|
13 Eylül 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Financial Times gazetesinin iç haber sayfalarından yer alan bir habere göre "Avrupa Birliği, Türkiye'yi zina yasaları konusunda uyarıyor."
Gazetenin Brüksel ve Ankara muhabirlerinin imzasını taşıyan haber, henüz başka bir kaynak tarafından doğrulanmayan bir iddiayı dile getiriyor: "Avrupa Birliği, zinayı suç sayma teklifini rafa kaldırması için Türkiye'ye bir ay süre tanıdı. Aksi takdirde ülkenin birliğe katılmak için yıllardır harcadığı çabalar zora girecek." Financial Times'a göre eğer hükümet geri adım atmazsa, 6 Ekim'de yayımlanacak ilerleme raporunda Türkiye'nin müzakerelere başlamasına 'büyük olasılıkla' kesin bir yeşil ışık yakılmayacak... Haber şöyle devam ediyor: "Bu da müzakerelerin gecikmesine, hatta AB liderlerinin müzakereler konusundaki kararı vermeyi ertelemesine yol açabilir. Birliğin bir yetkilisine bakılırsa 'Türkler zinayla ilgili teklifte açıkça taktik hatası yaptı. Aveupa Komisyonu'nun tavsiye niteliğindeki raporundan birkaç hafta önce böyle bir karar alınırsa, komisyonun işi daha da zorlaşır." Müslüman Fransızlara övgü Irak'ta iki hafta önce kaçırılan iki Fransız gazetecinin akıbeti, hala belli değil. Hayatta oldukları sanılsa da, kesinlikle emin olunamıyor. Ama İspanya'da yayımlanan El Pais'le Fransız Liberation, eylemcilerin asıl amaçlarına ulaşamadığı görüşünde. El Pais, Fransa'daki okullarda başlayan başörtüsü yasağının iptal edilmesini isteyen eylemcilerin 'tuzağına düşmediklerini' söylediği Müslüman Fransızları övüyor. İspanyol gazete şöyle devam ediyor: "Eylemcilerin Fransa'yı 'biz' ve 'onlar' diye iki gruba bölme girişimleri başarılı olmadı. Sonuçta başörtüsü yasağını desteklemeyenler bile harekete geçti ve terörizm ülke çapında sert bir dille reddedildi. Bu da yalnızca Fransız toplumu için değil, tüm Avrupa'nın istikrarı açısından önemli bir adım." Fransa'daysa Liberation, eylemin ardından hem Müslüman Fransızlardan, hem de Arap dünyasından gelen kınama açıklamalarını memnuniyetle karşılıyor ve şöyle diyor: "Bu bir dönüm noktası olabilir. Açıklamaları güçlü kılan, kamuoyu önünde yapılmaları. Çünkü bugüne kadar teröristler, adına hareket ettiklerini söyledikleri halkın kendini ifade yeteneğini de adeta ellerinden almıştı." Rusya'da güvenlik tartışması Rusya'da gazeteler bu sabah da Beslan'daki okul faciasının yankılarıyla dolu. Nezavisimaya gazetesi, bir grup eylemcinin bir okulu basarak yüzlerce kişiyi rehin alması ardından, 'ulusal güvenliğe yönelik tehditler' sıralamasının değiştiğini savunuyor. Gazete, bu değişimin Rusya'nın dış politika doktrinine de yansıması gerektiği görüşünde. "Eğer uluslararası yardım almazsa, Kremlin'in yabancı güçlerin eylemlerini durdurması son derece zor olur. Beslan trajedisinden sonra yurtdışından sadece taziye mesajları gelmedi; yardım sözleri de geldi. Peki Rusya bu yardımı kabule hazır mı? Teröre karşı mücadelede işbirliğini güçlendirmek için karşılıklı olarak yapılan çağrıları eyleme dönüştürmenin vakti geldi." Nezavisimaya'nın bu çağrısına karşılık bir diğer Rus gazetesi, Novaya Gazeta, terörün dış değil iç kaynaklı olduğunu savunuyor. Gazete, başka türlü bir çözüme işaret ediyor: "Çeçen sorununu çözmek için 10 senedir zor kullanılıyor. Bedeli her iki taraftan onbinlerce ölü, yüzbinlerce paramparça hayat. Ve bugüne dek elde edilen tek sonuç da, Rusya ve Çeçenistan'da her yeni güvenlik operasyonuyla, her yeni terör eylemiyle karşılıklı olarak büyüyen nefret oldu." Canlı yayında ölüm İngiltere'de yayımlanan Daily Telegraph'ın birinci sayfasındaki bir haberin başlığı "Televizyon muhabiri Bağdat'tan canlı yayın sırasında Amerikan ordusunun ateşiyle öldü," şeklinde. Habere, el Arabiye kanalının muhabiri olan Mezan el Tumeyzi'nin ölmeden birkaç dakika önce, yayın sırasında ekranda çekilmiş bir fotoğrafı eşlik ediyor. Daily Telegraph, olayın Bağdat'ın bir süredir hükümet kontrolünden çıkan ana caddelerinden birinde meydana geldiğini ve hepsi sivil olduğu sanılan 11 kişinin daha öldüğünü yazıyor. Gazeteye göre gelişmeleri canlı yayında aktarmakta olan Filistinli el Tumeyzi, Amerikan savaş helikopterlerinden açılan ateşle vurulduğunda iki büklüm olmuş ve "Ölüyorum, ölüyorum" diye bağırmaya başlamış. Daily Telegraph, gün boyunca çelişkili açıklamalar yapan Amerikan ordusunun konuyla ilgili soruşturma açtığını da haberine ekliyor. Nükleer patlama endişesi "Kuzey Kore'de mantar bulutu bilmecesi." Bu başlık da Guardian gazetesinden. Guardian'a göre geçen hafta Kuzey Kore semalarında görülen, yaklaşık 3,5 kilometre çapındaki mantar şeklinde bir bulut, Washington ve Londra'da kaygı yarattı. Haberde özetle şöyle deniyor: "Amerikalı yetkililer, bulutun bir nükleer denemeden kaynaklanma olasılığının düşük olduğunu söyleyerek endişeleri yatıştırmaya çalıştı. Ancak Beyaz Saray'a, Pyongyang yönetiminin bir denemeye hazırlandığı yönünde istihbarat bilgileri ulaştığı belirtiliyor. Böylesi bir adım hem bölgeyi, hem de Amerikan dış politikasını krize sokabilir - hem de Amerikan seçim kampanyasının hız kazandığı bir dönemde." Guardian'a göre dört gün önce uydudan görülen bulutun başka tür bir patlama ya da doğal bir afet, örneğin bir orman yangını olması ihtimalleri üzerinde de duruluyor. Tilki avında kaza Ve Times gazetesinden, İngiltere'de önümüzdeki günlerde kuşkusuz çok tartışılacak bir haber: "Tilki zannedilen çocuk vurularak öldürüldü" Buna göre gece vakti düzenlenen bir tilki avı partisi sırasında, 13 yaşındaki bir çocuk yanlışlıkla vuruldu. Kurbanın olay sırasında elinde bir lambayla tilki aramakta olduğu belirtiliyor. Ancak muhafazakar Times gazetesi, kazanın çarşamba günü mecliste görüşülecek 'köpeklerle tilki avının yasaklanması' teklifinin kaderini de etkileyeceği kanısında. Times, "Çocuğun ölümü, eğer köpeklerle av yasaklanırsa silah kullanımının artacağı uyarılarının dile getirildiği bir zamana rastlıyor" demiş. Yönetmene açık çek Son haberimiz de Independent'tan. "1 milyon 250 bin sterlinlik 'kör burs,' yönetmen Leigh'ye Venedik'te nasıl zafer getirdi" başlıklı bu habere göre, İngiltere Film Konseyi, ülkenin önde gelen yönetmenlerinden Mike Leigh'ye güvenmiş olmaktan çok memnun. Leigh'nin 1950'lerde ülkesinde yapılan yasadışı kürtajları konu alan filmi Vera Drake, haftasonunda Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülünü aldı. Oysa İngiltere Film Konseyi yönetmene piyangodan gelen fonlardan 1 milyon 250 bin sterlin vermeye karar verdiğinde filmin ne adı varmış ortada, ne de senaryosu. "Ama," diyor Independent, "Konseyin gözünü kapatıp aldığı risk, boşa çıkmadı." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||