|
22 Ağustos 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık seçimleri kasım ayında.
Demokrat Parti'nin adayı John Kerry ile Başkan Bush arasındaki mücadele her geçen gün biraz daha kızışıyor, sertleşiyor. İngiliz gazeteleri bugün Kerry'nin Vietnam savaşına katılmasından doğan tartışmaları geniş biçimde yansıtıyor. Observer, Kerry'nin beş ayı biraz aşan Vietnam döneminde, Mekong deltasında "Swift boat" denen, birkaç asker taşıyan hızlı, küçük devriye botlarından ikisine komutanlık yaptığını hatırlatıyor. Bu görev sırasında sık sık çarpışmalara girildiğini, tehlikeli bir iş olduğunu anlatıyor. Kerry, üçüncü defa yaralandıktan sonra erken terhis olup ülkesine dönünce, Vietnam savaşı karşıtı kampanyalara ön saflarda katılmaya başlıyor. Ve şimdi Kerry'nin bu hizmetini, aldığı madalyaları ve bundan övünmesini şiddetle eleştiren bir grup ortaya çıktı. "Vietnam Swift Boat eski muharipleri gerçeği bulma grubu" adı altında kampanya yürüten eski askerleri, Observer, "karanlık bir grup" diye nitelendirmiş. Seçim öncesi anketlerin seyrini tekbaşlarına, Kerry aleyhine değiştirmeye başlamışlar. Peki bu grup neyi savunuyor? Kerry'nin muharebe hizmeti hakkında yalanlar söylediğini, madalyaları gerçekten hakedip etmediğinin belli olmadığını savunuyorlar. Oberver'da yazıldığına göre, sonraki, savaş karşıtı faaliyetlerini de ihanet diye yorumluyorlar. Observer'a göre bu tartışmada asıl mesele, Amerikan seçimlerinin geldiği noktayı gösteriyor olması. Gazetenin ifadeleriyle aktarıyoruz: Observer, Bush'un babasının sayesinde kayrıldığını, Vietnam Savaşı'nı, Texas'ta part-time askeri pilotluk yaparak atlattığını ama buna rağmen, gönüllü olarak Vietnam'a gidip çarpışmalara girmiş Kerry'nin madalyalarının böyle sorgulanmasının, şaşırtıcı bulunduğunu anlatıyor. Bush'un bu vazifeyi de tamamlayamadığına dair iddialar bulunduğunu belirten gazete, Bush'un yardımcısı Dick Cheney'nin ise, savaş sırasında defalarca askere çağrıldığını ve sunduğu gerekçelerle Vietnam'a gitmemeyi başardığını hatırlatıyor. Cheney'nin resmi kayıtlara geçen bir cevabı da, "Askeri hizmetten başka öncelikleri olduğu" şeklindeymiş. Yine de Demokrat stratejistler kaygılıymış çünkü, Kerry'nin yakın arkadaşı Max Cleland'ın 2002'de Georgia eyaletindeki acı tecrübesini unutamıyorlarmış. Cumhuriyetçiler, savaşta iki ayağı ve bir kolunu kaybetmiş bir senatör adayını vatan haini diye suçlayarak mağlup etmeyi başarmışlar. Observer, "Acımasız Amerikan siyasetinden alınacak ders belli, Vietnam kahramanlığının garantisi yok" diyor. Okyanus yutmasın diye... "Maldivlerin geleceği, dalgalardan yükselecek" başlığı altında Sunday Telegraph, Hint Okyanusu'ndaki tatil beldesi Maldiv adalarının, sular yükseldiği için 30 yıl sonra haritadan sileneceğini anlatıyor. Maldiv hükümeti de olağandışı bir tedbir almış. Haberde belirtildiğine göre, haritadan silinmeyi 20 yıl daha erteleyecek girişim, insan eliyle adalar kurmak. HULHUMALE adı verilen ilk ada, mercan ve kumlarla doldurulduktan sonra üzerine yepyeni bir şehir inşa edilen ilk yerleşim birimi olmuş. Diğer adalardan 3 metre daha yüksek olması sayesinde sular yükselirse de ayakta kalacağı hesaplanıyor. Maldivlerin Cumhurbaşkanı Abdül Kayyum, suların yükselmesinin, bir ulusun sonu olacağını söylüyor. Ülkesinin varlığını sürdürmesi için 195 hektarlık HULHUMALE adasının inşasına karar vermiş. Şimdiye kadar 60 milyon doları biraz geçmiş harcama. Hastane, okul yapılmış, elektrik, su, telefon şebekeleri kurulmuş. Tam dikdörtgen şeklindeki adayı, Telegraph muhabiri, film setine benzetiyor. "Evler, diğer binalar pırıl pırıl" diyor, yeni yollarından çok az araba geçiyormuş. Şu anda bin kişi taşınmış buraya. Başkent Male sular altında kalınca, buradaki nüfusun 150 bine çıkması bekleniyor. Geçen hafta HULHUMALE'de ilk resmi daire açılmış. Yeni sakinlerine kamu hizmeti başlarken, zaman içinde bir sinema, park, mezarlık, konferans merkezi gibi tesisler kurulacakmış. Maldivlerin başkenti Male'deki sıkışıklığın aksine, burada yollar geniş, yeşil alanlar var. Ama bu yeşillik meselesinde sıkıntıları varmış. "Mercan kumlarının hiç besleyici özelliği yok, bu yüzden en önemli sorunumuz yeşillik" diyor, Cemil diye tanıtılan proje sorumlusu. "Yaşanabilir kılmak için adaya ağaç gerekiyor" diye ekliyor. Cumhurbaşkanı Abdül Kayyum, sahili olan düşük rakımlı diğer ülkeleri de uyarıyor. Bunlardan Amerika gibi zengin olanlarının "Şimdilik bizi seyrediyorlar, sonra onların da başına gelecek" diyor. Maldivli uzmanlar, denizlerin yükselmeye zaten başladığını, yüksek dalgaların daha fazla su baskınına yol açtığını anlatıyor. İngiltere ordusuna imam Sunday Times'a geçiyoruz. İngiltere ordusunda 300 müslüman askerin olduğunu bildiren gazete, bunları silah altında tutabilmek için Savunma Bakanlığı'nın, ilk maaşlı imamı işe alacağını yazıyor. Bakanlığa yakın bir kaynak, İngiltere'deki müslüman toplumlu bu konudaki temasların bir yıldır sürdüğünü belirtiyor. Bazı Müslümanlar da uyarmış; İngiltere, bir İslam ülkesine savaş açarsa, bu askerlerle ilgili sorun yaşayabileceğini belirtmişler. Zaten bunun örnekleri de yaşanıyormuş, Sunday Times'ın bildirdiğine göre. 25 yaşındaki ihtiyat askeri Muhsin Khan, Suffolk'taki hava kuvvetleri üssündeki görevini izinsiz terk etmiş. Mahkemede kendini savunurken de, Irak'taki din kardeşlerine karşı savaşmanın, dini inançlarına aykırı olduğunu söylemiş. Bir başka asker de Irak'a tayin edilince, itiraz etmiş, başka bir dış göreve gönderilmiş. Bir Müslüman din adamı, "İslam hukukuna göre, haksız bulduğunuz bir savaşa katılmak istemeyebilirsiniz" diyor. Leicester'daki merkez camii imamı Şahid Reza'yı, Sunday Times, ülkenin önde gelen din otoritelerinden biri olarak sunuyor ve onun şu sözlerini aktarıyor: Savunma Bakanlığı'na danışmanlık yapan ve yargıç olduğu belirtilen Hurşid Drabu, bakanlığın İslami görüşlere çok açık olduğunu belirtiyor. İbadethaneler ayarlandığını, helal gıdalar sunulduğunu kaydediyor. Sunday Times, bir kaç yıl önce Müslüman toplumdan orduya katılanların sayısında artış başladığını, ama Afganistan ve Irak savaşları yüzünden durgunluk başgösterdiğini bildiriyor. Drabu "İngiltere, İslam'a savaş açan bir ülke olarak görülmeye başlandı" diyor. Ambulanslara yeni düzenleme Observer'ın başyazısına göre İngiltere'de ambulans sürücülerinin günlük mesaisinin dörtte biri, ambulansa gerek olmayan vakalarla harcanıyor. Yeni düzenlemeyle herkese ambulans gönderilmeyecekmiş. Telefonda bilgi verdiğinizde, belki otomobille bir sağlık memuru yanınıza gelip, ilk müdahaleyi yapacak. Yani Observer'ın ifadesiyle, basit bir soğukalgınlığı geçirenler, parmağını kesenler, yazın güneşte fazla kalanlara, artık ambulans gitmeyecek. Telefon operatörünün durumun ciddiyetini anlayamamış olabileceğine dair kaygılar da varmış. Ama gazete çok geciktiğini söylediği bu yeni uygulamayı benimsiyor ve şöyle diyor: "Ambulansların zamanını boşa harcamamak sayesinde birçok hayat kurtarılacak".... Observer bu vesileyle, sağlık konusunda ve afetlerde can kurtarma faaliyetlerini yürüten ekiplerin başarısını övmeye özen gösteriyor. Geçen hafta Cornwall bölgesindeki selde çatılarda, ağaçların, otomobillerin üzerinde mahsur kalan 200 kişinin helikopterlerle kurtarıldığını anlatıyor. Acil kurtarma ekiplerinin profesyonelliğini, hızını ve cesaretini övüyor. Bunun sürmesi için de doğru sistemlerin kurulması gerektiğini belirtiyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||