BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 26 Eylül, 2004 - TSİ 20:58
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
26 Eylül 2004 Basın Özeti
İngiliz Pazar gazetelerinden; Türkiye'nin AB üyeliği tartışmaları, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Irak nedeniyle yaşadığı zor günler, Ebu Musab ez Zarkavi'nin portresi ve ABD'nin hedefindeki Suriye...

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Zina tartışmaları nedeniyle Avrupa basınında bir süredir geniş yer bulan Türkiye, İngiliz Pazar gazetelerinin de gündeminde.

Sunday Times; "Avrupa Türkiye'de işkenceyi gözardı ediyor" başlıklı haberinde, insan hakları kuruluşlarının Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine yönelik itirazlarını gündeme getirmiş.

Birliğin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in; "Türkiye ile müzakerelerin başlaması için hiçbir engel kalmadı" açıklamasını hatırlatan gazete şöyle devam ediyor;

"6 Ekim'de yayımlanacak ilerleme raporu büyük ihtimalle, işkencenin önlenmesi konusunda Türkiye'den biraz daha çaba istemenin ötesine gitmeyecek. İnsan hakları kuruluşları bu durumu, sorunun örtbas edilmesi olarak yorumluyor."

İnsan Hakları Derneği'ne bu yılın ilk altı ayında, işkence ve kötü muamele ile ilgili olarak toplam 600 başvuru yapıldığını hatırlatan Sunday Times, derneğin başkanı Hüsnü Öndül'ün; "Verheugen, hükümetin sözcüsü gibi konuşuyor" şeklindeki sözlerine de yer vermiş.

Sunday Times'ın köşe yazarlarından Minette Marin ise, Türkiye'deki zina tartışmasından yola çıkarak, evlilik dışı ilişkilere Avrupa'nın bakışını ele almış.

AKP hükümetinin, zinayı suç kapsamına alma çabaları sırasında, sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da, evlilik dışı ilişkide bulunanların nefeslerini tutup beklediklerini söyleyen yazar şöyle devam etmiş;

"Gerçekleseydi, bu sadece Türkler için değil, evlilik dışı ilişkide bulunan Avrupalılar için de kötü bir haber olacaktı.

"Zira Avrupa Birliği, en azından Avrupa için, bireyin önemli haklarından biri olan evlilik dışı ilişkiye saygı göstermeyen bir ülkeyi, üyeliğe kabul etmeye hazırlanıyor durumuna düşecekti.

"Avrupa evlilik dışı ilişkinin beşiğidir. İşler zaman içinde biraz değişmiş olsa da, kültürel miras kültürel mirastır.

Ve hiçkimse kültürel mirasına, bundan hoşlanmayan yeni gelenler tarafından zarar verilmesinden hoşlanmaz. Neyse rahat bir nefes alabiliriz.

"Zira Türkiye Başbakanı bu girişimden vazgeçtiklerini açıkladı. Unuttuğu bir gerçeği hatırlamıştı sonunda. Evrensel hakkımız olan cinsel tatmine dokunmaya çalışan hiçkimse Avrupa ailesine katılamaz"

İngiliz Pazar gazetelerinin sayfalarında en çok rastlanan fotoğraf Başbakan Tony Blair'e ait. Haber ve yorumlarda ise ortak vurgu, Başbakan'ın, Irak'taki durumun giderek kötüleşmesi nedeniyle, içerde zor günler yaşıyor olması.

Independent on Sunday, başyazısında, Blair'i sığınağından çıkmaya çağırıyor.

Irak'ta direnişçiler tarafından kaçırılan İngiliz mühendis Kenneth Bigley'in kaderinin, Blair'in Irak politikasının tam bir fiyasko olduğuna işaret ettiğini söyleyen gazete şöyle devam etmiş;

"Kimse Bigley'i kaçıranların taleplerine kulak asmadığı için eleştirmiyor Blair'i. Sorumluluk sahibi hiçbir lider, buna izin veremezdi zaten. Ancak Bigley'i kaçıran Tevhid ve Cihad adlı grup ikinci hedefine başarıyla ulaşmış sayılır.

"O da, Irak geçici hükümeti Başbakanı İyad Allavi ve Blair'i, Amerikan Başkanı Bush'un kuklası olarak göstermek.

"Irak ve İngiltere hükümetleri, direnişçilerin, Irak cezaevlerindeki kadın mahkumların salıverilmesi talebine sıcak bakmaya başlamıştı ki, araya Amerika Birleşik Devletleri girdi ve 'olmaz' dedi."

Peki Blair'in bu tutumu İngiliz kamuoyu tarafından nasıl algılanıyor? Bugün konuya ilişkin bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarını yayınlayan Independent on Sunday'in yorumu, Blair'in bir "Thatcher-laşma" sürecine girdiği yönünde.

Gazete bu bulguyu şöyle açıklıyor; "İngiliz kamuoyunun yüzde 57'si Tony Blair'i fazla inatçı buluyor.

"Bu oran bir zamanlar Margaret Thatcher için aynı şeyi düşünenlerin oranından çok daha fazla. Bu yüzde 57'yi, Blair'i fazla inatçı bulmaya iten unsurların başında Irak politikası geliyor.

"Tüm uyarılara rağmen Amerika Birleşik Devletleri'nin politikalarının kuyruğuna takılma inatçılığı, Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarının birgün bulunacağına ilişkin inatçılığı ve savaşa gerekçe olarak gösterdiği istihbaratın yanlış olduğunu kabul etmeme inatçılığı.

"Bu haftaki parti kongresi Blair için bir fırsat. Artık bir karar vermek zorunda. Ya, şimdiye kadarki söylemiyle oluşturduğu sığınağa saklanmayı sürdürecek ve daha da yalnızlaşacak.

"Ya da, Irak'ta işlerin umduğu gibi gitmediğini kabul ederek, kamuoyunun kaygılarını anladığını gösterecek."

Observer gazetesi, İngiliz mühendis Kenneth Bigley'nin yanı sıra, Irak'ta birçok yabancının kaçırılmasından sorumlu tutulan Ebu Musab ez Zarkavi ile ilgili bir analize yer vermiş.

37 yaşındaki Ürdün doğumlu militanın son derece acımasız olduğunu vurgulayan Observer, ancak bunun arkasında iyi tasarlanmış bir metodun da bulunduğuna dikkat çekiyor ve şöyle devam ediylor;

"Bu metodu anlamak için önce Zarkavi'nin seslenmek istediği kitleyi anlamak gerekiyor. İslamcı terör, belirli siyasi hedeflere ulaşma çabasından çok, tek başına propagandadan ibarettir.

"Zarkavi, iyi tasarlanmış video bantlar aracılğıyla batı kamuoyuna, ya da Irak'taki yabancı askerlere seslenmiyor. Seslendiği, yaklaşık bir buçuk milyar Müslüman. Son kaçırma olayında kullandığı talep de, tamamen bu kitleye yönelik.

"Gayri müslimler tarafından hapse atılan ve burada tacize uğradıkları varsayılan müslüman kadınların salıverilmesi.

"Bu talebin gerçekleşmemesi durumunda kullandığı infaz yöntemi de, tamamen potansiyel müslüman destekçilerine hitaben seçilmiş.

"Rehinelerin kafasının kılıçla kesilmesi, Allah yolunda savaşan Müslümanların bundan bin yıl önce kullandığı infaz yöntemini çağrıştırıyor. Bu görüntüler bazı ılımlı Müslümanları şok edebilir.

"Ancak harekete biraz sempati ile bakanlara, Zarkavi'nin daha neler yapabileceğine ilişkin bazı ipuçları da verdiği kesin.

"Ve son olarak Zarkavi'nin seslendiği son kesim; çoğu Suudi kökenli, kendisi ile benzer bir savaş yürüten diğer İslamcı militan hareketler.

"Zarkavi Ürdün'de son derece yoksul bir mahallede büyüdü. Daha sonra Afganistan'a giderek İslamcı harekete katıldı. Aynı yıllarda 47 yaşında olan Usame bin Laden de, El Kaide hareketini oluşturmaya başlamıştı.

"Zarkavi Bin Laden'in zengin geçmişine öfke duydu hep. Şimdi rehinelerin kafalarını kendi eliyle kesmesi de Usame Bin Laden'e yönelik bir mesaj.

"Felluce gibi bir yerde savaşmaktan ise, Afganistan dağlarında saklanmayı tercih eden ve eline silah alıp savaşmaktan ise başkalarını ölüme gönderen bin Laden'e bir mesaj."

Sunday Telegraph, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, İran ile gizli görüşmeler yürüttüğünü duyuruyor.

Görüşmelerin amacı ise, Amerika'nın Irak'a saldırısı öncesinde ülkeden kaçarak Şam'a sığınan nükleer silah uzmanlarının, İran'a gönderilmesi.

Batılı istihbarat kaynaklarına dayandırılan haberde, Beşar Esad'ın bu kişileri bir an önce İran'a göndermek istediği, zira Şam'da ortaya çıkmaları durumunda, Amerika'nın hedefi haline gelmekten korktuğu bildiriliyor.

Gazete, İran'ın Suriye'nin teklifine henüz bir yanıt vermediğini de ekliyor.

Sunday Telegraph'a göre, Amerikan istihbarat birimleri, söz konusu nükleer silah uzmanlarının, Suriye'nin geliştirmek istediği bir nükleer silah programında da çalışıyor olabileceğini düşünüyor.

Gazeteye bilgi veren bir Amerikalı yetkili bunun olası sonuçlarını şöyle özetliyor;

"Suriyeliler ateşle oynuyor. Yabancı savaşçıların Irak'a sızmasını önlemek için sınırda gerekli önlemleri almıyorlar.

Bu nedenle zaten bir süredir Amerika'nın şimşeklerini üzerlerine çekiyorlar. Eğer Washington bir de, Şam'ın kitle imha silahları üretme peşinde olduğuna dair somut kanıt bulursa, Suriye kendisini hedefte buluverir."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik