|
5 Kasım 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bugünkü İngiliz gazetelerinin manşetlerinde, Irak'ta üç İngiliz askerinin öldürülmesi ve Filistin lideri Yaser Arafat'ın sağlık durumunun kötüleşmesi var.
ABD'deki başkanlık seçiminin yankıları da gazetelerde geniş yer bulmuş. İngiliz Independent gazetesinin bugünkü manşeti "Onları tehlikeli bir bölgeye yolladık." Bu söz, İngiltere'nin adı açıklanmayan bir bakan yardımcısına ait. Irak'ta Felluce'ye saldırı hazırlığı yapan Amerikan askerlerinin yerini doldurmak üzere kuzeye doğru kaydırılan İngiliz askerlerinden üçü, dün Bağdat yakınlarında düzenlenen bir intihar saldırısında ölmüştü. Gazetede bakan yardımcısının şu sözleri yer alıyor: "En büyük korkumuz buydu. Maalesef beklenmedik bir durum değildi. Onları tehlikeli bir bölgeye yolladık." Independent başyazısında İngiliz askerlerinin öldürülmesinin, kamuoyunun öfkesini ve Başbakan Tony Blair üzerindeki baskıyı artıracağını söylüyor. Arafat ve Irak Guardian'ın başyazısının başlığı "Öldürücü rutin". Gazeteye göre George Bush ve Tony Blair, kamuoyu baskısına karşın Irak'ta 3 bin asker tutan İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'ye minnettar olmalı. Daily Telegraph ise İngiliz askerlerinin öldürülmesine farklı bir açıdan yaklaşmış. Başyazısında bu olayla, Filistin lideri Yaser Arafat'ın kötüleşen sağlık durumu arasında bağlantı kurmuş. Yazının başlığı "Arafat'a rağmen, Irak hala kilit önemde." Gazeteye göre İngiliz askerlerinin öldürülmesi, Amerika ve İngiltere'nin, öncelikle Irak üzerinde yoğunlaşmaları gerektiğini gösteriyor. Arafat sonrasına hazırlık Yaser Arafat'ın sağlık durumuyla ilgili gelişmeleri manşetinden duyuran gazete ise Financial Times. Gazetenin manşeti, "Arafat zayıflarken, Orta Doğu'da korkular artıyor." Başyazıda ise yeniden başkan seçilen George Bush'a bir çağrı var: "Barışı zorlayın lütfen." Financial Times "Bush, Orta Doğu'nun sorunlarını çözmeye başlamalı, sorunları artırmamalı" diyor. Daily Telegraph'daki bir yazıda ise ölüm döşeğindeki Filistin lideri Yaser Arafat'ın daima bir şehit olmak istediği aktarılmış. Arafat'ın hayatını konu alan yazıda, sık sık kullandığı şu slogana da yer verilmiş: "Ariel Şaron'a yenilmeyen tek Arap general benim." 'Hayalperest' Times yazarı Michael Binyon ise Arafat'ı "asla bir devlet adamı olamayacak, direnişçi bir savaşçı ve hayalperest bir kişi" diye tanımlamış. Binyon, Arafat'ın işler istediği gibi gitmediği zaman şiddete dönmekten vazgeçmediğini, daima rakip Filistinli militanların arkasında kalmaktan korktuğunu söylüyor. Liberation, Filistin'in Yaser Arafat için yas tutmaya hazırlandığını belirtiyor. Gazetedeki yazı şöyle sürüyor: "Arafat'ın anısı ölümüne rağmen yaşayacak, hatta yeni bir efsanenin doğuşu görülecek. Ancak derhal cevaplanması gereken acil soru şu: Peki ya 'Filistin' yaşayacak mı?" 'Bu aptala yenildiğime inanamıyorum' ABD'deki başkanlık seçiminin yankılarına geçelim. Times'da İngiltere Başbakanı Tony Blair'le yapılmış özel bir mülakat var. Blair "Seçim bitti" diyor ve ekliyor "Amerika konuştu. Dünya dinlemeli." Yine Times'daki bir haberde ise John Kerry cephesinden ilginç detaylar aktarılmış. Tim Reid imzalı yazıya bakılırsa John Kerry, Başkan Bush'un nisan ayında Irak'taki gelişmeler nedeniyle zor günler geçirdiği bir sırada düzenlediği basın toplantısını izlerken, şu cümleyi sarf etmiş: "Bu aptala yenildiğime inanamıyorum." Yazının başlığında ise bu cümleyle birlikte şu ifade yer almış: "Kerry kampında sıkıntı ve çekişme". Tim Reid yazısında Kerry'e seçim kaybettiren unsurları şöyle sıralamış:
Yazıya bakılırsa, McCain'in bu teklifi geri çevirmesi üzerine Kerry küfürle karışık şu sözü söylemiş: "Ona ne teklif ettiğimi bilmiyor mu? Niçin beni reddediyor?" Yine aynı yazıda Kerry'nin daha sonra seçtiği başkan yardımcısı adayı John Edwards'ı da çok hırslı bulduğu ve hakkında şöyle konuştuğu aktarılıyor: "Bu adama, başkan olabileceğini düşündüren ne?" İngiltere'nin eski dışişleri bakanlarından Robin Cook, Guardian'daki yazısında, George Bush'un yeniden başkan seçilmesinden duyduğu üzüntüyü bildirmiş. Robin Cook'a göre dünyanın kaderi, dört yıl daha vahşi mücadele. Cook, Bush'un zaferini 'meşalesini Felluce'ye yönelterek' kutlayacağını söylüyor. Financial Times yazarı Philip Stephens ise Bush'un seçim zaferi sonrası, "Atlantiğin iki yakası arasındaki mesafe aniden daha da açıldı" diyor. Stephens, Amerika'yla Avrupa arasında gelecekte sorun yaratması muhtemel alanları da şöyle sıralamış: İran'ın nükleer silah tutkusu, Avrupa'nın Çin'le ilişkisi ve İsrail-Filistin sorunu. 'Avrupa sızlanmasın' Le Monde, George Bush'un yeniden başkan seçilmesinin Avrupa ve hiç kuşkusuz dünyanın geri kalanı için de kötü bir haber olduğunu söylüyor. Gazete Avrupalılara "Amerika'nın süper gücünden dolayı sızlanmayı kesin" çağrısı yapıyor ve ekliyor: "Amerika'nın süper gücü, Avrupa'nın güçsüzlüğünden kaynaklanıyor." Almanya'da yayımlanan Frankfurter Allgemeine Zeitung ise seçim sonucuna daha farklı yaklaşıyor. Gazeteye göre Avrupa, özellikle de Almanya ve Fransa, George Bush'a teşekkür borçlu. "Bush'un uluslararası ittifaklara aldırmaması, kaba tavrı ve yakın danışmanlarının yabancı ülkelerin müdahalelerine açıkça tavır alması, Berlin ve Paris için ABD'yi kum torbasına çevirdi. "Alman ve Fransız liderler, geçen yıl Irak'ın işgaline muhalefette birleşti. Bu da iki ülke ilişkilerinin güçlenmesine yardımcı oldu. "Almanya ve Fransa, Avrupa ordusu oluşturma ve petrol zengini Rusya'yla ilişkilerini derinleştirme planları yapmaya başladı." Türkiye gerçeği Guardian'daki bir yazının başlığı ise "Batı, Avrupa Birliği'ne hazır. Doğu ise geçmişte kayıp." Helena Smith imzalı yazıda bahsedilen ülke Türkiye. Van'ın Soğuksu köyündeki izlenimlerini aktaran Smith, Türkiye'nin büyük bölümünün hala kültürel ve ekonomik olarak, Avrupa'dan çok farklı bir dünyada yaşadığını belirtiyor. Yazıda Avrupa Birliği'nden haberleri olmayan bazı köylülerin şu soruları sordukları belirtilmiş: "Orada hiç koyun var mı? İnsanlar evleniyor mu? Tanrıya inanıyorlar mı? Ne yiyorlar?" 'İnsan kaçakçılığından manzaralar' İngiliz polisinin Türkiye üzerinden insan kaçakçılığı yapan bir çeteyi çökerttiğini açıklaması, Independent'ta aktarılmış. Gazete İngiltere'ye kaçak olarak getirilen kişilerin Londra ve Surrey'de bazı lokanta, bar ve kafelerde günde 16 saat çalıştırıldıklarını söylüyor. Yazıda ayrıca, kaçmak isteyenlerin şiddetle tehdit edildikleri, bazense kaçırılıp Türkiye'deki yakınlarından fidye istendiği belirtiliyor. İngiltere'den 'Kıbrıs çağrısı' Independent'ın satır aralarında yer alan Türkiye'yle ilgili bir diğer haber de, İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı Denis MacShane'in parlamentoda yaptığı konuşma. Türkiye'nin katılmak istediği Avrupa Birliği'nin üyesi olan Kıbrıs'la diplomatik ilişkisi olmamasını 'anormal bulduğunu' söyleyen MacShane'nin şu sözü, Independent'ta yer bulmuş: "Normalleşme süreci, Kıbrıs'taki asker sayısının azaltılmasının göz önünde bulundurulmasını da kapsamalı." Independent'a göre, İngiltere dışişleri bakanlığı Türkiye'ye ilk kez, Kuzey Kıbrıs'taki askerlerini azaltma çağrısı yapıyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||