|
19 Eylül 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz Pazar gazetelerinden, Doğu Almanya'daki eyalet, Kazakistan ve Afganistan'daki devlet başkanlığı seçimlerine ilişkin haberler, Rusya Cumhurbaşkanı Putin'in Beslan sonrası siyasi adımlarına ilişkin yorumlar.
"Almanya'nın neo-Nazileri, iktidarı 36 yıl sonra ilk kez tatmaya hazırlanıyor". Sunday Telegraph'daki bu başlık, Doğu Almanya'nın Saksonya ve Brandenburg eyaletlerinde bugün düzenlenen seçimin sonucuna yönelik tahminlerden hareket ediyor. Gerhard Schroeder hükümetinin acı reçete içeren sosyal güvenlik sistemi reformlarının, Doğu Almanya'daki mevcut ekonomik sorunlarla birleştiğinde, seçmeni aşırı sağcı partilere yönelttiği anlatılıyor haberde. Bu partilerden Milliyetçi Demokratik Parti'nin, Doğu Almanya'nın en kalabalık eyaleti olan Saksonya'da, oyların yüzde 9'unu alarak büyük bir oy patlaması yapacağı belirten Sunday Telegraph şöyle devam ediyor; "Heidenau kasabasında seçmene broşür dağıtırken karşılaştığımız Milliyetçi Demokratik Parti adayı Uwe Leichsenring, şık siyah takım elbisesi, bembeyaz gömleği, gümüş rengi kravatı ve gülümsemesiyle, Almanya neo-Nazileri'nin yeni imajını temsil ediyordu. "Ancak hemen arkasında, partisinin gerçek yüzü sırıtıyordu. Onunla birlikte broşür dağıtanlar, iri yarı genç dazlaklardı. "Broşürde ise, Türk göçmen işçilerin fotoğrafının altında, Hitler'in bir zamanlar Yahudilere karşı kullandığı slogan dimmati çekiyordu. 'Almanlar kendinizi koruyun'. Leichsenring'in kendisi de daha önce, SSS adlı bir dazlak grubu ile bağlantıları nedeniyle soruşturmaşa uğramıştı." Sunday Telegraph'a göre, Milliyetçi Demokratik Parti bugünkü seçimde yapacağı oy sıçramasıyla, 1968'den bu yana ilk kez eyalet parlamentosuna girmeye hak kazanacak. Brandenburg eyaletinde ise benzer bir performansı, diğer aşırı sağcı parti Alman Halk Birliği'nin göstereceği tahmininde bulunuyor gazete. Dış haber sayfalarında, Kazakistan'da yapılacak seçimlere geniş yer ayıran Observer, Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'in yanı sıra, kızının da aday olduğunu hatırlatıyor. Opera sanatçısı Dariga Nazarbayev'in bu coğrafyanın en güçlü kadını olmaya hazırlandığı şu satırlarla anlatılmış; "Babası Nursultan Nazarbayev, ülkeyi 15 sene boyunce demir yumrukla yönetti. Dariga'nın ise, babasının karşısına demokratik bir alternatif olarak çıkmak gibi bir niyeti yok. "Babasının politikalarına karşı çıkmıyor. Tek istediği onun çevresindeki devlet bürokrasisini kendininkiyle değiştirmek. Kamuoyu yoklamaları ikisinin başabaş bir mücadele verdiğini gösteriyor. "Muhalifleri Nazarbayev'i, rakiplerinin oylarını bölmek için, kızına parti kurdurmakla suçluyor. "Muhaliflere göre Devlet Başkanı bir yandan da, görevi bırakmasının ardından yargılanma riskini yok etmek amacıyla, kızını göreve hazırlıyor." Seçimler öncesi, detaylı bir Kazakistan portresine de yer veren Observer şöyle devam ediyor; "Nazarbayev'in yeni başkent olarak ilan ettiği Astana şehri, Sovyetler Birliği, Çin ve Kuzey Kore'yi anımsatıyor. "Şehir, devasa binalar ve iş merkezleriyle, sıcaklığın yazın artı, kışın eksi 40 dereceyi bulduğu Orta Asya steplerinde yükseliyor. "14 milyar sterlin harcanan Astana için, önümüzdeki üç yıl içinde 7 milyar sterlin daha harcanması hedefleniyor. "120 farklı etnik grubun bulunmasına rağmen, ülkede istikrarsızlıktan eser yok. Ekonomik gelişme ise komşularını ve hatta bazı açılardan Rusya'yı bile gölgede bırakıyor. "Kazakistan bu yıldan başlayarak, 2015'e kadar, uranyum, kömür, doğalgaz ve petrol üretiminde büyük bir artışa gitmeyi hedefliyor. "Siyaset sahnesinde ise işler pek parlak değil. İnsan hakları izleme örgütü Human Rights Watch'un geçen ay yayınladığı rapor, Kazakistan hükümetinin seçimlerde usulsüzlük yapma konusundaki kötü sicilini ortaya koydu. "Muhalefete yönelik fiziksel şiddet ve bir muhalefet liderinin adil olmayan bir yargılama sonucu hapse atılması da cabası. "Tabii bir de basının üzerindeki baskı var. Ülkedeki siyasi kirlenmeye ilişkin haberler yapan bir gazetecinin, karşıdan karşıya geçerken, bir arabanın altında kalması örneklerden sadece biri." "Putin görev süresini uzatmayı planlıyor". Bu başlık altında Sunday Times, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'in, Beslan saldırısı sonrasında, iktidarını güçlendirme yolunda yeni bir adım atmaya hazırlandığını duyuruyor. Kremlin kanaklarına dayandırılan habere göre, görev süresi 2008'de dolan Putin'in, bu süreyi uzatmak için aklından şu yöntemler geçiyor; "Seçeneklerden biri görev süresini dört yıldan yedi yıla çıkarmak. İkincisi ise, yasa değişikliği ile cumhurbaşkanlığına üçüncü kez aday olmasının önünü açmak. "Eğer başarıya ulaşırsa, Sovyetler Birliği'nin 1964'ten 1982'ye kadar yöneten Leonid Brejnev'den sonra, iktidarda en uzun süre kalan lider olacak. "Kremlin'e yakın isimlerden biri, Putin'in Beslan öncesinde, bir dönem daha görevde kalmak istemediğini, yasa değişikliğinin hoş görünmeyeceğini düşündüğünü söylüyor. "Bu kaynağa göre, Kremlin'de şu andaki hava ise farklı. Buna göre Putin, Rusya'nın savaşta olduğunu ve ülkeyi böyle bir dönemde yüzüstü bırakmaması gerektiğini düşünüyor." Sunday Times bu noktada, Rusya Cumhurbaşkanı'nın geçen hafta içinde açıkladığı, Kremlin'in otoritesi güçlendirmeye yönelik diğer adımları hatırlatıyor. Yerel yöneticilerin şu an olduğu gibi seçimle değil, Moskova tarafından atanması önerisi bu. Gazeteye göre, eğer Putin bunu ve tekrar cumhurbaşkanı seçilmek için gerekli değişiklikleri de yapmayı başarırsa, Boris Yeltsin döneminde gerçekleştirilen ve Sovyetler döneminden önemli bir kopuşu simgeleyen en önemli demokratik reformlar tersine çevrilmiş olacak. Peki Putin tüm bunları başarabilir mi? Sunday Times bu sorunun yanıtını, Cumhurbaşkanı'nın muhaliflerinden birinin sözleriyle yanıtlıyor. "Ülkeyi öyle bir demir yumrukla yönetiyor ki, istediği herşeyi gerçekleştirebilir. İsterse görev süresini 10 yıla bile çıkarabilir." Independent on Sunday, Afganistan'da önümüzdeki ay yapılacak devlet başkanlığı, ve gelecek yıl başlarındaki parlamento seçimleri nedeniyle, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nin, ülkedeki askeri varlıklarını arttırmayı düşündüğünü duyuruyor. Gazete şöyle devam ediyor; "Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin acil çağrıları üzerine, Amerika Birleşik Devletleri, 9 Ekim'deki devlet başkanlığı seçimleri için fazladan 1100 asker göndermeye karar verdi. "İngiltere'nin, 2005 yılı başlarındaki parlamento seçimleri için göndereceği asker sayısının ise daha da fazla olması bekleniyor. "Bu sayının 8 bin civarında olacağı tahmin ediliyor. Özellikle parlamento seçimleri sırasında, ülkede güvenliğin çok daha kötüye gideceğinden korkuluyor. "Seçimlerin, tüm çabalara rağmen silahsızlandırılamayan aşiret liderlerinin, kanlı iktidar mücadelesine sahne olması muhtemel. "Yine bu dönemde, savaşın sona ermesinden bu yana bir türlü engellenemeyen afyon üretimi ve ticaretine ağır bir darbe indirilmesi planlanıyor ki, bunun da afyon eken halkı çileden çıkaracağını tahmin etmek hiç de güç değil. "İngiliz askerlerinin, karşı karşıya kalacakları tek sorun da bu değil. Eğer düşünüldüğü gibi büyük sayıda asker sevkiyatı yapılırsa, bu askerler, Kabil dışında da görev yapmak zorunda kalacak. "Özellikle Taleban ile mücadelenin hala devam ettiği Doğu ve Güney bölgelerde, durum çok tehlikeli." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||