|
10 Haziran 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Eski DEP milletvekilerinin yeniden yargılanma ve serbest bırakılma kararı, bugünkü Avrupa basınında hemen her gazetede duyuruluyor.
Gazeteler bu kararı Kürtçe yayınların başlaması haber ile bir arada veriyor. Kürtçe yayınları yıllar yılı varolan bir tabunun yıkılması olarak niteleyen Times,' Türkiye, AB görüşmeleri yolunda pürüzleri aşmak için Kürtleri serbest bıraktı' diyor. Financial Times'ın manşeti, 'Kürt eylemcilerin serbest bırakılması Türkiye'yi Avrupa Briliği ile üyelik müzakerelerine başlamaya bir adım daha yaklaştırdı'. Financial Times, AB'nin genişlemeden sorumlu komsiyon üyesi Günter Verheugen'in, kararı siyasi reformların uygulandığının işareti olarak yorumladığını belirtiyor. Gazete Türkiye'nin üyeliğinin, Avrupa Parlamentosu seçimleri kampanyasında, pek çok ülkede muhazafakar partilerin gündeme getirdiği bir konu olduğuna dikkat çekiyor. Almanya'dan Berliner Zeitung da 'Türkiye AB'ye bir adım daha yaklaştı' diyor. Eski milletvekili Leyla Zana'nın Kürtlerin siyasi ve sosyal eşitlik taleplerini simgeler konuma geldiğini belirten gazete, kararla aynı günde Kürtçe yayınların da başlamasını 'Kürtler için belleklerde yer edecek bir gün' olarak ifade ediyor. Guardian 'beklenmedik bir karar' diye nitelediği gelişmenin Türkiye'nin AB sürecinde memnuniyetle karşılanacağını belirtiyor. Gazete Sırrı Sakık'ın "bu, Türkiye'nin Kürt gerçeğini tanıdığını gösteriyor' sözlerini alıntılıyor. Avrupa Parlamentosu seçimleri başlıyor Avrupa Birliği bu sabah, parlamento seçimlerinin heyecanını yaşamaya başlıyor. İngiliz gazeteleri ABD'deki başkanlık ön seçimlerinden hareketle seçimi, Süper Perşembe olarak adlandırıyor. Süreci dışarıdan izleyen İsviçre'den Le Temps, Hollanda'da 07.30'da açılacak sandıklarla başlayacak seçimlerin İtalya'da pazar akşamı 22.00'de kapanacağını belirtip şöyle devam ediyor. "Ancak bu istişare sürecinin dev boyutları, yarattığı ilgi ile ters orantılı. Seçmenler gündemdeki konuları kavranması zor buluyor ve yarsından azının sandık başına gitmesi bekleniyor. " İngiltere'de Independent da düşük katılımla geçmesi öngörülen seçimlerde Avrupa genelinde uç görüşlü, milliyetçi ve Avrupa'ya şüpheyle bakan partilerin oy kazanacağını belirtiyor. "Bazı tahminlere göre Strasbourg'daki parlamentoda merkez sağ blok yüzde 38 kadar oyla sandıktan zaferle çıkacak. Merkez sol yüzde 30'un altında kalırken, Liberaller yüzde 8 oy olacak. İngiltere, İtalya, Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika'da hükümetlerin tepki oyu nedeniyle kayba uğraması bekleniyor. " İspanya'dan El Pais de bu tahminlere katılıyor ve şöyle devam ediyor: "Asıl merak konusu şu: bu sonuç Avrupa anayasasının bir kaç gün sonra tamamlanması gereken çalışmalarını kolaylaştıracak mı, zorlaştıracak mı? Avrupa liderlerinin anayasa konusunda parmaklarını kımıldatmaması bir anlamda seçmenlerin kandırılması demek. " Fransa'da Le Figaro, Başbakan Jean Pierre Raffarin'in bugün yapacağı bir konuşmada; 'Avrupa'nın tüzükler, kurallar ve yasal yaptırımlar ötesinde bir ruha ihtiyacı var.' diyeceğini belirtiyor. İngiltere'de Financial Times, seçimlerle ilgili bir başka unsuru ele alıyor, "Kıbrıslı Türklerin eksikliği, Kıbrıs'taki ilk AB seçimine gölge düşürüyor' diyor. "Kıbrıs'a ayrılan altı sandalyenin de Rumlara gitmesi bekleniyor. Seçime katılan 60 aday arasındaki tek Türk olan bağımsız adayın da kazanma şansı pek az görülüyor. Geçen yıldan bu yana 3 bini aşkın kişinin güneye geçip Kıbrıs vatandaşlığı için başvurmasına rağmen seçimlerde kayıtlı sadece 500 Türk var.' Gazete iki ay önceki referandumun sonucu ardından Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklerin tecritine son verme adımlarının pek az yol aldığını belirtiyor. İngilizler bugünkü seçimlerde sadece Avrupa Parlamentosu için değil mahalli idareler ve Londra belediye başkanlığı için de oy kullanacak. Guardian'ın bu konudaki tahmini şöyle: "İşçi Partisi, Başbakan Tony Blair'in Irak savaşı konusundaki katı tavrının bedelini ödemesiyle, bugünkü yerel seçimde 3. sıraya düşme darbesi yemeye kendisini hazırlıyor. " Times'ta Peter Riddell ise özellikle Avrupa karşıtı Birleşik Krallık Bağımszılık Partisi'nin kazanımlarının büyütülmemesi gerektiğini belirtiyor. "Bu gece ve yarın manşetler İşçi Partisi'nin güneyde Muhafazakarlara; kuzeyde iç kesimlerde ve Müslüman merkezlerde Liberal Demokratlara karşı uğradığı yenilgi sonuçları ile dolu olacak. Muhazafakar Parti taraftarlarının bir bölümü Avrupa seçimlerinde Bağımsızlık Partisi'ne yönelebilir ancak yerel seçimlerde sadık oldukları yönde oy kullanacaklar. Bağımsızlık Partisi bu seçimin tarihinde, büyük bir bölüm değil, bir dipnot olarak yer alacak.' Times'ın yanı sıra Daily Telegraph ve Independent gazeteleri de postayla gönderilen oylarda usülsüzlük kaygılarının arttığına dikkat çekerek, bu konuda polisin bir soruşturma açtığını duyuruyor. Guardian ise Avrupa seçimlerine rastgelecek şekilde bir terör eylemi hazırlığından söz ediyor. Gazetenin birinci sayfasından duyurduğu habere göre, Madrid'de 3 ay önce düzenlenen bombalı saldırıların zanlısı olarak Milano'da yakalanan bir kişi, önümüzdeki 3 gün içinde Paris metrosunda bir dizi bombalı saldırı planlıyordu. Ele geçirilen telefon konuşmalarında herşeyin hazır olduğundan, Paris'te 'şehitlik' için hazır olan Muhammed adlı bir kişi bulunduğundan söz ediliyor. G-8 zirvesinin yankıları ABD'deki G-8 zirvesinde, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın, Irak'a NATO gücü önerisine karşı çıkması manşetlerde. Financial Times, zirvedeki havayı 'Irak gerginlikleri yeniden su yüzüne çıktı' diyerek yorumluyor. Gazete Almanya'nın da Birleşmiş Milletler içinde görev yapan Amerikan güçlerini Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaktan muaf tutma talebi üzerine, Güvenlik Konseyi'nde bir tartışma yapılmasını istediğini belirtiyor. Fransız Le Figaro Bush - Chirac anlaşmazlığının Irak'ın borçlarının silinmesi, NATO'nun rolü ve İsrail ve Filistinlileri bir çözüm sürecine zorlama ihtiyacı konusunda ortaya çıktığını yazıyor. Irak hakkındaki Birleşmiş Miletler kararının Bush için 'yadsınamaz bir zafer' olduğunu belirten Le Monde ise şöyle devam ediyor. "Amerikan yönetimi, kavramlarını gözden geçirmeye ve demokrasiyi tek başına harelet ederek ileriye taşıyamacağının farkına varmaya başladı. Bu da bir ilk adım." Guardian'a göre ise Bush'un atmayı dşündüğü daha çok adım var. Gazetenin manşeti, 'Bush: Orta Doğu misyonumuz daha yeni başlıyor'. Gazete 'Bush'un Orta Doğu planında, serbest seçimlerin bağımsız medyanın ve daha iyi hukuk sistemlerinin teşvik edilmesi, okur yazarlık oranının artırılması ve kadınlara temel bazı becerilerin kazandırılması var' diyor. Almanya'dan Der Tagesspiegel, Arap dünyasnın 'istikrarsızlık ve siyasi geri kalmışlık ' diye nitelediği sorunlarında çözüme yönelinmesini olumlu buluyor. "Zamanımızın en büyük tehdidini oluşturan bu konuda, ABD doğru soruları soruyor, ancak bu doğru yanıtları verdiği anlamına gelmiyor." Independent'ta Adrian Hamilton bu projede hala, 'Irak ve Orta Doğu için doğruya biz karar veririz' tavrının geçerli olduğunu belirterek şöyle devam ediyor: "Irak'ta yaşananların Orta Doğu'ya bir faydası olacaksa bu şöyle mümkün. Değişim dışarıdan değil içeriden gelmeli. Irak'ın ardından Orta Doğu da sorunlarını kendi algılamasına göre, kendi doğru bildiği şekilde ele almaya başlarsa bir fayda sağlanmış olur ancak bunu mümkün kılmak için Başbakan Tony Blair ve Başkan George Bush'un yapabilecekleri en önemli katkı, sessiz kalmak. Blair ve Bush her ağızlarını her açtığında işler daha kötüye gidiyor." Times G-8 zirvesinde kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi yolunda bir planın da hazırlandığına dikkat çekerken, Financial Times, Libya'nın nükleer program geliştirme çabalarına Türkiye ve Güney afrika'nın da destek verdiğini yazıyor. Türkiye'den Libya'nın nükleer programına katkı "Libya'nın gizli nükleer programı için çalışan Pakistanlı bir tedarikçi şebeke hakkındaki araştırmalar, Türkiye ve Güney Afrika'dan tedarikçilerin de Libya'ya nükleer teknoloji ve uzmanlık sağlama yolunda önemli rol oynadığını gösterdi. Bu yıl Mart'ta, Libya'nın uranyum zenginleştirme programı için sipariş edilmiş malzemelerle yüklü bir geminin Trablus'a varışı da şebekenin Türkiye ucu hakkında ipuçları sağladı. Türkiye'den gelen santrifüj parçaları, Malezya'da yapılan benzerlerine göre çok daha gelişmişti. Türk üreticiler ayrıca santrifüj motorları da sağladı. Şubat ayında Malezya'daki şebekeyle ilgili bir raporda da iki Türk'ün adı geçiyordu." Son olarak Guardian'dan bir haber. Parisliler, 4x4 araçları Paris'ten çıkarıyor. Belediye meclisinin aldığı bir karar uyarınca 'çevreyi diğer otomobillere göre dört kat fazla kirleten, yer kaplayan yaya ve diğer küçük araçlar için tehlike arzeden' bu araçların, kent merkezinde kullanılması yasaklanabilir. Bu kararın önümüzdeki 18 ay içinde kentin polis şefinden de onay alması gerekiyor. Ancak önerinin şiddetli bir muhalefetle karşılacağı belirtiliyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||