|
7 Eylül 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'nin 'gerçekle yüzleşme' saati; Rusya'daki Beslan trajedisi ardından soruluyor: medya ne kadar özgür?; ve Almanya'daki Saarland seçimlerinden çıkartılacak dersler...
Türkiye-AB ilişkileri Financial Times, Günter Verheugen'ın Ankara ziyaretindeki sözlerini tırnak içinde başlığa taşımış: 'Türkiye'nin AB yolunda gerçekle yüzleşme vakti yakınlaşıyor' Gazete, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu yetkilisinin, Türkiye'nin son 18 ayda kaydettiği sosyal reformlardan çok etkilendiğini söylediğini, ama eksiksiz uygulamanın da görülmesi gerektiğini hatırlattığını yazıyor. Financial Times, bu ziyarete koşut biçimde, eski Finlandiya cumhurbaşkanının liderliğinde bir grup Avrupa Birliği siyasetçisinin dün Türkiye'ye koşullu destek veren açıklamasına da dikkat çekiyor. Fakat Independent'a geçecek olursak, 'Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin, zina tartışmasıyla tehlikeye girmiş olabileceğini' okuyoruz. Verheugen'ın dün Türkiye'de bu konudaki soruları yorumsuz bırakmasına karşın, Brüksel'deki sözcüsü Jean-Christophe Flori'nin Ankara hükümetine önceden bir uyarı göndermiş olduğunu yazan Independent, zinayı suç sayma girişiminin Türkiye'deki reform sürecini gölgeleyebileceği görüşünü aktarıyor. Independent, Avrupa Birliği diplomatlarının bu konuda Türkiye hükümetine tavsiyelerde bulunurken, 'sizi istemeyenlerin elini güçlendirmeyin' dediklerini belirtiyor. Gazeteye göre Ankara'yla temasa geçen kimi Avrupalı diplomatlar, zinanın suç kapsamına sokulması durumunda, bunun Avrupa Birliği İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8'inci maddesi ile çelişebileceğini, ve Türkiye'ye müzakere tarihi verilmemesini isteyenlerin bunu bir yasal engel olarak öne sürebileceğini söylüyor. 'İntikam istiyoruz' Güney Rusya'nın Beslan kentinde rehine krizinin yüzlerce kurbanı dün toprağa verilirken, İngiliz gazetesi Guardian'ın manşeti, 'intikamdan' bahsediyor: 'Yastan sonra, sıra tehditlerde' Beslan'ın acılı sakinlerinden biri olan Aslan adlı genç, Guardian muhabirine konuşuyor: 'Elbette intikam saldırıları olacaktır, bir hak bu. İnguş halkına yönelik saldırılar olacak muhtemelen. Yakınlardaki bölgenin İnguş halkı daha şimdiden sınırdan uzak yerlere kaçmaya başladı', diyor Beslanlı genç. Guardian, okuldakileri rehin alan 30'u aşkın militanın kimliği konusundaki şüphelerin, Müslüman olan ve Çeçenlere yakın duran İnguş Cumhuriyeti üzerinde yoğunlaştığını hatırlattıktan sonra, şöyle devam ediyor: 'Söylentiler, Kuzey Osetyalı Beslan sakinlerini öfkeye boğdu. Hemen yanıbaşlarındaki İnguş Cumhuriyeti ile aralarındaki son kanlı savaşın üzerinden topu topu 13 yıl geçmiş durumda.' Ancak Times, militanların kimliği konusundaki çelişkili açıklamalar bir yana, 'rehine krizinde ölenlerin tam bilançosu nedir' sorusunun bile kafaları karıştırdığını yazıyor. Günlerce rehine sayısının 350 dolayında olduğunun söylenmesine karşın, gerçek sayının 1200 civarında olduğunun çok sonra ortaya çıktığını yazan Times, şimdi gerçek ölü sayısının da Kremlin tarafından düşük tutulmaya çalışıldığı görüşünde. Resmi rakam, 338. Ancak Times, muhabirlerin 400'ü aşkın kişinin öldüğü görüşünü paylaştığını; ve üstelik, 200 kişinin akıbetinin de hala bilinmediğini belirtiyor. 'Sansürcü' olmakla suçlanan Vladimir Putin Independent, gerçekleri hasır altı etmeye çalışmakla suçlanan Cumhurbaşkanı Putin'e Rusya basınından bir grup gazetenin ateş püskürdüğünü yazıyor. Fakat, gazetelerin gücü ne kadar? Bu konuyu başyazısında işleyen Daily Telegraph, Rusya'da büyük kitlelere ulaşan televizyonlar ile nispeten çok daha az nüfuz sahibi olan gazeteler arasında, Beslan trajedisine çok farklı iki yaklaşımın sergilendiğini yazıyor. Daily Telegraph'ın hükmü gayet ağır. Zira yazının başlığı, 'Putin'in medya sansürü'. Gazete, Rusya'da devlete bağlı iki ana televizyon istasyonunun, bütün kriz boyunca çok sınırlı bilgi verdiğini, 'hatta normal yayın akışlarını bile bozmadıklarını' yazıyor. Daily Telegraph'a göre, daha eleştirel bir bakış açısının dile getirildiği gazetelerin de ne kadar özgür olduğu tartışma götürür. Trajediyi çarpıcı fotoğraflarla halka duyuran İzvestiya gazetesinin yazı işleri müdürünün dün istifa ettiğini yazan Telegraph, 'dürüst bir haberciliğin bedelini ödedi' diye yorum düşmüş. Fransız basınından Le Monde'un görüşleri de aynı çizgide. Le Monde'a göre, militanların kimliğini saran belirsizlik sürerken, Beslan trajedisi sansür ve yalanların sardığı bir havaya büründü. Liberation'un ise, Avrupalı liderlere de söyleyeceği bir iki çift lafı var: Liberation'un deyişiyle, Rusya'nın Çeçenistan'daki 'kirli savaşına' ses çıkarmayan Avrupa Birliği, özellikle de Fransa ve Almanya, iki yüzlüce davranıyor. Gazeteye göre, hem üzüntü verici, hem de uzun vadede, tehlikeli bir tutum bu. Liberation, gayet açık bir dilde, 'Rusya'nın toprak bütünlüğünün korunması amacı, Çeçenistan'daki savaşı haklı gösteremez' diye belirtiyor yorumunu. Beslan, Bush'un işine mi yaradı? Macar basınından Nepszabadsag, Beslan'daki olayların etkilerini çok daha uzak diyarlarda değerlendirmiş. Gazeteye göre, Beslan'da yaşananlar, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki başkanlık yarışında, George Bush'un elini güçlendiren bir gelişmeydi. Macar gazetesine göre Başkan Bush'un kampanyasında ağzını açmasına bile gerek yok, zira İslamcı militanlar kendisine yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyor. Nepszabadsag'ın ifadesi ile, 'terör canavarının sert kararlar gerektirdiğini' savunan Başkan Bush'un bu tezi, Amerikan kamuoyu nezdinde şimdi daha da güçlenmiş olmalı. Gazete, Amerikan halkının korkularının Rusya'daki saldırıyla pekiştiği kanısında. Aşırı sağa dikkat Avrupa basını, Almanya'daki bölgesel seçimlerin muhasebesine bugün de devam ediyor. Saarland eyaletindeki seçimlerde, iktidardaki Sosyal Demokrat parti büyük hezimete uğradı. Seçmen, Başbakan Schröder'in ekonomi politikalarını sandıklarda cezalandırmışa benziyor. Gazeteler, hayli kaygılı ifadelerle, bu seçimin bir başka boyutunu daha ele alıyor. Alman gazetesi Frankfurter Rundschau, 'demokrasiyi toptan ilgilendiren bir seçim sonucu' ile karşı karşıya kalındığı görüşünde. Avusturya basınından Der Standard da, bu görüşe katılıyor. Der Standard, Saarland eyaletinde 25 yaşın altındaki seçmenlerin yüzde 11'inin, ve işsizlerin ise yüzde 14'ünün, aşırı sağcı Ulusal Demokrat Parti'ye oy verdiğine dikkat çekmiş. Gazetenin deyişiyle, 'Almanya'da merkezde yer alan demokratik partiler, bu sonuç üzerinde iyi düşünmeli ve seçmenleri geri kazanmaya çalışmalı; yoksa aşırı sağın popülist söylemleri, daha da güçlenebilir'. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||