BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 03 Ekim, 2004 - TSİ 19:52
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
3 Ekim 2004 Basın Özeti
"Türkiye'yi bölen yeni sorun... Bir eş mi olsun iki mi?"

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Sunday Times, Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci ile ilgili olarak son haftalarda yoğunlaşan tartışmaları bu manşetle işliyor...

Gazete Türkiye'de yapılan bir kamuoyu yoklamasında halkın yüzde 63'ünün erkeğin birden fazla eşi olmasını normal karşıladığının görüldüğüne dikkat çekiyor.

"Bu, ülkede bazı insanların hala tarihin başladığı çağdan kalma toprak kubbeler içinde yaşaması kadar şaşırtıcı değil. Ama çok eşlilik batı dünyasının sınırının nereye çekileceği konusndaki tartışmalarda önemli bir mesele haline gelebilir."

Töre cinayetlerinin hala yaşandığını anlatan gazete, zina ile ilgili tartışmaları örnek gösteriyor, "Türkiye neredeyse kendi başvurusunu kendisi sabote edecekti" diyerek, "Başbakan Tony Blair gibi, Türkiye'nin birliğe katılımını savunan liderler kamuoylarının önünde gidiyor" gözleminde bulunuyor.

Avrupa Komisyonu üyesi Frits Bolkestein'ın Türkiye'nin üyeliğini kastederek "Viyana'nın kurtarılması boşa gidebilir" dediğini vurgulayan gazete, Türkiye'nin Atatürk öncülüğünde modernleşme sürecine girdiğini anımsatıyor ancak "son yıllardaki AB baskısı olmasa Türkiye bu kadar süratle değişmezdi" diyor.

Sunday Times'ta haberi kaleme alan Matthew Campbell'a göre, Ankara Avrupa'yla müzakerelere başlasa da, göçmenlik ve yardım miktarlarına sınırlama konması, Türkiye'nin mali siyasetler veya azınlık hakları ile ilgili herhangi bir hatasında müzakerelerin durması gündeme gelebilir.

Blair iktidar kavgasını dindirdi mi, körükledi mi?

İngiliz Pazar gazeteleri geçen hafta kalbindeki rahatsızlık dolayısıyla ufak bir müdahale geçiren Başbakan Tony Blair'in durumunu uzun uzadıya değerlendirme fırsatı bulmuş.

Blair'in görevde üç dönemi tamamlayacağı, ama dördüncü dönemden önce ayrılacağı açıklaması tüm gazetelerin en geniş işlediği konu...

Observer'a göre , "operasyonu Blair geçirdi, bıçağı Brown yedi." Gazete Başbakan'dan sonraki lider olarak görülen Maliye Bakanı Gordon Brown'un şimdi iktidar değişimi sürecini hızlandırmak isteyen kesimleri dizginlemeye çalıştığını yazıyor.

"Tony Blair'in yerine kimin geçeceği konusundaki kavga, partiye bir sonraki seçimi kaybetmek gibi bir bedel ödetebilir." diyor Observer...

Gazete Blair'in üçüncü dönem sonrasında görevden ayrılacağını şimdiden açıklamasının onu zayıflattığını düşünenlere katılmıyor.

""Blair'in niyetini gizli tutarak liderliği konusundaki spekülasyonları dindirebileceğini düşünenleri anlamak zor. Oysa şimdi net ölçekler var. Şimdi herkes Tony Blair'in bir süre daha etrafta olacağı gerçeğini biliyor.

Yani klasik bir Tony hareketi izledik... Muhaliflerine çalım attı, otoritesini yeniden tesis etti ve bir kez daha siyasetin havasını belirledi. Gordon Brown ve taraftarları homurdanabilir ama liderliğine meydan okuyamazlar. Çünkü bu partiyi böler ve Brown'un almayı beklediği mirasa zarar verir. Bu nedenle yapabilecekleri ve yapmaları gereken, Blair'in programına uymak"

Saddam Hüseyin ve Kaddafi de İngiliz rehine için devreye girebilir mi?

Irak'taki İngiliz rehine Kenneth Bigley'nin durumu da yakından takip ediliyor ve spekülasyonlar çok çeşitli.

Observer'a göre rehineyi elinde tutan Tevhid ve Cihad örgütü Bigley karşılığında İngiltere cezaevlerindeki terör zanlılarını istiyor.

Sunday Telegraph ise İtalyan rehinelerin serbest bırıklmasını sağlayan İtalyan istihbaratının yeniden devreye girdiği yazıyor.

Sunday Times Bigley'i elinde tutan saldırganların onu daha az radikal bir gruba satabileceğini bu grubun da fidye karşılığı Bigley'i serbest bırakabileceği ihtimali üzerinde dururken; gazeteye göre, Bigley ailesi Libya lideri Muammer Kaddafi'den yardım istedi.

Hatta Sunday Mirror'a bakılırsa Bigley'in öldürülmemesi çağrılarına hücresinden devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin de katıldı.

Saddam Hüseyin'in iktidardayken yaptıkları ise bugün yine Sunday Times'a konu olmuş.

Irak geçici hükümetince hazırlatılan ve basına sızan bir rapora göre "Saddam, petrol karşılığı Birleşmiş Miletlerden müttefik satın aldı."

"Rapor 200 kişi ve kuruluşun yanında başta Fransa ve Rusya'nın bu işe karıştığını gösteriyor" diyor gazete. "BM gıda kaşılığı petrol programının başkanının büyük kar sağladığı anlaşıldı. Raporda Putin'in özel makamının da Birleşmiş Miletler'de savaş tartışmaklarını yapıldığı sırada sunduğu ucuz petrolden kar ettiği belirlendi."

Irak hükümetinin adına hazırlanan raporda Rusya, Çin ve Fransa gibi ülkelere özellikle savaş öncesinde avantajlar sağlandığı ifade ediliyor. Birleşmiş Milletler de buna karşılık hiç bir şey yapmamakla suçlanıyor.

Guantanamo'ya yeni eleştiriler

Observer ilk sayfasında yer verdiği haberde, "Guantanamo terör saldırılarını önleyemedi" diyor.

"Muhafızların işkence ve acımasızlıkla suçlandığı Guantanamo Üssü'nde tutsakların sorgulanması tek bir terör saldırısının engellenmesini bile sağlayamadı.

Askeri istihbaratta ve ABD'nin terörle mücadelesinin 'kalbinde' 20 yıl çalıştıktan sonra geçen Haziran'da emekliye ayrılan Yarbay Anthony Christino ABD Başkanı George Bush ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in bu kişilerin istihbarat değerini 'çılgınca abarttığı'nı söylüyor.

Açıklamaları bu hafta yayınlanacak Guantanamo: Amerika'nın İnsan Hakları'na Karşı Savaşı adlı bir kitapta üç istihbaratçı tarafından da desteklenen Christino, tutsakları kampa getirme ve 'tarama'dan geçirme işinin de 'gerçek teröristleri sıradan Taleban milislerinden ayıramayacak' durumdaki yeni silah altına alınmış ve yetersiz eğitilmiş askerlerce yapıldığını söylüyor.

Afganistan'dan götürülen 600 tutsağın Guantanamo'da bekleyişi sürerken Afgan halkı ise 9 Ekim'deki seçimlere hazırlanıyor.

Afganistan'da seçim heyecanı

"Afganistan'daki iç savaş boyunca binlerce kişiyi katletmekle suçlanan General Abdülraşid Dostum'un içindeki iyi yanı nasıl ortaya çıkarırsınız??

Kadınların yayında şarkı söylemesini yasaklayan eski devlet televizyonu müdürünün, "yeni Afganistan"ı temsil edebileceğini kadınlara nasıl anlatırsınız? "

Sunday Telegraph'a göre Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilen özel bir halkla ilişkiler ekibi işte bu sorulara yanıt arıyor.

Avaz - yani ses adlı 20 kişilik ekip gelecek hafta yapılacak devlet başkanlığı seçimlerine katılan 18 adaya imaj danışmanlığı yapıyor.

Daha önce Fransa'da siyasi danışman olan Christian Marie, mesela Raşid Dostum'u kampanya fotoğrafını bir mezarlıkta değil şantiyede çektirmesinin daha umut verici olacağına ikna etmek için uzun uğraşlar verdiklerini anlatıyor.

Ancak her köşe başında eski mücahitlerin, kraliyet ailesinden isimlerin ya da öğretim görevlilerinin oy isteyen posterleri asılıyken, adayların hemen hiçbirinin sokaklarda, 10 milyon seçmenden bizzat oy isteyemediğine dikkat çekiyor Sunday Telegraph...

Independent on Sunday'e göre iki bin terörist, seçimleri şiddet olaylarıyla aksatmak için harekete geçebilir. Amerikalı yetkililer, komşu ülkelerden Afganistan'a sızmaya hazırlanan saldırganlarla ilgili istihbarat olduğunu belirtiyor.

Sunday Times da seçim öncesi güvenlik sıkıntılarına dikkat çekiyor ve "seçim sırasında görev yapacak 13 bin Afgan askerinin yanına 40 bin polis eklense bile sandık merkezi başına iki muhafız düşmüş olacak" diyor.

Buna rağmen Sunday Telegraph'ta yazan John Simpson umudu elden bırakmıyor.

"Her şeye rağmen Kabil sokakları Bağdat sokakları değil" diye yazıyor Simpson: "Kayıtlı seçmenlerin yüzde kırkı kadın. Ülkenin güney ve doğusunda çatışmaların olduğu yerler hariç Amerikalılar ve müttefikleri burada istenmeme sorunu yaşamıyor. Afganistan ekonomisi de yabancı yardım sözleri alıyor...

Yani genelde, işler iyi görünüyor- tabii önümüzdeki hafta bir felaket olmazsa..."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik