BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 15 Ağustos, 2004 - TSİ 19:26
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
15 Ağustos 2004 Basın Özeti
İngiliz Pazar gazetelerinde, Irak'ın Necef kentinde radikal Şii lider Muktada es Sadr'a bağlı milisler ile Amerikan ordusu arasındaki çatışmalar, ayrıca Atina'daki olimpiyat oyunları öne çıkıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Sunday Telegraph, geçen hafta Irak'ın Basra kentinde kaçırılan ve daha sonra serbest bırakılan muhabiri James Brandon'ın anlatımlarına yer vermiş.

Basra'daki otel odasından, yatak çarşaflarına sarılarak kaçırıldıktan sonra götürüldüğü yerde geçirdiği, korku dolu saatleri şöyle anlatmış İngiliz gazeteci.

"Odanın her köşesinden başka biri bağırıyordu. Kimsin, nesin, CIA'den misin, İsrail casusu musun diye? Tek hissettiğim, bir silahın soğuk çeliğinin enseme dokunuşuydu."

"Birden bir sessizlik oldu. Saniyeler geçti ve 'klik' diye bir ses duydum. Arkamdaki kişinin çektiği tetiğin metalik sesiydi bu. Daha sonra bu sahte infaz dört kere tekrarlandı."

"Tek düşündüğüm beni öldürecekleriydi. Bir ara, kafamı kesmeleri ihtimalini de düşünerek, beni tabancayla öldürmelerini istemeyi bile geçirdim aklımdan."

Daily Telegraph muhabiri James Brandon başırısızlıkla sonuçlanan kaçma girişimi ise şöyle anlatmış.

"Daha sonra ellerimi ve kollarımı bağlayarak odadan ayrıldılar. Kaçmaya karar verdim. Önce gözlerimi bağladıkları kumaşı gevşettim. Karanlıkta, mutfak gibi bir yerde olduğumu farkedip güçlükle ayağa kalktım."

"Çekmeceleri karıştırıp bulduğum bıçakla ipleri kestim. Kapıdan çıktığımda çarşaflı bir kadın ile burun buruna geldim."

"Başka çarem yoktu. Ensesinden tutup duvara çarptım ve bıçağı boğazına dayayıp, bana yardım etmezse onu öldüreceğimi söyledim. Sonunda dışarıdaydım."

"Hükümet ait bir bina görüp içeri daldım. Oradakiler bana yardım edeceklerini, İngiltere Büyükelçiliği'ni arayacaklarını söylediler. Kaçmayı başardığım için ve anlatacak müthiş bir hikayem olduğu için kendimi tebrik edip duruyordum."

"Ama erken sevinmişim. Görevliler geri gelip Muktada es Sadr'ın Mehdi Ordusu'ndan milislerin kapıda olduğunu, battaniyenin altına saklanmamı söyleyip, tekrar odadan çıktılar."

"10 saniye sonra odaya daldılar. Battaniyeyi kaldırdıklarında, beni kaçıranlarla yüz yüzeydim. Ya o kadın, ya da binanın görevlilerinden biri ihbar etmişti."

Bunun üzerine fena halde dövüldüğünü anlatan James Brandon, hikayesini salıverilmesi ile sona eren mükazereler ile tamamlıyor.

Sunday Times başyazısında, Irak'taki gelişmelerin petrol fiyatlarına etkisini ele almış.

"Dünya kamuyonunun Irak'taki durum ile ilgili ne düşündüğünü merak ediyorsanız, en hassas ipucu olan petrol fiyatlarına bakmanız yeterli" diyen Sunday Times şöyle devam etmiş.

"Geçen sene işgalden önce, Amerikan Batı Teksas ham petrolünün varil başına fiyatı 38 dolara çıkmıştı. Bunun ulaşılacak en yüksek seviye olacağı düşünülmüştü."

"Savaş birkaç hafta içinde sona erince, petrol piyasaları bu gelişmeye iyimser yaklaştı ve fiyat varil başına 27 dolara geriledi."

"Ancak Irak'a barış getirmenin, savaşı sona erdirmekten daha zor olacağı anlaşıldıkça, petrol fiyatları tırmanmaya başladı. Nihayet geçen hafta sonunda rekor seviye olarak kabul edilen 47 dolara ulaştı."

"Bu tırmanışın devam etmeyeceğinin garantisi de yok. Tabii ki petrol fiyatının yükselişinde tek etken Irak değil, ama en önemlisi olduğu kesin. Ancak çok da kötümser olmamalıyız."

"Kimse Irak'ta egemenliğin koalisyon güçlerinden Iraklılara devrinin kolay olacağını söylemedi. Ayrıca, dünya ekonomisi petrol fiyatlarındaki yükselişe bir süre daha tahammül edebilir."

"Ama şunu da not etmek gerekir ki, bu durumun pek de yarar sağlamayacağı bir süreç varsa, o da Başkan Bush'un seçim kampanyası olacaktır."

Observer'da, iktidarının devam edip etmeyeceği, bugünkü referandumla halkoyuna sunulan Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'in portresi dikkat çekiyor. Observer şöyle diyor.

"Hugo Chavez öteden beri kendini Güney Amerika'nın iki ünlü lideri ile özdeşleştirdi. Güney Amerika'yı 19. yüzyılda birleştirmeyi hedefleyen Kolombiyalı lider Simon Bolivar ve Küba Lideri Fidel Castro."

"Amerika'nın ve ülkedeki muhalefetin şimşeklerini bu kadar üzerine çekmesinin nedeni de, kişisel hayranlığını birçok kez dile getirdiği Castro'nun Kübasına petrol sağlaması."

"Amerika'yı kızdıran bir başka olay ise ülkesinin petrol kaynaklarından elde ettiği geliri halkla paylaşma girişimiydi."

"Venezuela'nın dünyanın en büyük beşinci petrol ihracatçısı olduğunu ve Amerika'nın ihtiyacı olan petrolün yüzde 13'ünü bu ülkeden sağladığını hatırlarsak, Washington'ın neden bu kadar öfkeli olduğunu anlamak güç değil."

"Onu iktidara getiren bu söylemdi. Ülkenin petrol gelirlerini, yosuzluğa bulaşmış bir avuç işadamının paylaştığını söyleyerek, yoksul kitleleleri arkasına aldı ve Venezuela tarihindeki en büyük oyu kazandı."

"İktidara gelir gelmez, vaatlerini yerine getirmek için devlet yönetimindeki petrol şirketine karşı harekete geçince, ülkede hala devam eden siyasi kriz de başlamış oldu."

"Petrol şirketindeki grev, ülkenin petrol ihracatını durma noktasına getirdi. Ardından askeri darbe geldi."

"Ancak ülkenin yoksulları sokaklara dökülüp Devlet Başkanı'na sahip çıkınca, Chavez sadece iki gün ayrı kaldığı koltuğuna tekrar oturdu."

"Grevler, protesto gösterileri ve darbe girişiminden sonuç alınamayınca, muhalefet, Amerika Birleşik Devletleri'nin de desteğiyle, Chavez iktidarını güvenoyuna sunacak bir referandum için imza toplamaya başladı."

İngiliz bulvar gazetelerinden Sunday Mirror'da, Atina'daki olimpiyat oyunlarının güvenliği ile ilgili bir haberi var. Gazete bir muhabirinin, Atina Olimpiyat Stadı'nda ciddi güvenlik açıkları tespit ettiğini ileri sürüyor.

Sunday Mirror'ın haberinde, bir muhabirin, açılış töreninin yapıldığı Cuma gününe dek oyunların düzenlendiği tesislere serbestçe girip çıkabildiği ve güvenlik aramasında, üzerindeki üç sahte bombanın tespit edilemediği anlatılıyor.

Muhabirin bu sahte bombaları tesislere 10 gün önce yerleştirdiği ve bugüne kadar bombaların yerinin tespit edilmediği yazılan haberde; "Muhabirimiz tesislere aranmadan, araç ve çanta sokulabileceğini ve bomba tarayıcıların kullanım dışı olduğunu göstermiştir" deniliyor.

Sunday Mirror muhabiri bu kadarla da kalmamış. Haberde ayrıca şu ifadeye rastlanıyor. "Güvenlik o kadar kötü ki, muhabirimiz, Robert Bin Ladin adını taşıyan pasaportla tesislere girdi".

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik