BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 25 Temmuz, 2004 - TSİ 17:11
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
25 Temmuz 2004 Basın Özeti
"Detroit'ten Los Angeles'a giden, sıradan bir uçuştu. Ama olanlar ABD'de yeni bir 11 Eylül paniği yarattı..."

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Observer gazetesinde bu başlıkla sunulan haber, uçağın yolcularından Annie Jacobsen'ın bir internet sitesine yazdığı izlenimlerle başlıyor.

Jacobsen, o gün uçağa 14 tane "Ortadoğu görünümlü adamın" binmesinden huzursuz olduğunu anlatıyor.

"Bu 14 kişiden çoğunun göz teması kuruşunu izledik," diyor Jacobsen, "Birbirlerine bakıp, hepsi aynı fikirdeymişçesine başlarını evet anlamında sallıyorlardı."

Daha sonra bu kişiler sırayla tuvalate gitmeye başlamış. Aralarından biri, bir kesekağıdıyla gidip eli boş geri dönmüş.

Yolcular olayı pilota haber vermiş, hostesler birbirlerine notlar yazmaya başlamış.

Observer'daki haber şöyle devam ediyor: "Uçak alçalmaya başladığında, yedisi birden tuvalete gitmek için aynı anda ayağa fırladı. Adamlar birer birer tuvalete girerken, yolculardan bir kadın ağlamaya başladı. Jacobsen'ın anlattığına göre tuvaletten çıkan son adam işaret parmağıyla boğazını keser gibi bir işaret yapıp, dudaklarını 'hayır' der gibi kıpırdattı.

Uçak sağ salim yere indi; ama Annie Jacobsen gazetelerde el Kaide üyelerinin prova uçuşları yaptığını anlatan haberler okuduğunu unutmamıştı.

Bu haberlere göre el Kaideciler, taşıdıkları bomba parçalarını uçaklarda gizlice birleştiriyordu.

Jacobsen'ın womenswallstreet.com adresinde yayımlanan kaygıları, siteye bir elektronik posta bombardımanı başlattı.

Pilotlar, hostesler ve yolcular kendilerinin de havayollarının güvenlik sisteminin terörist hücrelerce denendiğinden şüphe ettiğini anlatıyordu."

'İster krizi'

Ama Observer'a göre bayan Jacobsen'ın anlattığı olayda bir sorun var: Şüphelendiği kişiler gerçekte ünlü Suriyeli şarkıcı Nur Mehana ile ona eşlik eden grubuydu. San Diego yakınlarında bir konser vermeye gidiyorlardı.

Olay, temel hak ve özgürlükleri savunan Arap ve Amerikalı örgütleri küplere bindirdi.

Örgütler, 11 Eylül ardından sonrasında insanların dinlerine ve deri renklerine bakılarak değerlendirilmeye başlanmasını sert bir dille eleştirdiler.

Hatta bir havacılık uzmanı, Annie Jacobsen'ı "isteri krizine girmekle" suçlayarak şöyle dedi: "14 sabotajcının bir uçağın tuvaletine gürültü patırtı içinde girip çıkarak sırayla bomba yapmaları fikri o kadar abartılı ki, bir komedi skeçi olmayı hak ediyor.

Hatta öyle bir an geldi ki yazar, adamlardan birinin boynuna üzerinde 'terörist' yazan bir işaret astığını anlatacak diye bekledim doğrusu..."

İran'a müdahale

"Sıradaki durak İran mı?" Bu başlık da Sunday Times gazetesinden.

Gazeteye göre "Nükleer silah elde etmeye çalışan ve yeni bir rapora göre de El Kaide'yle ilişki kuran İran'ın ABD'ye endişeyle bakmasına şaşmamalı."

Haberde özetle şöyle deniyor:

"Amerika'da bağımsız bir komisyonun geçen hafta açıkladığı 11 Eylül raporunun derinlerinde bir yerlerde gömülü bir saatli bomba var; ve saati de çalışıyor.

Rapor el Kaide'yle temasa geçen ülkenin Irak değil, İran olduğunu ortaya koyuyor.

İranlı güvenlik birimlerinin Usame bin Ladin'le görüştüğünü, sınır görevlilerine el Kaide üyelerinin seyahatlerini kolaylaştırma emri verildiğini anlatıyor.

Komisyonun raporunda İran'ın 11 Eylül saldırılarından haberdar olduğunu, ya da bunlarda parmağı olduğunu ortaya koyacak kanıt yok.

Ancak hafif bir tehdit havasıyla, İran'ın teröristlerle olan bağlarının "Amerikan hükümetince araştırılması gerektiği" söyleniyor.

Zaten Amerikan Kongresi de geçenlerde İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için "her türlü yola başvurulmasını" öngören bir kararı kabul etmişti.

Sonbahardaysa Kansaslı Cumhuriyetçi Senatör Sam Brownback'in bir "İran Kurtuluş Yasası" sunarak, rejim değişikliği önermesi bekleniyor.

Tabii bunlar, Washington'da eskisi kadar kuvvetli olmayan neo-muhafazakarların görüşleri.

Ama popüler bir finans gazetesi olan Investor's Business Daily de geçenlerde "Nükleer saldırılı yeni bir 11 Eylül yaşayıp sonra da 'neden' diye sormayı beklemektense, şimdiden müdahale etmek daha iyidir" diye yazıyordu."

Tahran'ın niyetleri

Sunday Times'daki haberin devamında Başkan George Bush'un seçimler öncesinde yeniden savaş çığırtkanlığı yapmaya niyetli olmadığı, Demokrat rakibi John Kerry'nin de "küresel faaliyetler"den söz ettiği hatırlatılıyor.

Ancak İran'daki rejimin niyetleri konusunda karamsar bir tablo çiziliyor.

İran halkının çoğunun barışçı olduğunu kabul eden gazete, reformcuların şubat ayında mecliste çoğunluğu kaybettiğini hatırlatıyor.

Sunday Times'a göre geçen ay üç İngiliz devriye botundaki askerlerin gözaltına alınıp kötü muamele görmesi, Irak savunma bakanının İranlıları ülkesine sızmakla, casuslukla ve sabotajla suçlaması, ayrıca nükleer programın devam etmesi, giderek saldırganlaşan bir tutumun ifadeleri.

Sunday Times nükleer niyetlere örnek olarak İran'ın zenginleştirilmiş uranyum elde etmekte kullanılan P2 santrifüj aletlerini üretmeye çalışmasını, başkentin güneybatısındaki Arak'ta bir ağır su reaktörü kurmayı planlamasını gösteriyor.

Ve ABD müdahaleye isteksiz olsa da, İsrail'in aynı şekilde davranmayacağı öngörüsünde bulunuyor.

Gazeteye göre 1981 yılında Saddam Hüseyin bir nükleer bomba yapmaya çalıştığında Irak'ın Osirak reaktörünü bombalayan İsrail jetleri, şimdi de İran'a karşı harekete geçebilir.

İslam'a övgü

Sunday Times'daki bir başka habere göre de İngiltere'deki Anglikan Kilisesi'nin başpiskoposu, 11 Eylül saldırılarının yıldönümünde İslam'ı öven bir konuşma yapmaya hazırlanıyor.

Başpiskopos Rowan Williams, Mısır'daki el Ezher Üniversitesi'nde konuşmayı planlıyor. Sunday Times'a göre başpiskopos, el Ezher'in daveti üzerine gittiği Kahire'de Hıristiyanlıkla İslam arasındaki ortak yönlerden ve "Hazreti İbrahim'in çocukları" olarak paylaştıkları mirastan bahsedecek.

Ayrıca Filistin-İsrail sorununa barışçı çözüm bulunması gerektiğine dair, kişisel görüşünü dile getirecek.

Başpiskopos, bundan üç sene önceki saldırılar sırasında New York'ta yıkılan Dünya Ticaret Merkezi'nin yakınlarında bulunuyordu ve olay sırasında bir ara öleceğini sandığını anlatmıştı.

Gen dopingiyle süper atletler

Son haberimiz, Independent on Sunday'den...

"Bilimadamının iddiası: Gen dopingi süper atletler yaratacak" başlıklı bu haber, İngiliz bilimadamı Andy Miah'nın geçen hafta yayımlanan kitabına dayanıyor.

Doktor Miah gen dopinginin hayal olmaktan çıkıp pratiğe döküldüğünü ve gelecek ay Atina'da yapılacak Olimpiyatlar'da bazı atletlerce kullanılacağını öne sürüyor.

Atletlerde kas ve dokuyu güçlendirmek, alyuvar sayısını artırmak için yabancı DNA'nın enjekte edilmesiyle yapılan herhangi bir gen dopingini tespit etmenin yolu henüz bulunmuyor.

Independent on Sunday bu iddiaların 14 Ağustos'ta başlayacak 28. modern olimpiyatlara yeni bir gölge düşürdüğünü ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nde ciddi kaygılara yol açtığını yazıyor.

Gen dopingi, Dünya Dopingle Mücadele Birliği tarafından geçen yıl yasaklanmıştı.

Doktor Andy Miah ise kitabında bunun spor için iyi bir gelişme olabileceğini savunuyor ve şöyle diyor:

"Doğal halinde mükemmel olan bir atlet fikri, romantik budalalıktan ibaret. Atletler başarılarını pekçok yöntemle kazanıyor: Teknoloji, sponsorlar, destek vs.

Genetik yapıyı değiştirmek, sporun ilerlemekte olduğu yolda bir sonraki aşama yalnızca. Daha olağanüstü performansların önünü açıyor."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik