|
16 Eylül 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'de zinayı suç haline getirme girişimlerinin rafa kaldırılması, Avrupa basınında memnuniyetle karşılandı.
Fransa'da yayımlanan Le Monde, kararı Avrupa Birliği'nin ve Türkiye'deki sivil toplumun etkisine bağlıyor: "Zina düzenlemesinin yasal reform paketine dahil edilmemesi, AB'nin Türkiye'deki reform sürecini nasıl etkilediğinin kanıtı - tabii hala kanıta ihtiyaç duyanlar varsa. Hükümetin fikir değişikliği sivil toplum örgütlerinin giderek güçlendiğini de gösteriyor; özellikle de, önerilerin yasalaşmasını engellemek için alarm zillerini çaldıran feminist örgütlerin." İspanya'daysa El Pais gelişmeleri "Avrupa Birliği'nin aday ülkelerdeki demokratikleşme sürecini ilerletme gücünün göstergesi" olarak niteliyor. Ankara'nın kararının övgüye değer olduğunu, ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin konunun yeniden gündeme gelmeyeceğini garanti etmeleri gerektiğini belirten İspanyol gazete, şöyle devam ediyor: "Türkiye'nin İslamcı bir parti tarafından yönetilmesi, AB'nin sorumluluğunu daha da artırıyor. Eğer bu parti Avrupa'ya ve onun laik değerlerine uyum sağlayabilirse, bu Müslüman dünyasını da olumlu etkileyecektir." 'Haksızlık' Almanya'da yayımlanan Der Tagesspiegel ise zina tartışmasının Türkiye'nin aleyhine kullanılmaması gerektiğini savunuyor. Zinanın Almanya'da da 1969 yılına kadar suç olduğunu anımsatan gazete, daha sonra bundan vazgeçilmiş olmasının "tabii bir ilerleme" olduğunu yazıyor, ancak yine de Türkiye aleyhinde estirilen havaya karşı çıkıyor: "Türkiye tartışmasını zina konusuna endeksleyerek, ülkede şu anda yaşanmakta olan diğer gelişmeleri gözden kaçırıyoruz. Bu gelişmelerin çoğu, Türkiye'nin AB standartlarına yaklaşmakta olduğunu gösteriyor." Oy avcılığı Avusturya'da yayımlanan Der Standard, Türkiye'nin üyeliğine muhalefetin en yoğun olduğu ülkelerden biri olan Avusturya'da, bütün partilerin bu görüşte olmasını eleştiriyor. Gazeteye göre bu alışılmadık siyasi uzlaşmanın nedeni, oy kaygısı: "Bu tür bir uzlaşı, halkın hissiyatını sömürerek kolayca elde edilebilecek siyasi kazanımlar peşinde koştukları izlenimini yaratıyor. Bu pek Avrupalı bir düşünce ya da eylem tarzı değil. Ama yaklaşan seçimler arifesinde, politikacılar bunu hiç umursamıyor," diyor. Der Standard ayrıca Türkiye'nin kabulü halinde Avrupa Birliği'nin sınırlarının Irak'a dayanacağını söyleyerek çekince koyan çevreleri de eleştirmiş ve bu tür kaygıların birliğin "alışıldık öz güvenine yakışmadığını" belirtmiş. Özel statü İngiltere'deyse Financial Times gazetesi, Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi konusundaki kararın vakti yaklaştıkça kızışan tartışmaları aktarıyor. Gazetenin Strasbourg ve Brüksel muhabirlerinin imzasını taşıyan habere göre Avrupa Parlamentosu'ndaki en büyük siyasi grubun lideri olan Hans-Gert Pöttering yine Türkiye karşıtı bir çıkış yapmış. Parlamentodaki sağ kanat partileri çatısı altında toplayan Avrupa Halk Partisi'nin lideri Pöttering, "müzakerelerin birliğe üyelikle değil özel bir ortaklık statüsüyle sonuçlanabileceğinin Türkiye'ye anlatılmasını" istemiş. "Müzakerelere oturulursa, bunların nasıl sonuçlanacağına peşinen karar verilmemeli," diyen Pöttering, "Müzakere kararı açıklanırken sonucun birliğe tam üyelik kadar, özel bir ortaklık da olabileceğinin açıkça ortaya konmasını memnuniyetle karşılarım," diye konuşmuş. Financial Times ise bundan önceki tüm müzakerelerin üyelikle sonuçlandığına ve Pöttering'in, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan Almanya'daki Hıristiyan Demokratlar'ın üyesi olduğuna dikkat çekiyor. Pöttering ayrıca Türkiye'deki işkence iddialarını araştırmak üzere Avrupa Komisyonu'ndan bir heyetin bugün Türkiye'ye gideceğine de dikkat çekerek, heyetten olumsuz bir rapor gelirse 6 Ekim'de yayımlanacağı açıklanan ilerleme raporunun ertelenmesi gerektiğini de söylemiş. Neden Türkiye Financial Times'ın yorum sayfalarındaysa "Türkiye'yi neden kabul etmeliyiz" başlıklı bir makale var. Makale, daha önce de Türkiye'yi bu konuda destekleyen yazılarıyla dikkat çeken bir Financial Times yazarının, Quentin Peel'ın imzasını taşıyor. Özetle aktarıyoruz: "Avrupa Birliği'ne üyelik ihtimali, yıllardır bölünmüş durumda olan dinci ve laik çevreleri biraraya getirmeyi başardı. İktidardaki AKP, güçlü Türk ordusunun başını çektiği laik yönetici kadrolara karşı korunma yöntemi olarak AB üyeliğine sarıldı. İş çevreleri, çalkantılı ekonomiye istikrar getireceği için üyeliği şiddetle destekliyor. Ordu ise hem Kemal Atatürk'ün Avrupa medeniyetine katılma hayali yüzünden, hem de ülkede İslamlaşma sürecinin hız kazanmasını önleyeceği için üyelikten yana. Kısacası AB üyeliğini birbirinden farklı, hatta birbiriyle çelişen nedenlerle istiyorlar. Bu tesadüfse ülkede değişime fırsat tanıyor. Ama acaba AB üyeleri Türkiye'ye yeşil ışık yakacak cesareti kendilerinde bulacaklar mı? Artan nüfus gibi, yoksulluk gibi teknik nedenleri kontrol altına almak mümkün. Asıl sorun kültürel engellerde. Avrupa bu kadar büyük bir Müslüman ülkeyi arasına alır mı? Türkiye, Avrupa değerlerini sindirebilir mi? Eğer fanatiklerle radikallerin yürütmekte olduğu, dünyayı feci bir medeniyetler çatışmasıyla bölme kampanyasına karşı durulması isteniyorsa, bu iki soruya da yanıtın 'evet' olduğunu umalım." Meclise işgal İngiltere basınında bu sabah bütün manşetler aynı konuya ayrılmış. "Avam Kamarası'nın işgali" manşetini atan Guardian, beş protestocunun oturum halindeki meclise sızıp, kürsüye kadar ulaştığını ve milletvekillerine bağırdıklarını bildiriyor. Eylemciler, İngiltere'nin geleneksel köpekle tilki avlama partilerinin yasaklanmasına karşı çıkan bir grup. Bu yasak dün mecliste 190 oyluk bir farkla onaylandı. Guardian mecliste güvenliğin böylesine açıkça ihlal edilmesi ardından, "meclis salonunda silahlı koruma bulundurulmaması, yalnızca bir adet kılıçlı görevli bulunması geleneğine son verilebileceğini" yazıyor. Times gazetesiyse teröristlerin aynı taktiği kullanmalarının çok da kolay olmayacağı görüşünde. Gazete dünkü eylemcilerin toplumda iyi sosyal konumlarda bulunan, içerden bilgi sızdırabilecek nitelikte insanlar olduğuna dikkat çekiyor. Ve meclis salonuna girmek için kullandıkları kapının kilidinin bir süredir bozuk olduğunu mecliste çok sayıda kişinin bildiğini kaydediyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||