|
9 Eylül 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'ye müzakere tarihi vermeli mi, vermemeli mi?; 'medeniyetler çatışmasında' Ankara'ya düşen rol; Irak'taki büyüyen rehine krizi; ve dünya kamuoyu ABD'deki başkanlık yarışını nasıl izliyor?
AB'nin Türkiye politikasında 'aklın yolu' ne? Avrupa gazetelerindeki tura önce Almanya'dan başlıyoruz. Die Tageszeitung, Türkiye'ye müzakare tarihi vermenin hem Avrupa Birliği'nin hem de Türklerin çıkarına doğru bir karar olacağını savunuyor. Gazeteye göre, Türkiye'nin müzakerelere başlamak için gerekli koşulları yerine getirmediğini söyleyenler, zaten hiçbir zaman ikna olmaya razı değiller. Die Tageszeitung, Türkiye'nin kalan problemlerini en çabuk, Avrupa Birliği'ne yakınlaşarak çözeceği kanısında. 'Şu an ne kadar ciddi pazarlık yapılırsa', diyor, 'Türkiye'deki değişim de o kadar geniş kapsamlı olur'. Alman gazetesi, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa Birliği'nde siyasi bütünleşmeye ket vuracağı görüşüne katılmıyor. 'Türkiye istese dahi, böyle bir süreci engelleyemez' diye yazmış. Ve ekliyor: 'Aralık ayındaki zirvede Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi, duyguların karşısında aklın bir zaferi olacak'. Die Tageszeitung'a göre, Türkiye'ye yeşil ışık yakmanın kendilerine oy kaybettireceğini düşünen Avrupalı siyasetçiler, bu korkularını yenmeli. AB kamuoyu Türkiye'ye hazır mı? Bu korkuların nedenini, belki İngiliz gazetesi Financial Times'ın bu sabah bildirdiği bir ankette görmek mümkün. Amerika Birleşik Devletleri merkezli German Marshall Fund'ın yaptırdığı anketten işte bazı rakamlar: Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımının iyi olacağını düşünen Fransızların oranı sadece yüzde 16, Almanya'da yüzde 26, İngiltere'de ise yüzde 33. Türkiye'nin üyeliğine kesin dilde 'karşıyım' diyenlerin oranı ise, Fransa'da yüzde 35'lerde seyrederken, İngiltere'de yüzde 9'lara iniyor. Gene bu ankete göre Türkiye'yi en çok destekleyen ülke hangisi mi? Yüzde 45'lik oranla, İtalya. Avrupa Birliği genelinde, kararsızlar hanesi ise, yüzde 40 olarak beliriyor. Sonuçta Financial Times'a göre bu veriler, Türkiye konusunda Avrupa kamuoyunun gönlünün henüz kazanılmadığının açık bir işareti. Türklerin de şüpheleri var Peki ya Türkiye? Financial Times, Türklerin de Avrupa Birliği konusunda şüpheleri olduğunu gösteren anket sonuçlarını bildiriyor. German Marshall Fund'ın anketine göre, Türklerin yüzde 73'ü, Birliğe üyelikten taraf. Ama, 'Avrupa Birliği'ni bir süpergüç olarak görmek ister misiniz' sorusuna, Türkiye'den gelen olumlu yanıtlar yüzde 40'ta takılı kalırken, Avrupalıların yüzde 70'i aşkın bir oranı, süpergüç olmaktan yana. Ankette, Türklerin Amerika Birleşik Devletleri'ne yaklaşımı da masaya yatırılmış. Financial Times, Türkiye'nin Amerika'ya da şüpheyle baktığının ortaya çıktığını yazıyor: 'Nato ülkeleri arasında Amerika'ya en az sıcak bakan ülke, Türkiye' diyor gazete. Ankette, Amerika'yla duygudaşlığını 1'den 100'e kadar ölçmesi istenen Türklerin ortalaması, 28 puanda takılı kalmış. Irak'ta büyüyen rehine krizi Fransız basınından Le Figaro'nun manşeti, Irak'a ilişkin: 'İnsani yardım görevlileri kaçıyor'... Le Figaro, kaçırılan iki İtalyan kadının, insani yardım için Irak'a gitmiş savaş karşıtları olmalarına karşın, bunun geçen salı günü Bağdat'ın orta yerinde kaçırılmalarına engel olmadığını yazarak, yardım örgütlerinin hemen hemen hepsinin geri çekilmeyi düşündüğünü belirtiyor. İtalya'dan Corriere Della Sera, 'belki de bu yüzden kaçırıldılar' diye düşünüyor. Gazeteye göre verilmek istenen mesaj, belki de şuydu: 'İster pasifist ol, ister işgalden yana, Irak'ta bütün Batı'ya ilan edilmiş topyekün bir savaş var'. Ve Fransız gazetesi Liberation da bu çizgide bir görüş öne sürüyor. Liberation, kaçırılan iki Fransız gazeteciyi anarak, 'tarafsızlık ya da savaşın kurallarına uymak diye bir mefhum yok, insani yardım görevlileri de gazeteciler de düşman sayılıyor' diye yazmış. Liberation'a göre, Irak'ta adam kaçıranların tek bir amacı var gibi: dünyayı 'medeniyetler çatışmasına' sürüklemek. 'Medeniyetler çatışmasında' Türkiye'nin rolü İngiliz gazetesi Independent'ın yorum köşesinde, Adrian Hamilton imzalı bir değerlendirme var. Yazıda, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin gelinen noktada sembolik öneminin çok büyük olduğu savunuluyor. Başlık: 'Avrupa Türkiye'yi şimdi reddetmesin' Yazıda, Türkiye'nin Avrupalılık kriterlerine azınlık politikalarından sosyal alana dek birçok konuda tam olarak uymadığı; fakat önümüzdeki aylarda Türkiye'yi müzakerelere davet etmenin çok olumlu bir jest olacağı vurgulanıyor. Adrian Hamilton'un ifadesiyle, 'böyle bir adım, Batı ile Müslüman dünyanın birleşme olasılığına işaret edeceği için, kaçırılmaması gereken bir fırsat'. Savaşın unutulmuş Iraklı kurbanları İşgalden bu yana Irak'ta ölen Amerikalıların sayısı, Pentagon'un dün açıkladığı rakamlara göre, 1000 kişiyi geçmiş bulunuyor. Ama Independent, 'ya bu savaşın unutulmuş Iraklı kurbanları' diye soruyor: Independent'a konuşan geçici Irak hükümetinin sağlık bakan yardımcısı Emir el Kuzey, 'ölen Iraklıların sayısını bilmenin olanaksız olduğunu; çünkü cesetlerin genellikle hemen gömülüp, kayda geçmediğini' belirtiyor. Fakat bildiği birşey daha var; 'bazen bir günde 200 Iraklının öldüğünü duyuyoruz', diyor. Independent, Amerikan ordusunun da ölen Iraklıların sayısını tutmadığını; fakat en muhafazakar tahminlere göre, yaklaşık 10 bin Iraklının öldüğünün düşünüldüğünü yazıyor. ABD seçimlerini dünya nasıl izliyor? Irak'taki gelişmeler, kasım ayında sandıklara gidilen Amerika'da, seçim kampanyasının belli başlı konularından biri. Geçen günlerde Cumhuriyetçi Parti'nin kongresi ardından, Başkan Bush'un anketlerdeki seyri kayda değer bir yükseliş gösterdi. Peki ya uluslararası kamuoyu, bu başkanlık yarışını nasıl izliyor? 35 ülkede yapılan bir anketin sonuçları, Financial Times'ın önsayfasında: 'Dünya kamuoyu ezici bir farkla Demokrat partili John Kerry'yi tutuyor' diye yazıyor. Birçoğu Amerika'nın müttefiki olan bu ülkelerde, Kerry'nin Beyaz Saray'a geçmesini isteyenlerin oranı ankete göre Bush cephesinden iki kat fazla. Fakat, Financial Times şunu hatırlatmış: Amerikalıların yüzde 75'e yakını, dünya kamuoyunun seçimlere ilişkin görüşlerinden hiç etkilenmiyor. Hatta Financial Times'a görüş bildiren bir yorumcu, bu verilerin seçim kampanyasınad Demokrat parti adayın aleyhine kullanılabileceği bile düşünüyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||