|
4 Ağustos 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde, Amerika'daki üç kentte terör alarmı seviyesinin yükseltilmesine neden olan istihbarat ile ilgili tartışmalar öne çıkıyor.
Önce, Pakistan'da, el Kaide'ye yönelik operasyonlarda elde edilen istihbaratın, örgütün Amerika'daki finans merkezlerine saldırı için ön hazırlık yaptığını ortaya koyduğu açıklanmıştı. Ancak sonra, Amerikan yönetimi, örgütün hazırlığının en az üç yıl öncesine dayandığını kabul etti. Independent gazetesi, yaşanan karmaşanın, terörün Amerikan siyasetindeki yeri ve terör tehdidine karşı Amerikan kamuoyunun tutumuna ilişkin önemli ipuçları verdiğini söylüyor. "Bu olayda 3 boyut öne çıkıyor. Birincisi tamamen siyasi. İkincisi, bürokrasinin dünyanın her yerinde aynı olan karakterini yansıtıyor. Üçüncüsü ise Amerikan ulusal karakteri diye açıklanabilir." "Siyasi boyuta bakarsak, terör, Amerikan seçmeninin öncelikler sıralamasında, Irak ve ekonomi başlıklarının ardından üçüncü sırada yer alıyor. Ancak Başkan Bush'un öncelikler sıralamasında birinciliğini hep korudu ve bir süre daha koruyacak." "Bürokrasi boyutuna gelince. Yönetimin bu kademeleri arkalarını hep sağlama almak isterler. Ancak sürekli yanlış çıkan istihbarat da, gerçekten doğru olanla karşılaştığında halkın ilgisiz kalması sonucunu doğurur." "Yalancı çoban hikayesi yani. Ancak yönetenler, bunun hep tersini, yani, ya doğru çıkarsa, diye düşünürler." Independent'a göre, siyasilerin ve bürokratların bu tavrı, üçüncü unsura; Amerikan kamuoyunun terör konusundaki tavrına yaslanıyor ve 11 Eylül'ün büyük bir değişime uğrattığı bu tavır şunu gösteriyor. "Avrupalılar terörle yaşamayı öğrendi, ancak Amerikalılar henüz buna alışamadı. Sonuçta, alarm seviyesi tekrar sarıya döndürülse de, New York, Washington ve Newark'taki bariyerler kalacak." "Zira Başkan Bush, teröre karşı gardını indirirse, 3 Kasım'da koltuğun elden gideceğini çok iyi biliyor." Amerika'daki terör alarmını başyazısında da değerlendiren İndependent, olayı Başkan Bush ve rakipleri arasındaki bel altı güreşin daha da şiddetleneceğinin habercisi olarak değerlendiriyor. "Belki de tesadüftü ama, İç Güvenlik Bakanı Tom Ridge'in el Kaide'nin yeni planları ile ilgili uyarıları, tam zamanında geldi." "Demokrat Parti'nin başkan adayı John Kerry'nin yakaladığı ivmeyi manşetlerden indirmeyi, yerine ulusun koruyucusu rolündeki George Bush'u çıkarmayı başardı." "Aynı şekilde ekonomi başlığı da siyasi gündemden düşerek, yerini, Bush'un kamuoyu yoklamalarında önde olduğu tek konu olan teröre bıraktı." "Önceki seçimlere bakıldığında, Bush ekibinin bel altı güreşmeye çok alışık olduğu ortada." "Şimdi sorulması gereken soru şu; ekip, Başkan'ın seçilme şansını arttırmak için terör kartını oynamaya cesaret edecek mi? Ve eğer ederse, Amerikan kamuoyunun ne kadarı buna kanacak?" Times gazetesi, yeni nesil el Kaide militanlarının iyi eğitimli ve batı kültürüyle yetişmiş kişiler olduğunu söylüyor. İslamabad mahreçli haberde, Pakistan'da son bir ay içinde düzenlenen operasyonlar neticesinde yakalanan el Kaide zanlılarının profili şöyle çıkarılmış. "Yakalananların çoğu iyi eğitimli ve Batı ile bağları olan kişiler. Aralarında bir kardiyolog, tanınmış bir ortopedik cerrah, bilgisayar mühendisleri ve üniversite mezunları bulunuyor." "Allah Ordusu adlı grup, Pakistan'da ortaya çıkan en yeni oluşumlardan ve kadroları, iyi eğitimli orta sınıf ailelerden, profesyonel meslek sahiplerinden oluşuyor." "Pakistan'ın önde gelen savunma uzmanlarından Rıfat Hüseyin, hükümetin Amerika'ya verdiği desteğin, radikal orta sınıf gençlerde büyük öfke yarattığına dikkat çekiyor." "Pakistan istihbarat servisi tarafından Keşmir'de Hindistan güçlerine karşı savaşmak için eğitilen binlerce İslamcı gerilla, hükümetin Hindistan ile yakınlaşma politikasına karşı büyük nefret duyuyor ve el Kaide için yeni bir kadro potansiyeli oluşturuyor." Independent, Amerikan ordusunun tutsaklara davranış biçiminin tekrar gündemin üst sıralarına tırmanacağını söylüyor. Amerika'nın Küba'daki Guantanamo Üssü'nde topladığı tutsaklara işkence ve kötü muamele yaptığı iddialarını araştıran Anayasal Haklar Merkezi adlı kuruluşun, raporunu bugün New York'ta açıklayacağını duyuyarn gazete, raporda ifadelerine yer verilen bir tutsağın anlatımlarını aktarmış. "Guantanamo'da uzun süre kaldıktan sonra ülkesine geri gönderilen İngiliz vatandaşı Tarık Dergul, 10 saate varan sorgulamalar sırasında, bir köpek gibi yerdeki bir kazığa bağlandığını, yüzüne biberli spray sıkıldığını anlatıyor." "Dergul ayrıca, çırılçıplak soyulduktan sonra fotoğraflarının çekildiğini, vücuduna ne olduğunu bilmediği yabancı maddeler zerk edildiğini, özel olarak soğutulan hücrede metal bir yatağa yatmaya zorlandığını aktarıyor." "Hücrelerine bütün gün yüksek seste müzik yayını yapıldığını, zorla porno dergilere bakmak zorunda bırakıldıklarını söyleyen Dergul, tüm bunların sonunda, önlerine el Kaide militanı olduklarını kabul ettiklerini gösteren bir kağıt konduğunu ve bunu imzalamaya zorlandıklarını ifade ediyor. İngiliz gazeteleri Irak'taki gelişmelere de geniş yer ayırmış. Times, Irak'ta Ocak ayında yapılacak seçimlerde, ülke dışında yaşayan 3 milyonu aşkın Iraklıya da oy kullanma hakkı tanınacağını yazmış. Birleşmiş Milletler yetkililerinin, zaman darlığı nedeniyle bunun imkansız olduğu uyarılarına da yer veren gazete şöyle devam etmiş. "Ülke dışında yaşayan Iraklıların büyük çoğunluğu İngiltere, Amerika ve İran'da. Temelde, sürgündeki Iraklılardan oluşan siyasi partiler, Irak dışında yaşayan nüfusun da seçime katılması için bastırıyor." "Korkuları, 275 sandalyeli meclis için yapılacak seçimde, azınlığa düşmek. Zira ülke dışında yaşayanlar oy kullanmazsa, meclisi, Saddam Hüseyin rejimi altında yaşamış ve sürgündeki siyasi yapılanmaya aşina olmayan seçmenler belirleyecek." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||