|
30 Mayıs 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz Pazar gazetelerinde önemli yer alan bir konu Irak'ta alelecele başbakanlığa atandığı açıklanan İyad Allavi'nin durumu.
Sunday Telegraph'tan Con Coughlin Allavi'yi "demokratik Irak düşü kuran mütevazı bir sürgün" diye tanımlarken, Independent on Sunday, "Amerika hiç öğrenemeyecek gibi görünüyor deyip "CIA'in eski adamı Irak'ta nasıl dürüst bir uzlaşmacı olur" diye soruyor. Allavi, Sunday Telegraph gazetesine verdiği mülakatta ülkede süregelen güvenlik krizine karşı planlarını anlatıyor. Irak ordusunun dağıtılmasını ve Baas'tan arındırma siyasetinin kapsamının geniş tutulmasını bir hata olarak niteleyen Allavi, bunun asayişin sağlanamamasında önemli bir unsur olduğunu düşünüyor. Allavi buna karşı ordunun dört ana birimini orta düzeyli subaylar ve astlarını içerecek biçimde yeniden silah altına çağırmayı, bir acil müdahale gücü ve anti terör timi oluşturmayı ve istihbarat birimleirni güçlendirmeyi istiyor. İngiltere'de eğitim görmüş bir cerrah olan Alevi, 30 yıllık sürgünün ardından geçen yıl Irak'a döndü. Ancak Sunday Telegraph'ın konuştuğu Bağdat'lı bir manav, Allavi ile ilgili görüşü sorulduğunda "Hiç duymadım. Amerika'dan mı İngiltere'den mi?" diye soruyor. Peki ya Amerikan yönetiminin geçtiğimiz aylara kadar gözdesi olan Ahmed Çelebi'ye ne oldu? Ahmed Çelebi ile Amerika Birleşik Devletleri'nin soğuyan ilişkilerinin temelinde ne var? Sunday Times gelişmeleri şöyle açıklıyor: "Irak'ın ağır ceza mahkemesinin başyargıcı olan Züheyir Maliki'ye göre, her şey Ocak ayında Irak dinarının tedavülden kalkması ve değişimi sırasında başladı. Bu süreçten Çelebi'ye yakın bir ismin idare ettiği maliye denetim birimi sorumluydu. Ancak yakılmak üzere toplanan eski dinarların, yolda sahte banknotlarla değiştiği ve gerçek paraların başka ellere aktarıldığı anlaşıldı. Bu yönde çıkarılan 15 tutuklama emrinde Çelebi'ye yakın pek çok isim geçiyordu. Hatta biri korumalarının lideriydi. Çelebi'nin evine baskın işte bu dönemde geldi. Dahası, Amerikalı istihbaratçılar bu sırada bilgilendirme toplantılarında Çelebi'nin Amerikan sırlarını İran'a aktardığını söylemeye başladılar. Korumalarının liderinin İran'dan maaş aldığı öne sürüldü. Hatta muhalifleri, işi İran'ın isteğiyle, Amerika'yı Irak'la savaşa sokmak için Çelebi'yi Washington'a uydurma istihbarat vermekle suçlamaya kadar götürdü. Ancak Çelebi'nin İran ile flörtünün gerisinde siyasetten çok din de olabilir. Çünkü Çelebi Pentagon'dan liderlik yolunda istediği desteği alamayacağını anlayınca, ülkenin belki de en güçlü ismi olan Şii din adamı Ayetullah Sistani'ye yaklaştı. Çelebi'nin Washington ile sürtüşmeleri de, Irak'ta elini güçlendirmiş bile olabilir. Çünkü artık Amerikalıların dizi dibindeki lider adayı imajı silindi, bir güç odağı haline gelmeye başladı. Çelebi'yi anlamanın odağında şu yatıyor. Çelebi Amerikalılar ya da İranlılar için değil, kendisine çalışıyor." Iraklılara kötü muamele soruşturması Zaman zaman siyasi gelişmelerin gölgesinde kalsa da Iraklılara gözaltında kötü muamele tartışmaları gündemdeki yerini koruyor. Independent on Sunday ilk sayfasında, "İngiltere kötü muamele skandalını ilk kez kabul etti, 10 sivilin ölümü hakkında soruşturma açıldı" diyor. "Avam Kamarası iki haftalık tatile girerken milletvekillerinin bu konudaki sorularına cevaben yapılan açıklamaya göre İngiliz kuvvetlerinin sivillere yönelik kötü muamelesi sanıldığından daha ciddi. Şu ana dek sadece beş vakanın varlığı kabul edilmişti. Silahlı kuvvetlerden sorumlu bakan yardımcısı Adam Ingram ise soruşturulan 16 vaka olduğunu bunlardan 10'unun ölümle sonuçlandığını söyledi. Muhalefet milletvekilleri, savunma bakanlığı isim ve ölüm nedeni gibi detayları aktarmadığı için kızgın; İşçi Partisi'nden Peter Kilfoyle ise bu açıklamanın birleşimlerin son gününde yapılmasının kendilerini başka sorular yöneltmekten alıkoyduğundan şikayetçi. Söz konusu vakalar arasında tutuklanırken başına silah kabzası ile vurulması sonucu öldüğü belirtilen bir okul müdürü, askerlerce dövüldükten sonra yüzmeye zorlandığı ve boğulduğu öne sürülen bir genç, arabasının kapısıyla bir askere çarpması ardından dövülüp vurulduğu iddia edilen bir kişi var." İngiltere başbakanı Tony Blair'in Irak'a takviye asker sevkini bir kaç hafta sonra kararlaştıracağını açıklaması, Sunday Telegraph'a göre orduyu kızdırdı. Kararı belediye ve Avrupa seçimleri sonrasına bırakan Blair'in bu tavrıyla askerlerin hayatını riske attığı eleştirisini aktarıyor gazete. "Blair'in gidiş tarihi Irak'ta belirlenecek" görüşünü aktaran Sunday Telegraph,, Blair'in dış politikasını liberal emperyalizm olarak eleştirirken, "hukuka değil silaha dayanan düzenle imar olmaz" diyor. "Blair'in liberal emperyalizmi işe yaradı mı?" "Tony Blair 22 Nisan 1999'da yaptığı bir konuşmada dış politikasındaki yeni doktrinini gururla açıkladı. Birleşmiş Milletler kararı olmadan NATO bombardımanına uğrayan Sırbistan'daki durumu örnek gösteren Blair, 'güvende olmak istiyorsak başka ülkelerdeki çatışmalara insan hakları ihlallerine sırtımızı dönemeyiz' diyordu. Blair doktrini, özgürlük hukukun üstünlüğü insan hakları ve açık toplum değerlerini yerleştirip yayma yolunda askeri müdahale kapsamını genişletmeyi öngörüyordu. Beş yıl ve iki işgal sonra, 5 Mart 2004'te yaptığı konuşmada da aynı hedefleri vurguladı. Ancak Kosova, Irak ve Afganistan halkları batıdan, bu savaşlarla 'özgürlüklerine kavuşma'larından öncesine göre daha fazla nefret ediyorlar. Bu ülkelerin toplumları liberal, hoşgörülü, yolsuzluğun olmadığı hukuk düzenlerine dönüşmemiş görünüyor. Sağlanan ilerlemeler ise çoğu zaman kelimenin tam anlamıyla silah zoruyla yapılıyor. Bu ülkelerde yabancı askerlerin varlıklarını hala sürdürmesi de bunun kanıtı." İngiltere'nin ılımlı İslam projesi Radikal görüşleri ile tanınan Müslüman din adamı Ebu Hamza'nın Amerika Birleşik Devletleri'nin iade talebi ile tutuklanması ve ülkede 10 bin kadar El Kaide sempatizanı bulunduğu yolundaki haberler ardından, İngiliz pazar gazeteleri ılımlı ve aşırı İslam kavranmlarını uzun uzadıya işliyor. Observer bir Müslüman derneğinin hazırladığı raporda İngiltere'de İslam düşmanlığının kurumsallaştığının belirtildiğini ve bunun şiddeti tetikleyebileceği uyarısını aktarıyor. Sunday Times, "Madem Ebu Hamza bu kadar tehlikeliydi neden şimdiye kadar daha sert önlemler alınmadı?" diye soruyor. Gazetenin haberine göre hükümet ılımlı din adamlarını teşvik ve genç Müslümanları kazanmak için de girişim başlatıyor. "Sunday Times'ın eline geçen 100 sayfayı aşkın belgeye göre, hükümetin dokuz biriminin katkısıyla aşırı islama karşı Contest (Müsabaka) adlı bir proje yürütülüyor. Plana göre radikal görüşlü yabancı imamlar değerlendirmeden geçecek ve İngiltere'deki yaşam tarzına ayak uydurmamakta direnenlere yasak getirilecek. Ilımlı liderlere ise mali ve manevi destek verilecek. Ancak bu proje Müslümanların inançları ile batı değerlerini kabul etmelerini sağlayacak şekilde oynanması olarak görülüp tepki çekebilir. Müslüman cemaatinin önde gelen liderlerinden diğer cemaatlerle ilişkilerini iyileştirmelerinin istenmesi ve terörü kınama konusunda daha gür sesle konuşmaları yolunda telkinde bulunulması da planlar arasında. Gençler arasında terör örgütü ve aşırı görüşlerin destek bulamaması için kökene inmek gerekiyor. Araştırmalara göre Müslüman gençlerin işsiz kalma oranı İngiltere toplumunun geri kalanına göre üç kat fazla. Bu nedenle işsizlik sorununun çözülmesi gerektiği belirtiliyor. İş yerlerinde ibadet için düzenlemeler yapılması ve ipotek sisteminde faize alternatifler oluşturulması da düşünülüyor. Müslümanların ılımlı gazete, radyo ve televizyonlarına mali kaynak sağlanması ve genç Müslümanlar arasından belirlenecek 'elçi'lerle İngiltere'nin Müslüman dostu olduğu imajının yayılması da planlar arasında." Vanunu'nun olaylı mülakatı Independent on Sunday, 'İsrail, BBC tarafından kandırıldığı için kızgın' başlıklı haberinde, İsrail'in nükleer programını ifşa eden Mordechai Vanunu'nun 18 yıllık hapis hayatı ardından, serbest kaldıktan sonra verdiği ilk mülakata dikkat çekiyor. İsrail Vanunu'nun hareketlerini denetliyor, yabancı gazetecilerce görüşmesine izin vermiyor. Hatta Vanunu'nun açıklamalarını 1986'da yayınlayan Sunday Times muhabiri Peter Hounam geçen hafta bir ara gözaltına alınmıştı. Zaten sözü edilen mülakat da aslında Hounam'ın katılımıyla organize edildi. BBC için bir program hazırlayan Hounam ve ekibi Vanunu ile dolaylı olarak görüştü. Mülakatı Vanunu'nun destekçilerinden İsrailli Yael Lotan yaptı. Mülakatı haber alan İsrail gizli servisi ekibi gözaltına alıp tüm bantlarına el konacağını bildirdi. Ancak bir bant İsrail dışına çıkarılıp yayınlandı. Bu nedenle İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın BBC'nin Orta Doğu bürosu şefiyle bir görüşme talep edeceği belirtiliyor. Peki Vanunu bu mülakatta neler anlattı? Sunday Times bu mülakatı bugün yayınladı. Dimona nükleer tesisinin teknisyeniyken, emekli olduktan sonra Londra'ya giden Vanunu İsrail'in bir nükleer programı olduğunu duyurması sonrasında, gizli bir operasyonla yakalanıp İsrail'e götürülmüştü. Sunday Times, Vanunu'nun ağzından bu süreci şöyle anlatıyor: Haber henüz yayımlanmamışken Vanunu hala Londra'daydı, bir gün İsrail ajanı olan 'Cindy'yi yolda gördü. 'Çok hoş bir kadına benziyordu. Amerikalı, orta boylu, sarışın.' sokakta başlayan sohbetleri ardından yakın bir ilişki gelişti. Vanunu bir ara Mossad ajanı mısın sorusunu "Mossad mı, o nedir?' diye yanıtlayan Cindy'yi, 'onunla olmak keyifliydi, şefkatliydi, beni sık sık öperdi' sözleriyle anlatıyor. Cindy'nin Roma'da bir tatil yapmaları teklifi ardından, Vanunu buraya gider gitmez yakalandı ve kendisine tekrar tekrar bir ilaç enjekte edildi. Muhafızlarından birinin Fransız olduğunu söyleyen Vanunu, havayoluyla İsrail'de bir sahile götürüldü. Burada bir sedyeye bağlanarak 18 yıl geçirdiği Aşkelon cezaevine nakledildi. Bu dönemi, 'yüksek bir binadan düşüp yere çarpmak gibi' diye tanımlayan Vanunu, vatana ihanetle suçlanmasına da tepkili. "İsrail'i yeni bir soykırımdan korumak istiyordum" diye konuşan Vanunu, "gelecekteki bir savaşı önlemek, savaşın sorunları çözme yolu olmadığını göstermek istedim" diyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||