|
16 Ağustos 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Irak'ta geçici meclisi belirleyecek ulusal konferansın, Necef'teki şiddet olayları gölgesinde başlaması hemen tüm gazetelerin başlıca konusu.
Independent başyazısında Irak'ın geleceğinin Bağdat'taki konferans kadar, Necef'te yaşanacaklara bağlı olduğu yorumunu yapıyor. Necef'teki gazetecilere kenti terk talimatı verilmesi ise basının tepkisini çekmiş. "Irak'ın geleceği için savaş" diye manşet atan Independent muhabiri Donald MacIntyre şöyle tanımlıyor durumu: "Dün demokrasi Necef'ten çok uzak bir kavramdı. Şiilerin kutsal kentinde çatışmalar yeniden başlarken, isyancıların üs haline getirdiği kutsal mekanlara topyekün bir taarruz arefesinde İyad Allavi hükümeti, medyayı otoriter bir şekilde bastırmaya girişti." Daily Telegraph, gazetecilerin kentten çıkarılması kararına en şiddetli tepki gösteren gazetelerin başını çekiyor. Üzerlerine ateş açıldığını söyleyen ve kenti boşaltma kararını Saddam Hüseyin dönemi uygulamalarına benzeten Adrian Blomfield, 'Necef'te roller değişti; Irak polisi gazetecileri tehdit ediyor, isyancılar onları bağırlarına basıyor' diyor. Başyazısında, 'bu olaylar Irak hükümetinin özgürlük anlayışı konusunda yeni soru işaretleri yarattı' diyen gazete, "Başbakan Allavi serbest seçim istiyorsa bunun ilk koşulunun serbest basın olduğunu anlamalı" değerlendirmesini yapıyor. Guardian da Allavi'ye benzer bir çağrı yapıyor. Necef'te son on gündür çarpışmaların büyük bölümünü yürütmelerine rağmen, Amerikalıların, sorumluluğun Iraklılarda olduğunu vurguladığını belirten gazete, "İmam Ali türbesine Irak askeri baskın yaparsa, bu Allavi'nin imajını daha da zedeleyecek. Irak demokrasi yoluna çıkıyorsa ilk zaruret dürüstlük olacak" diyor. Times ise İngiltere'de Irak ile ilgili istihbaratı araştırarak bir rapor hazırlayan Lord Butler'ın, konuyla ilgili tartışmaları 7 Eylül'de tatilden dönecek Lordlar Kamarası'nda bir konuşma yaparak yeniden canlandıracağını duyuruyor. Butler'ın bu kararının hükümetin raporunu sunuş şekli konusundaki rahatsızlıkltan kaynaklanıyor olabileceği öne sürüyor. Aynı haberde Irak konusundaki eleştirileri gidermek isteyen Tony Blair'in sonbahardaki parti kongresine konuşmacı olarak Irak Geçici Devlet Başkanı Gazi El Yaver'i davet ettiği belirtiliyor. ABD'de kasırga sonrası tartışmalar Florida'da en az 16 kişinin ölümüne yol açan Charley Kasırgası da yerle bir olmuş evlerin fotoğrafları ile İngiliz gazetelerinde geniş yer alıyor. Independent, 'Bush yardım sunarak kasırgayı sömürmeye çalışıyor' derken, Financial Times Bush'un bir afetzedeyi kucaklayarak teselli ediş fotoğrafını ilk sayfasına taşıyor. Financial Times, başkanlık seçimlerindeki rakibi John Kerry'ye destek artarken, Bush'un bundan 12 yıl önce Andrew Kasırgası sırasında babasına oy kaybettiren hatalara düşmemeye kararlı olduğu yorumunu yapıyor. "Andrew Kasırgası 1992'de Florida'yı vurduğunda, baba Bush, yardım konusunda yavaş davranmakla suçlanmıştı. Daha sonra da hasar gören bir hava üssünün zararını gereğinden fazla karşılamakla eleştirildi. Bush ise bu kez derhal bölgeye federal yardım gönderdi." Gazete, önceki kasırgadan ders alınıp alınmadığını gösteren başlıca noktalardan bir diğerinin de Andrew Kasırgası'nda zarara uğrayarak yeniden yapılandırılan sigorta şirketlerinin, bu kereki darbeyi nasıl atlatacağı olacağını belirtiyor. ABD yurtdışı üslerini küçültüyor Yine Financial Times sayfalarında yer alan bir diğer haberde, Başkan Bush'un bugün 70 bin Amerikan askerini yurtdışı görevlerinden çekeceğini açıklayacağı duyuruluyor. "Bugünkü açıklama Amerikan ordusunun gelecekteki savaşlarda nasıl çarpışacağını radikal biçimde düzenlemeye yönelik reformlarda son adım. Savunma Bakanı Rumsfeld'in başını çektiği bu girişimin başlıca hedefi hız. Rumsfeld acilen daha hafif ve hızlı hareket eden bir orduya ihtiyaç olduğuna inanıyor. Bunun için de İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulmuş büyük üslerin tasfiyesi gerekiyor, ki bunların da üçte ikisi Avrupa'da. Yine de bu ABD'nin ülke dışında üslenme eğiliminden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Amerika'nın bir milyon dört yüzbin askerinin 190 bini hala yurtdışında olacak." Abromoviç IMF'nin kayıp fonlarının adresi mi? Times, ilk sayfasına Chelsea takımının sahibi Rus işadamı Roman Abromoviç ile ilgili iddiaları taşıyor. Habere göre Abromoviç'in IMF'nin Rusya'da kaybolduğu söylenen milyarlarının adresi olduğu sanılıyor. "İsviçre makamları ilk kez soruşturmalarını neden kapatmak zorunda kaldıklarını açıkladı. Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri skandal hakkında bildiklerini açıklamayı reddetti." "IMF'nin milyarlarının nereye gittiği bulmacası, 1998'de IMF rubleyi desteklemek için riskli bir strateji uygulamaya girişinmce başladı. 20 milyar dolar, özel Rus bankalarına aktarılacak, bankalar bu parayla ruble alacak, ruble merkez bankasına iade edilince de tedavüldeki rublenin azalmasıyla para değer kazanacaktı. Ancak İsviçreliler bu planın böyle işlemediğini söylüyor. 4 milyar 800 milyon dolar tutarında olduğu düşünülen IMF fonları New York'ta bir hesaba havale edildi, buradan da İsviçre'ye geçti. İsviçreli yetkililer muhabir banka sistemiyle gizli hesaplar oluşturan rus yönetiminin Abromoviç'in sahibi olduğu Runicom grubu eliyle bu hesapları yönettiğini öne sürüyor. Ancak gerek IMF, gerek Rusya, fonların kötüye kullanılmadığını savunuyor. " Times bir diğer başyazısını petrol konusuna ayırmış. Gazete Çin ve Amerika'nın petrol siyasetini " Senkronize diplomasi" olarak niteliyor: "Son günlerin tarihi olayı ne es Sadr yanlılarının tavrı, ne de Olimpiyattaki doping kavgalarıydı; tarihi olay Çin ve Amerika Birleşik Devletleri'nin neredeyse eş zamanlı olarak Rusya'ya Yukos dosyasını sorumluluk gösteren bir tavırla çözümlemesini ve piyasalara gerekli petrolün akmasını sağlamasını söylemeleriydi. Bunu daha da önemli kılan, iki ülkenin Moskova'yı eşgüdümlü kıskaca almasının söz konusu olmaması, sadece öncelikleri benzer hale geliyor. Yukos Çin'in günlük petrol tüketiminin yüzde 3,6'sını karşılıyor ve bu bağımlılık ilerleyen yıllarda da artacak. Çin'den korkanların anlayamadığı nokta, Çin'in ancak Amerika ve Avrupa ile yakın ekonomik ve siyasi ilişkileri olursa süpergüç haline gelebileceği. Yukos olayı Çin'in belirli konularda daha iddialı davranabildiğinin işareti. Burada bir sonraki aşama ise ABD ve Çin çıkarlarının daha da yakın siyasetler izlemeyi gerektirdiğini anlayınca başlayacak." Atinalılar evde yok Daily Telegraph birinci sayfasını yarısını bomboş koltukların fotoğrafına ayırırken, "Yunanistan Olimpiyatlara ilgisizlikte altın madalyayı kazandı" diyor. "Olimpiyatlar Yunanistan'a geldi ama kimse evde yok. Olimpiyatların üçüncü gününde Uluslarararası Olimpiyat Komitesi Yunanistan'dan yarı dolu stadyumlara çare bulmasını istedi. Atinalılar görünüşe göre, antik Olimpiyat ruhu geleneğinden çok, modern Yunan geleneğini yani tatil adalarına gitmeyi tercih etmişler." Ancak gazete bu durumun büyük bir istisna olmadığının, tam aksine dört yıl önceki Olimpiyatlarda Sydney'dek ilginin sıradışı olduğunu belirtiyor: "1988'de Kore'de tribünlerdeki büyük boşluklar okul çocukları ve sivil giysili ordu birlikleri ile doldurulmuştu. Times da alaycı bir yaklaşım sergiliyor. "Bir yorumcunun ifadesiyle, Sydney oyunlarında bile Atina'dakilerden daha fazla Yunan seyirci vardı. Dün Türk halterci Nurcan Taylan'ın rekor kırarak altın madalya kazanışını ancak bir avuç insan izledi. Halter Yunaistan'ın en popüler sporlarından biri olsa da beş bin kişilik Nikea stadı utanç verici şekilde boştu. Nurcan Taylan'ın performansını 'tarihi' diye niteleyen Guardian da aynı soruna işaret ediyor, ancak yetkililerin biletleri dağıtmak gibi bir ihtimali düşünmediğini, bunun yerine bir kampanya başlatıldığını belirtiyor. Independent Atina Olimpiyatları'nda İngiltere'nin madalya beklediği sporcularının birbiri ardına elenmesini "Kara pazar İngiltere'nin umutlarını söndürdü" manşetiyle veriyor. Guardian'ın ön sayfasındaki bir karikatürde de Olimpiyat bandosunun üyeleri birbirlerine, "İngiliz marşını öğrenmeye değer mi dersiniz?" diye soruyorlar. Financial Times ise yüzme konusundaki kıran kırana mücadeleyi sayfalarına taşıyor, dünkü 200 metre serbest yüzme yarışında, rekor hedefleyen Amerikalı rakibini az farkla geçen Avustralyalı yüzücü Ian Thorpe'u kastederek, "Thorpido'dan Phelps'e uyarı ateşi" diyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||