BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 02 Haziran, 2004 - TSİ 05:55
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
2 Haziran 2004 Basın Özeti
Irak'taki gelişmeler ve daha da yükselen petrol fiyatları gazetelerin manşetlerine yerleşmiş durumda.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Independent, "Amerikan uşağı" diye görülen Yönetim Konseyi'nin, Amerikalıların direnişine rağmen kendi adayını yeni Irak Cumhurbaşkanı olarak ilan ettiğini bildiriyor.

Amerika'nın Irak yöneticisi Paul Bremer'ın Gazi Yaver'in başkan olmasını engellemek için çeşitli yollara başvurduğu anlatılıyor.

Ama Konsey üyelerinin ısrarı ve Amerikalıların adayı Adnan Paçacı'nın görevi reddetmesi üzerine Yaver'in seçildiği belirtiliyor. Independent, geçici hükümetin önünde çok zorlu işler olduğunu da bildiriyor. Bağdat'ın zengin semtlerinde bile sokaklardan lağım aktığını, çöplerin toplanmadığını, insanların fidye için kaçırıldığını anlatıyor.

Independent başyazısında da hemen tebrik etmelerine rağmen, yeni hükümetin Tony Blair ile George Bush'un istediği biçimde oluşmadığını bildiriyor. Birleşmiş Milletler özel temsilcisi Lakhdar Brahimi'nin teknokratlardan oluşan hükümet arzusunun da yerine gelmediğini, kenara itilmek istemeyen Geçici Yönetim Konseyi'nin, amacına ulaştığını kaydediyor.

Inpendent ekliyor:
"Asıl önemlisi ise, Konsey'in halk nezdinde pek itibarı olmadığı dikkate alınırsa, acaba bu hükümet Irak halkının tercihini yansıtıyor mu?"

Yine de bu hükümetin ocak ayındaki seçimlere kadar hükmedeceğini, Amerika Başkanı Bush'un, oluşumunda ne kadar müdahale etmeye çalışsalar da, asıl derdinin Amerikan seçimlerinden önce Irak meselesini geride bırakmak olduğunu aktarıyor, Independent.

Yeni hükümetin esas meselesinin, güvenliğin daha da azaldığı, Amerikan işgaline ve Amerikalıların yardakçısı olarak görülen herkese karşı halkın tepkisinin yaygınlaştığı, ayrılıkçı eğilimlerin de güç kazanmakta olduğu bir süreçte ülkeyi seçime götürmek olduğu belirtiliyor.

Yazıda, şu ana kadar eski usul iktidar mücadelelerinin görüldüğü, Iraklıların kendi kendilerini etkili biçimde idare edeceği bir sistemin daha oluşmadığı vurgulanıyor.

Independent, bazı önemli konularda iktidarın kimde olduğunun netleşmesi gerektiğine işaret etmiş. Bu konular gazeteye göre, petrol gelirlerinin sarfı yetkisi ile güvenlik güçlerinin idaresi.

"Ama hükümetin kim tarafından tayin edildiği bile daha belli değil" diyen İngiliz gazetesi şöyle devam ediyor:
"Başkan Bush, Birleşmiş Milletler Temsilcisi Brahimi'nin kurduğunu, Yönetim Konseyi ise hükümeti kendisinin belirlediğini söylüyor."

Ve kimsenin, Şii dini liderlerin bile yeni hükümeti hemen dışlamamasının başarılı bir sonuç olduğu görüşünde. Yine de, gazeteye göre, Irak'ın kendi topraklarında egemenliğini yeniden kazanması uzun bir süreç.

Guardian'ın başyazısında, yeni hükümetin kurulmasının bir yıl geç kaldığı vurgulanıyor. Gazeteden aynen aktarıyoruz:
"Egemen olduğunu ilan eden bir organa iktidar devredilseydi, Birleşmiş Milletler bunu tanısaydı, yıl sonuna kadar da seçim yapılacağı vaat edilseydi, Iraklıların işgale tepkisi bu dereceye varmaz, silahlı direniş, organize olacak vakit bulamazdı."

Guardian gibi, Financial Times da konuya başyazısında değinirken şöyle diyor:
"Geçiş hükümetinin parti siyasetçileri, aşiret reisleri, teknokratlar ve askerlerden oluşması belki zorlu görevleri için uygun. Yine de asıl mesele, Irak halkının bu hükümeti de Amerikalıların kuklası olarak görüp görmeyeceği. Öyle görürlerse, Irak yine, dün Bağdat'taki gibi patlamalarla sarsılmaya devam edecek."

Yeni hükümetin 150 bin Amerikan askeriyle ilişkisinin netleşmesi gerektiğini Financial Times da belirtiyor. Yeni Cumhurbaşkanı Gazi el Yaver'in Birleşmiş Milletler'e Amerika'nın sunduğu karar taslağını eleştirirken, Irak'taki yabancı askerler üzerinde hükümete çok az yetki tanıdığını söylediği hatırlatılıyor. Yaver'in Irak ordusunu ve polis teşkilatını kurmakla meşgul olması da gerektiği, silahlı isyancıları durdurmak için sadece kuvvet kullanmanın kafi gelmeyeceği belirtiliyor.

Financial Times'a göre milisleri silahsızlandırmak için uzlaşma ve pazarlık da gerekecek. Bundan sonraki, daha da önemli aşamanın ise seçimler olduğunu vurgulayan gazete, gerçek bir hükümeti belirleyecek seçimlerde, seçmenlerin kaydı gibi, Sünni Araplar, Şii Araplar ve Kürtlerin eşit biçimde katılımı gibi meselelerde Birleşmiş Milletler'e büyük görev düşeceğini vurguluyor.

Daily Telegraph'ın başyazısında petrol fiyatları var. Durumun kriz olarak algılanmaması gerektiğini savunuyor bu gazete. Petrol zengini ülkelerin genellikle diktatörlüklerden oluştuğu ama tarihte görüldüğü gibi, petrol fiyatı tekrar düşünce, bu ülkelerin ekonomilerini modernleştirmeye, hatta siyasi sistemlerinde reforma mecbur kalacakları anlatılıyor.

Petrolde karlılığın, yatırımcıları, yeni rezervler aramaya yönelttiğini, böylece sanayileşmiş Batı ülkelerinin bu tatsız rejimlere bağımlılıktan kurtulacağını anlatan Telegraph "Peki bu arada ne olacak?" diye soruyor.

Cevabını da veriyor. Sanayileşmiş ülkeler arasında akaryakıtın en pahalı olduğu İngiltere'de fiyatlar, ekonomiye zarar verecek düzeye çıkarsa, hükümetin bu ürüne uyguladığı yüksek vergiyi indirmek zorunda kalacağı vurgulanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nin ise, ülkeye bir ay yetecek stratejik rezervlerini kullanmaya zorlanabileceği belirtiliyor. Telegraph'a göre dünyanın yeni bir petrol krizi yaşaması için, Ortadoğu'daki durumun çok daha kötüye gitmesi gerekir.

Suud hanedanının geleceği

Yine Telegraph'tan bir makale ise petrol zengini Suudi Arabistan'la ilgili. Patrick Bishop adlı yazar, "Suud hanedanını iktidarda tutmak için ne gerekiyorsa yapmamız lazım" diyor. Yazıdan aktarıyoruz:

"Suudiler Batı'nın iyi dostu olmuştur hep, ama gösterdikleri işbirliğine karşılık gerekli şükranı görmemişlerdir. Liberaller, baskıcı, teokratik, kadın düşmanı diye onlardan hoşlanmaz. Neo Muhafazakarlar, El Kaide'ye karşı yumuşak olduklarını ileri sürerler. Arap olsun Avrupalı olsun herkes, fazla zengin ve bayağı oldukları için Suudları sevmez."

"Suudları sevmek zor olabilir ama çıkarlarımız bunu gerektiriyor" diyor Daily Telegraph yazarı. Çünkü kötü bir akını durdurmakta zorlanıyorlarmış. Yani El Kaide ve onun gibi düşünen militanların yoğunlaşan faaliyetlerinden söz ediyor.

Yıllardır Vahhabi akımlarına dini ve ahlaki alanda verdiği tavizler ve yüksek zenginliği sayesinde iktidarını koruyan Suud hanedanının, zenginlik silahını kaybettiği belirtiliyor. Yazara göre, 20 milyon Suudi vatandaşının yüzde 42'si 14 yaşın altında, işsizlik artıyor. Bunların da El Kaide'nin ülke çapında taraftar bulmasına zemin hazırladığı belirtiliyor.

Basit ve gösterişsiz hayat tarzıyla saygı kazanan Veliaht Prens Abdullah'ın, reform çabalarını hanedanın diğer üyelerinin engellediği, aşiretlerin de artık ikna edilmesinin kolay olmadığı anlatılıyor. Daily Telegraph'taki yazıya göre, hanedan, siyasi serbestleşmenin ülkenin parçalanmasına yol açabileceğinden korkuyor. Bunun dünya için felaket olacağını belirten yazar, İslam'ın merkezinde doğacak boşluğu doldurmak için El Kaide'nin hızla harekete geçeceğini kaydetmiş. Yazıdan aktarıyoruz:
"Sürekli devrileceklerine dair tahminler yapılmasına rağmen, iktidarda kalmayı başarmaları belki de tarihten aldıkları dersi unutmamaları, yani muhafazakar rejimlerin en zayıf dönemlerinin, reforma başladıkları dönemler olduğu. Bizim açımızdan ise, onların iktidarda kalması, herhangi bir gerçekçi alternatiften daha iyi bir seçenek."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik