|
13 Haziran 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Suudi Arabistan'da korku, Amerika'nın gizli terör hapisaneleri, Blair'in geleceği ve insan zekasında köpek Rico...
İngiliz pazar gazetelerinin öne çıkan konusu terör... 'Yakın zaman içinde burada yine bir şeyler olacağını biliyoruz'; Sunday Telegraph Suudi Arabistan'da çalışan ve yaşıyan İngilizlerin kaygılarını bu başlıkla özetliyor... Gazete, 'El Kaide bağlantılı terör grupları, Suudi Arabistan'ı kafirlerden temizlemeye yönelik acımasız saldırılarını sürdürürken, binlerce İngiliz korku içinde yaşıyor' diyor. Gazete, İngilizlerin Suudi güvenlik sistemini çok laçka bulduklarını ve 'korumalara güvenemiyorsunuz, para karşılığında, gidip-gelişleriniz hakkında başkalarına bilgi veriyorlar' dediklerini aktarıyor. Sunday Telegraph, bu korku ortamında bazı İngilizlerin kendi başlarının çaresine bakmaya yöneldiğini, yastıklarının altına silah koymak, kurşun geçirmez yelek giymek gibi yollarla kendilerini korumaya çalıştıklarını bildiriyor. Bazı Suudilerin yıllardır, giderek derinleşen kaosun uzun dönemli çözümünün reformdan geçtiğini söylediklerini belirten gazete, Cidde merkezli tanınmış liberallerden Sami Angawi'nin şu sözlerini aktarıyor: 'sürekli olarak, sorunun kaynağına gitmeyip, çıkan yangını söndürmeye çalışıyoruz'... Observer 'gizli Amerikan hapisanelerinin küresel ağı' başlıklı araştırmasında, 11 Eylül saldırılarından bu yana, Amerika'nın üç bini aşkın El Kaide zanlısını, dünyanın dört bir yanındaki gizli hapisanelerde yargısız olarak tuttuğunu ve bunların bir çoğunun işkenceye maruz kaldığını yazıyor. 'Amerika Birleşik Devletleri önde gelen müttefikleriyle işbirliği halinde 'görünmez' hapisane ve gözaltı şebekesi kurdu', diyen gazeteye göre, son üç yıl içinde dünyanın dört bir yanından Amerikan, Arap ve Uzak Doğu istihbarat servislerine, çoğu zaman uluslararası iade kurallarının ihlal eder şekilde, zanlı transferi var. Gazete, aralarında İngiltere vatandaşları da olmak üzere, bir çok kişinin Batı ülkelerinden, bu kişilerin işkenceye tabi tutulabileceği ülkelere gönderildiğini belirtiyor. Observer, kendi ülkelerinde mahkemeler tarafından masum bulundukları halde, Amerika tarafından gözaltında tutulan iki kişi hakkında ayrıntılı bilgi elde ettiklerini yazıyor. Gazete bu kişilere ek olarak, 2003 yılı Haziran ayında Malavi'de tutuklanan, iki Türk, bir Suudi, bir Kenyalı ve bir Sudanlının yerel mahkemeler tarafından suçsuz bulundukları halde, CIA'ya teslim edilip, aylarca gözaltında tutulduklarını aktarıyor. Gazete 'değeri yüksek mahkum' olarak nitelenen üst düzey El Kaide zanlılarının akıbetinin ise bilinmediğini kaydediyor. Gazeteye göre bu çerçevede kurulan ağ Fas, Mısır, Suriye, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan ve Azerbaycan'dan Tayland'a kadar uzanıyor. Gazete bu merkezlerde El Kaide zanlılarının yoğun işkenceye tabi tutulduğunun ileri sürüldüğünü de kaydediyor. Observer, bir Amerikalı güvenlik görevlisinin işkenceyi şu sözlerle savunduğunu aktarıyor: 'omlet yapmak istiyorsanız, yumurtaları kırmak zorundasınız'... İngiltere'de geçtiğimiz perşembe günü yapılan yerel seçimlerin sonuçları tüm pazar gazetelerinde ele alınıyor. Yerel seçimde şu anda iktidarda olan İşci Partisi, yakın tarihinde ilk kez üçüncü sıraya geriledi. Gazeteler bu sonucun genel seçime nasıl yansıyabileceğini değerlendiriyor... Independent on Sunday 'oy sayımı ardından, üç büyükler ne halde' başlıklı yazısında, İşçi Partisi lideri Tony Blair, Liberal Demokrat'ların lideri Charles Kennedy ve Muhafazakar Parti lideri Micheal Howard'ın geleceğine yönelik değerlendirmeler yapıyor. Gazeteye göre, Başbakan Blair yarın partisinin milletvekilleri ile yapacağı görüşmede ve salı günkü aylık basın toplantısında, alınan ağır seçim yenilgisini, Irak sorununa bağlayacak. Ancak, diyor Independent on Sunday, 'Irak konusunun çok daha derin sorunları olan bir parti için kolaycı bir bahane haline geldiğini düşünenler de var'... Independent on Sunday, Muhafazakar Parti genel merkezinde İşçi Partisi'nin bir açmaza girdiği yorumlarının yapıldığını aktarıyor. 1996 yılında 11 bin İşçi Partili belediye meclis üyesinin şu anda yarıya inmiş olduğunu belirten gazete, bu üyeler yerel parti teşkilarının en aktif kişileri olduğu için de, söz konusu kayıpların İşçi Partisi'nin geleceğine ciddi darbe vurabileceğini yazıyor. Gazete, Blair'e yakın çevrelerin ise, sonuçların söylendiği kadar kötü olmadığını ileri sürdüğünü aktarıyor; bu kişilere göre, ana muhalefet Muhafazakar Parti, genel seçimde kendilerine ciddi rakip olabilecek seçmen desteğine henüz ulaşamamış durumda. Independent on Sunday, Avrupa Birliği karşıtı bir programı olan Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi'nin Muhafazakar Parti'den oy çalma potansiyelinin de, İşçi Partisi'ne ümit veren bir başka unsur olduğunu kaydediyor. Ancak gazete, Avrupa anayasası için halkoylamasına gidilecek bir dönemde bu partinin yükselişinin hükümet için kaygı kaynağı olduğunun da altını çiziyor. İnsan zekasında köpek... Sunday Times'ın bir haberine göre, insanı hayvandan ayırt eden başlıca özelliğin zeka olduğu görüşü tartışmaya açıldı. Gazete, çocuk kadar zeki olduğu düşünülen bir köpeği konu alan haberinde, 'göründüğü kadarıyla ev hayvanlarımız, zannettiğimizden daha zeki' diyor. Habere eşlik eden fotoğrafta, bazı eklemelerle bir köpek, görecelik kuramı ile fizik tarihinde çığır açan, Albert Einstein'a benzetilmiş. Haber şu satırlarla başlıyor: 'ailesi çok farklı özellikleri olduğunu anlamaya başladığında, Rico henüz bir kaç aylıktı; on aylık olduğunda, evdeki bir çok nesnenin adını öğrenmişti; iki yaşına geldiğinde ise yüzü aşkın nesnenin adını biliyordu'... Burda bahsedilen Rico çocuk değil, bir köpek. Gazete, bilim dergisi Science'da yayınlanan araştırmada, Rico'nun yeni sözcükler ve fikirleri öğrenme tarzının, bir bebekten farklı olmadığının ortaya konduğunu aktarıyor. 'Diğer yaratıkların da insanlar gibi zeka sahibi olabileceği düşüncesi çok rahatsız edici soruları gündeme getiriyor', diyen gazete, 'eğer balıklar duyarlı yaratıklarsa, onlara kocaman ve acı verici kancalar yutturmak nasıl meşru gösterilebilir' diye soruyor. Gazete, Kanada'dan bir psikoloji profesörünün şu sözlerini aktarıyor: 'köpeklerin profesör olduğu günleri göreceğimizi hiç zannetmiyorum, ama 4-5 yaşında bir çocuk kadar zeki bir köpek yaratmanın zor olmayacağı kanısındayım'. Sunday Times habere şu satırla son veriyor: 'böyle zeki köpeklere kaldırımlara pislemeyip, tuvalete gitmek de öğretilebilirse ne ala'... |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||