|
4 Haziran 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Dünyanın en büyük istihbarat örgütü CIA'in patronu George Tenet'in istifası, Avrupa gazetelerinde bugün geniş biçimde işleniyor.
İngiltere'de Independent, "Günah keçisi mi?" manşetiyle çıkmış bugün. Gazeteye göre, Irak'ta kitle imha silahı bulunamamasının, bunun sonucu olarak Amerika'nın itibar kaybetmesinin günahı fiilen Tenet'in üstünde kalmış oldu. Tenet kişisel sebeplerle istifa ettiğini bildirmişti ama Independent'taki haberde söyledikleri aktarılan CIA'in eski direktörlerinden Stansfield Turner buna inanmıyor. "Kişisel olamayacak kadar önemli bir karar, bu kadar önemli bir dönemde alınmaz." diyen Turner, Tenet'ın ayrılmasında Başkan Bush'un rolü olduğu düşüncesinde. Independent başyazısında da CIA ile direktörünün yıllar içinde bir dizi hatanın sorumlusu olduğunu anlatıyor. Tenet'in 11 Eylül 2001'de Amerika'yı hedefleyen saldırıları önceden hiç haber almadıklarını itiraf etmesiyle başlıyor bu hatalar zincirine. Irak'ın kitle imha silahları olduğuna dair belgelerin CIA'den geldiğini, Bush yönetimine Irak'taki düzeni değiştirmenin çok kolay olacağını söyleyenin de Tenet olduğunu belirtiyor. Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde geçen yıl savaş arefesinde yaptığı ve Irak'taki kitle imha silahlarına dair iddialı belgeler sunduğu konuşmanın cephanesinin de CIA'den geldiğini kaydetmiş Independent. Ve Powell, o günkü iddialarının neredeyse tamamen yanlış çıktığını şimdi kabul ediyor, yazıda hatırlatıldığı üzre... İngiltere'yi de bu tartışmaya dahil ediyor ve Irak savaşındaki, felaket boyutundaki yanlış hesapların sorumlusu olarak Atlas Okyanusu'nun iki yakasında koltuğunu kaybeden tek üst düzey yetkilinin Tenet olduğunu belirtiyor. Irak'ta işler yolunda gitseydi, Tenet'in hala CIA'in başında olacağını savunuyor. Independent ayrıca, İngiltere'nin dış istihbarat örgütü MI6'te de bir nöbet değişikliğine hazırlanıldığını hatırlatıyor. Kurumun şimdiki direktörünün emekliliğe hazırlandığını, yerine gelen kişinin ise, Başbakanlığın Irak konulu kamuoyunu yanlış yönlendiren raporunu yazan John Scarlett olduğunu bildiriyor. John Scarlett, Irak savaşı arefesinde hazırlanan raporlarda imzası bulunan Ortak İstihbarat Kurulu Başkanı'ydı. MI6'in başına Başbakan Tony Blair tarafından daha yeni atanmış olması, Times'ın da dikkat çektiği bir nokta. Irak'la ilgili kitle imha silahları iddiaları için Tenet'in Amerika'da oynadığı rolü Londra'da Scarlett'in yerine getirdiğini belirten Times, CIA direktörünün istifasının Blair için ters bir zamana denk geldiğini vurguluyor. 11 Eylül saldırıları ve istihbarat eksikliğine dair yapılan soruşturmanın gelecek ay sonuçlanacağına dikkat çeken Times, raporda istihbarat örgütlerine ağır eleştiriler olacağı tahminine yer veriyor. Tenet'in istifasının da bir nevi buna hazırlık amacı taşıyabileceği görüşünde. Almanya'da Süddeutsche Zeitung, Tenet'in istifasında Bush'un teşvikini neredeyse kesin görüyor. Çünkü 11 Eylül'ü önceden öğrenemeyen istihbarat camiasının hatalarının Tenet'te sembolleştiğini, Irak'ın kitle imha silahları olduğu iddiasını da güvenilmeyecek kaynaklara dayandırdıklarını belirtiyor ve Bush yönetiminin artık Tenet'i taşıyamayacağını vurguluyor. Tenet'in günah keçisi olduğu görüşünü Berliner Zeitung da savunuyor. Ama her şeyde onun suçlanmasının yanlış olacağını, çünkü görevini yerine getirdiğini belirtiyor. O görevin de, Beyaz Saray'da zaten kararlaştırılmış olan Irak savaşına sebep üretmek olduğunu kaydetmiş. Avusturya'da Die Presse, eski başkan Clinton'ın atamış olduğu bir CIA direktörünün ayrılmasının Bush'a siyasi bir yük getirmediğini bildiriyor. Tenet'in istifasının Savunma Bakanı Donald Rumsfeld üzerindeki baskıları da hafifletebileceğini savunuyor Die Presse. Rumsfeld'in koltuğunu koruması ise, bu gazeteye göre, Bush'un kalkanı olarak büyük önem taşıyor. OPEC'in petrol üretimini arttırması ne işe yarayacak? Fransa'dan Le Nouvel Observateur OPEC üyesi ülkelerden Venezüela'da siyasi gerginliğin artmakta olduğunu, Nijerya'da genel grev, Irak'ta şiddet tehlikesinin sürdüğünü, bu ülkelerin zaten azami üretim düzeyinde olduklarını anlatıyor. Sadece Suudi Arabistan'ın üretimi arttırmasının bir anlamı olduğunu, onlar da tam kapasiteye çıkınca, piyasaların paniğe daha da yaklaşacağını belirtiyor. Fransız gazetesine göre söz konusu ülkelerdeki en küçük olaylar bile petrol akışını durduracağı korkusuyla "facia" gibi görülecek. En büyük tehlikenin, El Kaide örgütünün, petrol tesislerine saldıracak cüreti göstermesi olacağını da ekliyor. Çek gazetesi: "Türkiye Avrupa'ya örnek oluyor" Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği meselesine bugün, Çek Cumhuriyeti'nden Pravo gazetesi değinmiş. Birliğin Hıristiyan köklerinin Avrupa Anayasası'nda da kök salmasını savunanların, Türkiye'nin üyeliğini zorlaştıracağını anlatıyor. Kemal Atatürk'ün laik mirasına, güçlü Müslümanlıklarına rağmen sıkı sıkı sarılan Türklerin ise övgüye layık olduğuna dikkat çekiyor. "Türkiye bu açıdan, Avrupa'dan kovulacak değil, Avrupa'ya örnek olacak bir ülke" diyen Pravo devam ediyor: "Avrupa'yı Hıristiyan kulübü olarak görmekte ısrar edenler de onu örnek almalı." Orta Doğu projesi ne hale geldi? Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak macerasına dair bugün Guardian'da özel bir makale var. David Hirst'ün yazısında, Irak savaşını savunan yeni-muhafazakarların teorileri eleştiriliyor. İngiliz gazetesindeki makale, Irak'taki durumun daha da kötüleşeceği, Amerika'nın başarısızlığının bedelini ödemeye başladığı tezini savunuyor. Neo-conservative, yani yeni-muhafazakarların iktidardaki önde gelen isimleri, Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Rumsfeld'in akıl hocaları Paul Wolfowitz ve Doug Feith. Yazıda vurgulandığı gibi, amaçları, Irak'a demokrasi getirmek, böylece bütün Arap ülkelerinde bir demokrasi, dünyaya açılma dalgası başlatmak. Guardian'daki yazıya göre, Irak'ta başarısızlık, başka bir dalgayı başlattı. Amerika karşıtlığının somut mücadeleye dönüşmesi. Şöyle anlatıyor: "Yıllardır Orta Doğu için kabul edilmiş bir gerçek, aksiyom vardı. Saddam Hüseyin'i devirmek için, Arap-İsrail anlaşmazlığında Filistin'i destekleyen bir atılım yapmak gerekiyordu. Batı, İsrail'i kurarken, Filistinlileri harcamıştı. Anlaşmazlığa gerçekçi çözüm de bu tarihi adaletsizliği değiştirmekle mümkündü. Aksi takdirde Irak'taki savaşın bütün resmi gerekçeleri, Batı'nın yeni fetih ve sömürü unsuru olarak görülecekti. Yeni-muhafazakarlar, bunu tersinden uyguladı. Onlar sayesinde Irak işgali, Amerika'nın çifte standartlarının ifadesi oldu." Guardian'daki yazısında David Hirst, gelinen noktada Iraklı direnişçilerin, kendilerini Filistinlilerin mücadelesinin parçası olarak gördüğünü, emperyalizme karşı direndiklerini düşündüklerini belirtiyor. İsraillilerin bile artık Amerikan kamuoyunda kendilerine karşı oluşabilecek havadan bahsettiğini kaydediyor. Yani, İsrail'i ne pahasına olursa olsun destekleme arzusunun sarsılabileceğine işaret ediyor. Amerika'nın Arap dünyasındaki çıkarlarının zarar görmesiyle, bölgedeki Amerikan karşıtlarının da bu yönde ellerinden geleni yapmasıyla, İsrail'in en değerli hamisini kaybetme ihtimalinden söz ediyor yazar. Buna Şaron gibilerinin vereceği karşılığın ise, Orta Doğu'da şu andaki en zorlu sorulardan biri olduğunu, durumun daha da kötüleşeceğini öngörüyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||