|
3 Kasım 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin bugünkü ilk baskılarında manşetlerin çoğu, beklendiği gibi ABD'deki başkanlık seçimine yönelik.
Ancak ilk baskılarda elbette sonuçlardan çok, oy verme sürecine yönelik değerlendirmeler ağır basıyor. Guardian gazetesinin manşeti, "Yakın yarış, Amerika'yı harekete geçiriyor" şeklinde. Gazete, seçime katılım oranının yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Guardian'a göre bu seçimde yüzde 63'lük katılım oranının üzerine çıkılarak, 44 yıllık rekorun kırılması mümkün. Gazete ayrıca kilit eyaletlerde alınan ilk sonuçların, John Kerry'e cesaret verdiğini belirtiyor. 'Bir saatte bir günlük oy' Daily Telegraph gazetesi de ilk sayfasındaki haberinde, belki de seçimin kaderini belirleyecek olan Ohio eyaletindeki bir ayrıntıya dikkat çekmiş. Gazete, Cleveland kentindeki bir sandıkta sadece ilk saatte, 2000'deki seçimin toplamından fazla oy kullanıldığını vurguluyor. Independent'ın manşeti ise "Amerika oy veriyor". Bu gazete de yüksek katılım oranının, Demokrat aday John Kerry'nin şansını artırdığını belirtiyor ve bu seçimin yaklaşık iki milyar dolarla, Amerika tarihinin en pahalı başkanlık seçimi olduğunu hatırlatıyor. Independent'ın iç sayfalarındaki bir haberde ise Beyaz Saray'ın yeni sahibini bekleyen sorunlar, altı başlık altında toplanmış. Bunlar; Irak, insan hakları, terörizm, çevre, ekonomi ve Afrika. Gazetenin yazarlarından Mary Dejevsky seçim nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, "Amerikan rüyasının gözden kaybolduğunu, geleceğin Avrupa'nın olduğunu" savunuyor. 'Başkanın işi zor' Financial Times yazarı Martin Wolf'un yazısının başlığı ise "Niçin bir başkanı bekleyen en zor durum, ulus inşasıdır" şeklinde. Wolf, bugünkü seçimin sonucu ne olursa olsun yeni Amerikan başkanının işinin zor olduğunu belirtiyor. Yazara göre ABD güvenlik arayışı içinde olduğundan, kendisini Orta Doğu ve Orta Asya'da karışıklık içinde buldu. Martin Wolf sözlerini şöyle sürdürüyor: "Eğer yerel güçlerin başarısız olduğu noktada dış güçler devreye girerse, imparatorluğu bekleyen nihai meydan okumayla karşılaşırız. İmparatorlar devreye girmezse, anarşi dehşetiyle yaşarız. Günümüzde devlet adamlarının karşısındaki en zalim ikilem budur. Herhangi bir başkanının kalitesi de, bu sorunun üstünden ne kadar yaratıcı bir formülle geldiğine bağlıdır." Amerika'da demokrasi Times ise "Amerika'da Demokrasi" adlı başyazısında, İngiltere'nin başkanlık seçiminden alması gereken dersleri sıralamış. Gazete, İngiltere'nin Amerika'da takdir etmesi gereken çok şey olduğu görüşünde. Yazı şöyle sürüyor: "İngiltere, ABD'nin 'adaylar arasındaki tartışma' geleneğini ihraç etmeli. Çünkü bu tartışmalar Amerikalılara, adayları karşılaştırma fırsatı verdi ve açıkça bir fark yarattı. John Kerry'nin kampanyası, tartışmalardaki güçlü performansına kadar geride gidiyordu. Kampanya, Kerry'nin performansıyla canlandı. Başbakan Tony Blair'e de gelecek seçim öncesi benzer tartışmalara katılması çağrısı yapıldı. Blair'in bu teklifi kabul etmesi halkın yararına olacaktır." Bin Ladin'den tehdit Guardian'ın iç sayfalarındaki bir haberin başlığı "Bin Ladin, El Kaide'nin Amerika'yı kan kaybettirip iflasa sürüklediğini iddia ediyor," şeklinde. Haberde Usama Bin Ladin'in geçen hafta yayımlanan video bandından yeni bir bölümün ortaya çıktığı belirtiliyor. Bin Ladin'e göre El Kaide'nin, Amerika'ya saldırılarında harcadığı her dolar, Washington'a (ekonomik zarar ve askeri harcama olarak) yaklaşık bir milyon dolara mal oluyor. Ladin'in sözleri şöyle sürüyor: "Biz mücahitlerle birlikte 10 yıl boyunca ve iflas edene dek, Rusya'ya kan kaybettirdik. Ve onları yenilerek geri çekilmeye zorladık. Bu nedenle aynı politikayı sürdürüyoruz. Amerika'yı da kan kaybettirip, iflasa sürükleyeceğiz." Blair'in en büyük korkusu Guardian gazetesinin editörlerinden güvenlik uzmanı Richard Norton-Taylor'ın yazısının başlığı ise "Başarısızlık ekseni". Richard Norton-Taylor'a göre Irak savaşı, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in en büyük korkusunu gerçeğe dönüştürdü. Taylor, Irak'ın işgaliyle teröristlerin rahatlıkla kitle imha silahları bulabildikleri bir başka ülkenin yaratıldığını savunuyor. Iraklı Şiiler hakimiyet peşinde Financial Times'taki Iraklı ilgili bir haberin başlığı ise "Şiiler, Irak meclisinde hakimiyete göz dikti" şeklinde. Gazete Iraklı Şiilerin en önemli dini lideri Ayetullah Sistani'nin, ülkede ocak ayında yapılması planlanan seçimlerde Şiileri tek çatı altında toplamaya çalıştığını belirtiyor. Financial Times'a göre, eğer Sistani stratejisini hayata geçirirse, Irak'ta Sünniler'in 1921'den bu yana süren hakimiyeti sona erecek. 'Barış Arafat'la mümkün' Times gazetesinde bugün Batı Şeria'nın en güçlü güvenlik şefi ve Filistin lideri Yaser Arafat'ın danışmanı Cibril Racub'la yapılmış bir mülakat var. Arafat'ın yerini alabilecek kişiler arasında gösterilen Racub'a göre, "Yaser Arafat hala bir barış anlaşması için en uygun isim." Cibril Racub, bu görüşünü şu sözlerle özetliyor: "Bence Filistinlilerin güvenliğini sağlayabilecek ve İsrail'le nihai bir barış anlaşması imzalayabilecek tek kişi, Yaser Arafat'tır. "İşgal ve saldırılar sürerken, yerleşim birimleri yerlerinde dururken; İsrailliler asla güvenlik içinde yaşamayacak. Eğer Ariel Şaron zihni pillerini yeniden şarj eder ve politikalarını gözden geçirirse yol ortasında yeniden buluşabiliriz." ETA'dan barış çağrısı Bugünkü basın özetimizde son haberimiz Times gazetesinden. Haberin başlığı "ETA emektarlarından şiddete son çağrısı." Gazete, İspanya'da Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden örgütün hapisteki önde gelen altı üyesinin yazdıkları mektuba yer vermiş. Örgüte hitaben yazılan mektupta "şiddetin etkili olmadığı" yönünde bir itiraf var. Mektup şöyle sürüyor: "Bildiriler ve yerine getirilemeyen tehditlerle silahlı bir mücadele yürütülemez. Bu kadar baskı altında silahlı bir mücadele geliştirilemez." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||