BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 08 Haziran, 2004 - TSİ 07:50
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
8 Haziran 2004 Basın Özeti
Dünya liderleri sanayileşmiş yedi ülke ve Rusya'dan oluşan G-8 grubunun zirvesi için Amerika Birleşik Devletleri'nin Georgia eyaletindeki Sea Island sayfiye merkezinde toplanmaya başlarken, İngiliz gazeteleri bugün başyazılarında bu konuya eğiliyorlar.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Kullanılan söylemler genelde eleştirel. Independent, 'en zengin ülkelerin toplantısı artık gereksiz' diyor.

"Bu ayın sonuna kadar aynı liderler, bir eksik bir fazlayla, Dublin'deki AB - ABD zirvesinde, Brüksel'deki, Avrupa Birliği zirvesinde, İstanbul'daki NATO zirvesinde yine bir araya gelecekler.

Sea İsland'da 10 bini aşkın güvenlik personelinin görev yapacağı düşünülürse, bu zirvelerin her birinin maliyeti de kayda değer. Tüm bu zirveler içinde G-8 en kolay feda edilebilecek olanı.

Son 29 yılda zaten özünü yitirdi. En zengin ülkelerin liderlerinin ekonomiyi konuşması için düzenlenen zirvelerde şimdi, her evsahibi ülke kendi çıkarına göre bir gündem hazırlıyor. G-8'i bir forum olarak terkedip yerinde tek bir konuyu irdeleyecek zirveler koymanın zamanı geldi."

Financial Times da benzer bir kanıda. Zirvede Orta Doğu ülkelerinde reform planlarının başlıca gündem maddesi olacağını belirten gazete, küresel ekonominin performansını belirlemek artık sekizlerin elinde değil diyor.

"G-8 ekonomi ya da uluslararası kalkınma alanında pek az karar alacak. İngiltere'nin aksi yönde çabalarına rağmen, G-8 gündeminin olağan bir parçası haline gelen yoksulların borç yükünden kurtarılması üzerinde de pek az değişiklik olacak. Kendi ekonomilerine gelince... G-8'in şu anda petrol fiyatlarındaki yükselişin küresel ekonomiyi raydan çıkarmamasını ummaktan başka yapabileceği bir şey yok."

Guardian ise, Bush İngiltere'nin borç hafifletme planına destek verdiğini duyuruyor. Buna göre Irak'ın borçlarının silinmesine destek almak için, ABD yoksul ülkerin borcunun silinmesi çabalarına destek verecek.

"Amerika zirve öncesinde mütevazı bir borç hafifletme planlıyordu ama şimdi daha ileri gidebilecek gibi görünüyor. İngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown'un planına göre, en fazla borç yükü altındaki yoksul ülkelerden 41'i Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi alacaklılarının, borçlarını yüzde yüze varan şekilde silmesine hak kazanacaklar. Bunun karşılığında da Blair, Orta Doğu'ya demokrasi ve insan haklarının getirilmesi çağrılarına destek verecek."

NATO'ya Irak baskısı

Irak ile ilgili olarak ABD ve İngiltere'nin karar tasarısı hakkındaki son tavizi gazetelerin erken baskılarına yetişmemiş.

Ancak Financial Times, Polonya başta olmak üzere Irak'ta görev yapan bazı ülkelerin, NATO'ya Irak'taki çok uluslu birliğin komutasını devralması için baskıyı artırdığını yazıyor. NATO halen Polonya öncülüğündeki bu birime zaten planlama ve lojistik alanlarında teknik destek sağlıyor.

"NATO diplomatları Irak'ın bu ay İstanbul'da yapılacak zirvede 'kesinlikle' gündemde olacağını söylüyorlar. NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, böyle bir düzenlemenin ise Birleşmiş Milletler kararına, NATO'ya BM eliyle yetki verilmesine ve 'Irak halkına' bağlı olduğunu söyledi.

Irak'a asker sevkine karşı olan Fransa ve Almanya'nın da bir NATO gücünü veto etmeyeceği düşünülüyor. Ancak bazı üst düzey diplomatlar tüm koşullar yerine gelse bile sağlanacak katkıdan şüpheli. Bir askeri yetkili, 'Afganistan'a bakın; NATO üyeleri hala burada gereken imkanları sağlamıyor. Neden Irak daha iyi olsun ki?' diyor."

Times ilk sayfadaki haberinde 'Saddam Hüseyin'in yargılanması Iraklıların korkuları nedeniyle zorda' diyor.

Gazeteye göre Saddam Hüseyin aleyhinde tanıklık yapacak kimse bulunamıyor, çünkü Iraklılar hala ortaya çıkarlarsa yakınlarının tehlikeye gireceğinden korkuyor.

"Saddam Hüseyin'i ve onunla işbirliği yapanları yargılayacak mahkemeyi kurmakla görevli ABD'de eğitim görmüş avukat Selim Çelebi, yargıç ya da savcı bulmakta da güçlük çektikleirni söylüyor, sürece katılmayı kabul edenlerin ise kimliklerinin gizli tutulduğunu belirtiyor. Hatta 'açıklanan tek isim benimki' diyor Çelebi. Ülkedeki güvenlik sorunları bu sürecin daha bir süre başlamasını imkansız hale getirecek gibi görünüyor."

Seçimlere iki gün kala genel manzara

Perşembe günü Avrupa Parlamentosu ve yerel seçimler için sandık başına gitmeye hazırlanan İngiltere'de gazeteler bu konuya da geniş yer ayırıyor.

Times'ın manşet haberine göre hem iktidardaki İşçi Partisi hem de Muhafazakarlar küçük partilerden darbe yiyecek gibi görünüyor.

Üstelik dört bölgede sadece postayla yapılacak seçim süreci de tam bir karmaşaya dönüşmüş durumda. Çünkü her yedi kişiden biri kağıtlarının gelmediğini söylüyor. Bu nedenle de bazı seçim bölgelerinde son anda sandıklar kurulmasına girişildi.

Gazetenin bu konudaki başyazısının başlığı bu nedenle "Çılgın Seçim".

"Yerel seçimlerle Avrupa seçimlerini birlikte yapma kararı, bir de postayla oy verme yöntemiyle birleşince İngiltere tarihinin en sıradışı ve karmaşık siyasi yarışını yarattı. Times/Populus kamuoyu araştırmasına göre seçmenlerin buna yanıtı, İngiliz tarihinin en karışık ve sıradışı seçim sonucu olacak.

Yerel seçim sonuçları genelde iktidar açısından iki seçim arasında görülen eğilimi izliyor. İşçi Partisi yerel seçimlerde Muhafazakar ve Liberal Demokratlar karşısında yenilgiye uğrayacak gibi görünüyor. Avrupa seçimlerinde ise sonuçlar neredeyse anarşik.

En büyük iki parti oyların sadece yüzde ellisinden pay almak için mücadele ederken, (İşçi Partisi yüzde 25 - 26, Muhafazakarlar yüzde 24) normalde siyasetin kıyısında yer bulan Bağımsızlık partisi (yüzde 13) ile Yeşillere (yüzde 8 - 9) gün doğabilir."

Bağımsızlık Partisi'nin özellikle Avrupa aleyhtarı görüşleri ile Muhafazakarlardan oy çaldığı tüm gazetelerde işlenen bir tema. Peki son dönemde, geçtiğimiz aylarda Araplara yönelik sert açıklamaları ile tepki çeken eski BBC sunucularından Robert Kilroy-Silk'in çıkışları ile gündemden düşmeyen bu parti ne savunuyor?

1993'te kurulan bu partinin seçimlerde oy oranın yüzde 21'i bulabileceğini belirten Independent partiyi şöyle açıklıyor:

"Seçim kampanyasının sürprizi Bağımsızlık Partisi, 5 yıl önceki son Avrupa seçimlerinde sadece beş sandalye kazanmıştı. Ancak iyi finanse edilen kampanyalar ve Robert Kilroy-Silk ve Joan Colins gibi ünlü isimlerden alınan destek gündeme oturmalarını sağladı.

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çekilmesi şeklindeki basit mesajı, Avrupa'ya şüpheyle yaklaşanların ve hükümeti değiştirmeden tepki oyu kullanmak isteyenlerin partiye yönelmesiyle sonuçlandı. Muhafazakarların onları 'aşırı görüşlü' ya da ' eksantrik kişiler' diye tasvir etme çabaları da ters tepmiş görünüyor."

Daily Telegraph da partinin Muhafazakarlar arasında bölünmeye yol açabileceğine dikkat çekiyor. Gazete ayrıca Başbakan Tony Blair'e de eleştiriler yöneltiyor.

Daily Telegraph seçim kampanyası yayınlarında hiç bir görüntüsü ya da açıklaması kullanılmayan Blair'i 'seçim mücadelesinin görünmez adamı' olarak niteliyor.

Financial Times özellikle Irak konusunda darbe alan Blair'in Müslüman seçmenlerden destek almak için evlerine göndereceği iki sayfalık bir mektupla, Orta Doğu siyasetini anlatacağını duyuruyor.

Independent Avrupa Birliği'nin bugün, Madrid saldırılarından sonra terörle mücadele alanında kararlaştırdığı beş konuda gerekli yasaları çıkarmayan Yunanistan'a ağır eleştiriler yönelteceğini yazıyor.

"Yunanistan talep edilen beş yasadan hiçbirini çıkarmadı. Bu yasalar, Avrupa genelinde tutuklama emri çıkarılmasını, sınır ötesi faaliyetleri düzenlemek için ortak soruşturma ekipleri kurulmasını , terör suçlarının ve gerektirdikleri cezaların ortak tanımlarının yapılmasını; para aklamayla mücadeleyi ve Avrupa Birliği'nin suçla mücadele için yeni bir kurum oluşturulmasına destek vermeyi içeriyordu."

Independent'a göre bu adımları atmadığı için eleştirilmek zaten Olimpiyatlar nedeniyle sıkıntıdaki Yunanistan için yeni bir utanç kaynağı olacak.

Times, Suna Erdem imzalı bir haberde, Ankara Ticaret Odası'nın geçtiğimiz günlerde yayımladığı, Türkiye'de mafyanın ülke ekonomisinin dörtte birini elinde tuttuğuna dair raporına da yer ayırmış sayfalarında. Mafyanın gelişim süreci şöyle anlatılıyor haberde:

"Türkiye'de mafya adaletin olmadığı yerde boşluğu dolduran mahalli Osmanlı kabadayıları halinde yollarına başladı, 70'lerde vites değiştirip sol kesime karşı silahlı çatışmalara girişti. 80'lerin serbvest piyasa ortamında ise sağ kanattaki siyasetçilere yakınlıklarından faydalanan mafya mensupları, siyaset ve ekonomiye iyice girer oldu."

Guardian, İngiltere'nin geçen yıl yaptığı silah satışları listesini aktarıyor bugünkü baskısında. Buna göre listenin en başında özellikle demokrasi ve insan hakları konusunda eleştirilen Suudi Arabistan var. Suudi Arabistan geçen yıl İngiltere'den yaklaşık 190 milyon sterlinlik silah satın almış.

Türkiye de bu listede ilk onda. 42 milyon 370 bin sterlinlik silah alımı Türkiye'yi sekizinci sıraya yerleştiriyor.

İlk on sırada yer almasa da İsrail'e yapılan satışlar da, Filistinlilere karşı kullanıldığı eleştirileri nedeniyle, en çok tartışılan maddelerin başında geliyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik