|
11 Ağustos 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Irak'ta Muktada es Sadr'a bağlı güçlerle Amerikalılar arasındaki çatışmalar İngiliz gazetelerinde öne çıkan uluslararası konu...
Guardian 'Londra'dan Irak'a Mehdi Ordusu'na yeni katılanlar' başlığı altında, Necef'teki direnişçilere katılan iki İngiliz vatandaşı ile yaptığı mülakatı yayınlıyor. Gazete, ikilinin Irak doğumlu olduklarını ve çocuk yaşta İngiltere'ye getirildiklerini belirtiyor. Habere eşlik eden fotoğrafta ikili ellerinde Kalaşnikofları, yüzlerini kefiyeleriyle örtmüş şekilde, İmam Ali türbesi önünde nöbet beklerken görüntüleniyor. Gazete, Londra'da yetişkin iki gencin, 'buraya gelmenin tehlikeli olduğunu biliyoruz ama inancımız bunu gerektiriyor' dediklerini aktarıyor... Times da, Londra'da yetişmiş bu Irak kökenli gençler ile Basra'da öldürülen Londralı İngiliz askeri karşılaştırıyor. Gazete, İngiliz erinin öldürülmesinden önce annesiyle yaptığı son konuşmada 'burası giderek korkutucu bir hal alıyor' dediğini aktarıyor. Gazeteye göre, Londralı er, bu konuşmadan bir kaç saat sonra kurulan pusuda öldürülmüş. Gazetenin haberine, 20 yaşındaki erin 11 ve 12 yaşlarındaki iki kızkardeşinin arasında, elinde silahı, üzerinde üniforması gururla çektirdiği fotoğraf eşlik ediyor. Daily Telegraph ise öldürülen İngiliz erinin önümüzdeki hafta evine dönmesinin beklendiğini yazıyor. Gazete, pazartesi günü öldürülen erin, heyecan içinde Londra'ya döneceği günü beklediğini, annesinin de oğlunun dönüşü için evi süslediğini belirtiyor. Gazete, öldürülen erin ailesinin, Başbakan Tony Blair'e İngiliz askerlerini Irak'tan çekme çağrısı yaptıklarını da aktarıyor. İngiliz gazetelerinden Financial Times da, Irak'ta işgal karşıtı bir gazetenin editörüyle yaptığı mülakatı yayınlıyor. Gazete, Nida ül Vatan, Vatanın Çağrısı gazetesinin editörü Abdülcabbar Kubaysi'nin 'Irak halkının tek seçeneği, işgale karşı savaşmaktır; işgal altyapımızı, kültür mirasımızı, milli gururumuzu yerle bir etti' dediğini aktarıyor. Gazeteye göre, Iraklı gazeteci direnişin bir sonraki aşamasının, Bağdat'ın bir kısmını kontrol altına alıp, Amerikalılara kendiliklerinden gitmekle, ülkeden sürülmek arasında seçenek sunmak olduğunu söylüyor. Iraklı gazeteci, 'Amerika'daki başkanlık seçimleri öncesinde faaliyetlerin artmasını bekliyorum; Başkan Bush'a bir hediyemiz olacak' diyor. Irak bağlantılı tartışmalar diğer Avrupa gazetelerinde de öne çıkan konular arasında... Avusturya gazetesi Die Presse, Irak savunma bakanının ülkesindeki sorunların kaynağının İran olduğu suçlamasını değerlendiriyor. Gazete, 'bu strateji, politika kadar eskiye gider; dikkatleri iç sorunlardan başka yöne çevirmek istiyorsanız, dış düşman yaratırsınız' diyor. İran'ın Iraklı Şiilerin huzursuzluğunda payı olduğunu kabul eden gazete, Tahran'ın sadece uzun zamandır varolan çekişmeleri kaos yaratmak için kullandığını yazıyor. Gazeteye göre, 'Irak'ın sorunları Irak'ın eseri'... Diğer bir Avusturya gazetesi Der Standard ise çok sayıda ipucunun Tahran'da bir araya geldiğini ileri sürüyor. 'Irak'taki görünmez el' başlığı altındaki değerlendirmede, '2003 yılı martında Irak'ta olduğu gibi, bir devlet çöktüğünde ağırlık merkezi dışarı kayar' yorumu yapılıyor. Gazeteye göre, 'Kürt sorunu ve Şiilik nedeniyle Irak'la ortak noktaları olan İran, bölgede egemen güç olmaya en akla yakın aday'. Alman gazeteleri, Amerika'ya yönelik 11 Eylül saldırıyla ilişkili olarak yeniden yargılanan Faslı Münir el Mutasaddık davasını değerlendiriyor. Die Welt, Amerika'nın elinde bulunan bazı kişilerin mahkemede tanıklık etmesi çağrısına olumsuz yanıt vermesini üzüntüyle karşılıyor. Gazete bu davada savcılığın iddialarının tümüyle ikincil kanıtlara dayandığını, bu yüzden net ve kesin tanık ifadelerine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Gazete, Amerika en fazla sıkı biçimde elden geçirilmiş bazı ifadeleri verdi, bunlar ise Alman mahkemelerinde pek işe yaramıyor, diyor. Gazete Amerika'yı tanıkların ifade özgürlüklerini sınırlamakla da suçluyor. Gazeteye göre, bu durum da, Faslı zanlının avukatlarının, Ebu Greyb ve Guantanamo'daki yaygın insan hakları ihlallerini örnek göstererek, savunma yapmalarını kolaylaştırıyor. Die Tageszeitung ise Washington'un tavrının Berlin'in işine yaradığı görüşünde. Gazeteye göre, Amerika elindeki terör zanlılarından işe yarar açıklamalar gönderecek olsa, Almanya'daki mahkeme bunların işkence altında alınıp alınmadığını belirlemek zorunda kalacak. Gazete, böyle bir durumun diplomatik açıdan sorunlar yaratabileceğini yazıyor. İspanyol gazeteleri, yaralılar arasında kendi vatandaşlarının da olduğu, dün İstanbul'da yapılan bombalı saldırıları değerlendiriyor... El Pais 'saldırıların sorumlusu kim olursa olsun, amaç korku ortamı yaratmak ve Türkiye'nin en çok ziyaret edilen kentinde turizmi baltalamak' diyor. Gazeteye göre, Türkiye'yi hedef almak, 'uluslararası islamcı terör' açısından sembolik öneme sahip; bunun nedeni de, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmeyi isteyen, NATO üyesi laik bir müslüman ülke olmasının yanısıra, ılımlı bir hükümet tarafından yönetilen demokratik bir ülke ve Amerika ile İsrail'in ortağı olması... ABC ise 'fırtınanın merkezindeki Türkiye' başlıklı yazısında, NATO'nun iki ay önce İstanbul'da zirve yaparak, 'hür dünyanın terör tehdidinden korkmadığının işaretini verdiği' yorumunu yapıyor. Gazeteye göre, 'şimdi aynı mesaj Ankara'ya bir kez daha gönderilip, Türk toplumuna müttefiklerinin kendisini böyle bir zamanda terketmeyeceği gösterilecek'. Diğer bir İspanyol gazetesi La Razon, dünkü saldırılar ardından İstanbul'a giden turist sayısında küçük bir düşüş olsa bile, bunun uzun süreli olmayacağını yazıyor. Gazete bu değerlendirmeye gerekçe olarak, silahlı Bask ayrılıkçılarının saldırıları ardından, İspanyol şehirlerinin deneyimine dayandırıyor. Gazete, 'İstanbul İspanyol turistlerin en gözde tercihlerinden biri; Türk yetkililer de güvenliği artırmak için muazzam bir çaba içinde; bunda başarılı olacaklarından kuşku yok' diyor... |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||