|
29 Temmuz 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Afganistan'ı terk edeceğini duyurması, Independent'a manşet olmuş. Birinci sayfadan aktarıyoruz:
"Sovyet işgaline, iç savaşa, Taleban'a, Amerika önderliğindeki işgale dayandılar. Ama 24 yıllık yardım faaliyeti sonrasında Sınır Tanımayan Doktorlar'ı Afganistan'dan kaçışa Amerika zorladı." Adında, sınır tanımadığını söylemesine rağmen örgüte Afganistan'ın fazla uzak geldiğini vurguluyor, Independent başlıkta. Habere göre örgütün çalışanlarını Afganistan'dan kaçışa zorlayan faktör Amerika'nın uyguladığı askeri taktikler. Örgütün, "güvenli biçimde artık bağımsız yardım faaliyeti yapılamaz" demesi ardından, diğer kuruluşların faaliyetlerinin sürüp sürmeyeceğinin artık belli olmadığı vurgulanıyor. Geçen ay Sınır Tanımayan Doktorlar örgütüne mensup beş kişinin öldürüldüğü hatırlatılıyor. Peki kararının asıl gerekçesi ne? Örgüt, Amerikalıların uygulamaları yüzünden, yardım görevlileriyle askerler arasında halk nezdinde fark kalmadığını savunuyor. Karzai hükümeti de suçlanıyor. Örgüt çalışanlarının öldürülmesini hükümetin "kabul edilebilir" bulduğunu söyleyen Sınır Tanımayan Doktorlar, "Çünkü faillere karşı harekete geçmediler" diyor. Diğer uluslararası yardım örgütlerinden henüz Afganistan'ı terk edecekleri yolunda bir açıklama gelmediğini vurgulayan Independent, yine de birçoğunun, seçimlere iki ay kala durumlarını gözden geçirmeye başladığını belirtiyor. Bir başka İngiliz gazetesi Guardian, Sınır Tanımayan Doktorlar'ı "unutulmuş bir savaşın kurbanı" diye niteliyor. Başyazıda, cesaretiyle tanınmış örgütün 24 yıldır faaliyet gösterdiği bir yeri terk etmeye karar vermesinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Örgütün Amerika'ya yönelttiği suçlamaya dikkat çekiyor Guardian. Yardım görevlileriyle askerler arasındaki ayrımı ortadan kaldıran Amerikalıların, yardım faaliyetiyle, askeri ve siyasi hedeflere ulaşma çabasını iç içe geçirdiği vurgulanıyor. Amerikalıların suçlamayı reddettiğini de kaydediyor Guardian. Ama ekliyor: Bağımsız kuruluşların, Afganistan'da derebeyleri, uyuşturucu ticareti ve genel asayiş alanlarında kontrolün kaybedildiğini bildirdiği vurgulanmış. Yazıya göre, Afganistan'a yapılan müdahaleyi başarısız hale getiren asli faktör ise Irak'a yapılan müdahale. Başka bir çok faktörün de söz konusu olduğunu ama asıl meselenin örtülemeyeceğini belirtiyor. "Afganistan'da isyan sürüyor, aynen Irak'taki gibi" diyor Guardian. Daily Telegraph, Irak'ta dün 70'ten fazla can kaybına yol açtığını söylediği bombalı saldırıyı yorumlamış, bugünkü başyazısında. Eylemcilerin, Irak'ı demokrasi yolundan çıkarma amacı taşıdığını, ama Iraklıların iki gün sonra yapılacak ulusal kongreyi planlandığı gibi toplamak ve geçiş hükümetini denetleyecek meclisi belirlemekte kararlı olduklarını vurguluyor. Telegraph'a göre, Irak, geçiş hükümeti kanalıyla kendi kendini idare yolunda da ilerliyor. Suveyra bölgesinde Irak Ulusal Muhafızları ilk kez kendi başlarına, gazetenin düşman dediği silahlı gruplara karşı harekata geçmiş. Gazete, Iraklılardan oluşan güvenlik güçlerinin şimdiye kadar böyle operasyonlara katılmadığını veya Amerika önderliğindeki koalisyon askerlerini kenardan seyrettiğini ama şimdi düşmanla mücadeleye girdiklerini aktarıyor. ABD'nin petrole ihtiyacı Rusya'nın dev petrol şirketi Yukos'un sorunları yüzünden petrol fiyatlarının yeniden yükselişi vesilesiyle Financial Times, başyazısında Amerikan seçimlerini bu yönüyle değerlendiriyor. Demokrat Parti'nin adayı John Kerry'nin bu akşamki "adaylığı kabul" konuşmasında başkan olursa Amerika Birleşik Devletleri'nin petrolde Arap dünyasına bağımlılığını azaltma vaadinde bulunacağı söylentilerine değiniyor. Gazete, Batı'nın büyük petrol şirketlerinin fiyatlar yükseldikçe karlarını arttırdığını ama Ortadoğu dışında rezerv arayışına yönelmediklerini belirtiyor. Financial Times'a göre, büyük şirketler hissedarlarını tatmin edebilmek için, üretim düzeylerini düşürmemeye çalışıyor ve panik halindeler, çünkü başka bölgelerde üretimlerini bu düzeyde sürdürmelerini sağlayacak büyüklükte rezerv bulamıyorlar. Bunun için de Libya ve Rusya gibi ülkelere girmek için bütün güçlerini ortaya koyuyorlar. Kalan karı da hisse sahiplerine dağıtıyorlar. Financial Times hissedarları memnun edecek bu durumun George Bush ve rakibi John Kerry'nin alternatif kaynak ihtiyacına çare sunmadığını belirtiyor. Arap petrolüne bağımlılığı azaltma vaadinin sadece arz, yani üretim noktasında değil, tüketim noktasında daha başarılı olacağını yazmış. Yani dünya piyasalarındaki fiyatlara bağımlı Amerika'nın petrolü daha az kullanacak, tasarrufu arttıracak yollar bulması gerektiğini belirtiyor. Financial Times'a göre, Kerry'nin planının sınanacağı nokta da bu olacak. Amerikalı yazar ve film yönetmeni Michael Moore'un belgesel sınıfında hasılat rekorları kıran filmi Fahrenheit 9/11, Guardian yazarı David Leigh'e göre, araştırmacı gazeteciliğin değil, öfkeli bir şahsiyetin komedyenliğinin ürünü. Michael Moore'un temel iddiasını şöyle özetliyor yazar: "Bush'un Suud ailesiyle ilişkileri, Bin Ladin ailesiyle ticari ortaklıkları olduğu iddiası. Ayrıca, 11 Eylül saldırılarının hemen ardından Bin Ladin ailesinin üyelerinin Amerika'yı terk etmesini sağladığı, Bush'un dikkatleri Irak'a yönelterek Usame Bin Ladin'in de paçayı kurtarmasına yol açtığı tezi. Moore'un bu alandaki iddialarına filmde gösterdiği tek kaynak olan, bu konuda bir kitap yazmış Craig Unger'den söz ediyor Guardian yazarı. Unger'in "Bush hanedanı, Suud hanedanı" adlı kitabındaki olguların, Bush'un Usame Bin Ladin'i kurtarmak için Irak savaşını başlattığı komplosunu kanıtlayamadığını belirtiyor. Guardian yazarı ayrıca, Bush'un çok geniş bin Ladin ailesinden biriyle iş yapmasının Usame bin Ladin'le de işbirliği içinde olduğunu göstermediğini vurguluyor. Irak savaşını en fazla isteyen yetkilinin Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz olduğunu hatırlatan yazar, 11 Eylül komisyonunun raporuna atıfta bulunuyor. "Bush Tony Blair'e, "Bakma Wolfowitz'in dediklerine, Irak şimdi acil konu değil" demiş. Yani Guardian yazarının asli iddiası, Fahrenheit 9/11'e haksız yere belgesel muamelesi yapıldığı, bunun sadece öfkeli yazarınca genişletilmiş bir "stand up" olduğu... |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||