|
12 Eylül 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
ABD'de 3 bine yakın insanın ölümüyle sonuçlanan 11 Eylül saldırılarının üçüncü yıldönümüyle ilgili haber ve yorumlar İngiliz pazar gazetelerinde önemli yer tutuyor.
Independent on Sunday, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile Amerikan Başkanı George Bush arasında 11 Eylül saldırılarından sonra başlayan dostluğun dünyayı nasıl şekillendirdiğine ilişkin bir değerlendirme yayınlıyor. Gazeteye göre, 11 Eylül'ün intikamını almak isteyen Bush, Blair'i yanına çekmeyi başararak Birleşmiş Milletler'in onayına gerek duymadan harekete geçti. Blair, zamanla Bush'un danışmanı konumuna düştü. Gazete, Amerika'nın 11 Eylül saldırılarından sonra başlattığı ve terörle savaş adını verdiği mücadelesini de eleştirel bir bakış açısıyla yorumluyor. Bu kampanyanın terörü daha da tırmandırdığını ima eden gazete, İstanbul'dan Cakarta'ya, Bağdat'tan Beslan'a uzanan terör dalgasından çarpıcı fotoğraflara yer veriyor. Independent on Sunday, 11 Eylül saldırılarından sonra Amerikan siyasetinde büyük bir dönüşüm yaşandığını, ülke güvenliğinin, ekonomi, eğitim, sağlık gibi iç konularının önüne geçtiğini ve başkanlık yarışında belirleyici konuma geldiğini kaydediyor. Gazeteye göre, 11 Eylül'den sonra terör tehdidi nedeniyle küresel ekonomi büyük bir sarsıntı geçirdi, yatırımlar azaldı. İstihbarat servislerinin güvenilirliği zedelendi. Araplarla Batı arasında ilişkiler değişim geçirdi. Batı'nın Orta Doğu'daki şerif yardımcıları olarak görülen Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır ve Filistin Özerk Yönetimi, Amerika'nın desteğini kaybetti. Saldırıların ardından İslam'la terör arasında bağ kurulmaya başlandı. Independent On Sunday başyazısında da 11 Eylül'den sonra özellikle Amerika'nın birçok hata yaptığını belirtiyor. Gazeteye göre, İran ve Kore yerine dikkatini kitle ima silahı olmayan ülkelere yoğunlaştıran Bush, şimdiye kadar 70 bin kişinin eğitim gördüğü El Kaide kamplarının imha edilmesiyle terörün ortadan kaldıramayacağını anlayamadı. 11 Eylül'den sonra Arap ve müslümanları yanına çekeceğine onları Batı'dan uzaklaştırdı. ''İran beş nükleer bomba yapabilir'' Sunday Telegraph, manşetinde, İran'ın nükleer programıyla ilgili tartışmalara yer veriyor. Gazeteye göre, Tahran, geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na bu ay 37 ton konsantre uranyum işlemeye başlayacağını beyan etmiş. Batılı istihbarat yetkilileri, bu kadar uranyumla beş nükleer bomba yapılabileceğini söylüyorlar. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'un karar organı, yarınki toplantısında İran'ın nükleer faaliyetlerini ele alacak. Tahran, nükleer programı konusunda kurumla yeterince işbirliği yapmamakla suçlanıyor. İran, programının elektrik enerjisi üretme amaçlı olduğunda ısrar ediyor. Ancak Sunday Telegraph'a göre birçok batılı istihbarat servisi, İran'ın gizlice nükleer silah üretmeye çalıştığını söylüyor. İran'ın kuruma sunduğu dosyanın içeriği önümüzdeki hafta açıklanacak. Bu dosyada İran, konsantre uranyumu nükleer santrallerine yakıt sağlamak için kullanma niyetinde olduğunu belirtiyor. İran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC'in önemli üyeleri arasında, nükleer enerjiye başvuran ilk ülke olacak. Konsantre uranyumun İran'ı bir nükleer güç haline getireceğinden endişe edildiğini belirten gazeteye göre, adı açıklanmayan bir yetkili, "Bu, İran'ın her zamanki taktiği. Nükleer silah programında hızla ilerleyebilmek için Viyana'daki müzakeleri bilinçli olarak uzatıyorlar. Zaman kazanmaya çalışıyorlar yani" diyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü de de İran'ı kafaları karşıtırmakla suçladı ve Tahran'dan nükleer faaliyetlerine son vermesini istediklerini belirtti. Sözcüye göre İran, 12 yıldır gizli nükleer faaliyet içinde. Ancak bunlar son bir-buçuk yıl içinde gün ışığına çıktı. Sunday Telegraph, manşetinde İran'a yaptırım uygulanması için çabalarını yoğunlaştıran Amerika'nın, konunun Güvenlik Konseyi'ne havale edilebilmesi amacıyla Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nu ikna etmeye çalıştığını kaydediyor. El Nino geliyor Independent on Sunday, Karayipler'i etkisi altına alan ve Florida'ya doğru ilerleyen İvan kasırgası için "Daha bir şey görmediniz. El Nino geri dönüyor" diyor. Gazete Amerikalı yetkililere dayanarak, 1997-98 yıllarında yüzlerce kişinin ölümüne neden olan El Nino'nun yeniden sahneye çıkmaya hazırlandığını belirtiyor. El Nino, 2005'in ilk aylarına kadar etkisini sürdürecek. Amerika'nın batı kıyıları ile Orta ve Güney Amerika'da şiddetli yağışlar görülecek. Avustralya, Endonezya, Afrika'nın güneyi ve kuzey doğusunda kuraklık başgösterecek. Independent, Karayipler'de etkili olan kasırgaların bazı uzmanlar tarafından küresel ısınmayla ilişkilendirildiğini, Amerikalı yetkililerin ise bu iddiayı reddettiğini belirtiyor. Amerikalı yetkililere göre, bölgede yaşanan felaketlerde küresel ısınımanın rolü çok az ve kasırgalar Ekvator'dan kutuplara sıcak su hareketine neden olan taşıyıcı okyanus kuşağının faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Indenpendent on Sunday, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in bu hafta küresel ısınmaya dikkat çeken açıklamalar yapacağını belirtiyor. Blair, bu konuşmalarında küresel ısınmayı uygarlığa yönelik en büyük tehdit olarak niteleyecek, temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları geliştirilmesi için çağrıda bulunacak. Observer ise başyazısında küresel ısınma konusunda sera etkisi yapan gazların yayılımının sınırlandırılmasını öngören Kyoto sözleşmesini imzalamayan Amerika'nın ikna edilmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Gazete, dünyadaki karbondioksit yayılımının dörtte birinden Amerika'nın sorumlu olduğunu anımsatıyor. Türkiye'de zina tartışmaları Observer gazetesi, Türkiye'deki zina tartışmalarıyla ilgili bir habere yer veriyor,,, AKP'nin zinayı yeniden suç sayma girişiminin, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için attığı adımlarla tezat oluşturduğunu öne sürüyor. Observer'a göre, askerin siyasetteki rolünün azaltan, Kıbrıs sorununda çözüm yönünde adım atan, devlet televizyonunda Kürtçe yayına başlayan Türkiye, Avrupa Komisyonu'nun ilerleme raporunu yayımlamasına bir ay kala zinayı tartışıyor. Gazeteci Ruşen Çakır, "AKP Avrupalıların zina konusundaki hazırlıklara bu kadar tepki göstermesini beklemiyordu. Bunu tahmin edebilselerdi, bu işe hiç girmezlerdi" diyor. Çakır'a göre, zinayı suç sayma girişimi AKP tabanını tatmin etmeye yönelik bir çaba . Ruşen Çakır, "AKP şimdi geri adım atarsa prestij kaybedecek. Ancak yine de bir geri adım atarsa bu halkın değil Avrupa Birliği'nin baskısıyla olacak" diye eklliyor. Observer'a göre, Bilgi Üniversitesi'nden Soli Özel ise "AKP'nin bu girişimi, Avrupa Birliği içinde 'Türkiye Bizim gibi değil' diyenlerin eline malzeme verecek" diyor. Özel şöyle devam ediyor: "Avrupa Birliği'ne gireceksek, siyasi normlar dışında da bazı normlar olduğunu kabul etmek zorundayız. Birey hakları, kadınla erkeğin eşitliği ve özel yaşamın kutsallığı gibi normlar..." Observer haberini şöyle sürdürüyor: Türkiye'de yoksul kesimlerin AKP'ye büyük desteği var.Son kamuyoyu yoklamalarına göre hükümete destek yüzde 50'den fazla. Ancak laik orta sınıf ile bürokratlar ve askerler AKP'nin laikliği benimsemediğine inanıyor. Zina ile ilgili tasarıyı hazırlayanlar arasında bulunan Nimet Çubuklu ise şunları söylüyor: "Türkiye'nin imajı tabii ki önemli. Ancak biz kim olduğumuzu unutmamalıyız. Yasamız, insan haklarına bir tezat oluşturmuyor, insan onurunu kırmıyor. Zina için para cezası ve hapis öngörülüyor. Kimsenin taşlanarak cezalandırılmasından söz etmiyoruz" ... |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||