BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 23 Eylül, 2004 - TSİ 06:08
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
23 Eylül 2004 Basın Özeti
İngiltere gazetelerinin hemen hemen tümünde, Irak'ta rehin alınan İngiliz mühendisin Başbakan Tony Blair'e yaptığı dramatik çağrı manşetlere çıkmış.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Birlikte kaçırıldıkları iki Amerikalı rehinenin öldürülmesinden sonra ailesinin "Artık öldü kabul ediyoruz" dediği rehine Kenneth Bigley, Blair'e "Lütfen yardım edin Sayın Blair. Ölmek istemiyorum. Bunu haketmiyorum" diye yakarıyor.

Daily Telegraph, Bigley'nin bu çağrıyı kendisini kaçıran militan grubun ne zaman çektiği belli olmayan video görüntüleri aracılığıyla yaptığını belirtiyor ve İngiliz Hükümeti'nin de çok umutlu olmadığını ekliyor.

Independent ise, Irak hükümetinin militanların serbest bırakılmasını istediği Iraklı bilimkadını Rihab Raşid Taha'nın salıverilmesinden yana olduğunu ancak Amerika'nın buna izin vermediğini aktarıyor.

Gazeteye göre, Bağdat Yönetimi, Amerikalıların Saddam Hüseyin döneminde biyolojik silah programından sorumlu olduğu öne sürülen Taha'yı haksız yere hapiste tuttuğuna inanıyor.

Irak'ta egemenlik kimin elinde?

Daily Telegraph "Bu görüş ayrılığı, Irak'ta egemenliğin kimde olduğunu gösterdi. Sözde Irak'a egemenliği devredildi ama ülkede Amerikan elçiliğinin sözü geçiyor" diyor.

Times gazetesi yaşanan drama rağmen, İngiliz Hükümeti'nin rehineyi kaçıran grupla pazarlığa girmemesi gerektiğini savunuyor. Gazetenin başyazısında şöyle deniyor:

"Gerçek üzücü ama, Irak'taki rehine ve terör krizine karşı tutarlı bir politika geliştirilemedi. Bazı ülkeler ve şirketler, vatandaşlarını ya da çalışanlarını kurtarmak için ödünler verdiler. Bunun sonucu olarak adam kaçırma bir sektör haline geldi.

"Bu sektör güçlenirse, Irak'ın yeniden yapılandırılması çabaları ağır bir darbe yiyecek ve bunun bedelini Iraklılar ödeyecek. Irak ve İngiliz rehine Bigley için gerçekten trajik günler yaşıyoruz. Ancak, bu, insan yaşamını hiçe sayan acımasız teröristlerle yapılan son pazarlık olmayacak"

Financial Times yazarı Quentin Peel ise koalisyon güçlerinin Irak'taki sorunun bir parçası olduğunu vurguluyor:

"Irak'tan ne kadar erken çekilirlerse o kadar iyi olacak. Çünkü başka bir alternetif yok. Sonuçta Irak'ta güvenliği ve istikrarı sadece Iraklılar sağlayabilir. Dev bir askeri müdahale zaten hiçbir zaman çözüm değildi. Ama Bush bir konuda haklı. Olan oldu ve dağılan parçaları uluslararası toplum toplamak zorunda"

'Blair'in her halükarda kaybedecek'

Guardian gazetesi, Amerika'daki başkanlık seçimlerinin Irak'ın geleceğine olası etkilerini irdelediği başyazısında "Amerika'da kim kazanırsa kazansın Bush'un en sadık müttefiki Tony Blair her halükarda kaybedecek" diyor.

Guardian "Kerry kazanırsa, Blair yalnız kalacak. Bush kazanırsa Blair'in işi gene zor. Çünkü Irak'ta rehin almalar, sivil ölümleri ve şiddet dalgası devam edecek. Ve Blair, Irak'tan çıkış stratejisi olmayan Bush'u desteklemeye devam etmek zorunda kalacak" diyor.

BM'de yapısal reform tartışmaları

Times, Birleşmiş Milletler'deki yapısal reform tartışmalarıyla ilgili haberinde Almanya, Japonya Hindistan ve Brezilya'nın Güvenlik Konseyi daimi üyesi olabilmek için çabalarını yoğunlaştırdığını belirtiyor.

Gazete, reform önerileri için kurulan ve saygın emekli diplomatlardan oluşan çalışma grubunun ise dört ya da beş yıllık süreler için yarı daimi üyelik müessesinin ihdas edilmesini önerdiklerini kaydediyor.

Öneriye göre, Güvenlik Konseyi'nde 7 ya da 8 daimi üye olacak. Amerika, Afrika Asya kıtasına verilecek. Avrupa'dan ise bir ya da iki üye olacak. Bunlara ek olarak iki yıllığına da bir ülke dönüşümlü olarak daimi üyelik alacak. Böylece Güvenlik Konseyi üye sayısı 15'ten 24'e çıkacak.


Muhafazakar Parti'ye tepki

Independent, iktidara gelmeleri halinde İngiltere'ye alınacak göçmen sayısına tavan getireceklerini, Avustralya'dakine benzer bir puanlama sistemine geçeceklerini ve mültecilere ilişkin uluslarası konvansiyondan çekileceklerini açıklayan Muhafazakar Parti Lideri Micheal Howard'a Birleşmiş Milletler'in sert tepki gösterdiğini yazıyor.

Gazeteye göre de aşırı sağcı İngiltere Bağımsızlık Partisi de Howard'ı programlarını çalmakla suçluyor.

Türkiye tartışması Avrupa'yı böldü

Times'ta Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği konusunun Avrupa'yı böldüğü yorumu yapılıyor. Haberde Avrupa Birliği'nin 40 yıllık tarihinindeki en şiddetli tartışmalara hazırlandığına dikkat çekiliyor. Haberde özetle şöyle deniyor:

"Avrupa kıtasında, hem ülkelerin kendi içlerinde hem de diğer ülkelerle aralarında Türkiye savaşı giderek kızışıyor. Tartışma, halkları liderlerine düşürüyor. Avusturya'da Türkiye yüzünden hükümetin geleceği tehlikede.

"Tartışmalar, ırk, din, insan hakları, Avrupalı kimliği ve hatta tuhaf bir şekilde zina üzerinde odaklanıyor. Bu tartışma Avrupa Birliği'nin geleceğini hatta bazılarının iddia ettiği gibi jeo-politik dünya düzenini bile etkileyebilir.

Times'a göre, İngiltere ve Amerika, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa Birliği'nin bir Hristiyan kulübü olmadığını kanıtlayacağına inanıyor. Türkiye'nin üyeliğini destekleyenler, Türk ordusunun Avrupa'yı gerçek bir süpergüç haline geticeğini, can çekişen Avrupa ekonomisini canlandıracağını, genç nüfusuyla işgücü piyasına dinamizm kazandıracağını söylüyorlar. Türkiye'nin dışlanmasının aşırı İslamcıların elini güçlendireceğini belirtiyorlar.

Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanlar ise Avrupa Birliği'nin sorunlu bir coğrafyaya sınır komşusu olacağını, toprak büyüklüğü ve yoksulluğuyla Türklerin Avrupa'nın kasalarını boşaltacağını ve Avrupa Birliği'nde en büyük ülke Almanya kadar söz sahibi olacağını öne sürüyorlar.

'Erdoğan'la ilgili soru işaretleri var'

Financial Times ise marjinal bir konu olan zinanın Türkiye'nin Avrupa Birliği umutlarını tehlikeye attığı belirtiliyor ve Başbakan Erdoğan'ın aklı başında bir siyasetçi olup olmadığı konusunda kafalarda soru işaretleri uyandırdığı görüşüne yer veriliyor. Financial Times'ın yorumu şöyle:

"İtalya Başbakanı'nın bir defasında Erdoğan'a 'Tayyip İstanbul'un belediye başkanı değil, önemli bir ülkenin başbakanı olduğunu unutma' dediği söyleniyor. Eğer Erdoğan Berlusconi'nin bu öğüdünü tutarsa Brüksel'de hala Türkiye'nin üyelik umutlarını kurtarma şansı var.

"Birçoklarına göre Erdoğan, kişisel otoritesini sınama pahasına ülkenin en büyük stratejik hedefini tehlikeye atmaya hazır görünüyor. Orta ölçekli bir gücün lideri olmasına karşın, çok az uluslararası deneyime sahip.

"İç konuların uluslararası toplumun ülkesine bakışını nasıl şekillendirebileceği konusunu yeterince kavrayamadı. Belki de bu yüzden, Brüksel'in Türkiye'nin olası üyeliğine bakışını aşırı iyimser bir şekilde yorumluyor ve şikayetlere rağmen kendi gündemini uygulamaya devam edebileceğine inanıyor. Ve geçen hafta yaptığı gibi Avrupa'nın müdahalesinden söz edebiliyor.

"Türban ve imam hatipler konusundaki çıkışları başarısız oldu. Ama zina konusunda kararlı görünüyor. Zina tartışması Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanların eline koz veriyor"

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik