|
20 Eylül 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de Başbakan Tony Blair ve konuğu Irak Başbakanı İyad Allavi'nin açıklamaları tüm gazetelerde başsayfalarda yer alıyor.
Daily Telegraph Blair'in ülkedeki direnişçi gruplara gönderme yaparak "İkinci Irak savaşının başladığı" yolundaki açıkmasını öne çıkarmış. Gazeteye göre Başbakan, bu savaşın sonucunun teröre karşı küresel savaşın da kaderini belirleyeceğini söylüyor ve "Ya terör kazanacak ya da biz ve Irak halkı kazanıp küresel teröre önemli bir darbe indireceğiz" diyor. Independent ise iki Başbakan'ın Londra'daki iyimser açıklamalarına rağmen Irak'ta büyük bir kaosun hüküm sürdüğüne dikkat çekiyor ve Amerikalıların özellikle de Felluce'de büyük bir operasyona hazırlandıklarını duyuruyor. Independent'a göre, Amerikalı askeri yetkililer, önce "kanser" olarak niteledikleri Felluce'de denetimi sağlamayı ve Aralık ayına kadar da tüm ülkede direnişi sona erdirmeyi amaçlıyor. Allavi'nin yardım çağrısı Allavi ise Independent'ta yayımlanan yazısında Irak'ta hem ekonomik istikrarın sağlanması hem de güvenlik sorunlarının aşılmasının sadece Iraklılar için değil tüm dünya için yaşamsal önem taşıdığını söylüyor. Allavi şunları söylüyor: "Bazıları, Iraklıların demokrasiye hazır olmadığına inanıyor. Fakat bu kişiler büyük bir yanlıgı içinde. Iraklıların büyük bir çoğunluğu müreffeh ve demokratik bir ülke yaratılması konusunda hala umutlarını koruyor. "Ekonomi ve güvenlik biribirinden ayrılamayacak unsurlar. İşsizlik ve ekonomik fırsatlardan mahrum olmamız kaosu körüklüyor. Güvenliğin sağlanması için polis teşkilatımızı güçlendiriyoruz. İstihbarat servisleri kuruyoruz, Ulusal Muhafız gücümüzü geliştiriyoruz. "Bununla birlikte eğitim ve teçhizat yardımına ihtiyacımız var. NATO ve Avrupa Birliği'ne bu konuda ellerinden geleni yapmaları için çağrıda bulunuyorum" Irak Başbakanı Allavi, yazısında uluslararası toplumdan ekonomik sorunların çözümüne ilişkin beklentilerini de şöyle özetliyor: "Geçen yıl ABD, 18, diğer ülkeler ise 13 milyar dolar yardım vaadinde bulundu. Fakat şimdiye kadar bu paranın sadece yüzde beşi elimize ulaştı. Özellikle altyapı sorunlarımızı çözebilmek için para akışının hızlandırılmasını istiyoruz" Allavi, Irak'ta idam cezasının yeniden yürürlüğe konduğunu anımsatarak suçlu bulunması halinde Saddam Hüseyin'İn idam edilebileceği mesajını veriyor. Saddam Hüseyin'in hücre hayatı Daily Telegraph ise Saddam Hüseyin'in hücredeki yaşamını anlatıyor. Gazeteye göre, Saddam Hüseyin, Amerikan askerleri tarafından çok sıkı şekilde korunan saraylarının birinin bodrum katında 12 metrekarelik bir odada tutuluyor. Hazır yiyecek tüketiyor. En çok kek, bisküvi ve puro istiyor. Günde üç saat bahçeye çıkarılıyor, burada ağaçların etrafını kireç boyalı taşlarla örüyor. Hücresinde, katlanan bir yatak, küçük bir masa, plastik bir sandalye, seccade, Kuran ve Kızılhaç Kütüphanesi'nden sağlanan Arapça kitaplar var. En çok, Irak'ın bin yıl önceki altın çağına dair kitaplar okuyor. Prostatı büyüdü. Bu kanser işareti olarak görülüyor. Ancak Saddam Hüseyin biyopsiyi reddediyor. Türkiye ile AB arasında gerginlik Times, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki gerginliği ele alan yazısında Türk Ceza Kanunu tasarısının son anda komisyona geri çekilmesiyle başlayan kriz nedeniyle Ankara'nın 40 yıllık üyelik kampanyasının çöküşün eşiğine geldiği yorumunu yapıyor. Gazetenin haberinde şöyle deniyor: "Avrupa Birliği'nim son beş yılda alacağı en önemli karar öncesinde, hükümetin reform yasalarını askıya alması ciddi bir krize neden oldu. "Avrupa Birliği'nden bir yetkili, 'Aptalca zina tartışmaları yüzünden reformlar donduruldu. Bu işin şakası yok. Çok büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Ceza yasası geçmezse, Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlanması tavsiyesinde bulunamayız." dedi. Bu hafta sonuna kadar Komisyon'un Türkiye'ye yeşil ışık yakacağına inanılıyordu. " Almanya'da aşırı sağın yükselişi Almanya'da Brandenburg ve Saksonya yapılan seçimlerde aşırı sağcı partilerin oylarını artırarak iki eyalet parlamentosunda da temsil hakkı kazanması Avrupa gazetelerinde önemli yer tutuyor. Almanya'da yayımlanan Sueddeutsche Zeitung, bu sonuçta, düşük katılımın önemli rol oynadığına dikkat çekerek "Birçok kişi, aşırı sağa, daha çok sayıda kişi ise komünistlere oy verdi. Ancak bu seçmenlerden daha da fazla sayıda Alman hiçbir yere oy vermedi. Bu, yeni eyaletlerde demokrasinin ağlanacak halde olduğunu gösteriyor" diyor. Aynı gazete, Doğu Almanya'daki seçmenlerin devletin rolü konusunda boş hayallere kapıldığını ve halkın ekonomik gerçekliğin izin veremeyeceği beklentiler içine girdiğini yazıyor.
Gazete bununla birlikte, "Yine de bu sonuçlar ciddiye alınmalı. Doğu'daki şikayetler temelde batıdakinden farklı değil" diyor. Berliner Zeitung ise sonuçları iktidar partisi için "Tam bir felaket" diye yorumluyor. Financial Times, "Doğu Alman seçmenlerden büyük partilere uyarı" başlıklı haberinde iktidardaki Sosyal Demokratlar'ın Saksonya eyaletinde, 140 yıllık tarihinin en kötü sonucunu aldığına dikkat çekiyor. Daily Telegraph Yahudi grupların Almanya'da aşırı sağın yükselişinden endişeye kapıldıklarını belirtirken, bu sonuçların hem Schroeder hem de Sosyal Demokratlar ve Yeşiller koalisyonu için ağır bir darbe olduğunu kaydediyor. Putin'e tepkiler sürüyor Rus gazetelerinde Putin'in terörle mücadele için yetkileri artırma girişimine eleştiriler sürüyor. Novaya Gazeta, valilerin bundan böyle seçimle değil, atamayla işbaşına geleceğini anımsatarak, "Gücünü halktan almayan bir hükümetimiz vardı. Şimdi, gücünü vatandaşlarından almayan valilerimiz olacak" diyor. Gazete şöyle devam ediyor: "Anayasaya hemen 'Ülkede iktidarın tek kaynağı halk değil, cumhurbaşkanıdır' yazılmalı. Terörle mücadelenin yöntemi bu olamaz. Terörün nedenleri ortadan kaldırılmalı. Çeçenistan'daki şiddet de terörün en önemli kaynağıdır" Fransa'da solun Avrupa Anayasası kavgası Fransız Le Figaro gazetesi, muhalefetteki sosyalistlerin Avrupa Anayasası konusunda bölündüklerini belirtiyor. Gazeteye göre partinin lideri Froncois Hollande önümüzdeki yıl Avrupa Anayasası için düzenlenecek referandumda "Evet" kampanyası yaparken, partinin iki numaralı ismi Laurent Fabius, "Hayır" propagandası yürütüyor. Liberation ise Fabius'un hayır kampında yer alarak siyasi kariyeriyle kumar oynadığı görüşünde. Le Monde'da yer alan bir haberde ise Korsika'da Kuzey Afrikalı göçmenleri hedef alan ırkçılık ve yabancı düşmanlığının endişe verici boyutlara ulaştığı belirtiliyor ve bu yüzden göçmenlerin ülkelerine dönmeye başladığı kaydediliyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||