BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 19 Temmuz, 2004 - TSİ 08:07
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
19 Temmuz 2004 Basın Özeti
Bugün İngiliz gazetelerinin hemen hepsi Orta Doğu'da, Filistin yönetimi içinde cuma gününden bu yana süren gerginliğe sayfalarında geniş yer ayırıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Times Gazze'deki olayları, yeni ve eski kanatlar arasında bir iktidar kavgası olarak niteliyor.

Gazete, "Filistin yönetimin kuruluşundan bu yana yüzleştiği en büyük kriz" olarak ifade ettiği bu durumu, yönetim içindeki iki kesimin İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilme kararından sonra, bölgede daha fazla nüfuz edinme savaşı olarak yorumluyor.

Financial Times, bu durumun Filistin yönetimini tehlikeye soktuğu görüşünde. Gazete Filistinli bakanlardan Sufyan Ebu Zeyda'nın, Arafat'ın kuzeni Musa Arafat'ı güvenlik sorumlusu olarak atamasını "sıradan Filistinlilerin görüşlerine hoşgörülemeyecek bir saygısızlık" olarak nitelediğini aktarıyor.

Guardian "Arafat için kriz anı yaklaşıyor" derken, Chris Mc Greal imzalı bir yorumda, ilk kez Arafat'a baskının dışarıdan değil içeriden geldiği vurgulanıyor.

Yazar, Arafat'ın kendisine başağrısı yaratan ilk başbakanından kurtulduğunu, güvelik kuvvetlerinde reormu engellediğini ve maliye bakanının yönetimin milyarlarının nereye gittiğini takip çabalarının önünü kestiğini belirtiyor.

"Gazze Şeridi'nde güceniklik, korku ve umutsuzluk su yüzüne vurdu ve bazı Filistinli yorumcuların 'ayaklanma' dediği bir durum yarattı. Bu durum Arafat'ın lider pozisyonun değilse bile komuta zincirini tehdit ediyor. Arafat'ı eleştirenler, güvenilir bir hükümet kurulmazsa bundan Hamas ve Şaron'un kazançlı çıkacağını söylüyorlar. "

Daily Telegraph ise Arafat'a çok daha ağır bir dille yükleniyor.

"Görünüşe göre bir şeyi bir İsrailli söylerse hatalı olmaya mahkum. Yıllardır yaygın beklenti İsrail'in işgal altındaki topraklardan çekilmesiydi. Bu yılın başında Ariel Şaron Gazze Şeridi'nden koşulsuz çekilme karaını ilan eti. Sonuç, FKÖ'nün eski sürgün kanadıyla yeni yetişme militanları arasında bir mini iç savaş oldu. Ancak pek çok batılı yorumcuya göre bu da İsrail'in suçu..."

Gelişmelerden Arafat'ı sorumlu tutan ve Filistin liderini yolsuzluk ve adam kayırma ile suçlayan Daily Telegraph, Arafat başta kaldıkça bir çözüm olamayacağını savunuyor.

"İsrail ezeli düşmanını etkisiz hale getirmek için suikast ve zorunlu sürgün dışında elinden ne geliyorsa yaptı. Belki de Filistinliler şimdi İsraillerin yapamadığını başarıp, barış önünde en büyük engel olan bu adamı bir kenara iterler."

11 Eylül Komisyonu raporu

ABD'de 11 Eylül saldırılarını araştıran komisyonun bu Perşembe açıklanacak raporu da tüm gazetelerde işlenen bir diğer konu.

Financial Times haberinde raporun Amerikan kabinesinde değişiklik önerilerini beraberinde getireceğini öne çıkarıyor. Raporda CIA, FBI ve diğer istihbarat birimlerinin idaresinden sorumlu olacak bakanlık düzeyinde bir yetkili, Independent'ın deyimiyle bir "istihbarat çarı" oluşturulması önerilecek.

Ancak diğer İngiliz gazetelerinde raporun bir başka bölümü öne çıkıyor: İran bağlantısı.

Daily Telegraph'ın manşeti "İran'ın El kaide ile bağlantıları Irak'ınkilerden daha yakın"

"Rapordaki en çarpıcı bilgi, İran'ın sınır muhafızlarına Afganistan'daki kamplardan dönen Suudi vatandaşlarının pasaportlarını mühürlememe emri vermesi.

Ancak bu İran'ın saldırıya suç ortaklığı etmiş olmasının değil, terörizme destek veri tavrını kanıtı olarak görülüyor. Çünkü saldırganlardan pek çoğu da son ana dek eylemi bilmiyorlardı. Time dergisine konuşan bir kaynak ise İranlı yetkililerin Yemen'deki USS Cole gemisine yönelik saldırıdan sonra da El Kaide'ye yaklaşarak birlikte çalışmayı teklif ettiğini ancak Usame Bin Ladin'in bu teklifi geri çevirdiğini belirtiyor.

Eleştirel yaklaşanlar, bu raporu El Kaide ve İran ile arasında çok daha net bağlar varken Bush yönetiminin neden Saddam Hüseyin ile El Kaide arasındaki zayıf bağlara odaklandığını sorgulamak için kullanacaklardır."

Avrupa uyuyor mu?

Times'ta yazan Irwin Stelzer, "Amerika'dan kalk borusu" başlıklı yazısında, 'Avrupa uyuklarken Washington'un yeni muhazafakarları yeni bir dünya düzeni planlıyor' diyor.

"Avrupa anayasası ortak siyasetin desteklenmesinden söz ediyor. Washington'da, 'Tamam bundan böyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde AB üyelerini temsil eden bir bakan bulunsun. Fransa daimi üyelkten çıksın, yerine bir milyar nüfuslu Hindistan girsin' deniyor.

Sonra sırada NATO'da reform olacak. Almanya'daki güçlerin çekilmesi zaten bunun ilk adımı. Bu kaynaklar artık 'gönüllülerin koalisyonları'na gidecek.

İstanbul'daki zirvede Alman ve Fransızların ittifaka Irak'ta etkin rol vermeme kararı NATO'nun tabutuna son çiviyi çakmış olabilir. NATO zaten Afganistan'da sözlerini tutmadığı için cenazesinde pek ağlayan olmayacak.

Avrupa, Irak ve önleyici saldırı konusunda Amerika'da yeni muhafazakar devrim yaşanırken uyudu, şimdi de bu süreçte şekerleme yapıyor."

Independent İngiliz ana muhalefet lideri Michael Howard'ın 'istihbaratın böyle olduğunu bilsem, savaşa girmezdim' tarzındaki açıklamasını siyasi fırsatçılığın en açık örneklerinden biri olarak eleştiriyor.

Aynı gazetede yazan eski bakan Clare Short ise Başbakan Blair'i eleştiriyor ve Irak ile ilgli karar sürecinde kabine üyelerinin çoğunun pek bir istihbarat bilgisi görmediğini ve bilgilerinin daha çok gazetelerde okuduklarına dayandığını söylüyor.

Irak konusunda bakanların görüşünün alınmadığını savunan Short, "zaten 1997'den bu yana İngiltere'de bakanlar kurulu yönetimi yok. İktidar başbakan ve yakın çevresi etrafında toplanıyor " diyor.

Kıbrıs'ta yıldönümü

Financial Times, 1974'te Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs'a müdahalesinin 30. yıldönümü öncesinde özel bir Kıbrıs eki yayınlıyor.

Dört sayfalık bu ekte, pek çok alana dair gelişmeler aktarılıyor.

Ada'nın kuzeyinde tarih kitaplarının Avrupa normlarına uygun hale gelmesi için elden geçmesi, Tassos Papadopulos'un bütçe açığının Euro'ya geçiş hayallerini ertelemesi , Olimpiyatlara hazırlanan pek çok sporcunun kamplarını Ada'da yapıyor olması, bu başlıklardan bir kaçı.

Ekin giriş yazısında siyasi çözümün önemi vurgulanıyor: "Siyasi çözümün getirceği istikrar olmadan Kıbrıslı Rumlar adayı Avrupa Birliği'nin Doğu Akdeniz'deki iş merkezi haline getirme düşünü gerçekleştiremez."

Peki çözüm nasıl sağlanacak? Financial Times yazarı Judy Dempsey, Avrupa Birliği'nin bölünmüş Kıbrıs ile ilişkilerini nasıl düzenleyebileceği tartışmalarının sürdüğünü vurguluyor, Ada'dan bazı tahminleri şu ifadelerle aktarıyor:

"Pek çok Kıbrıslı Rum Ada'nın birleşmesini istiyordu ancak şimdi Avrupa Birliği'ne girmiş oldukları için bu yöndeki baskı unsuru ortadan kalktı.

Bazı Rum yorumcular, zaman içinde serbest dolaşım sayesinde ilişkilerin kendiliğinden normalleşebileceğini savunuyorlar. Ancak normalleşme beraberinde birleşmeyi getirmeyebilir.

Hatta üst düzey bir Kıbrıslı Rum lideri, "Sonunda birbirimizle ayrı kalarak yaşayabileceğimizi anlamamız gibi tuhaf bir durumla karşılaşabiliriz" diyor. "

Gazeteye göre işte bu noktada Türkiye'ye büyük rol düşüyor. Türk hükümetinin özellikle de Başbakan Erdoğan'ın AB liderlerinin çözümü Türkiye engelliyor dememesi için elinden geleni yaptığını belirten Judy Dempsey, Türkiye'nin tek taraflı olarak asker çekmeye başlayarak Kıbrıs Rum kamuoyunu da lehine çevirebileceğini savunuyor.

"Böylesi br karar Kıbrıslı Rumların hayır demesine yol açan güvensizlik duygusunu kırabilir" diyen Financial Times yazarı, ayrıca gözlemcilerin toprak iadesini de bu yolda bir diğer adım olarak önerdiğini belirtiyor.

Eurofighter'a gecikme uyarısı

Financial Times'ın birinci sayfasını ayırdığı br haberde de Türkiye'nin de alıcıları arasında olduğu Eurofighter savaş uçağı projesinin yine gecikme tehlikesi altında olduğu vurgulanıyor.

Eurofighter'ı üreten Alman - Fransız EADS grubu, 236 uçaklık bir parti için kontrat sunmayı geciktiren İngiltere'yi suçladı. Yetkililer eğer bu ay sonuna kadar anlaşma imzalanmazsa bütçesini zaten aşmış olan projeye 2 milyar euro kadar ek yük gelebileceği uyarısında bulundular.

Üretimde bir sonraki aşamaya geçilmesi için İngiltere, Almanya, İspanya ve İtalya'nın yeni sözleşmeyi sunması gerekiyor. Üretimde yaşanan yavaşlama zaten teslimleri geciktirdi. Böyle giderse 2007'nin ikinci yarısında teslimatlarda bir boşluk oluşabilir.

Guardian geçen hafta Londra'yı ziyaret eden Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile görüşülen konular arasında bir siyasi eylemcinin dosyasının da bulunduğunu yazıyor.

Gazeteye göre Ardahan'da gözaltına alınan 29 yaşındaki Ferhat Kaya, Bakü - Ceyhan petrol boru hattından etkilenen köylüleri tazminat talebinde bulunmaya ikna etmeye çalışıyordu. Gazete DEHAP üyesi olduğunu yazdığı Kaya'nın gözaltında dayak yediğini belirttiğini aktarıyor.

Ancak gerek İngiliz dışişleri, gerekse Bakü - Ceyhan hattını inşa eden BP şirketi, olayın boru hattıyla ilgisi olmadığını belirtiyor. Hatta Dışişleri Bakanlığı, 'biz sadece her fırsatta Türk hükümetini insan haklarına sayı göstermeye teşvik ediyoruz' diyor.

Daily Telegraph'ta Amberin Zaman başlıklı haberde, Türkiye'nin doğusundaki muhazafakar illerde binlerce kızın okullarında kendileri için ayrı tuvalet olmadığından okula gitmediği belirtiliyor. Bunu önlemek için Milli Eğitim Bakanlığı'nın Erzurum'un 800 köyünde kızlara tuvalet yaptırmaya giriştiğini yazıyor gazete.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik