BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 01 Haziran, 2004 - TSİ 05:41
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
1 Haziran 2004 Basın Özeti
Independent başyazısında Irak'ta hükümet kurma çalışmalarındaki tıkanıklığı değerlendirirken, Amerikan yönetimini eleştiriyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Birleşmiş Milletler özel temsilcisi Lakhdar Brahimi'nin, hükümete katılacak vasıflı Iraklılar ararken, sürecin Amerikan müdahalesi yüzünden kilitlendiğini savunuyor.

Amerikan yönetimi 30 Haziran ardından Irak'ta egemenliği Iraklılara devredeceğini ilan etmişti. İktidara gelecek Iraklıların belirlenmesinde de Birleşmiş Milletler'e görev verilmişti.

Independent, Amerikalıların sözlerini tutmadığını, kendi belirledikleri Geçici Yönetim Konseyi'nden iktidarı devralacak hükümeti de kendilerinin belirlemek istediğini anlatıyor.

Bu tezini de bazı olgulara dayandırıyor. Yazıdan aktarıyoruz:
"Birleşmiş Milletler temsilcisi Lakhdar Brahimi Amerikalılarla görüş ayrılıklarını dile getirirken giderek daha fazla açıklık gösteriyor. Yeni hükümet kurulduktan sonra Irak'ta kalmayacağını söyledi. Oysa Birleşmiş Milletler'in valisi gibi bir konuma geleceğine dair spekülasyonlar vardı. Brahimi bunun da ötesine geçerek, 30 Haziran sonrasında ne kendisine ne de Birleşmiş Milletler'e bir görev düşeceğini vurguluyor. Ama İngiltere ve Avrupa ülkeleri işgalden genel seçimlere kadar geçecek süre içinde Birleşmiş Milletler'e hayati rol verilmesini savunuyordu. Son olarak İyad Allawi'nin başbakanlığa aday gösterilmesiyle ilgili belirsizlikler var. Onun adını Geçici Konsey veya Brahimi'nin değil, Amerika'nın uzaktan kumandayla idare ettiği bazılarının öne sürdüğüne dair imalar yapılıyor."

Independent'a göre Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'ta egemenliği devrettiğini söyleyebilmesi için 30 Haziran'dan sonra yetkinin Iraklılara geçtiğinin görülmesi gerekiyordu. Ayrıca Birleşmiş Milletler'in süreç içinde hayati bir rol üstlenmesi sayesinde uluslararası saygınlık kazanılacaktı. Egemenliğin devrinin ciddiye alınması için bunların asgari şartlar olduğunu belirtiyor, Independent. Ama mühletin dolmasına dört hafta kala, bu koşulların yerine getirilmediğini, hükümet kurma sürecinin bir hile olduğunun ortaya çıktığını belirtiyor.

Independent'a göre şimdi yapılması gereken, sürece yeniden başlamak, "çünkü bunun alternatifi savaş alanı" diyor, İngiliz gazetesi...

Suudi Arabistan'da yabancılara karşı düzenlenen son saldırı Avrupa basınının geniş yer ayırdığı bir konu. Eylemin Suudi Arabistan'da güvenlik ve istikrar sorunlarını ortaya serdiğini belirten Financial Times, güvenlik teşkilatlarının, özellikle personel açısından baştan aşağı yeniden ele alınması gerektiğini savunuyor.

El Kaide militanlarının, Suudi Arabistan'ın petrol ihracatını engellemesinin pek beklenmediğini çünkü tesislerin çok iyi korunduğunu anlatan İngiliz gazetesi, ama petrol piyasalarını kaygılandıracak yumuşak hedefler de bulunabileceğini bildiriyor.

Ülkenin fiili lideri Veliaht Prens Abdullah'ın, siyasi özgürlük ve mali disipline yönelik reform vaatlerini yerine getirmesi gerektiğini aktaran Financial Times, Suud hanedanının reform denince, iktidarını mümkün olduğunca muhafaza etmeyi düşündüğünü, ama bunun sorunları çözmeyeceğini vurguluyor.

Almanya'da Frankfurter Allgemeine Zeitung, Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının baltalanmasından kaygılı.

Küresel ekonominin çarklarını döndüren yağ diye gördüğü petrolün piyasaya arzının sürebilmesi için terörizme karşı uluslararası işbirliği yapılmasını savunuyor.

Die Tageszeitung ise, yenilenebilir enerji kaynaklarının terörizmden daha az etkilenebileceğini bildiriyor.
"Dünya ekonomisine darbe vurmak isteyen bir terörist, rüzgar çiftliğine bomba koyar mı, herkes gülerdi" diyen gazete, elektrik üreten modern yel değirmenlerinden söz ediyor.

Enerji üretiminde yeni düzenin merkeziyetçilikten uzaklaşmak olduğunu belirten Alman gazetesi, bu konuda bir istisnayı da hatırlatıyor. Hidroelektrik santralları, yani dev barajların teröristler için uygun hedefler olabileceğini vurguluyor.

Türkiye'nin AB üyeliği

Sıkça gündeme gelen Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği bu kez Fransa basınında. L'express'teki makalede, Türkiye'ye üyelik verilmesi savunuluyor. Yazıdan özetle aktarıyoruz:
"Avrupa hayır derse, Türkiye'nin hayalkırıklığı öyle büyük olur ki, mesela uyuşturucu ve yasadışı göçmen trafiğiyle mücadelede Ankara aynı şevki göstermeyecektir. Aynı şey terörizm için de geçerli. "Hayır" dersek hem radikal İslamcılığı hem de aşırı sağ milliyetçiliği güçlendiririz. Üyelik umudu ise, Türkiye'nin demokratikleşmesini ve komşusu Yunanistan'la ilişkilerini düzeltmesini teşvik eden bir faktör."

Almanya'dan yine Frankfurter Allegemeine Zeitung ise Güneydoğu Avrupa'dan başka üye adaylarına dikkat çekiyor. Güneydoğu Avrupa, Avrupa Birliği şemsiyesi altına girmezse, birliğin istikrara kavuşamayacağını bildiriyor.

Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan'ın mümkün olan en kısa sürede Avrupa Birliği'ne girmesini savunan Alman gazetesi, Balkanların batısında da aynı arayışı savunuyor. Bosna-Hersek, Kosova, Sırbistan-Karadağ gibi ülkelerin siyasi statülerindeki belirsizlik sürdükçe, kalıcı ekonomik kalkınmanın da sağlanamayacağını vurguluyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung'a göre, bu ülkelerde birliğe üyelik için sağlam beklentiler oluşmasını sağlamak gerekiyor.

Guardian'ın birinci sayfasındaki bir haberde İngiltere tarihinin en önemli hükümdarlarından Kraliçe Birinci Elizabeth'in İspanya donanmasını mağlup etmesinde Osmanlının rolünden söz ediliyor.

Okullarda bu zaferin İngiliz komutan Sir Francis Drake'in eseri olduğunun çocukların beynine işlendiğini ama bir tarihçinin yeni keşfiyle başka faktörlerin de olduğunun ortaya çıktığını anlatıyor gazete.

Keşfin sahibi, Londra'da Royal Halloway College'dan öğretim üyesi Jerry Brotton.
Keşif, Kraliçe'nin güvenlik danışmanı, başcasusu Sir Francis Walsingham'ın İstanbul'daki büyükelçilerine gönderdiği mektup.

İspanya'nın Fransa sahilinde İngiltere'ye karşı harekete geçmeyi bekleyen ünlü armadasını zayıflatmak için, onları Akdeniz'in doğusunda meşgul etmek gerekiyormuş. İstanbul'daki büyükelçiye de, Osmanlıyı, donanmasını hareketlendirmesi için kışkırtma görevi verilmiş.

Osmanlı donanması Kuzey Afrika sahillerinde kıpırdanmaya başlayınca, İspanyollar, Manş Denizi'nde Protestan İngiliz krallığını devirmek için konuşlandırılan armadanın yarısını Akdeniz'e sevketmek zorunda kalmış. Öğretim üyesi Brotton, Guardian'daki habere göre, "İspanya'nın yenilmesinde, Osmanlı donanmasının da rolü oldu" diyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik