BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Temmuz, 2004 - TSİ 07:51
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
21 Temmuz 2004 Basın Özeti
İngiliz basınına egemen olan konu, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in dün, Irak istihbaratına dair Butler Raporu'nun eleştirileri ışığında Avam Kamarası'nda yaptığı konuşma.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Gazetelerin hemen hepsi Blair'in açıkça özür dilemeden bu işi kapatmış olmasına vurgu yapıyor.

Guardian'ın manşeti: "Blair parlamento oturumunu sıyrık almadan atlattı".

"Tony Blair milletvekillerinin Butler Raporu hakkındaki eleştirilerini küçük düşmeden ve İngiltere'yi Irak savaşına sokan hatalı istihbarattan ötürü özür dilemek zorunda kalmadan atlattı.

Blair, 24 saat içinde kabinesinin üyelerini elden geçirerek yeni bir dönem başlatacağı sinyalini vermeye çalışabilir.

Dün de bir taviz vermesi gerektiği bilinciyle, gelecekte kilit bakanlar, savunma yetkilileri ve istihbarat servisi MI-6 başkanından oluşan savaş kabinelerinin resmen toplanacağını, ofisinde zabıt tutulmaksızın yapılan gayrıresmi toplantılara son verileceğini açıkladı."

Financial Times da kabine değişikliği bekliyor ve bu açıklamanın Cuma günü gelebileceğini yazıyor.

Siyasi yelpazenin farklı uçlarındaki iki gazete Daily Telegraph ve Independent ise aynı yaklaşımla hazırlamışlar manşet haberlerini.

Her ikisinin ön sayfasını da Blair ve eski başbakan Margaret Thatcher'ın birer fotoğrafı süslüyor.

Bunun nedeni Blair'in konuşmasında, Thatcher'ın Arjantin'in Falkland Adaları'nı işgali sırasında yaptığı açıklamayı andıran bir ifade kullanması.

Daily Telegraph, Thatcher'ın 1982'de İngiliz askerlerinin Güney Georgia'yı yeniden aldığı haberleri üzerine konuşmasında; "Bu habere sevinin. Sadece sevinin". dediğini anımsatıyor.

Bunun hemen yanı başında Blair'in "Irak'ın özgürlüğüne kavuştuğuna sevinin" sözleri yer alıyor.

Daily Telegraph bu durumu Blair'in "kendisini savunmak için Thatcher kisvesine bürünmesi" şeklinde yorumluyor.

Independent ise soruyor: "Irak için sevinelim mi? Bunlar mı sevinmeye neden?" ve şu rakamları sıralıyor gazete:

  • Ölen İngiliz askeri: 55
  • Yaralanan İngiliz askeri: 2200
  • Ölen Iraklı asker (tahminen): 6370
  • Ölen Iraklı sivil (tahminen): 13 bin
  • Yeniden yapılanmanın bedeli: 55 milyar sterlin
  • Yabancı askerler çekilince daha güvende hissedeceğini söyleyen Iraklılar: yüzde 55
  • Blar'in yalan söylediğine inanan İngiliz seçmenler: yüzde 55
  • Bulunan kitle imha silahı: 0

Peki Blair'in tüm bunlar sonunda vardığı nokta ne?

Guardian "Blair yaz tatilinden sonra Irak'ı geride bırakabileceğini sanıyorsa yanılıyor" diyor.

Daily Telegraph'ta yazan Robert Harris, 10 yıl önce bugün İşçi Partisi lideri olan Tony Blair'in zamanın en baskın siyasi lideri olmayı sürdürdüğünü belirtiyor.

Blair'i "İşçi Partisi'nin muhafazakar partili başbakanı" olarak niteleyip, böyle birini kim yenilgiye uğratabilir? ki diye soruyor

"Blair partisinin şimdiye dek en çok tepki çeken Amerikan yöneitminin müttefiki yaptı, partisinin Avrupa'daki doğal müttefilerini soğuttu, suç, eğitim, sağlık gibi alanlarda, muhafazakarların söylemini hatta siyasetlerini çaldı. Sanki bir yerlerde bir şey bir bilim kurgu filmindeki gibi siyasetçilerin genlerini ters yüz etti.

Muhafazakarlar sosyalist oldu. Blair'in en yakın durduğu lider ise Thatcher. Blair yaşadığı tüm travmalara rağmen hala en güçlü siyasetçi."

Times'ta da Tom Baldwin, Irak manşetlerde kalsa da Blair'in bir sonraki seçimleri de kazanma yolunda ilerlediğini savunuyor.

Guardian'da yazan Jonathan Freedland ise yaşananlar ardından çok fazla yetkinin bir elde toplandığını savunarak, "ya anayasal bir reform yapılmalı ve tam bir kuvvetler ayrımına gidilmeli, ya da bu çok aşırı geliyorsa, bazı istihbarat ya da inceleme birimleri başbakanın etkisinden çıkacak şekilde yapılandırılmalı" diyor.

Erdoğan'ın ziyareti

Financial Times, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa ziyaretini değerlendiriyor.

Chirac'ın çalışma yemeğinde Erdoğan'a üyeliğin "arzulanır" olduğu mesajını verdiğini belirten gazeteye göre, Erdoğan'ın Paris'e 3 günlük ziyareti Fransa'daki muammayı gözler önüne serdi.

Financila Times'ın muamma diye nitelediği unsur, Cumhurbaşkanı Chirac'ın partisi ve kamuoyuyla uyumsuz görünen tavrı.

"Türkiye'nin üyeliğini açıkça savunan Jacques Chirac, sadece seçmenlerin büyük çoğunluğuyla değil siyasi düzenin büyük bir bölümüyle ve hatta kendi partisiyle de ters düşüyor.

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü uzmanlarından Eddy Fougier "bu durum sadece sıradışı değil; patlama potansiyeli de taşıyor" diyor."

Fransa'da yapılan son 20 kamuoyu yoklamasında, halkın yüzde 60'ının Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu belirttiğini anımsatan Financial Times, bir üst düzey İngiliz diplomatın da "Fransa Türkiyenin üyeliğine destek verecek görüşünü aktarıyor."

Diplomat "Fransa müzakerelerin başlamasını engellemeyecek ancak görüşmelerin başlama tarihinin Avrupa anayasası konusunda yapacağı referandum sonrasına alınmasını, yani yılın ikinci yarısına kalmasını isteyecek" diyor.

Sudan'da çözüm arayışı

"Önce erkekler su bulmaya ve odun toplamak için yola çıkmya yeltendiler. Vuruldular. Sonra sıra genç kızlara kadınlara geldi. Tecavüze uğradılar. aç ve yorgun mülteciler bir sonraki denemeyi yaşlı kadınların yapmasına karar verdi. Militanlar onları soydu, göğüslerini, uzuvlarını kesti ve kampa geri gönderdi.

Times gazetesi manşetindeki bu ifadelerle, Sudan'daki krize bir kez daha dikkat çekiyor, "Dünya sonunda trajediyi görmeye başladı" diyor.

Ancak Fransa'dan geniş bir alanda yaşanan etnik temizliğe karşı bir şey yapılmadığını savunarak, buradaki halkın yokedilmesinin önüne geçilmesi için derhal eylem çağrısı yapıyor.

Gazetenin dış haberler editörü Bronwen Maddox ise, "ABD Sudan yönetimi üzerinde baskı unsuru yaratacak güçten yoksun" diyor.

"Çünkü ne yarparsa yapsın asker göndermesi söz konusu olmayacak.
Bu durumda eldeki tek araç yaptırımlar. Ancak Washington bunu kullanmanın, zaten kötü olan durumu sadece beter edeceğinin bilincinde. "

Guardian İngiliz yönetiminin Orta Doğu'da süregelen İsrail - Filistin sorununa çözüm konusunda umutsuz ve kötümser değerlendirmesini aktarıyor.

"İngiltere Uluslararası Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporda, Bush yönetiminin Orta Doğu sürecine ilgisizleşmesinden kaygı duyduğunu belirtiliyor.

'2004 yılında diğer öncelikler nedeniyle çözüm yolunda etkin bir girişim olmaması orta ila yüksek arasında seyreden bir olasılık teşkil ediyor' deniyor. 'Filistin yönetiminin çökmesi'nin yüksek bir risk olduğu belirtilen rapora göre, 'en olası senaryo, ilerleme yokluğu ve bunun sonucu olarak ayrım duvarının inşasının sürmesi ve bir Filistin devleti hayalinin uzaklaşması.'

Irak'taki toplu mezarlara ne oldu?

Guardian yazan Brendan O'Neill Irak bağlamında bir başka meseleyi irdeliyor.

"Sadece kitle imha silahları hakkında değil, toplu mezarlar konusunda da yanıltıldık" diyen O'Neill, 'gerek Amerika gerek İngiltere'de Irak'taki toplu mezarlarda 300 bin ceset bulunduğu açıklamalarda sık sık söyleniyor ancak tek bir ceset bile ortada yok' diyor.

"Amerikan Dışişleri Bakanlığı'ndan Joanna Levison'a kaç cesedin çıkardlığını sorduğumda, "Resmi yöntemlerle mi? Hiç." dedi.

270 kadar mezar yeri gösterilmiş ancak 50'si bulunmuş. Burayı kazanlar yakınlarını arayan Iraklılar olmuş. Ancak koalisyon henüz hiç bir kazı yapmamış.

Peki o zaman 300 bin sayısı nereden geliyor? Bu sayı Baas rejimi sırasında kaybolan ve öldüğü düşünülen Iraklıların sayısı... Toplu mezarlarda bulunan ceset sayısı değil."

Avrupa Komisyonu'nda yeni dönem

Financial Times, üyeleri yenilenen Avrupa kurumlarını değerlendirirken, Avrupa Komisyonu'nun yeni başkanı olması beklenen Jose Manuel Barroso'nun bütünlükten yana olacağını, komisyonun geniş yetkili birimlere bölünmesi planların engelleyeceğini savunuyor.

"Barroso'nun Almanya'nın şiddetle desteklediği ekonomik reformdan sorumlu süper komisyon üyesi makamı planını reddetmesi bekleniyor. Barroso'nun yakın çevresinden Portekiz'in AB büyükelçisine göre, Barroso'nun sürprizi, çok güçlü bir başkan olması olacak."

Kadının yeri buzdolabının arkası mı? Avrupa Parlamentosu'nun yeni üyelerinden milliyetçi Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) milletvekili Godfrey Bloom'un, parlamentonun Kadın Hakları Komisyonu üyesi olarak gündeme getirdiği bu sav, tüm gazetelerde yer alıyor.

Daily Telegraph'ın bu konudaki manşeti: 'AB'de mutfak tezgahı dramı'.

"Bir üyesi, 'kadınların yeri mutfakları deyince, UKIP daha ilk mesai gününden Avrupa Parlamentosu'nda ateşli bir tartışma başlattı.

Bloom, kadın hakları komisyonundaki sandalyesini, erkeklerin haklarını korumak için kullanacağını söyledi.

'Kendisine azıcık saygısı olan hiç bir işadamı zaten çocuk yapma çağındaki bir kadını işe almaz' dedi.

Kadınların buzdolaplarının arkasını silmediğinden şikayet eden miletvekili, 'ben eve geldiğinizde, akşam yemeğini hazırlamış olan kadınları temsil ediyorum' diye konuştu.

Parti yetkilileri, daha geniş bir kapsamda da Avrupa'da entegrasyonu önlemek için ellerinden geleni yapacaklarını sözü veriyor.

Çin usülü otobiyografi

Times'ta yer alan bir diğer haber Çin'deki korsan yayıncılık sektörünün geldiği nokta hakkında fikir verir nitelikte:

Mao akıl hocamdı

Bu açıklamanın sahibi, Çin'de yayınlanan otobiyografisine bakılırsa eski ABD Başkanı Bill Clinton.

Orjinalinin 25'te biri fiyatına satılan Clinton otobiyografisi My Life, dünyanın diğer yerlerindekine göre içerik açısından da oldukça farklı.

Kitapta Çin yönetimine eleştiri içeren bölümler yok. Ancak bu eksik şu gibi ifadelere gideriliyor:

"Clinton bu kitapta yüce lider Mao'nun bilgeliğini, sözlerini tekrarlayarak övüyor.

Çocukluğunda dayısından kendisini Çin'e götürmesini istediğini anlatıyor. "Çinli düşünürlerden Gu Yanvu'nun 10 bin mil yürüyüp, 10 bin kitap okumamız gerektiği düşüncesini hep hayranlıkla karşıladım' diyor.

Monica Lewinsky skandalında karısına 'çenesini kapatmasını' söylediğini belirten Clinton, Lewinsky'yi de şöyle tarif ediyor: Çok şişmandı. Artık doğru karar verme yeteneğime güvenemiyorum."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik