BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 27 Eylül, 2004 - TSİ 07:21
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
27 Eylül 2004 Basın Özeti
İngiltere’de iktidardaki İşçi Partisinin bir hafta sürecek yıllık olağan kongresi hafta sonunda başlarken, gazetelerin tümünün birinci sayfaları ve başyazılarında bu konuyu öne çıkarıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Merkez sağ eğilimli Times, "İngiltere artık Tony Blair'e güvenmiyor ama yerini alacak kimse de yok" başlığıyla, yaptırdığı son kamuoyu yoklamasını özetliyor.

Rakamlarla ifade etmek gerekirse, Times'a göre, seçmenin yüzde 75i hükümetten memnun değil, ama aynı seçmenin yüzde altmışı hala İşçi Partisini, muhalefetteki Muhafazakarlara yeğliyor.

Muhafazakar partiye yakın Daily Telegraph da bir yoklama yaptırıp aynı sonucu almış. Gazete başyazısında şu satırlarla yakınıyor.

"İnsanların hükümetten şikayetçi olduğunu gösteren bir çok kanıt var. Vergiler yükseldi, ama kamu hizmetleri gelişmiyor. Suç oranı artıyor, yasadışı göçmenlerin sayısı yükseliyor, egemenlik adım adım Brüksel'e devrediliyor. İnsanlar Irak savaşından dolayı öfkeli ve Tony Blair'in kendilerine yalan söylediğini düşünüyorlar. Ama yoklama yaptırıyoruz, seçmen yine Blair'i destekliyor. "

Hemen bütün gazeteler, İşçi Partisi kongresine Irak'ın gölgesinin düşeceği görüşünde birleşiyor.

Guardian "Blair'e Irak darbesi" başlıklı haberinde, üyeler arasında yapılan oylama sonucu, kongre gündemine Irak'la ilgili bir olağanüstü oturumun eklendiğini aktarıyor.

Financial Times da aynı konuya değinmiş ve Perşembe günü yapılacak Irak konulu tartışmanın parti liderliğinin öne çıkarmak istediği iç siyaset konularını gölgeleyeceğini yazmış.

Financial Times ve Guardian, perşembe günkü tartışmada muhtemelen bir oylama ile delegelerin başbakandan, Irak’taki İngiliz askerlerinin çekilmesi için bir takvim belirlemesini isteyeceklerini yazıyorlar.

Independent ise, bu gelişmeyi manşetinde şöyle yorumluyor:

"Tony Blair, parti kongresinde, kendisine önümüzdeki yıl üçüncü kez seçim kazandırabilecek konuları öne çıkarmayı planlıyordu. Ama Irak’taki savaş Blair'in planlarını suya düşürdü."

Fakat Guardian'a bakılırsa, İşçi Partisi liderliğini zor durumda bırakan tartışmalar Irak'la sınırlı değil, parti kongresinde. Delegeler bir çok konuda başkaldırıyor.

"İşçi Partisi kongresinde delegelerin bugün, Tony Blair ve bakanlarının bütün muhalefetine ve lobi faaliyetlerine rağmen, demiryollarının yeniden devletleştirilmesi yolundaki bir önergeyi kabul etmeleri bekleniyor. Delegeler dün de liderliği yeniden toplu konut politikalarına dönmeye zorlamışlardı. "

Bağdat’ta geçen hafta iki Amerikalı ile birlikte kaçırılan İngiliz rehine Ken Bigley'in kaderiyle ilgili gelişmeler gazetelerde geniş yer buluyor.

Independent gazetesi, Bigley'in hayatını kurtarmak üzere Irak'a giden iki İngiliz vatandaşı Müslümanın girişimlerini öne çıkarmış.

"Davud Abdullah ve Müşerref Hüseyin dün Bağdat’ta düzenledikleri basın toplantısında Ken Bigley'in serbest bırakılması için çağrı yaparken, İngiliz Müslümanların savaşa başından beri karşı çıktığını söylediler. İngiliz Müslümanlar şimdi Bigley'i kaçıranlarla temas kurabilmeyi umuyor."

Times da İngiliz Müslümanların girişimini başyazısında ele alıyor. Times , girişimi başlatan İngiltere Müslümanlar Konseyi'nden övgüyle söz ediyor. Gazeteye göre örgüt, iki önemli adım attı:

"Birincisi aşırı görüşlerle arasına mesafe koyması. İkincisi ise bir başka İngiliz’in hayatını kurtarmaya girişerek, İngiltere'ye vatandaşlık bağlarını açık bir şekilde sergilemesi."

Türkiye'de Büyük Millet Meclisi'nin Türk Ceza Yasası'nı, zina maddesini eklemeden kabul ettiği haberi gazetelerin erken baskılarına yetişmiş. Guardian, "Türkiye, Avrupa'yı memnun etmek için zinayı suç haline getirmekten vazgeçti" başlığını atmış. Times ise "Reformlar Türkiye'yi Avrupa yoluna soktu." diyor.

Times ayrıca internet üzerinden Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili bir de tartışma başlatmış. Gazetede de yayımlanan mektuplarda okurlar farklı görüşler dile getiriyor.

Bunlardan biri "Aslında, Türkiye bir Avrupa ülkesi midir diye sormalıydınız. Coğrafi ve kültürel olarak baktığımda cevabım, hayır" derken bir diğeri "Avrupa'nın bir ucunda, hakkında kimsenin pek bir şey bilmediği, güzel ama fakir, yalnız ve muhafazakar bir ülke üyeliğe kabul edilmeli mi? Bu soru, bundan 35 yıl önce İrlanda Avrupa Ekonomik Topluluğuna üye olmak istediğinde de gündeme gelmişti. Avrupa’ya kabul edilmek İrlanda'yı dış etkilere açtı, ve çok kapsamlı sosyal reformlar getirdi. Onu yalnızlıktan kurtardı. Türkiye de böyle olacaktır. Türkiye'nin yeri Avrupa'dır" diyor.

Die Welt, Almanya'da, muhalefetteki Hıristiyan Demokrat partili politikacıların yaptığı açıklamalarla, Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesiyle ilgili tartışmaların giderek kızıştığını yazıyor.

Dün aynı gazetenin Pazar günleri çıkardığı Welt Am Sonntag gazetesine bir demeç veren önde gelen Hıristiyan Demokrat milletvekillerinden Wolfgang Schaeuble şöyle konuşmuştu:

"Türkiye'nin tam üye olması halinde Avrupa'nın bütünleşmesi ve Avrupa Birliğinin bir siyasi birlik haline gelmesi hedefine ulaşılamaz."

Die Welt, bu yorumları aktarmakla kalmamış. Kendi yorumunda da, Türkiye'nin müzakerelere başlamasının önünde bir engel görmediğini söyleyen Avrupa Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Guenter Verheugen'i şu sözlerle eleştirmiş.

"Verheugen'in bu iddialı açıklamaları, Türkiye'deki gelişmeler ışığında zamansız görünüyor. Türkiye'nin vaadlerinin çoğu şu ana kadar sadece kağıt üzerinde kaldı."

Fakat Die Welt şunu da eklemeyi ihmal etmiyor:

"Verheugen'in tavsiyesi, bu sürecin yalnızca bir aşaması. Yakında top Avrupa hükümetlerine geçecek."

Almanya'dan Die Welt gazetesi böylece Avrupa hükümetlerinin Verheugen kadar olumlu olmayabileceğini ima ediyor.

Avusturya'da yayımlanan Der Standard gazetesi ise, Avusturya Başbakanı Wolfgang Schuessel'in, Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesini desteklediğini, ama muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti'nin Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıktığını duyuruyor.

Der Standard kendi yorumunu da eklemiş. Gazeteye göre Başbakan müzakere tarihi verilmesini desteklemekle akıllıca davranıyor. Ama müzakerelerin sonucu şimdiden belli olmamalı.

Gazete, muhalefetteki sosyal demokratların ise Türkiye'ye hayır diyerek, oy kazanmaya yönelik bir popülist çizgi seçtiklerini yazmış.

Peki 17 Aralık’ta Avrupa Birliği liderleri, Türkiye'ye müzakere tarihi verecek mi? Der Standard gazetesinin tahmini, "evet".

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik