BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 09 Temmuz, 2004 - TSİ 06:14
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
9 Temmuz 2004 Basın Özeti
Bu sabahki basın özetlerimize İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesinin birinci sayfasıyla başlıyoruz. "Kendini George Clooney sanan adam. Kanunsuz Kabil'in öyküsü" başlığını taşıyan bu haber, Afganistan'da pazartesi günü tutuklanan bir Amerikan vatandaşı hakkında.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Eski komando Jonathan Keith Idema, terör zanlılarını yakalayıp başlarına konan milyonlarca dolar ödülü alabilmek için yasadışı yöntemlere başvurmakla suçlanıyor.

Haberde özetle şöyle deniyor:

"Afgan polisler Kabil'in hemen dışındaki büyükçe bir eve girdiklerinde, ayaklarından tavana asılmış üç adam görmeyi beklemiyordu.

Adamları ve evde bulunan beş kişiyi daha kurtarırken, Afgan tutukluların alıkonup işkence gördüğü özel bir hapishanede olduklarını anladılar.

Afgan polisiyle Amerikan güvenlik güçleri dün itiraf etti: Milyonlarca dolar kazanma umuduyla ülkeye gelen ödül avcıları, tek başlarına bir terörle mücadele operasyonu yürütüyordu."

Guardian gazetesi, haberinin devamında el Kaide lideri Usame bin Ladin'in başına konan 25 milyon dolardan başlayarak, pekçok el Kaide üyesinin yakalanması için Amerikan hükümetinin büyük ödüller vaat ettiğini anımsatıyor.

Idema'yla, George Clooney arasındaki bağlantıya gelince... Bu eski komando, Hollywood yapımı "The Peacemaker/Barışçı" filminde George Clooney'nin canlandırdığı karakterin kendi yaşam öyküsünden esinlendiğini savunuyor.

Hatta bu gerekçeyle, dört sene önce 130 milyon dolarlık bir tazminat davası da açmış.

Filmde Clooney bir Rus nükleer kaçakçılık çetesiyle mücadele eden, başına buyruk bir komando subayını canlandırıyordu.

Almanya göç gerçeğini kabul ediyor

Financial Times gazetesinin iç sayfalarında 40-50 yıl öncesinin Münih'inden kalma dev bir fotoğraf var: Kimi fötr şapkalı, kimi kasketli Türk çöpçülerin işbaşındaki fotoğrafları bu.

Haberin başlığıysa, "Göçmen yasası, Almanya'da çok-ırklı topluma yaklaşımda hayati bir dönüm noktası olarak görülüyor" şeklinde.

Konu, ülkede üç senedir enine boyuna tartışılan, meclisle üst meclis arasında pinpon topu misali gidip gelen göçmen yasasının bugün nihayet onaylanacağı beklentisi.

Almanya İçişleri Bakanı Otto Schily yasayı şöyle anlatmış:

"Anlaşmaya varmak sancılı bir süreç oldu. Ama bir göçmen ülkesi olmadığımız, 'misafir işçiler' dediğimiz insanların yalnızca kısa süreliğine kalacağı, toplumun dışında yaşayıp sonunda da evlerine döneceği yanılgısına artık son veriyoruz."

Yeni yasa nitelikli işgücünün ülkeye girişini kolaylaştırırken, diğerlerinin göçünü büyük ölçüde kısıtlıyor.

Ama Financial Times'ın danıştığı kimi uzmanlara göre yasanın verdiği simgesel mesaj daha önemli: Yabancı kökenli nüfusunun oranı Avrupa ülkeleri arasında en yüksek olan, yüzde 9'a varan Almanya'nın, göçü kapsamlı bir yasayla düzenleyip, taze kana ihtiyacı olduğunu kabul etmesi.

Chirac'ın ırkçılık kaygısı

Fransız basınındaysa çok-kültürlülükle gelen bir başka tartışma var bu sabah: Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın son zamanlarda ırkçı saldırıların artması ardından dün vatandaşlarına yaptığı "ırkçılıkla mücadele" çağrısı.

Le Figaro'ya göre Chirac şöyle demiş:

"Çirkin, utanç verici nefret eylemleri ülkemizi kirletiyor. Fanatiklik, diğerlerini küçük düşürme ya da alçaltma arzusu insan ruhunun en karanlık yanını yansıtıyor.

Bu eylemleri durdurmak için elimden gelen herşeyi yapacağım. Fransa'nın bütün önde gelen isimlerini de kabulü mümkün olmayan bu olaylara karşı çıkmaya çağırıyorum."

Fransa'da geçtiğimiz aylarda Yahudi, Müslüman ve Hıristiyan mezarlıklarına Nazi sembolleri çizilmiş, 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudilerin kaldığı bir kampta çocuklarca çizilen bir duvar tablosu çekiçlerle tahrip edilmişti.

Ayrıca Yahudilere yönelik sözlü ve fiziksel taciz olayları da var ki, bunlardan özellikle Filistin-İsrail çatışmasına öfkelenen Arap kökenliler sorumlu tutuluyor.

Liberation gazetesi, "Pekçok genç Fransız Müslüman, kendilerini toplum dışına ittiğini söyledikleri Fransa'yı reddetmeye başladı. Fransız iç politikasıyla değil, Filistin-İsrail çatışmasıyla ilgileniyorlar" diye yazmış.

Berlusconi'nin çocuklarına savcı takibi

İngiliz Independent gazetesinden bir başlık var sırada: "Berlusconi'nin çocuklarına soruşturma."

Habere göre İtalya başbakanının oğlu Piersilvio ile kızı Marina, kara para aklama ve çalıntı mal alma suçlamalarıyla karşı karşıya.

Piersilvio Berlusconi halen babasının televizyon kanallarının sahibi olan aile şirketi Mediaset'i yönetiyor; kızı ise finans şirketleri Fininvest'te çalışıyor.

Molla Ömer'le telefon konuşması

Ve son haberimiz Daily Telegraph'tan; yeniden Afganistan'a dönüyoruz.

"Taleban lideri hatta" başlıklı bu habere göre Afgan istihbarat birimleri firarda olan eski Taleban rejiminin lideri Molla Ömer'le telefonla konuşmayı başarmış.

Salı günü tutukladıkları iki Taleban komutanının üzerindeki telefonda, liderlerin uydu telefon numaralarını bulan istihbarat yetkilileri Molla Ömer'i aratmış.

Taleban lideri telefonu açmış, ama karşısında "Selamünaleyküm, neredesin" diyen sesin kendi adamı olmadığını fark ederek kapatmış.

Afgan istihbaratçılar, Molla Ömer'in bundan sonraki telefonlara çıkmadığını söylüyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik