bir mülakat var. Gazeteye göre, tepkiler üzerine komisyon üyeliğinden çekilmek zorunda kalan Buttiglione, kendi ifadesiyle Avrupalı Hristiyanların özgürlüğünü savunmak için İtalya'da yeni bir siyasi hareket başlattı. Buttiglione demecinde şöyle diyor: "Bana duyulan öfke, Avrupa'nın nasıl battığının kanıtı. Eşcinseller gibi günahkar azınlığın hakları, çalışkan Hristiyan çoğunluğu aşırılaşmaya zorluyor. Kıta bataklığa sürükleniyor. Bush'un Hristiyan çoğunluğun desteğiyle gelen zaferi, eğer şanslıysak bizim de gideceğimiz yeri gösteriyor." Financial Times ise İngiltere'deki AB karşıtlarının, olası bir referandumda Avrupa Anayasası'na 'hayır' denmesi için düğmeye bastıklarını yazıyor. Gazeteye göre kampanyaya mali destek sağlamak için düzenlenecek bir yemeğe 400 İngiliz işadamı katılacak. Avrupa Birliği karşıtları, kampanya için beş milyon sterlin bağış toplamayı hedefliyorlar. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||