|
29 Ekim 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz subayların Blair'e 'öfkesi'; savaşın bilançosu: 100 bin ölü; borsaları oynatan Çin Merkez Bankası; Arafat'sız bir Orta Doğu yorumları; ve AB'nin Roma'daki imza töreni çatlakları sıvayabilir mi?
DailyTelegraph ile Daily Mirror'un bu sabah manşete çıkardıkları haber, geçenlerde Bağdat'ın güneyinde Amerikan sektörüne konuşlandırılan yaklaşık 800 askerlik İngiliz birliğiyle ilgili. Daily Mirror'un ifadesiyle, 'ölüm bölgesine' yollanan askerler bunlar. Ve gazete iri puntolarla askerlerin 'öfkeli' olduğunu yazıyor. Daily Telegraph'ın manşetinde, 'Blair'in Irak stratejisini sorgulayan üst düzey subaylar' olduğunu okuyoruz. Gazete, Amerikalılara yardım amacıyla Bağdat'ın güneyine gönderilen İngiliz birliğindeki bazı komutanların Tony Blair'i eleştirdiğini yazıyor. Komutanlar, başbakanın bu bölgenin askeri açıdan ne kadar riskli olduğunu iyi tahlil edemediğini düşünüyor. Daily Telegraph'a göre bu hafta ailesine gönderdiği elektronik postada üst düzey bir subay, 'etrafta ne kadar kudurmuş terörist varsa arı gibi üzerimize üşüşecek' diye yakınıyor. Gazetenin iddia ettiğine göre, bu tip kaygılar ve hükümete duyulan öfke, sözkonusu birliğe hakim olan genel hissiyatı yansıtıyor. Daily Telegraph, yerlerini İngilizlere devretmeden önce bu yerde konuşlanmış Amerikan kuvvetlerinin temmuz ayından bu yana 9 ölü ve 200'e yakın yaralı verdiğini bildiriyor. Amerikan kuvvetlerinin İngiltere'den talep ettiği bu yardım, Felluce kentindeki direniş hareketi üzerinde daha yoğun odaklanmak içindi. Günlerdir bombardıman altındaki kentte vurulan hedefler Amerikalı sözcülere göre militanların sığınakları. Fakat iki ateş arasında onlarca sivilin öldüğünü söyleyen Irak kaynakları da var. Savaşın sivil bilançosu, bu sabahki Independent'ın manşeti: '100 bin Iraklının hayatına mal olan savaş'. Independent, Lancet dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmanın ortaya attığı tahmini bu manşetle duyuruyor. Iraklı ve Amerikalı kamu sağlığı uzmanlarının Irak'ta 1000 evin kapısını çalarak yaptığı anket, Independent'a göre bu savaşın insani maliyetini ölçen ilk bilimsel çalışma. Gazete, koalisyon güçlerinin halen sivil ölümlerine ilişkin bir rakam vermemesinin hem bu araştırmayı yapanlar hem de savaş karşıtı örgüt ve siyasetçiler tarafından en sert dilde eleştirildiğini aktarıyor. Financial Times'ın önsayfasında ise, dünya piyasalarını sarsan Çin Merkez Bankası var. Manşette, Çin'in faiz hadlerini artırma kararının etkisini bütün piyasaların hissettiği yazılı. Çin Merkez Bankası, 9 yıl aradan sonra ilk defa faiz hadlerini artırıyor. Amaç, giderek büyüyen ama aynı zamanda fazla ısınan Çin ekonomisini biraz yavaşlatıp enflasyonu kontrol altında tutmak. Financial Times, Çin'den böyle bir karar geleceğinin aslında piyasalarda bir süredir beklendiğini belirtiyor. Ama gazeteye göre, Pekin'den gelen bu açıklamanın hemen ertesinde dünya borslarında gözlenen oynama, bir gerçeğin altını çizdi: 'Çin, küresel ekonomide anahtar rolde bir ülke artık. Birçok farklı sahada ham madde ithal eden önemli bir talep merkezi haline geldi.' Times gazetesinde de önsayfanın konusu para. Ama bu sefer dev bir ülkeden değil; dev borçlar altında ezilen İngiliz bir çiftin hukuk savaşından bahsediyoruz. Üstelik, mahkemede zaferle sona eren bir mücadele bu. Meadows çifti 1989 yılında evlerinin bir odasını yeniden dekore etmek için aldıkları 6 bin sterline yakın krediyi geri ödemeyince, geçen yıllar içinde karşılarında 380 bin sterlini aşan bir borç bulmuşlar. Nedeni açık, borcun faizi katlana katlana üzerlerine yığılmış. Ancak dün bir yargıcın alınan faizi büyük bir haksızlık olarak değerlendirdiğini yazan Times, çiftin borcunun tümünün silindiğini aktarıyor. Gazete, bu mahkeme kararının kredi veren kuruluşlar olsun, borçlular olsun etkisini geniş çevrelerde hissettireceğini düşünüyor. Guardian'ın manşet haberi ise, Yaser Arafat. Filistin lideri tedavi için Fransa'ya ayrılırken, yokluğunda ortalığın 'karışmasından' korkulduğunu yazıyor Guardian. Aynı konu bu sabah diğer Avrupa ülkelerinin basınında da genişçe işleniyor. Fransa'dan Liberation, Guardian'la aynı kanıda. Liberation'a göre, bunu ancak bir Arafat ikilemi diye açıklayabiliriz: Sağlığı ne kadar kritikse, kendisi de o kadar önem kazanıyor. Gazete ekliyor: 'Aslında epey bir süredir Arafat'ın tek yaptığı, giderek sönen bir hayale göz kulak olmaktan ibaretti'. Liberation, 'Oslo'da kazanılan özerklik ardından bir Filistin devletinin temelerinin atılamamasından dolayı Filistin halkının dahi Arafat'tan bezdiği' kanısında. Gazeteye göre tıkanıklığın nedenleri arasında İsrail'in saldırıları ve Filistinliler arasındaki iç çekişme olduğu kadar, Liberation'un ifadesiyle, 'Arafat'ın otoriter iktdarını tasvir eden yolsuzluk ve adam kayırmacılık ortamı da var'. 'Ancak' diye devam ediyor Liberation, 'Filistin halkının totemini yıkma çabalarının hepsi nafile çıktı'. Ve ekliyor: 'herkes aynı şeyden kaygılı; Arafat sonrası bir geleceğin şimdikinden daha da kaotik olmasından'. İspanyol basınından El Pais, 'Arafat'ın kötüleşen sağlık durumu, trajik bir gerçeği bütün dünyanın gözleri önüne serdi' diyor: 'Filistin liderinin yerini alacak bir isim ortada yok'. El Pais'e göre bu durumun sorumlusu büyük çapta, 'hiçkimsenin gölgesi altında kalmak istemeyen' Arafat'ın ta kendisi. Ve El Pais de kriz olasılığından kaygılı; 'Filistin liderinin ortadan kayboluşu kötü bir zamana rastladı' diyor: 'Çünkü karşımızda Gazze'den geri çekiliş konusunda ikiye bölümüş bir İsrail, sıkca şiddete başvurulan bir iktidar mücadelesi yaşayan Filistinliler, ve başa baş bir seçime doğru ilerleyen Amerika Birleşik Devletleri var'. Roma'da düzenlenen Avrupa Birliği anayasasının imza törenine gelince; Frankfurter Allegemeine Zeitung, Avrupa komisyonu ile parlamentosu arasındaki inatlaşmanın hemen ardından gelen bu imza töreninin, 'bölünme izlerini kapatmayacağını' düşünüyor. Gazete, 'Roma'da nasıl bir birliktelik fotoğrafı çekilecek acaba?' diye soruyuor. Komisyonla parlamentonun arasını açan tartışmanın odağında, Roma hükümetinin aday gösterdiği İtalyan üye vardı. Avusturya basınından Der Standard, anayasa töreninin evsahibi İtalyan hükümetine öfkeli. Gazete, 'Berlusconistan' diye bahsettiği İtalya'nın, Avrupa'daki çatlakların baş sebebi olduğu görüşünde. Yeni anayasanın, her ülkede ya ulusal parlamentoda ya da halkoylamasıyla onaylanması da gerek. Alman gazetesi Berliner Zeitung, 'bu mümkün olmayabilir' diyor. Gazeteye göre özellikle Fransa veya Almanya'dan gelebilecek bir ret, Avrupa Birliği'nin sonunu getirebilir. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||