|
10 Eylül 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
AB Komisyonu'na mektup: 'Türkiye'ye yeşil ışık yakmayın'; kuyrukta bekleyen Ukrayna'dan 'taktik değişikliği'; yeni bir gün-yeni bir kasırga; ve Başbakan'ın son Irak açıklamasını tartışan İspanyol basını.
'Türkiye hatasını yapmayın' İlk durağımız, Financial Times'ın önsayfası: 'Fischler'den Avrupa Birliği'nin Türkiye planına eleştiri' diye yazıyor manşette. Franz Fischler, Avrupa Komisyonu'nun tarımdan sorumlu üyesi. Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye müzakere tarihi vermesinin büyük bir hata olacağını savunuyor. Financial Times' a göre Franz Fischler, Komisyon'un diğer 29 üyesine gönderdiği mektupta, Türkiye'nin demokratik kriterleri ve dini kimliği konusunda ciddi kaygıları olduğunu; üstelik Türkiye'ye üyelik yolunu açmanın bütçeye de büyük bir yük bindireceğini söylüyor. Financial Times, Avrupa Komisyonu'nun ekim ayında yayınlayacağı ilerleme raporunda, Türkiye'yle müzakerelere başlanmasına olumlu yaklaşmasının beklendiğini bildiriyor. Ama tarımdan sorumlu üye, gazetenin gördüğünü söylediği mektupta, meslektaşlarını uyarıyor: 'Türkiye'nin uzun vadede demokratik ve laik bir ülke olup olmayacağı şüpheli bir konu; köktendinciliğin eline düşebilir'. Fischler, Türkiye'nin üyeliği durumunda, Avrupa Birliği'nin ödeyeceği tarım teşviklerinin yılda 11 milyar euro'yu aşkın bir para tutabileceğini de belirtiyor. Ama gazete, diğer yetkililerin bu rakamı fazla 'spekülatif' bulduklarını da eklemiş. Ancak Franz Fischler'in göz ardı edilemeyecek bir yetkili olduğunu da hatırlatıyor: Tarımdan sorumlu üye olarak, ilerleme raporunun hazırlanışında ağırlıklı bir yeri var. Fischler, Türkiye'nin iki ana destekçisi olduğunu söylüyor. Bunlardan biri, Amerika Birleşik Devletleri; diğeri ise İngiltere. Ve eleştirilerinin bir kısmı, asıl bu iki ülkeye yönelik: 'Türkiye'nin üye olması, Avrupa Birliği'nin geleceğe dönük siyasi projesini zayıflatmaz mı? Ne Amerika'nın ne de İngiltere'nin böyle ciddi bir endişesi var. Hatta belki, bu olasılık her iki ülkenin de aslında dilediği bir şey'. Bu sözler ardından, Franz Fischler ekliyor: 'Kamuoyunu görmezden gelip, Avrupa'nın yapılanmasını diplomatların eline bırakamayız'. Ukrayna'nın düşkırıklığı Avrupa Birliği'nin kapısını çalan, ama kuyrukta Türkiye'nin de arkasında durduğu anlaşılan bir ülke var: Ukrayna. Financial Times'ın satırlarında, Kiev hükümetinin taktik değiştirdiğini okuyoruz. Gazete, Avrupa Birliği'ne yakın gelecekte kabul edilmek için bastıran, ancak bu talebinde bir ilerleme sağlayamayan Ukrayna'nın, bundan böyle Avrupa'yla belli konularda basamak basamak kısa vadeli işbirliği anlaşmalarını tercih edeceğini yazıyor. Financial Times'a mülakat veren Ukrayna Başbakanı Yanukovich, 'Brüksel'in red yanıtlarının küçük düşürücü' olduğunu; bu yüzden bağları güçlendirmek için, ticaret ya da serbest dolaşım gibi sınırlı konularda adımlar atarak yakınlaşmayı planladıklarını söylüyor. Gazete, Avrupa Birliği'nin komşularına yeni açılımlar sunan bir dizi anlaşma önerisini önümüzdeki ay çantadan çıkaracağını belirterek, Ukrayna'nın da şimdilik böyle bir işbirliğiyle yetinmeyi kabul ettiği sinyalini verdiğini yazıyor. Öte yandan, Kiev hiç umutsuz da değil. Haberde özellikle Birliğin yeni üyesi Polonya'nın verdiği destekten söz ediliyor. Darfur'da 'soykırım' Bu sabah Independent'ın başsayfası, Darfurlu bir mülteci çocuğun, ağlayan fotoğrafıyla kaplı. Üzerinde iri puntolarla, 'soykırım' diye yazılı. Sudan'ın Çad sınırındaki Darfur bölgesi, uzun süredir etnik bir krizin odağında. Bölgeden kaçanların sayısı, 1 milyonu aşkın. Peki neden kaçıyorlar? Independent, 'nihayet' diye yazmış: 'Amerikan Dışişleri Bakanı, insan hakları örgütlerinin saptadığını kabul etti, Darfur'da yaşananları soykırım diye niteledi'. Gazete, Amerika'nın Sudan hükümeti üzerinde baskıyı artıran politikasından memnun. Fakat Washington'dan yükselen bu yeni ve güçlü sesin, ne İngiltere'de ne de Avrupa'nın diğer ülkelerinde yankı bulduğunu yazıyor. Independent'a göre Atlantiğin bu tarafı hala, sessiz oturmayı tercih ediyor. Üstelik Washington'un da gerçekten insan haklarının savunması için ayağa kalkıp kalkmadığından emin değil Independent: Gazete, Colin Powell'ın Darfurluları kurtarmak amacıyla askeri müdahale sözü vermediğini kaydediyor. Yeni bir gün, yeni bir kasırga Karayiplerde Grenada adasını yerle bir eden kasırga, İngitlere'de hemen hemen bütün gazetelere konu olmuş. Times, 'yeni bir gün, ve yeni bir kasırga, dünyamız bu fırtınalı geleceği kaldırabilir mi?' diye soruyor. Gazetenin iklim muhabiri, dünyanın birçok yerinde aşırı uçta iklim değişikliklerinin küresel ısınmanın tehlike çanları olabileceğini düşünüyor. Times'a göre, Karayipleri etkisi altına alan İvan adlı bu son kasırga, bu yıl bölgeyi vuran 9'uncu büyük kasırga. Üstelik, İvan'ın yatışmadığını yazıyor. Yolu üzerindeki Jamaika ve Florida'da, daha da acımasızca hasara ve can kaybına yol açabileceğinden korkuluyor. 'Irak'tan herkes çekilsin' İspanya'da ulusal gazetelerde öne çıkan tartışma, Irak. Daha doğrusu, Başbakan Rodriguez Zapatero'nun, dün Irak'a ilişkin söyledikleri... Bir önceki başbakanın konuşlandırdığı İspanyol askerlerini geri çeken Zapatero, dün Tunus'u ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Irak'tan bütün yabancı askerlerin çekilmesini umduğunu belirtmişti. El Mundo, Başbakan'a hak veren gazetelerden: 'Şayet diğer ülkeler de İspanya'nın izinden giderse, Irak'ın geleceği için daha hayırlı olur' diyor. Ama bir başka gazete, ABC, hiç aynı kanıda değil. 'Başbakan, dünya demokrasilerinin bir parçası olan İspanya'yı uluslararası alanda utanç verici bir konuma itti' diye yazmış. ABC, 'Almanya ya da Fransa'nın hükümet başkanları bile bu kadar saçma bir öneriyi telaffuz etmedi' diye ekliyor. AB'nin istihdam kavgası Paris merkezli International Herald Tribune, Avrupa Birliği içinde yeni ve eski üyeler arasında çıkması beklenen vergi kavgasına az kaldığını bildiriyor. Gazeteye göre haftasonunda maliye bakanlarının Hollanda'daki toplantısında, Fransa ve Almanya'nın, doğu Avrupa'nın yeni üyelerine şu uyarıda bulunması bekleniyor: 'Kurumlar vergisini yukarı çekin, Batı Avrupa'nın şirketleri size fazla kaymaya başladı'. Gazeteye göre istihdam yaratamayan Fransa ve Almanya, yeni üyelerin vergi kolaylıklarının, Batı Avrupa'nın işini zorlaştırdığı inancında. International Herald Tribune, 'oysa yeni üyeler, Avrupa'nın ortak iyiliği için kurulmuş bir projeye katıldıklarını düşünüyorlardı, değil mi?' diye sormuş. Gazete, 'hayır', diyor, 'Avrupa Birliği'nin sınırları içine girseler de, üyeler arası rekabet neymiş, şimdi keşfediyorlar'. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||