|
12 Ekim 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin yorumlar, konunun Fransa ve Almanya iç siyasetlerinde yaratmaya başladığı etki nedeniyle Avrupa basınının sayfalarına geri dönmüş durumda.
Fransa'da yayımlanan Le Figaro, ülkenin meclisinde perşembe günü, Türkiye'nin üyeliği konusunda yapılacak, ancak bir oylamayla sonuçlanmayacak tartışmayı ele alıyor. Gazeteye göre "Tartışmanın bu kadar erken yapılması hükümetin, Türkiye hakkındaki polemiği daha fazla büyümeden, gelecek haftaki bütçe tartışmasından önce yatıştırmayı amaçladığının işareti. Oylama meselesine gelince. Muhalefetteki Sosyalistler ve koalisyon hükümetinin küçük ortağı UDF'ye ek olarak, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın partisi UMP'den de 100 kadar milletvekili, parlamentodaki Türkiye tartışmasının bir oylama ile sonuçlandırılmasından yana." Le Figaro haberini konuyla ilgili bir kamuoyu yoklamasıyla noktalamış. Buna göre Fransız kamuoyunun yüzde 66'sı, Ankara ile müzakerelere başlayıp başlamama kararının alınacağı aralık ayındaki AB zirvesinden önce, Fransa'da bir referandum yapılmasından yana.
Başka bir Fransız gazetesi Le Nouvel Observateur ise, parlamentodaki Türkiye tartışmasının oylamayla sonuçlanmasını isteyen muhalefetin oynamaya hazırlandığı kozu, şu satırlarla aktarmış: "Muhalefet (eğer oylamaya izin verilmezse) parlamentoda gelecek hafta yapılacak bütçe tartışmalarında, Fransa'nın AB'ye yapacağı mali katkıya ilişkin maddeye desteğini çekme tehdidinde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Chirac ise, Türkiye'nin üyeliği tartışmasının partisi içinde yarattığı krizden kendini kurtarabilmiş değil. Aynı, Avrupa Anayasası sorununun sol içinde yarattığı kriz gibi." Le Nouvel Observateur'ün parmak bastığı soruna Liberation da yer vermiş. "Chirac'ın partisi UMP içinde Türkiye ile ilgili ağız dalaşı devam ederken, Sosyalistler de Avrupa Anayasası konusunda bölünmüş durumda" diyen gazete şöyle devam ediyor: "İktidardaki UMP içindeki Türkiye karşıtı çoğunluk, muhalefetteki Sosyalistler içindeki Avrupa Anayasası taraftarı çoğunluk kadar güçlü. Fransız kamuoyunda ise, Türkiye'nin adaylığı ender bir mutabakat doğurmuş durumda. Tabii, üyeliğe karşı çıkan bir mutabakat bu. Ve mantıktan ziyade duygulara dayanıyor. Ankara'nın adaylığı, başka hiçbir Avrupa ülkesinde böylesi şiddetli ve aleyhte bir tartışmaya neden olmadı. Anlaşılan Türkler, uzun bir süre Fransızların sıkıntısına esir olacak." İmza kampanyasına tepki Alman basınındaki tartışmaysa muhalefet tarafından gündeme getirilen, Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkan bir imza kampanyası başlatma fikri konusunda. Hristiyan Demokrat Birlik'in lideri Angela Merkel'in, pazar günü, bunu değerlendirdiklerini söylediğini ve Hristiyan Sosyal Birlik lideri Edmund Stoiber'in de bu fikre destek verdiğini hatırlatan Der Tagespiegel, tepkileri şöyle sıralamış: "Öneri hemen hemen tüm siyasi partilerin, hatta bazı önde gelen Hristiyan Demokratlar'ın da tepkisine neden oldu. Ancak en büyük tepki, Almanya'daki Türk toplumundan geldi. Almanya Türk Toplumu adlı sivil toplum kuruluşunun başkanı Hakkı Keskin tepkisini; 'Bu Türkiye'ye ve Almanya'da yaşayan Türklere karşı savaş ilan etmek gibi bir şey' sözleriyle dile getirdi," diyor ve ekliyor Der Tagespiegel: "Ancak tüm bu tepkilere rağmen Hristiyan birlik partileri bu konuyu, ciddi olarak düşünüyor gibi". Aynı konuyu işleyen Frankfurter Allgemeine Zeitung ise, her iki parti liderini de önerilerinin sonuçlarını düşünmeye çağırıyor. "Türkiye'nin AB üyeliğine karşı bir imza kampanyası yanlış beklentiler yaratmanın yanı sıra, bir de aynı konuda referandum talebi ortaya çıkaracaktır. Kaldı ki Almanya'nın parlamenter demokrasisi, insanları haklı olduklarına ikna etmek isteyen muhalefet partilerine, ihtiyaçları olan her imkanı sunuyor zaten." Türkiye'nin üyeliğine karşı imza toplanması fikrine Die Welt de karşı çıkıyor. Ancak gazete buna karşılık "Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda halkın fikrine bir imza kampanyasından ziyade, bir referandumla başvurulmalı" diyor. Gazeteye göre "Hristiyan Demokrat Birlik ve Hristiyan Sosyal Birliği yanlış bir yoldan gidiyor. Zira bir imza kampanyasının neticesi, hükümet tarafından kolaylıkla reddedilebilir. Gerekçe de, Türkiye'nin üyeliğinden yana olanların görüşlerinin burada yansıtılmamış olması olur." Program yerine öfke Süddeutsche Zeitung ise tepkisini; "Bir imza kampanyası, tartışmaların yerini siyasi tepkilerin aldığını gösterir" sözleriyle dile getiriyor ve "Dile getirdiği görüşler son derece zayıf olanlar, derdini el kol hareketleriyle anlatmaya çalışır," diye ekliyor. Die Tageszeitung da aynı görüşte. Gazetenin "siyasi program yerine öfke" şeklindeki başlığını şu satırlar takip ediyor: "İmza kampanyası, Türkiye'nin muhtemel üyeliğini tartışmak için hiç de uygun olmayan bir yöntem. Siyasi partiler imza değil, oy toplamayı hedefler. Bu tür parlamento dışı yöntemlere kaymaya başlayan bir parti, yoldan çıkmış demektir." 'Dengesiz metin' Çek Cumhuriyeti'nde yayımlanan Pravo gazetesiyse, Türkiye ile müzakerelere başlanması yönündeki tavsiyesini fazla iyimser bulduğu Avrupa Komisyonu'nu eleştiriyor. Gazeteye göre "Komisyon raporu ciddi bir analiz içermekten ziyade, Avrupa'yı Türkiye'nin üyelik için uygun olduğuna inandırmaya adamış görünüyor kendini. Bu son derece dengesiz metin, üzerinde önceden anlaşılmış bir mesajı aktarmak için yazılmış izlenimi veriyor. Türkiye'nin üyeliğini bir an önce ve bedeli ne olursa olsun gerçekleştirmek için ortaya konmuş bir çaba gibi duruyor." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||