BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Haziran, 2004 - TSİ 05:12
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
21 Haziran 2004 Basın Özeti
Avrupa gazetelerinin ortak konusu Brüksel zirvesinde üzerinde anlaşmaya varılan Avrupa Birliği anayasası...

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Almanya'dan Sueddetsche Zeitung anayasanın ideal olmadığı ancak mümkün olan en iyi anlaşma olduğunu yazıyor. Gazeteye göre, 'bu yeni temel yasa birleşik Avrupa'nın geleceği için ihtiyaçlarını minimum düzeyde sağlıyor'. Gazete, anayasanın geçmişin statükosundan daha iyi olduğunu çünkü işler eskisi gibi gidecek olsaydı, 'Avrupa Birliği'nin yavaş yavaş ölüp gideceği' yorumunu yapıyor. Gazete, Brüksel zirvesinin yalnızca anayasa üzerindeki anlaşma nedeniyle değil, Fransa-Almanya ikilisinin liderlik iddiasının altının oyulması nedeniyle de 'tarihi' bir zirve olduğunu yazıyor.

Diğer bir Alman gazetesi Frankfurter Allgemeine ise bu 'tarihi' nitelemesi üzerinde kuşku ifade ediyor. Gazeteye göre, 'uzun, dolambaçlı ve yer yer anlaşılmaz haldeki' anayasa metnini daha net hale getirmek için çaba sarfedilmedi.

Avusturya gazetesi Der Standard anayasanın 'ilerleme' olduğu ama 'büyük bir başarı' anlamına gelmediği yorumunu yapıyor. Gazete anayasanın, genişleyen birliğe Avrupa demokrasinin temellerini kazandırdığı ve devletler federasyonunun üzerine temel haklar çatısı kurduğu, görüşünde. Gazeteye göre, 'umulan büyük başarı ise karmaşık ödünler ve bazı ulusların garip davranışları yüzünden önlendi'.

Diğer bir Avusturya gazetesi Die Presse 'Avrupa'nın son şansı' olarak nitelediği anayasının, diğer Avrupa Birliği anlaşmalarından çok daha esaslı olduğu yorumunu yapıyor. İlk anayasa taslağının Avrupa Birliği'nin bazı önde gelen politikacıları tarafından zayıflatıldığını belirten gazete, sonunda bunlar arasında bile birliktelik ruhunun galip geldiğini yazıyor. Gazete, 'umarız bu alışılmadık sonuç, Tony Blair'in anayasayı halkoyuna sunmaya yönelik taktik adımı nedeniyle yerle bir olmaz' diyor.

İngiliz gazeteleri de, bir süre önce anayasayı halkoyuna sunacağını ilan eden İngiltere başbakanı Tony Blair'in, halkı ikna edip edemeyeceğini tartışıyor...

Konuyu manşetten veren Independent, Başbakan Blair'in konuya ilişkin yorumunu başlığına taşıyor: 'gerçekle mit arasında bir mücadele'... Gazete, anayasayı İngiltere halkına 'satma kampanyasına' Blair'in bu sözlerle başladığını yazıyor. 'Blair halkoylaması kavgasında ilk atışı yaptı' diyen gazete, başbakanın dün BBC'ye verdiği mülakatla savaşı başlattığını belirtiyor. Ancak, başbakanın Avrupa'ya kuşkuyla yaklaşanların halkoylamasını hemen yapma davetini bir yana ittiğini yazan gazete, oylamanın 2006 yılına kadar ertelenmesinin beklendiğini kaydediyor.

Financial Times 'Avrupa Birliği liderleri çıkıp, anayasayı halka satmalı' diyor. Anayasa tartışmasının uzun ve acılı bir süreç olduğunu belirten gazete, Brüksel zirvesinde 25 ülke liderinin anlaşmaya varabilmiş olmasının, kaydadeğer bir başarı olduğu yorumunu yapıyor. Gazete şimdi bu anayasanın üye ülkelerin onayından geçirilmesinin ise 'tırmanılması gereken bir dağ' olduğunu yazıyor. Aralarında İngiltere'nin de bulunduğu en az dokuz ülkede anayasanın halkoyuna sunulacağını kaydeden gazete, bu süreçte başarıya kesin gözle bakılamayacağı kanısında. Financial Times 'bir çok ödünler içeren karmaşık bir belge' olarak nitelediği anayasanın, gerçekten de Avrupa Birliği'nin daha iyi ve demokratik şekilde işlemesini sağlayıp sağlayamayacağını görene kadar çok zaman geçmesi gerekeceği saptamasını yapıyor.

Times'ın ünlü yazarlarından William Rees-Mogg 'halk olarak tarihsel özgürlüğümüzü kullanıyor ve bu anayasayı reddediyoruz' diyor. Yazara göre, anayasa onaylanırsa, İngiltere hükümetlerini seçip, görevden alabilen bağımsız bir demokrasi olarak yaşayamaz hale gelecek. Times yazarı, 'Blair bin yıldır tarihimizi şekillendiren bağımsızlık içgüdüsünün bilincinde olmalıydı' diyor.

Avrupa Birliği'nin yeni üyelerinden Çek Cumhuriyeti'nde Hospodarske Noviny gazetesi, üzerinde anlaşmaya varılmış olmasına karşın, yeni anayasa ve bunun Avrupa Birliği üzerindeki etkisi konularında, belirsizliğin sürdüğü kanısında. Gazete, yeni yaratılan Avrupa Birliği başkanı ve dışişleri bakanı makamlarına karşın, üye ülkelerin dış politika ve savunma konularında veto haklarını koruduklarına dikkat çekiyor. Çek gazetesine göre, son Avrupa Parlamentosu seçimlerinden çıkan, Brüksel'e mesafeli sonucu da gözönüne alınırsa, anayasa, imkansızı mümkün kılmaya yönelik ilginç bir girişim olarak, üniversite kütüphanelerinde çürümeye mahkum olabilir...

Birliğe üyelik kapısında bekleyen Romanya'dan Adevarul gazetesi ise, Brüksel'deki zirvede üzerinde anlaşmaya varılan metnin, ilk taslaktan çok uzak olduğunu belirtiyor ve 'bu kadar çeşitli ulusal çıkar ve küstahlığı tatmin edebilecek tek metin de buydu' diyor. Romen gazetesi de şimdi asıl zorlu işin bu metnin 25 üye ülkenin tümü tarafından onaylanması olduğunu belirtiyor.

Avrupa Birliği üyesi olmayan İsviçre'den Le Temps gazetesi de, ortak para birimi ve sınır kontrollerinin kaldırılmasının aksine, anayasanın tercihe açık olmadığını kaydediyor. Metnin her bir ülke tarafından onaylanması gerektiğini yazan gazete, 'tek bir reddin bile ölümcül olacağı' uyarısında bulunuyor. Gazeteye göre, 'Avrupa bu yeni görevden başarıyla çıkmak istiyorsa, daha güçlü bir siyasi kararlılık ve birlik sergilemeli'.

Irak konulu haberler de uluslararası haberler arasındaki yerini koruyor...

İngiliz gazetesi Guardian'ın manşet haberine göre 'İngiliz askerleri Iraklılara işkence yapmak ve bazı uzuvlarını kesmekle suçlanıyor'. Gazete, geçen ay Irak'ın güneyindeki bir çatışma ardından, İngiliz askerlerinin isyancılara işkence yaptığına ilişkin doktor raporu olduğunu bildiriyor. Gazete, Iraklı bir doktor tarafından hazırlanan raporun, diğer bir Iraklı doktor tarafından reddedildiğini belirtiyor. Guardian İngiliz ordu sözcüsünün iddiaları, 'saçmalık' ve adlarını lekelemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirdiğini de yazıyor.

Guardian'daki diğer bir habere göre de, 'İsrail güç merkezi oluşturmak üzere Kürtleri kullanıyor'. Gazete, Amerikan New Yorker dergisindeki bir habere göre, İsrail ordu ve istihbarat birimlerinin İran, Suriye ve Irak'ın Kürt bölgelerinde etkinlik gösterdiklerini yazıyor. Gazete, Ebu Greyb'deki işkenceleri ortaya çıkaran Pulitzer ödüllü Seymour Hersh'ün haberinin Amerikalı, İsrailli ve Türk istihbaratçılara dayandırıldığını aktarıyor. Habere göre, İsrailli görevliler söz konusu Kürt bölgelerinde komando birimlerini eğitiyor ve tüm bölgede istikrarsızlık yaratabilecek gizli operasyonlar yönetiyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik