BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 03 Haziran, 2004 - TSİ 04:59
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
3 Haziran 2004 Basın Özeti
Petrol fiyatları İngiltere'de gündemin baş maddesi. Ayrıca, İslam karşıtı eğilimlere ilişkin bir rapor da ele alınıyor. Avrupa basını ise Irak'la ilgili.

Uluslararası borsalarda petrol fiyatı arttıkça, benzin istasyonlarında akaryakıt fiyatları da tırmanıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

İki gündür İngiliz basını hangi bölgede hangi istasyonun daha ucuza satış yaptığına dair tablolar yayınlıyor. Bu vesileyle, İngiltere'nin, Avrupa'da akaryakıttan en fazla vergi alan ülke olduğu kamuoyuna bir kez daha hatırlatılıyor.

Bu da hükümete baskı olarak geri dönüyor. Muhalefetteki partiler akaryakıttaki vergilerin indirilmesini açıkça isteyemiyor ama en azından eylülde planlanan vergi artışından vaz geçilmesini istiyor.

Times da bugün bunu savunuyor. Uluslararası borsalarda petrol fiyatlarındaki artışın büyük ölçüde spekülatörlerin tutumlarından kaynaklandığını belirten gazete başyazısında, çabuk ve fahiş kar elde etmek isteyen aracılardan, yatırım fonu yöneticilerinden şikayet ediliyor.

Bunların yarattığı balonun çabuk söneceğini hatta dünden itibaren hampetrol fiyatlarında düşüşün başladığını belirten Times, "OPEC, üyelerinden üretimi arttırmanın yollarını gözden geçirmesini isteyince, birkaç spekülatör bahisleri kaybediyor" diye yazmış. Dünyadaki petrol rezervlerinin dörtte birine sahip olduğu bilinen Suudi Arabistan'ın da yakında üretimi arttıracağını belirten Times, petrolü Suudilerden daha pahalıya çıkaran Rusya'nın da fiyatlar yüksek seyrederken üretimi arttırarak kar etmek isteyeceğini belirtiyor. Times petrol konusundaki asıl meselenin ise başka olduğunu şöyle anlatıyor:
"Daha büyük kaygı kaynağı, 15 yıl içinde petrolü çıkarma maliyetleri artacak çünkü kolay çıkarılan rezervler bitecek. O zamana dek Çin'in yolları otomobillerle dolacak, küresel talep daha da yükselecek. Kısa vadede ise, Maliye Bakanı Gordon Brown, akıl yolunu seçip, 2 kuruşluk vergi artışından vaz geçmeli."

Times gibi Guardian da meseleye başyazısında yer ayırmış. Bu gazete, akaryakıt fiyatlarındaki artışın, uluslararası borsalarda hampetrolün gösterdiği yükselişin gerisinde kaldığını vurguluyor. Akaryakıt fiyatları için hükümete karşı düzenlenecek protesto gösterilerine destek vereceğini söyleyen Muhafazakar anamuhalefet lideri Michael Howard'ı popülizm ve fırsatçılıkla suçluyor.

Guardian'ın petrolle ilgili stratejik kaygısı farklı. Suudi Arabistan gibi petrol üretiminin yüzde 10'unu karşılayan bir ülkenin rejim değişikliğiyle, veya ağır bir terör eylemiyle üretiminin durması tehlikesinden söz ediyor. Teorik olarak yüzde 10'luk üretim açığının, başkalarının üretimi artırmasıyla, kısmen kapanabileceğini belirtiyor.

Ama bunun asıl tehlikesinin, imalat sanayiinde ve petrol ürünlerinde doğacak fiyat artışının tüketici davranışlarına etkisinde ortaya çıkacağını yazmış, Guardian. İngiltere'de tüketici kredilerinin bir trilyon sterline ulaştığı, merkez bankasının, artan fiyatlar yüzünden enflasyonu kontrol etmek için faizleri arttırmasıyla, tüketici güveninin yıkılacağını belirtiyor.

Bunun sonucu ise, kredilerin, özellikle ev kredilerinin geri ödenememesi ihtimali, yazıya göre. Dünyanın geri kalanına nisbetle gayet iyi bir ekonomik performans tutturan İngiltere'nin, her ülke gibi, dış şoklara açık olduğu vurgulanıyor. Ve böyle bir tehlikenin bir yıl öncesine oranla yakınlaştığı vurgulanıyor.

Guardian'dan Independent'a geçiyoruz. "Britanya'daki Müslümanların hayatı zaten hiç kolay geçmedi bugüne dek" diyen Independent, başyazısına şöyle devam ediyor bugün:
"Onlarca yıldır, ayrımcılık mağduru oldular. Ama 11 Eylül 2001'den bu yana, durum daha da kötüleşti. Britanya Müslümanları Komisyonu'nun dünkü raporu, bu ülkede ne kadar kötü muamele gördüklerini gösteriyor."

Rapora dayanan Independent'taki yazıda, Müslümanlara ve ibadethanelerine saldırıların arttığı, polisin böyle saldırıları önlemede etkisiz kaldığı vurgulanıyor.

"Yeni Terör Yasası'nın verdiği şüphelileri durdurup arama yetkileri sayesinde polis daha ziyade Müslümanları itip kakmakla meşgul" diyen Independent'tan aktarıyoruz:
"Böyle sert önlemlerin Müslümanları toplumdan uzaklaştırmaktan başka pek işe yaramadığı ortada. Komisyon'un raporuna göre, genç Müslüman erkeklerde yaygınlaşan tepki, İngiltere toplumunun temeline konan bir saatli bomba haline geliyor. Hükümetin danışmanları da aynı görüşte. Başbakanlık Müsteşarı Sir Andrew Turnbull'un hazırladığı ve geçen hafta sızan belgeler, Müslüman gençlerin gönlünü almak, ikna etmek gereğinden söz ediyordu. Bunlar doğru. Müslüman gençleri aşırı grupların kucağına itmemenin tek yolu, kendilerini, toplumun değerli üyeleri gibi hissetmelerini sağlamak."

Bu amaca, Müslüman gençlerin hepsine potansiyel terörist muamelesi yaparak ulaşılamayacağını belirtiyor Independent. Polisin son dönemde büyük gösterişle düzenlediği operasyonlarda, İngiltere içinde terör eylemlerini önlediğini ilan ettiğini hatırlatıyor. Ama gözaltına alınan gençlerin hepsinin de şimdi hiçbir şeyle suçlanmadan salıverilmiş olduğunu, polisin bunu kamuoyuna anlatmak için pek çaba harcamadığını belirtiyor.

Sansasyonel yayıncılık yapan medyanın da bu eğilimin parçası olduğu, Müslüman teröristlerden oluşan bir ordunun İngiltere'de eylemlere hazırlandığı hissinin, kamuoyuna yerleştirildiğini kaydediyor. Independent'a göre, Müslümanların çeşitli kurumlarının, Usame Bin Ladin ve takipçilerinin kanlı eylemlerinin İslam'da yeri olmadığı yolundaki mesajları, bütün gayrete rağmen, kamuoyuna yeterince yansıtılmıyor. "İngiltere'nin Müslümanları bunu biliyor ama herkesin de artık kabul etmesi gerek" diyor, Independent.

Kıta Avrupasında Irak var. Malum, Irak'ın geleceğine dair Amerika ile İngiltere'nin hazırladığı karar taslağı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde tartışılıyor. Almanya'da Berliner Zeitung gazetesi, Irak savaşına karşı çıkmış iki büyük Avrupa devletinin, Almanya ve Fransa'nın bu taslağa fazla direnme lüksleri olmadığını yazmış.

Savaş karşıtlarının dile getirdiği, Amerika'nın Irak'ta kontrolü kaybedebileceği tehlikesini kabul ediyor, bu gazete. Ama kontrolü ele almak için bu son şansı da Avrupalıların heba edemeyeceğini belirtiyor.

Berliner Zeitung'a göre Irak'ta kurulan geçiş hükümeti, ülkeyi birleştirecek güce sahip olduğunu kanıtlayıncaya dek, ülkede tam egemen hale gelemez. Bu hükümet başarılı olursa, ocak ayındaki seçimler de demokratik bir hükümet doğurursa, ancak o zaman Amerika'nın iktidarın ne kadarını devredeceğini düşünebileceğini belirtiyor.

Yine Almanya'dani Die Welt'e göre, Fransa, Amerikan askerlerinin Irak'tan bir an önce çekilmesini savunarak kendi çıkarlarını gözetiyor. Ve bunun anlaşılabilir bir tutum olduğunu belirtiyor.

Gazete, Fransa'nın bu tutumuyla Arap devletleri nezdindeki konumunu düşündüğünü, Bağdat'taki hükümetten ihale almayı amaçladığını yazmış. Ama egemenliğin devredilmesinden sonra terör ve şiddetin sona ermeyeceğini vurguluyor. "Iraklı liderler yine Amerika'ya bağımlı kalacak, Fransa onları korumayacak, koruyamaz" diyor.

Öte yandan, Frankfurter Allegemeine Zeitung karar taslağının Irak'ın egemenliğine dair çok fazla koşul ve istisna getirdiğini, bunu böyle kabul ederse, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Bush yönetiminin hizmetkarı düzeyine ineceğini belirtiyor. Bu yüzden, Konsey'in karar taslağını elinden geldiğince iyi incelemesini öneriyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik