|
22 Temmuz 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de tüm gazeteler Amerika Birleşik Devletleri'nde bugün açıklanacak 11 Eylül Komisyonu raporunu aynı başlıkla sayfalarına taşımış: 11 Eylül'ü önlemek için kaçırılan 10 fırsat
Guardian şöyle ifade ediyor bulguları: "Bugün açıklanacak rapora göre ABD El Kaide'nin 11 Eylül saldırılarını tespit edip bu komployu aksatmak için 10 fırsat kaçırdı. Ancak 11 Eylül Komisyonu 'saldırılar önlenebilir miydi?' sorusu üzerinde hüküm vermeye girişmeyecek. 600 sayfalık rapora göre yönetim Clinton başkanlığında dört, Bush başkanlığında altı kez bu yönde fırsatları kullanamadı. Bunlar arasında Usame Bin Ladin'in gizlendiği düşünülen Afganistan'daki hedeflerin vurulmasından vazgeçilmesi ve 19 hava korsanından 2000 yılında gözetim altında olan ikisinin izinin kaybedilmesi ve göçmenlik makamlarının takip listelerine isimlerinin eklenmemesi var." Financial Times'ın görüşüne başvurduğu tarih profesörü Allan Lichtman, Pearl harbour baskını, Kennedy suikasti ve İran-kontra skandalı gibi büyük yankı bulan olaylarla ilgili soruşturmalarda çıkan sonucun genelde fazla etki bırakmadığını belirtiyor. "Bu düzeni temsil eden isimlerle doldurulmuş bu dengeli komisyonların tarihi korkunç. Komisyon dengeli olma gayreti nedeniyle tamamen teknik hükümlere varacak ve Amerika'nın dış politikasını nasıl idare ettiği konusundaki hayati soruları sormaktan çok suçu istihbarattaki bürokrasiye çıkaracak." 11 Eylül ve Pakistan bağlantısı Guardian'da yazan İşçi Partisi milletvekillerinden Michael Meacher, 21 Eylül sürecinde pek sorgulanmayan bir noktaya dikkat çekiyor: 11 Eylül'de Pakistan bağlantısı. Meacher soruyor, "11 Eylül saldırılarında korsanların dış istihbarat desteği aldığı yönünde kanıtlar var. Amerikan yönetimi neden bunu hasır altı etmeye bu kadar istekli?" "İngiltere doğumlu İslamcı militan Ömer Şeyh, Pakistan'da, işlemediği neredeyse kesin olan bir cinayet için idamı bekliyor. 2002'de Wall Street Journal muhabiri Daniel Pearl'ün öldürülmesi... Amerika hükümeti ve Pearl'ün eşinin, Şeyh'in sorumlu olmadığını kabul etmesine rağmen Pakistan başka zanlıları yargılamaya yanaşmıyor çünkü bunun mahkemede çok fazla bilginin ortaya çıkmasına yol açabileceğinden korkuyor. Şeyh, Pakistan'da dönemin istihbarat servisi başkanı General Mahmud Ahmed'in emriyle 11 Eylül'den önce hava korsanlarının lideri Muhammed Atta'ya 100 bin dolar havale etti. Ne Ahmed'in de Şeyh'in de bu bağlantı nedeniyle suçlanıp yargılanmamış olması tuhaf değil mi?" Meacher bu bağlantıya El Kaide liderlerinden gösterilen ve Pakistan'da yakalandığı açıklanan Halid Şeyh Muhammed'in ve bazı bilgilerin hasıraltı edildiğini dünyaya ilan eden FBI'ın Türk asıllı Amerikalı eski çevirmeni Sibel Edmonds'ın da tanıklık edebileceğini belirtiyor. Meacher, Amerikan savunma bakanlığının eski çalışanlarından Danel Ellsberg'in şu ifadelerini de aktarıyor: " 'Pakistan'ın bu işin bayağı içinde olduğu fikri bana akla yatkın geliyor. Pakistan demek benim gözümde CIA demek. Çünkü Pakistan istihbaratının bildiği bir şeyi CIA'in bilmediğini söylemek çok güç.' Bu bağlamda Batı Alman istihbaratının eski koordinatörü Horst Ehmke'nin gözlemi de anlam kazanıyor: "Teröristler kaçırılmış dört uçakla böyle bir operayonu bir gizli servisin yardımı olmadan başaramaz." Financial Times'ta yazan Washington Merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü strateji birimi başkanı Anthony Cordesman, terörle mücadelede ideolojinin rolüne vurgu yapıyor. "Irak ve Afganistan'da savaşlar askeri, ama asıl mücaedele siyasi idelolojik ve ekonomik. Terörle küresel mücadeleden söz etmek iyi hoş da, kazanmak için önce savaşmaya başlamak gerekir." Cordesman bunun da ekonomik sosyal ve ideolojik ihtiyaçları karşılamakla mümkün olacağını belirtiyor. Irak soruşturması yeniden mi açılıyor? Independent parlamentonun Dış İlişkiler Komisyonu'nun Irak istihbaratı ve kitle imha silahları konusundaki araştırmayı yeniden açacağını duyuruyor. Bunu tetikleyen olaylardan biri Dışişleri Bakanı Jack Straw'un parlamentoda, Irak ile ilgili istihbaratın geri çekildiğini geçen yıl Eylül'de öğrendiğini söylemesi. Blair ise bu durumdan sadece beş ay önce, yani bu yılın başlarında haberdar olduğunu söylüyordu. "Avam Kamarası Dış İlişkiler Karma Komisyonu kapalı kapılar ardında, Dışişleir Bakanı Jack Straw'a bir mektup göndererek kendisine, bir dizi soru yöneltmeyi kararlaştırdı. Bunlar arasında Irak'ın kitle imha silahlarıyla ilgili bazı istihbarat bilgilerinin geçen yıl Temmuz'da şüpheli bulunarak geri çekildiğini Başbakan'a söyleyip söylemediği de var. Ayrıca İstihbarat ve Güvenlik Komisyonu da dün yine bir özel toplantıda, Butler raporunda ortaya çıkan bu konuyu inceleme kararı aldı." BM'nin İsrail hakkındaki duvar kararına tepkiler Daily Telegraph Birleşmiş Milletler'de dün alınan İsrail kararını Birleşmiş Milletlerin çifte ihaneti olarak niteliyor. 'Sudan konusunda sessiz kalan Genel Kurul, Filistinlilerin saldırılarında ölenlerin sayısını azaltan duvarı ezici biçimde kınadı' diyor. Guardian başyazısında İsrail'in Batı Şeria'daki duvarı yıkma çağrılarına direnmesini eleştiriyor, dünyadan bu yoldaki kararları uygulamak için daha fazla gayret istiyor. "İsrail bir kez daha Birleşmiş Milletleri'in bir kararına kulak asmayacağını ilan etti, bir kez daha Amerika buna izin verecek." Guardian, ABD'nin İsrail'den duvarı yıkmasını isteyen BM kararını redderken dikkatler siyasi çabalara çevrilmeli açıklaması karşısında, 'kimin siyasi çabasından söz ediyoruz? İngiltere Uluslararası Kalkınma Bakanlığı'nın raporuna bakılırsa, Amerika'nın bu yönde çabası yok' diyor. "Filistin toprakları 3 - 4 kantona bölünürken Ameirka ve Avrupa sanki bunu durduracak güçleri yokmuş gibi duruyor. Orta Doğu'da adil bir çözüm asla başını başka yere çevirerek sağlanamaz." Sudan için eylem çağrıları Times'ta yazan Anatole Kaletsky, Sudan konusunda tepkili: Sudan'daki soykırım en az Saddam'ın zulmü kadar canavarca. Ve hiç kimse Sudan hükümetinin cezalandırcı müdahaleyle tehdit eilemneyecek kadar güçlü olduğunu iddia edemez. Sudan da iflas etmiş bir mülke, Mülsüman fanatiklerin yetişme alanı ve komşularına zehirli köktenci akımları yayan bir tehdit. Sudan'daki mezalimin sürmesine izn verilirse, Irak'ın işgalinin gerekçeleriş arasında hiç bir haklılık kıymığı kalmayacak. Guardian da ilk sayfasında Sudan'a dikkat çekiliyor yine ve İngiltere başbakanı Tony Blair'in başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden Sudan'a olası bir askeri müdahale için plan hazırlamalarını istediğini, Dışişleri Bakanı Jack Straw'un yakında Sudan'ı ziyaret edeceğini belirtiyor. Gündemdeki seçenekler arasında ordunun kampların korunmasında kullanılması da olabilir. Sudan'a askeri gönderilmesi ihtimali İngiliz kamuoyunun orduda yeniden yapılanma planının açıklanmasını tartıştığı bir sıraya rastlıyor. orduda 20 bin askerlik kesinti kararı tüm İngiliz gazetelerinin de ilk sayfasında. Financial Times özellikle hava kuvvetlerini etkileyecek kararı önceliklerin yanlış düzenlenmesi olarak eleştiriken Daily Telegraph çok daha tepkili; 'vahşice' diye nitelediği kararın sonucunu "yetersiz adam, yetersiz değer ve aşırı yük" diye özetleyen gazete şöyle devam ediyor: "Savunma Bakanı Hoon orduyu iyileştirme fikriyle adeta dalga geçiyor. Cephedeki postal sayısının yerini hiç bir şey alamaz. Daha az askere daha çok iş düşecek. Başbakan dünya sahnesinde boy gösterirken yaşamlarını tehlikeye atan askerler, şimdi Blair'in vefa ve minnetini görüyor." Times ise bu konuda görüştüğü İngiltere Genelkurmay Başkanı Michael Walker'ın bu düzenleme ardından öngörüsünü şöyle anlatıyor: "Görevlerimizi yerine getirmeyi sürdüreceğiz ancak bu operasyon sorumluluklarının uzlaşılan sınırlar içinde kalmasına bağlı. Yani bir büyük çaplı operasyon ve Bosna'daki gibi uzun vadeli ve bir küçük operasyon. Gazete, bu kesintiler fazla derin ve gözden geçirilmeli hükmü veriyor başyazısında. Barroso'nun başkanlığı oylanacak Avrupa Parlamentosu bugün eski Portekiz Başbakanı Jose Manuel Barroso'nun üyeliğini oya sunacak. Times Barrsoso'nun dün parlamentoda siyaset önceliklerini anlatmak üzere yaptığı konuşmasında, Avrupa'da daha fazla entegrasyona vurgu yaparak, Avrupa projesine şüpheyle yaklaşanlara karşı bayrak açtığını belirtiyor. Gazete dönem başkanlığını devralan Hollanda'yı bekleyen en zorlu konunun da Türkiye ile üyelik müzakereleri hakkındaki karar olduğunu yazıyor. Financial Times'ta yazan Brüksel Serbest Ünviersitesi'nden Andre Sapir, Barroso'nun önceliğinin ekonomi, daha doğrusu daha fazla büyüme olması gerektiğini savunuyor. "25 üyeli ve giderek yaşlanan bir birlikte yaşam standartlarının düşmesi kaçınılmaz." Sapir Lizbon stratejisi olarak adlandırılan hedeflerden hareketle, serbest ürün dolaşımı, yeniliklerin teşviki ve çalışma piyasalarında reformla daha fazla büyüme yaratılması ve üyelerin ulusal siyasetleri arasında uyum yaratılması çağrısında bulunuyor. Ölü ressamlar birliği Financial Times'taki bir başka habere ise oturumda yaşanan aksilikler konu olmuş. "Barroso'nun parlamenterler önünde sınanması, parlamentonun beceriksizliğini ortaya koyan anlardan birine rastladı ve konuşması 40 dakika gecikti. Barroso oturup, acaba Avrupa'nın en üst düzey görevlerinden birine Salvador Dali'yi mi seçsek diye düşünen miletvekillerini izledi." 'Nasıl oluyor' derseniz açıklaması şöyle: Barroso'nun konuşması öncesi, milletvekillerinin tüm ihtiyaçlarını teminden sorumlu yetkililer seçilecekti. Elektronik oy verme sistemi çöktü. Oturuma ara verildi. Milletvekilleri geri geldiğinde bir aksilik daha olmaması için uydurma bir oylama yapıldı. Adaylar çoktan ölmüş olan Avrupalı ressamlardan belirlendi. Sonunda Renoir, Van Gogh ve Dali'yi geride bırakıp bu göreve seçildi. İngiltere'de tartışılan bir diğer konu da genetik yapısı tayin edilmiş bebekler dünyaya getirilmesine izin verilmesi. Bu karar hasta bebekleri olan ailelerin, nakil için gereken dokulara kavuşmak için belirli özellikte bir bebek sahibi olmayı seçmesine imkan veriyor. Bazı kesimler 'tasarlanmış bebekler' olarak adlandırılan bu bebeklere 'yedek parça' muamelesi yapıldığını savunuyor. Independent ise bu konudaki başyazısında, karara destek veriyor: "Bu karar bebek tasarlamaya dair değil. Konu bebeklerin fiziksel ya da zihinsel özelliklerini yani saç rengini ya da zekasını belirlemek de değil. Mesele, bu yapılmazsa genetik bir bozukluk sonucu ölecek çocukların hayatını kurtarmak. En çok ihtiyacı olanlara merhamet göstermek." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||