BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 17 Ağustos, 2004 - TSİ 08:08
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
17 Ağustos 2004 Basın Özeti
Amerikan ordusunun ülke dışındaki kuvvetlerini azaltma kararı ve Venezuela'daki seçimin yankıları, bu sabahki Avrupa gazetelerinde en geniş biçimde işlenen konular.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Avrupa gazetelerinin çoğu Amerikan ordusunun ülke dışındaki kuvvetlerini azaltma kararının 'tarihi' olduğu konusunda hemfikir görünüyor.

İngiliz Times, Soğuk Savaş'ın 13 yıl önce sona erdiğini hatırlatarak, "aslında bu kararın bu kadar geç gelmesi şaşırtıcı" yorumunu yapıyor.

"Ancak" diyor gazete, "asıl sürpriz, bunca yıldır gündemde olmasına rağmen, bunun nasıl hayata geçirileceğine dair tartışmaların ve uygulamanın 4 ila 6 yıl daha sürecek olması."

Financial Times'a göre bu karar, imparatorluk olarak nitelediği ABD'nin 'sınırlarını kaydırması' anlamına geliyor.

"Katar ve Cibuti'de yeni üsler açılıyor, Romanya ve Bulgaristan'da yeni üs kurma hazırlıkları var."

Rus gazeteleri de bu nedenle biraz daha şüpheci, mesela Trud gazetesinin manşeti:

"Rusya Amerikan üsleri ile çevrelenecek"

Moskovski Komsomolets de aynı görüşte: "Amerikalılar üslerini hiç olmadığı kadar yakına taşıyor" diye manşet atıyor gazete.

Trud gazetesi, Amerikan Savunma Bakanı Rumsfeld'in askerleri yeniden konuşlandırma planının, ilişkilerde güçlük yaratmayacağı açıklamasına karşı çıkıyor:

"Rus savunma bakanlığı aynı kanıda değil. Sergey İvanov geçtiğimiz günlerde Rumsfeld ile yaptığı görüşmede bu konudaki kaygı ve çekincelerini iletti, özellikle de Washington'un Gürcistan'a verdiği askeri yardımı gündeme getirdi. "

Komsomolskaya Pravda da "Pentagon bundan sonra sorunlu bölgelere asker sevkederken eski Varşova blokundaki tesislere ve Sovyet üslerine bel bağlayacak. Amerika'nın strateji uzmanlarının artık Moskova'nın bu konuda kolay incinen duygularını göz önüne almak gibi bir niyeti yok." diyor.

Çekilecek 70 bin askerin büyük bölümünün bulunduğu Almanya'da, Süddeutsche Zeitung, bir dönemin kapanışı olarak nitelediği bu kararı işlerken, Almanların Amerikan askerlerine bakışında bu süre içinde büyük değişim olduğunu vurguluyor.

Ulusal Sosyalizmle yetişen ilk neslin Amerikan askerlerini anlamakta güçlük çektiğini, şimdi ise gençlerin Amerikan tarzı yaşamı kucaklar eğilimde olduğunu belirtiyor ve "gelişmesi uzun yıllar süren dostluğu şimdi araya giren mesafe sınayacak" diyor.

Die Welt bu kararın ABD'nin Almanya'yı Irak savaşına muhalefeti dolayısıyla cezalandırmasının sonucu olduğu söylentilerini reddetse de, "bu kararın bazı bölgelere ağır etkisi olacağı doğru" diyor. Askerlerin ülkede 16 bin kişi için istihdam yarattığı tahmin ediliyor.

Financial Times'ta eski NATO müttefik güçler komutanı Joseph Ralston ve eski Alman Genelkurmay Başkanı Klaus Naumann, Avrupa'nın savunmasını bir an evvel elden geçirmesi gerektiğini vurguluyor.

Ralston ve Naumann'a göre, Avrupa yeni savunma projelerine girişirken, imkanları bunun gereğini yerine getirecek ölçüde gelişmiyor.

Avrupa ülkelerinin çoğunda savunma harcamaları azalırken, pek çok ülke de ulusal orduları için aynı türde harcamalar yapıyor. Ralston ve Naumann bu sorunu aşmak için özelikle planlamada daha fazla entegrasyona gitmeyi, karargah ve eğitim üsleri ile uçak tank gibi ihtiyaçların Avrupa Birliği üyeleri arasında paylaştırlmasını ve uzmanlaşmış birimlerin bir araya gelip birbirini tamamlamasını öneriyorlar.

Eski komutanlara göre bu gelişmeyi sağlayamamak, Avrupa'nın kendi çıkarları doğrultusunda ilerleyebilme imkanını sınırlar.

Venezuela referandumu tehlike sinyali mi, demokrasi zaferi mi?

Alman Berliner Zeitung Venezuela Devlet Başkanı Chavez'in görevde kalması konusunda düzenlenen referandumdaki zaferi için şu ifadeleri kullanıyor:

"Halk konuştu, muhalefet gerekli ağırbaşlılıkla hükmü kabul etmeli. Orta sınıf, işverenler ve entelektüel elit Chavez'in reform programına direnmekte ısrar ederse sorumsuzca davranmış olurlar.

Fransa'nın saygın Le Monde Diplomatique dergisinin editörü Maurice Lemoine, Le Nouvel Observateur'e bu konuda bir mülakat vermiş.

"Dilerim bu referandum sonucu başka ülkelerin de Chavez'in meşruiyeti konusunda ikna olmasını sağlar. Bu özellikle Venezuela devlet başkanına karşı bir medya kampanyası yürüten bazı Avrupa ülkeleri için geçerli.

Bu durum Amerika'yı da zorda bırakıyor. Çünkü Washington Chavez'den nefret ediyor ancak başlıca petrol üreticilerinde istikrarsızlık yaşanırken Chavez'i kapıdan itemeleyi göze alamaz. "

Fransız Liberation ise tartışmaların hala sürdüğüne işaret ediyor...

"Referandum ülkedeki gerginliği dindirmek ve siyasi yaşamın bildik kurallar üzerinden işlemesini sağlamak biçimindeki temel işlevini bile yerine getiremedi."

İngiltere'de Daily Telegraph, "Chavez'in muhalifleri sadece zengin bir elit değil. Referandumu talep eden dilekçeye üç milyon kişi imza koydu diyor" ve devam ediyor:

"Chavez dün bu sonucun tüm Latin Amerika ve Karayip halkları için zafer olduğunu söyledi. Chavez'in devrimi memleketinde bile yeterince tehlike yaratıyor, ihracı daha da kanlı olur... "

Avusturya'dan Der Standard da Chavez'i uyarıyor: "en azından muhaliflerinin bir kısmıyla uzlaşmaya varmazsa, ülke dosdoğru iç savaşa gidebilir."

İngiltere'de Independent'ta yazan Tarık Ali, Chavez'in yoksullara umut verdiği için kazandığı saptamasını vurguluyor.

"Chavez'in hedefleri pek çoklarınca devrimci diye niteleniyor ama aslında İngiltere'de ikinci dünya savaşı sonrasındaki Atlee hükümetinin icraatlarından farksız. Sadece petrol zenginliği, kısmen yoksulların eğitiminde kullanılıyor. "

"Varoşlardan bir milyon kadar yoksul çocuk ücretsiz eğitim alıyor, 1 milyonu aşkın yetişkin okuma yazma öğrendi, 10 bin Kübalı doktor sağlık hizmeti veriyor."

Tarık Ali, Chavez'in son görüşmelerindeki şu sözlerini de aktarıyor:

"Kendi devrimini yapmaya çalışmalısın, savaşa girip bir milimetre olsun ilerlemelisin. Bu ütopyalar kurmayı hayal etmekten iyidir."

Times, Chavez'in "bu sonuç Bush'a hediyem olsun sözlerini aktarırken, Guardian'daki bir karikatürde, ABD'de 2000 yılında mahkeme kararıyla biten başkanlık seçimlerine atıf var.

Başkan Bush adamlarını toplamış, haykırıyor: "Yüksek Mahkeme'yi çağırın, burada halkın oyuyla seçilmiş bir adam var..."

Guardian, seçim sonucunu demokrasinin zaferi ve ikna edici sonuç olarak niteliyor.

"Muhaliflerinin popülizm suçlamalarına rağmen, aslında iktidardaki bir siyasetçinin seçim zamanı seçmenlerin çoğuna fayda sağlayacak siyasetlere girişmesi bizimki de dahil pek çok demokratik toplumda sansasyon yaratacak bir durum değildir" diyor gazete.

Gazete dünyanın beşinci petrol üreticisindeki bu gelişmenin petrol fiyatlarındaki yükselme eğilimini biraz soğuttuğunu, ancak kaygıların hala gündemde olduğunu belirtiyor.

Enerji pazarlarında durum

Guardian bu durumda sorumluluğu Amerika da paylaşmalı görüşünü vurguluyor: "Dünyanın en büyük petrol tüketicisi ucuz motorin kullanımını azaltmak için hiç bir şey yapmazken dış politikası herşeyi daha da beter etti."

Financial Times ise enerji konusundaki bir araştırmasında ABD'nin yeni, daha doğrusu aslında en eski kaynağa geri döndüğünü vurguluyor: Kömür.

"Dünyanın en büyük kömür rezervlerine sahip olan Ameirka'da kömür enerjisi geri dönüyor. ABD'nin kömür rezervleri aslında enerjisi açısından Suudi Arabistan'ın petrol rezervinin neredeyse beş katına denk.

Ülkede enerji santrallerinden yarısı zaten kömürle çalışıyor ve uzun yıllardır ilk kez kömüre talep artıyor. Amerikan hükümetine göre kömürün küresel enerjiye katkısı 2015'te yüzde 50 artacak."

Artan talep açısından, enerjide dış kaynaklara bağımlılığı azaltan bu çözümün ise özelikle çevreciler için de kaygı yarattığını vurguluyor gazete.

Financial Times'ta THY değerlendirmesi

Financial Times'ın ekonomi ekinde ise THY'nın 51 yeni uçak alımı ile filosunu geliştirme hamlesi değerlendiriliyor.

THY'nin kendinden emin büyüme planı, kimilerine göre "kendine fazla güvenen" bir proje diyor gazete.

En önemli hedeflerden birinin de kurumun uçak bakım sektörüne girmesi olduğu vurgulanıyor.

"THY yönetim kurulu başkanı Abdurrahman Gündoğdu bu stratejiyi uygulamayı başarırsa, THY finansal açıdan güçlü bir havayolu olacak, aksi halde yeni filoda görev almak için başvuranların hayalleri, ayaklarını yerden kesemeyebilir."

Meydan okuyan kent Necef

Irak'ta süregelen gerginlik de izlenmeye devam ediliyor. Independent'ta birinci sayfada, "meydan okuyan kent" manşetiyle yer alan haberinde, Donald MacIntyre, Muktada es Sadr'ın bulunduğu Necef'e binlerce canlı kalkanın akın ettiğini vurguluyor ...

Independent muhabiri, son 24 saat içinde dört kez, polislerin gazetecilerin kaldığı otele gittiğini, bir polis görevlisinin otele ateş açacakları tehdidinde bulunduğunu aktarıyor.

Fransız Le Monde gazetecilerin kentten çıkarılmasına yönelik tutumu eleştiriyor, "elçiye zeval olmaz" diyor.

"Bir şeyler ters gidince iktidardakilerin habercileri suçlamaya çalışması çok sıradışı bir durum değil. Ama bu karar geçici Irak yönetiminin eskilerden farkı olmadığını gösteriyor."

Financial Times ise Bağdat'ta devam eden Ulusal Konferans için, Ahmed Çelebi konferansa katılmasa da damgasını vuruyor diyor.

Gazeteye göre Irak Ulusal Kongresi'nin hakkında tutuklama emri bulunan lideri Çelebi, 100 kişilik meclisin çekirdeğini oluşturmak üzere hazırlanan ve bugün oylanması beklenen seksener kişilik iki listeden birinin ardındaki isim.

Bir Iraklı yetkiliye göre bunlardan biri hükümetin listesi, diğer muhalafetin. Muhalafet olarak nitelenen Çelebi'nin listesine başlıca katkıyı yapan ise Muktada es Sadr taraftarları.

Olimpiyatlar'da doping tartışması

Olimpiyatlar konusunda gazetelerin çoğu Avustralyalı yüzücü Ian Thorpe'un dünkü başarılı performansını öne çıkarıyor.

Independent ise Porto Riko takımının 1988'den bu yana Olimpiyatlarda yenilmeyen Amerikan basketbol takımını 92 - 73 mağlup etmesini, "Amerika'nın yoksul akrabalarının intikamı" manşetiyle veriyor.

Norveç'ten Aftenposten ise iki Yunan atletle ilgili doping suçlamaları hakkında şu yorumu yapıyor:

"Olimpiyat hareketinin gelecekteki güvenilirliği tamamen Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin her türlü ilacın kötüye kullanımı konusunda sıfır hoşgörü siyaseti benimsemesine bağlı. Buna doping testlerini atlatmaya çalışma girişimleri de dahil olmalı..."

BM'den isim kılavuzu

Pekin mi, Beijing mi? Bombay mı, Mumbay mı? Birleşmiş Milletler de bu tartışmaların içinden çıkamayınca, kılavuz hazırlamaya karar vermiş.

Guardian'a göre sorun Afrika ve Asya'da ülkelerinin sömürge döneminden kalan, Orta Asya'daki ülkelerin ise Sovyet dönemine ait isimlerden sıyrılma girişimleri.

Bu da pek çok kentin, farklı ülkelere göre bir kaç adı olmasına yol açıyor.

Bu konuda gelecek yıl yayınlanacak iki kılavuzun insanları ve yerleri bulmayı daha mümkün kılması umuluyor. Bunlardan biri insan isimleri için ve savunma ve istihbaratçıların farklı dillerdeki doğru yazıma ulaşmasını sağlayacak.

Diğeri ise yer isimleri için; böylece ilk Körfez Savaşı'nda olduğu gibi bombaların yanlış yere düşmesi ihtimalinin ya da yabancı temmsilciliklerin eski isimleri kullanarak kendilerini utandırması önlenmiş olacak.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik