|
27 Haziran 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Irak'ta egemenlik devrine üç gün kala, İngiliz Pazar gazeteleri Irak'taki duruma, katedilen yola ve ülkenin geleceğine dair değerlendirmelere geniş yer veriyor.
Sunday Times, "yeniden doğmayı bekleyen Irak'ta korku ve gurur hakim", Observer "Irak bilinmeze yolculuğa başlıyor" diyor. Independent On Sunday'e göre "Allavi, Irak'ta başarı şansı olmasını istiyorsa, 'Bush'un adamı' olmadığını kanıtlamalı." Gazete, bunun için de Allavi beklentileri yükseltmek ve Amerikan ordusunun elinde tutsak olduğunu itiraf etmek arasında ince bir çizgi tutturmalı diyor. Gazete, yeni yönetimin planlarını da bizzat başbakan İyad Allavi'nin kaleminden aktarıyor. Şöyle diyor Allavi: "Çarşamba günü Irak'ın egemenliği yeniden Iraklılara iade edilecek. Irak halkı müreffeh ve özgür bir gelecek yolunda ilk adımlarını atacak. Bu süreçte en önemli hedefimiz güvenliği sağlamak. Çünkü bu olmadan, zaten gecikmiş olan yeniden yapılanma alanında ilerleme sağlamak çok güç. Bunun için de Irak'ın temel güvenlik kurumları, yani ordusu polisi, istihbarat kuruluşları ve sınır görevlileri hızla yeniden oluşturulmalı." Allavi, silahlı gruplar dağıtılır ve bir kısmı güvenlik kuvvetlerine dahil edilirken bir ayrıma gideceklerini vurguluyor ve şöyle diyor: "Bu süreç boyunca işgale karşı sırf umutsuzluğa kapılarak direnişe girişen Iraklılar ve amaçları Irak'ın başarısızlığa uğraması, masum insanların ölümü olan yabancı teröristler arasında net bir ayrım yapacağız." Amacımız, Iraklılara ülkemizin geleceğini yeniden inşa yolunda bize katılmaları çağrısı yapmak. Bu nedenle direniş hareketi olarak anılan bu eylemlere katılan ama suç işlemeyenler için af çıkarmak için hazırlıklar yapıyoruz." Independent On Sunday'deki yazısında Allavi ayrıca, işsizliğe çözüm getirmek, güçlü ve bağımsız bir yargı sistemi geliştirmek için çalışacaklarını vurguluyor. Siyasi sürece gelince: Allavi, "Irak'taki hakim siyasi güç, kurşun kovanları değil, oy sandıkları olmalı. Burada anahtar, bir ulus inşa etmek; dışlama ve intikam peşine düşmekten kaçınmalıyız." diyor ve şöyle devam ediyor. "Şunu da unutmamalıyız, Irak'ta geliştirilecek demokratik sistem, Amerika'dan İngiltere'den ya da herhangi bir başka ülkeden ithal edilmiş bir kopya olmayacak ve olmamalı... Iraklılar başka ülkelerin deneyimlerinden ve Birleşmiş Milletler gibi kurumların tavsiyelerinden yararlanarak bizim için en iyi işleyecek sistemi bulup yaratmalı." İran'a nükleer sızıntıyı örtbas etme suçlaması Sunday Telegraph dış haberler sayfasında, İran'ın bir nükleer sızınıtıyı örtbas ettiğini öne sürüyor. "İddialara göre olay Tahran'ın 260 milyon sterline mal olan yeni uluslararası havalimanında yaşandı ve 9 Mayıs'taki resmi açılışa saatler kala Devrim Muhafızları'nın havalimanını kapatmasına yol açtı. Hatta, Havalimanı'na ilk inişi yapması gereken ticari uçak, yakıtının az olmasına rağmen İran jetleri eşliğinde Dubai'ye yönlendirildi. Aradan yedi hafta geçmesine rağmen, adını İran devriminin liderinden alan, gösterişli Ayetullah Ruhullah Humeyni Havalimanı hala kapalı. İranlı havacılık yetkilileri bu durumun, 2002 yılında havalimanı daha tamamlanmamış haldeyken, ancak askeri uçuşlar için kullanılırken yaşanan bir nükeer kazadan kaynaklandığını düşünüyor. Buna göre, 2002 Aralık'ında Kuzey Kore'den silah yapımında kullanılabilen zenginleştirilmiş uranyum gibi nükleer malzemeler getiren bir uçak, havalanına indi. Ancak boşaltma sırasında konteynerlerden biri kayıp piste çarptı ve açıldı. İran Atom Enerjisi Örgütü'nden özel giysili uzmanlar günlerce bu sahayı temizlemeye çalıştı. Faaliyetler sadece geceleri kimse görmeden yürütüldü. Sahanın temizlendiğine kanaat getiren Devrim Muhafızları bir ara havaalanını yeniden açtı. Ancak bu tavır Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın İran'a eleştirileri ardından değişti. İranlı havacaılık yetkilileri devrim muhafızlarının, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun burada nükleer madde izleri bulmasından kaygılandıkları için havalimanının kapatılmasını istediğini savunuyor." 'Guantanamo için demokrasi şansı' Observer gazetesinde Nick Cohen, Küba'daki Guantanamo Üssü'nde bulunan tutsaklarının hukuki açıdan kaderini belirleyecek kararı 'demokrasi için bir şans' olarak niteliyor: "Bu hafta, hatta muhtemelen yarın Ameirkan Yüksek Mahkemesi, Guantanamo Körfezi'nin hukuk erkinin dışında kalmaya devam edip etmeyeceğine karar verecek. Tutsakların avukatları, kazanacaklarından ve mahkemenin Bush ve Blair yönetimleri için utanç verici olacak bir karar alacağından emin görünüyorlar. Bu güven biraz da Bush'un yaptıklarının "büyüklüğünden" kaynaklanıyor. Bush zanlıların gizlice gözaltına alınıp hiç bir sınırlamaya tabi olmadan sorgulandıkları paralel bir adalet sistemi yarattı. Yetkililerin Yüksek Mahkeme'den isteği, yargıçlara görevlerini yerine getirme imkanı verilmesi ve niyetleri ne kadar iyi olursa olsun, hiç bir yönetimin mutlak güç sahibi olmasına izin vermemesi." Observer yazarı Nick Cohen, kararın Bush yönetimi aleyhinde olmasının bu uygulamalara açık bir muhalefet ortaya koymayan Başbakan Tony Blair için de darbe olacağını savunuyor ve şöyle son veriyor yazısına. "Bu hafta Yüksek Mahkeme'nin Guantanamo'daki olayların geldiği gibi gidemeyeceğini söylemesi ihtimali var. Sızan bilgiler, bu yönde bir beklentiye işaret ediyor. Yok bu olmazsa, artık Amerikan demokrasisinden umudu kesebilirsiniz." Cep telefonu kullanıcılarına uyarı Sunday Times ilk sayfasından, cep telefonu kullanıcıları için pek iç açıcı olmayan bir haber veriyor. "Cep telefonları, erkeklerin çocuk sahibi olma ihtimalini üçte bir oranında azaltıyor." Yapılan bir araştırmaya göre düzenli cep telefonları kullanan erkeklerin sperm sayısı, yayılan radyasyon dalgaları nedeniyle yaklaşık yüzde 30 oranında düşebiliyor. Telefonlarını bellerinde ya da ceplerinde taşıyan erkekler riske daha açık görülüyor. Ayrıntıları Salı günü Berlin'de açıklanacak bu araştırma, cep telefonlarının kısırlıkla bağlantısı konusunda bu güne dek yapılan ilk kapsamlı çalışma. Ancak yetkililer bunun teyidi için çalışmaların sürmesi gerektiğini de belirtmeden geçmiyor. Altıncı his gerçekten var mı? Yine Sunday Times'ta yer alan bir habere göre, bilimadamları altıncı hissin varolduğuna dair kanıt buldu. Almanya'nın en saygın akademik kuruluşlarından Freiburg Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, izlendiğiniz hissiyle arkanıza dönüp bakmakta haklı olabilirsiniz. Çünkü bini aşkın deney oturumunda, uzmanlar bir başka odada bulunan kişilerce rastgele izlenen insanların, izlendiklerini farkettiklerinde ciltleri üzerinde bir elektrik akımı dolaştığını saptadı. Ancak bu bulgu, pek çok uzmanı ikna etmeye yetecek gibi görünmüyor. Bazı bilimadamları, arkanıza dönüp baktığınızda kimseyi görmediğiniz seferler, gördüklerinizden çok daha fazladır ama sadece gördüğünüz zamanları hatırlarsınız diyorlar. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||