|
7 Haziran 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bu sabahki İngiliz gazetelerinde öne çıkan iki önemli konu başlığı var. Bunlardan biri dün 60. yıldönümü anılan Normandiya çıkarması, diğeri Cumartesi günü ölen eski ABD Başkanı Ronald Reagan ile ilgili değerlendirmeler.
Yorum sayfasında Reagan'ı Amerikan bayrağından kayan bir yıldız olarak resmeden Times, özellikle Reagan'ın eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ile yakın ilişkisinin Bush Blair ilişkisinden çok daha sağlam temellere oturduğunu belirtiyor. Daily Telegraph, cenazeyi siyasi önem açısından 1944'teki Franklin Roosevelt'in cenazesi ile karşılaştııyor. Gazete ayrıca Thatcher'ın Reagan'ın daha önce yaptığı bir istek doğrultusunda banttan 10 dakikalık bir konuşmasının yayınlanacağını duyuruyor. Daily Telegraph, başyazısında da Reagan'ın Rushmore Dağı'nda resmedilen dört büyük Amerikan başkanının (George Washington, Thomas Jefferson, Abraham Lincoln and Theodore Roosevelt) yanında yer almayı hakettiği yorumunu yapıyor. Financial Times, Reagan'ın siyasi kariyerine başladığında Demokrat Parti saflarında yer aldığını anımsatıyor, kullandığı şok terapisinin bütçe ve ticaret açığı yaratmakla birlikte 1982 - 88 arasında 16 milyon kişiye istihdam yarattığı vurgulanıyor. Independent başyazısında, İran'a silah satışıyla ilgili İran-Kontra skandalının, bütçe açıklarının, Grenada işgalinin de unutulmaması gerektiğini belirtirken, yazarlarından Bruce Anderson, 'her cephede başarılı oldu' dediği Reagan'ı şöyle tanımlıyor. "Göreve başladığında iki temel düşüncesi vardı: 'Amerikalıların başaramayacağı hiç bir şey yoktu; Sovyet sistemi bunun karşısında duramazdı.' Ancak bu süreçte komünizmi yenilgiye uğratırken Avrupa'da popülaritesi en az şimdi George Bush'unki kadar kötü durumdaydı. O da yarım akıllı savaş çığırtkanı bir kovboy olarak tasvir ediliyordu." Independent, bir diğer haberinde de şu noktaya dikkat çekiyor. "Reagan, 1989'da görevden ayrıldığında yapılan bir ankete göre popülerlik açısından Beyaz Saray'da görev yapan 40 başkan arasında 22. sırada gösteriliyordu. İki yıl önce tarihçiler ve uzmanlar onu 11. sıraya yerleştirdiler. Bush'un başkanlığı başarısızlıkla sonuçlanırsa, Reagan'ın itibarı da belki lekelenebilir. Ama Reagan döneminin bir altın çağ olarak görülmesi ihtimali de bir o kadar yüksek. Normandiya çıkarmasının 60. yıldönümü Aralarında ilk kez Rusya ve Almanya liderlerin de yer aldığı 17 devlet ve hükümet başkanının katılımıyla düzenlenen Normandiya Çıkarması'nın 60. yıldönümü törenleri, duygu yüklü anılar, tanıklıklar ve gazilerin fotoğraflarıyla İngiliz gazetelerinde sayfalar dolusu yer alıyor. 110 bin kişinin bu taarruz sırasında öldüğü anımsatılıyor. Guardian Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in törenlere katılarak büyük bir adım attığını belirtip, tüm taraflara savaşı geride bırakmaları çağrısında bulunurken, Times 'takdir ve minnettarlık sözleri Irak konusundaki görüş ayrlıklarını maskeledi' diyor. Independent Chirac'ın ülkesi adına savaşta hayatını feda eden herkese teşekkür etiğini belirtiyor, Fransa Cumhurbaşkanı'nın 'Amerika bugün kaybettiği oğullarını anıyor. Onlar şimdi bizim de oğullarınmız' sözlerini aktarıyor. Ancak konuşmalarda karşılıklı serzenişler de var. Chirac, 'Bu ittifak, şimdi BM sözleşmesinde gördüğümüz bir vizyonu savunmak için bir araya geldi' sözleriyle Washington'a serzenişte bulunurken, Bush da şöyle yanıt veriyor 'Amerika bunu yine yapar - dostları için...' Guardian 'da yazan Timothy Garton-Ash, 'İngiltere hala imparatorluk sonrası dönemde oynaması gereken rolü bulamadı. Bu rol Avrupa ve Amerika'nın en iyi yönleitni bir araya getirmek' diyor. "İngiltere, tarihi itibariyle Avrupa'nın çocuğu ve Amerika'nın ebeveyni. Ekonomik, siyasi, askeri ve sosyal yönlerden tam anlmıyla iç içe girmiş durumdayız. Bir yönden feragat, büyük bir kayıp olur. Eski düşmanınımız Fransa ile tarihi bir uzlaşmaya ihtiyacımız var." "İngiltere tek başına Amerika'nın ortağı olmak için de fazla küçük ve zayıf. Blair de bu gerçeği Irak konusunda farketti. Washington'a 60 milyon İngiliz adına seslenmek ve 460 milyon Avrupalı adına seslenmek de farklı şeyler. Yeni de Gaulle'cü bir tavırla 460 milyon Avrupalıyı Amerika'ya alternatif bir kutup çevresine toplamaya çalışmak da umutsuz bir girişim olur." Bu nedenle Timothy Garton Ash, Amerikan ve Avrupa kurumları konusunda bilgisizliğe dikkat çekerek özellikle medyaya halka daha iyi eğitim hizmeti verme çağrısında bulunuyor. G-8 zirvesi gündemi Financial Times ise Normandiya çıkarması ile ilgili haberinde, 'Bush yaklaşan G-8 zirvesinde de Normandiya çıkarması anmalarında ortaya çıkan birlik ruhunun hayalini kuruyor' diyor. Gazete yarın Georgia eyaletindeki Sea Island sayfiye merkezinde başlayacak zirvenin gündemini şöyle özetliyor. "Amerika Birleşik Devletleri Büyük Orta Doğu Projesi olarak anılan planını demokrasi dayatması yapıldığı eleştirileri üzerine büyük ölçüde yumuşattı, şimdi 'Genişlemiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika' adı altında masaya gelecek planda vurgu, sivil kurumlar, iş dünyası ve girişimcileri desteklemeye kaymış durumda." "Bölgede 2009'a kadar 100 bin öğretmen eğitilmesi önerisi de hala tartışılıyor. Washington ayrıca barış gücü görevlerine katılan ülkelere lojistik destek ve eğitim sağlayacak 660 milyon dolarlık bir girişim için de G-8 üyelerinden destek istiyor. Güvenlik alanında ise G-8'ler kayıp pasaportların, terörist izleme listelerinin ve havalaanı çalışanlarının takibi gibi konularda bilgi paylaşımına yönelik bir planı açıklayacak." Guardian, Goldman Sachs ekonmistleri Jim O'Neill ve Robert Hormants'ın G-8 yapısında köklü reform yapılması çağrısını aktarıyor. Bu iki uzman raporlarında büyük bir ticaret gücü haline gelen ve yüklü döviz rezervlerini elinde tutan Çin'in de gruba dahil olması gerektiğini belirtiyor. Bunun için teklif Rusya'nın yer almayacağı, Çin'in masaya oturacağı; Alman, Fransız ve İtalyanların yerini ise Avrupa Para Birliği delegasyonunun alacağı, Finansal-8 olarak adlandırılan bir düzenleme yapılması. Ya da alternatif olarak, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu G-20 grubunun etkinliğinin artırılması. Financial Times yorum ve analiz sayfasını önümüzdeki günlerdeki Avrupa Parlamentosu seçimlerine ayırmış. Raphael Minder, '25 yıldan sonra Avrupa çağında siyaset yaratma yolunda pek az yol katedildi' diyor: 'Bununla birlikte, seçmenler parlamentoya ısınamasa da parlamentonun hayatlarında oynadığı rol gitgide artıyor.' Gazeteye göre 1979'dan 1999'a kadar yapılan parlamento seçimlerinde katılım sürekli düştü ve yüzde 63'ten yüzde 49'a indi. 1999 itibariyle 15 üyeden sekizinde katılım yüzde ellinin altındaydı ve en düşük düzeyde yüzde 24 ile İngiltere'de kaydedildi. Peki ne yapılmalı? Beş yıldır Avrupa milletvekili olan Avusturyalı Reinhold Messner, parlamentonun daha az şeyi daha iyi yapmaya odaklanması gerektiğini savunuyor. Eski Fransa Maliye Bakanı Dominique Strauss-Kahn ise, milletvekilleri için uluslararası aday listesi oluşturulmasını, oyların Avrupa Komisyonu Başkanı'nı da belirleyecek hale getirilmesini ve süreci anlatmak için Avrupa çapında faaliyet gösterecek bir medya oluşturulması ihtiyacı olduğunu savunuyor. Portekiz'de yapılacak 2004 Avrupa Şampiyonası yaklaşırken, İngiliz gazetelerinde bugün takımı ile yola çıkan teknik dirketör Sven Goran Eriksson'dan holiganca davranışlara karşı bir uyarı var. Daily Telegraph ve Independent'ta yer alan yazısında Eriksson, taraftarlarına karşılaşmalarda olaysız destek çağrısı yapıyor, 'İngiltere'yi hem saha içinde, hem dışında en iyi şekilde temsil etmek için biz elimizden geleni yapacağız. Lütfen siz de yapın' diyor. Times ise uzun ve sağlıklı yaşamın sırrına dair yeni yapılan bir araştırmanın sonuçlarını duyuruyor. Bugün yayınlanan 30 yıla dayanan bir araştırmaya göre, hayatta başarı çevrenize göre statünüzde yatıyor. University College London uzmanlarının çalışmasına göre daha mutlu ve sağlıklı olmak için "zeki, iyi eğitimli ve evli olmak gerek. Ev sahibi olmak da bir diğer gösterge. Ancak eğer ev alacaksanız komşularınızın sizden daha zengin olmadığı bir semti seçmek gerekiyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||