BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme:
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
24 Eylül 2004 Basın Özeti
Tevhid ve Cihad grubunun elinde rehin bulunan İngiliz mühendisle ilgili endişeli bekleyiş bugün de manşetlerde.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler


Guardian
, "Bir annenin yakarışı" başlıklı haberinde İngiliz rehine Kenneth Bigley'nin annesi Lil Bigley'nin kameralar aracılığıyla militanlara çağrı yaptığını belirtiyor.

86 yaşındaki Lil Bigley, gözyaşları içinde "Oğlumu ne olur serbest bırakın. Ailesini geçindirmeye çalışmaktan başka hiçbir şey yapmadı" diyor. Daily Telegraph ise Lil Bigley'nin bu görüntülerin çekilmesinden sonra fenalaşarak hastaneye kaldırıldığını aktarıyor.

Times gazetesi, siyasi liderlerin militanlarla pazarlığa girilmemesi konusunda kararlı davrandığını ancak rehine krizinin hükümeti daha da yıpratacağını belirtiyor.

Gazete "Gerek Bigley'nin gerekse ailesinin televizyondan yaptığı dramatik çağrılarından etkilenen halk, Bigley'nin ölümünden doğrudan Başbakan Tony Blair'i sorumlu tutacak" diyor.

'Zarkavi Bush kadar iyi politikacı'

Times'ın dış haberler editörü Brownen Maddox ise rehinelerin çağrısının teröristlerin amaçlarına hizmet ettiğini belirtiyor. Maddox, adını daha çok rehin alma eylemleriyle Tevhid ve Cihad örgütünün lideri Ebu Mussab ez Zarkavi'nin Bush ve Blair kadar usta bir politikacı olduğunu söylüyor.

Independent'ın manşetinde de rehine krizi var. Gazetede "Paralel Dünyalar" başlığının altında Irak Başbakanı İyad Allavi ve İngiliz rehinenin Taylandlı eşi Sombat Bigley'nin fotoğrafı yer alıyor.

Gazete, rehinenin ailesinin korkulu bekleyişi sürerken, İyad Allavi'nin Washington'da çok farklı bir Irak tablosu çizdiğini, ülkedeki savaşın kazanılmakta olduğu mesajını verdiğini yazıyor.


Allavi'den Bush'a seçim hediyesi

Times, Allavi'nin Washington'da yaptığı açıklamaları "Bush'a seçim hediyesi" olarak niteliyor.

Guardian yazarı Jonathan Steele, rehine krizi ve başkanlık seçimlerini ele aldığı yazısında Bush'un iktidarda kalma hırsının tüm Iraklıları rehine haline getirdiğini söylüyor. Steele yazısında şöyle diyor:

"Aşağılanmış ve basiretsiz bir konuma düşürülen Iraklılar, yabancılar arasında sıkışıp kaldı. Bir tarafta barbarca yöntemlerle Irak topraklarını Amerika'ya karşı ilan ettikleri cihada karşı kullanan yabancı militanlar, diğer tarafta Irak'ta artık sona ermesi gereken yanlış bir maceraya girmediklerini kabul etmemekte direnen yabancılar. Yani Bush ve Blair... Artık tüm Iraklılar birer rehine"

İki gün önce Londra'dan Washington'a giderken, ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle uçağı bin kilometre ötedeki Maine Havaalanı'na indirilen İngiliz sanatçı Cat Stevens'ın Londra dönüşü yaptığı açıklamalar tüm gazetelerde yer alıyor.

Daily Telegraph, "Bir yandan gülüyorum. Bir yandan da öfke içindeyim" diyen sanatçının dava açmaya hazırlandığını belirtiyor.

Guardian da, Kıbrıslı Rum bir babayla İsveçli bir annenin oğlu olan ve Müslüman olduktan sonra Yusuf İslam adını alan sanatçının daha mayıs ayında Beyaz Saray'da görüşmeler yaptığının ortaya çıktığını aktarıyor.

Gazeteye göre Amerikalı yetkililer sanatçının ülkeye sokulmamasını, "O tarihten sonra ulusal güvenliğimizi tehdit eden faaliyetler içinde olduğu yönünde istihbarat aldık" sözleriyle açıklıyor.

'Türkiye ilişliler yeniden rayına oturdu'

Financial Times, Erdoğan'ın Brüksel'de zinayı içermeyecek Türk Ceza Kanunu'nun onayı için Meclis'i pazar günü olağanüstü toplantıya çağıracağı açıklamasından sonra Avrupa Birliği'yle Türkiye arasında yaşanan gerilimin sona erdiğini belirtiyor.

Financial Times, "Türkiye'ye Avrupa'ya girişte zina engelini kaldırdı" başlıklı haberinde "Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri yeniden rayına oturdu" diyor.

Gazete, Tayyip Erdoğan'ın bu geri adımının hükümet içinde gerginliğe neden olacağını, uzlaşmadan önce yaşanan tartışmanın da Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan grupların eline koz verdiğini yazıyor.

Haberinde Fransa Başbakanı Jean-Pierre Raffarin'in Türkiye'nin üyeliği hakkında kuşku belirten açıklamalarına yer veren gazete, "Raffarin, İslam nehrinin laikliğin yatağına akmasına izin mi vereceğiz diye soruyor.

" Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve önde gelen diğer Avrupalı liderler Türkiye'nin üyeliğini destekliyor. Türkiye'nin üyeliği hakkında ciddi çekinceleri olan Avusturya ve Kıbrıs'ın da 17 Aralık'ta Türkiye'ye karşı veto kartlarını kullanmayacakları anlaşılıyor" diyor.

Financial Times'ın başyazısında da Türkiye var:

"Türkiye'nin üyeliği sadece önemli değil siyasi açıdan çok hassas bir konu. Türkiye aleyhinde ve lehinde açıklamalar yapılıyor. Bu durum, tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da alevleneceğini gösteriyor."

Zina tartışmasının nereden çıktığı hala belirsiz. Bir görüş, parti içindeki radikal kanadın ısrarıyla gündeme geldiği yolunda. Bazı Avrupalılar, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giremeyecek kadar yoksul, büyük ve hatta İslami olduğunu düşünüyorlar.

"Bu çevreler, şimdi, yaşanan tartışmaların kendilerini haklı çıkardığını söylüyorlar. Raffarin, Türkiye'nin insan hakları konusundaki Avrupa değerlerini hala benimseyemediğini söylüyor."

Bu değerler yeni Avrupa Anayasası'nın belkemiğini oluşturuyor. Bu nedenle anayasa için yapılacak referandumlar öncesinde Türkiye yine gündemde olacak. Bize göre de Türkiye'ye Aralık ayında yeşil ışık yakılmalı. Ancak müzakereler başladıktan sonra da Avrupalıların tereddütleri devam edecek.

"Bu yüzden Türkiye'nin üyeliğini savunanlar bunu elitlerin bir projesi olarak bırakmamalı ve argümanlarını halka iyice anlatmalı."

"Avrupa Türkiye'yi kandırmaktan vazgeçmeli" diyen Times gazetesi de başyazısında benzer görüşler dile getiriyor:

"Türkiye laik bir ülke ve Avrupa Birliği de laik bir kurumsa, doğal sınırlardan bahsedilmemeli ve kültürel farklılıklar Türkiye'nin nihai üyeliğini engellememeli. Türkiye'ye şüpheyle bakanlar için haklı gerekçeler olabilir.

10 yıl önce önümüzde bambaşka bir Türkiye vardı. Türkiye'nin hala atması gereken pekçok adımlar olduğu da doğru. Türkiye'nin üyeliği için konulan 2015 tarihi gerçekçi bir hedef. Bu süreçte kaydedeceği ilerlemeler, Türkiye'yi değiştirecek. Türkiye'ye sürekli direnmek haklı olarak şovenizm olarak algılanabilir."

Fransız Le Figaro gazetesi, Erdoğan'ın Brüksel ziyaretinin Ankara'nın önündeki engelleri kaldırdığını vurguluyor ve Komisyon'dan müzakerelere başlanması için olumlu tavsiye çıkmasının kesinleştiğini belirtiyor. Ancak gazete şöyle devam ediyor.

"Hükümetlerinin istekli olmalarına karşın, Avrupa kamuoyu Türkiye'nin üyeliğine soğuk"

Alman Sueddeutsche Zeitung ise şu yorumu yapıyor:

"Türk liderlerin taktik manevrası karşısında Avrupa halkı şaşkınlık içinde. Birkaç gün önce Avrupa'yı içişlerine müdahaleyle suçlayan Erdoğan şimdi zinanın gündemden kalktığını açıkladı. Bu durum Türkiye'nin üyeliğe hazır olmadığını söyleyenlerin şüphelerini haklı çıkarıyor."

Sueddeutsche Zeitung yorumunu, "Erdoğan'ın sayesinde Türkiye tartışması yeniden başladı" sözleriyle noktalıyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise, "Aslında Türkiye'nin üyeliği konusu çoktan çözüldü bile. Tüm mesele, Avrasya pazarına açılmaktan ibaret" diyor.

Die Welt gazetesi ise Türkiye'nin üyeliğe kabul edilmesinin doğru olmadı görüşünde.

Gazete, Türkiye'nin niçin Avrupa Birliği'ne alınmaması gerektiği konusunda 10 madde sıralıyor.

"Türkiye Avrupa'nın parçası olamaz" diyen gazetenin sıraladığı maddeler arasında insan hakları, göç dalgası, üyeliğin Avrupa'ya maliyeti, siyasi entegrasyon ve güvenlik gibi konular var. Gazete, Türkiye'nin Avrupa'ya girmesini haklı gösterecek bir neden bile olmağı görüşünü savunuyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik